MEB ve Ülkü Ocakları arasında imzalanan protokol, okullarda eğitim ve siyasetin sınırlarını bulanıklaştırıyor. Bu işbirliği, çocuklarımızın ideolojik etkilerden uzak, tarafsız ve bilimsel bir eğitim alma hakkına zarar veriyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’na (MEB) bağlı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü, MHP’nin gençlik teşkilatı Ülkü Ocakları ile protokol imzaladı. 31 Aralık’ta imzalanan protokole göre; Ülkü Ocakları, MEB’e bağlı tüm okullarda kurs açma ve etkinlik düzenleme yetkisine sahip olacak. Ayrıca MEB ile Ülkü Ocakları’nın ortak çalışma yürütebilecek.
Görünüşte toplumsal fayda sunmayı hedefleyen bu girişim, gerçekte okulları ve eğitim merkezlerini siyasetin alanına dönüştürme tehlikesi taşıyor. Eğitimde böylesi bir siyasi etkilenme, çocuklarımızın geleceğini ve toplumun ortak değerlerini tehdit ediyor.
Vakıf görünümlü ideolojik dayatma
Eğitim, toplumu oluşturan bireylerin eşitlik, tarafsızlık ve bilimsel bir zeminde yetiştirildiği en önemli alandır. Ancak okullarımızın, belli bir siyasi görüşe sahip yapıların nüfuz edebileceği platformlara dönüşmesi, bu temel işlevi baltalamaktadır. Bu durum, eğitim sistemimizin demokratik ve çoğulcu yapısını zedeleyerek, çocukların eşit fırsatlar elde etmesini engellemektedir. Eğitim kurumlarının, tüm toplumsal farklılıkları kucaklayan, kimsenin inançlarına, görüşlerine ya da yaşam tarzına müdahale etmeyen bir yapıda olması gerekirken, bu tür iş birlikleri ile bu denge ciddi şekilde sarsılmaktadır.

Bu protokol, sadece eğitimin niteliğine zarar vermekle kalmıyor, aynı zamanda okulların tarafsızlığını gözeten yasaları da ihlal ediyor. Siyasi bir partiyle bağlantılı olduğu bilinen bir yapının, “vakıf” adı altında eğitim sistemine dahil edilmesi, çocukları ideolojik etkilerden korumaya karşı açık bir çelişki içindedir. Geçmişte, benzer yapıların okullarda rahatlıkla faaliyet yürüttüğüne tanık olduk. Çocukların, eğitim adı altında siyasi propagandaların odağı haline getirildi. Bu durumun pedagojik sonuçları ise uzun vadede gençlerimizin düşünce özgürlüğüne zarar vermekte, onları toplumda kutuplaştırmaktadır. Bu kutuplaşma, yalnızca çocuklarımızı değil, aynı zamanda toplumsal birlikteliğimizi de tehdit eden tehlikeli bir süreçtir.
Eğitimde siyasi etkilere yer yok
Milli Eğitim Bakanlığı’nın asıl görevi, laik ve bilimsel temellerde eğitim hizmeti sunmaktır. Eğitim, hiçbir şekilde siyasetin gölgesinde yürütülemez. Çocuklar, herhangi bir siyasi yapının düşüncelerini benimsemeye zorlanamaz. Onlara, kendi düşüncelerini özgürce geliştirebilecekleri bir eğitim ortamı sunmak zorundayız. Aksi halde, çocukların geleceği ve eğitim sistemimizin güvenilirliği geri dönüşü olmayan bir şekilde zedelenecektir.
Eğitim sistemine zarar veren bu tür adımlar, gelecekte toplumsal huzursuzlukların ve ayrışmaların zeminini hazırlayabilir. Bu nedenle, eğitim kurumlarının ideolojik yapılardan arındırılması ve toplumu birleştirici bir anlayışla yönetilmesi şarttır.
Unutulmamalıdır ki, eğitim politikalarının merkezinde çocukların hakları, ihtiyaçları ve özgürlükleri yer almalıdır. Eğitimi siyasetten uzak tutmak; onların yararına olduğu kadar, toplumumuzun geleceği için de vazgeçilmez bir ilkedir. Eğitim, tüm ideolojik ve siyasi etkilerden arındırılarak çocuklarımız için umut dolu bir gelecek inşa etmenin anahtarıdır.













