Emeklilik, bir ömrün ardından huzur ve dinlenme zamanı olması gerekirken, bugün milyonlarca insan için geçim derdinin ve hayatta kalma mücadelesinin yeni adı haline geldi; emeklilik huzur değil, mücadeleye dönüştü.
Geçim sıkıntısı çeken milyonlarca emekli, iş aramaya, ağır koşullarda çalışmaya ve iş kazalarında hayatını kaybetmeye devam ediyor. Resmi rakamlara göre kayıtlı çalışan emekli sayısı 2 milyonu aşarken, uzmanlar kayıtsız çalışanlarla birlikte bu rakamın çok daha yüksek olduğunu belirtiyor.
İş Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) 2024 yılı raporuna göre, 50 yaş ve üzeri en az 558 işçi, 65 yaş ve üzeri ise 96 işçi iş kazalarında yaşamını yitirdi. Çalışmak zorunda kalan emekliler, sağlık sorunlarına ve yaşlarına rağmen tehlikeli işlerde çalışmaya devam ediyor.
Bayram ikramiyesi artıyor ama yetmiyor
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, emeklilere verilen bayram ikramiyesini 3 bin TL’den 4 bin TL’ye yükselten kanun teklifini kabul etti. Yasanın, bayram öncesinde yürürlüğe girmesi bekleniyor. Ancak yapılan artış, ekonomik koşullar göz önüne alındığında emekliler tarafından yeterli bulunmuyor.
Emekli maaşları açlık sınırının altında
Ocak 2025 itibarıyla işçi ve Bağ-Kur emekli maaşlarına yüzde 15,75, memur emekli maaşlarına ise yüzde 11,54 zam yapıldı. Ancak en düşük emekli maaşı 14 bin 469 TL olarak belirlenirken, açlık sınırı 23 bin 324 TL’ye ulaştı. Asgari ücretin 22 bin 104 TL olduğu düşünüldüğünde, emekliler açlık sınırının bile altında bir yaşam sürmek zorunda bırakılıyor.

Türkiye, Avrupa’da emekliye en az destek veren ülkelerden biri
DİSK-AR’ın Mart 2024 raporuna göre, Türkiye emekli maaşları açısından Avrupa’da sondan ikinci sırada yer alıyor. 2012’de ortalama emekli maaşı bakımından en düşük 10’uncu ülke olan Türkiye, 2021 itibarıyla sondan ikinci sıraya geriledi. Bulgaristan’da ortalama emekli maaşı 224 Euro iken, Türkiye’de yalnızca 237 Euro seviyesinde bulunuyor.
Ayrıca ülkemizde emeklilerin yarısından fazlası ya çalışıyor ya da iş arıyor. 2023 verilerine göre, çalışan ve iş arayan emeklilerin oranı yüzde 55,3’e ulaştı. Avrupa’da ise emekli olanlar, son maaşlarının yüzde 70’ine yakın bir gelir elde ederken, Türkiye’de bu oran yüzde 50’nin bile altına düştü.
Türkiye’de emeklilerin sendika hakkı tanınmıyor
Avrupa’da emekliler güçlü sendikal örgütlenmelerle haklarını savunabiliyor. İtalya’da emekliler sendikası 2,5 milyon üyeye sahip ve doğrudan hükümetle pazarlık yapabiliyor. Belçika’da ise işçi emekli olduğunda sendikasından ayrılmıyor ve haklarını korumaya devam ediyor.
Türkiye’de ise emeklilerin sendika kurması yasalar tarafından engelleniyor. Mevcut mevzuat, yalnızca işçi ve işverenlerin sendika kurmasına izin veriyor. DİSK’e bağlı Emekli-Sen ve diğer emekli sendikaları, resmi statüye sahip olmadıkları için toplu görüşme hakkından mahrum bırakılıyor.

Emeklilik huzur değil, mücadeleye dönüştü
Sonuç olarak, bu karmaşık tablo içinde emeklilerimizin yaşadığı sıkıntılar, insanlık onurunun temel prensiplerine aykırı bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor. Hayatın son dönemlerinde huzur ve güvence beklerken, onlar için geleneksel anlamda emeklilik, mücadele dolu bir yaşam mücadelesine dönüşmüş durumda. Toplumumuzun her kesiminden seslenmelerin, adalet arayışlarının daha gür ve kararlı olması, bu sistemsel çarpıklığın giderilmesinde en önemli adım olacaktır. İnsanlık, yalnızca gençlerin değil, yaşlı bireylerin de hak ettiği saygı ve değer ile yaşamalarını sağlamalıdır. Ekonomik politikaların, insani değerlerle uyum içinde yeniden yapılandırılması, geleceğe dair umutları yeşertecektir.
Emeklilik, artık yalnızca geçmişin bir yansıması değil, bugünün ve yarının inşasında bir mihenk taşı olmalıdır. Her bireyin, yaşına bakılmaksızın, yaşamını insan onuruyla sürdürebileceği bir toplum inşa etmek, hepimizin ortak sorumluluğudur. Bu noktada, devlet politikaları, sivil toplum kuruluşları ve toplumun tüm kesimlerinin duyarlılığı, daha adil bir sistem için el ele vermelidir. Yeterli gelirin, yaşamın temel ihtiyaçlarını karşılaması gerekliliği, insani adaletin vazgeçilmez bir unsuru olmalıdır. Unutulmamalıdır ki, gerçek medeniyet, en savunmasız olanlarına gösterdiği özen ve sevgi ile ölçülür.












