Yaz aylarında çocuklarda sık görülen el-ayak-ağız hastalığının bulaşıcılığının yüksek olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, “Özellikle havuzlar, kreşler ve ortak oyun alanları bulaş riskini artırabiliyor. Çocuklarda ateş, ağız yaraları, döküntü ve beslenme reddi gibi belirtiler görüldüğünde dikkatli olunmalı” dedi.
Genellikle 2-10 yaş arasındaki çocuklarda, özellikle de 5 yaş altı grupta görülen el-ayak-ağız hastalığı yaz aylarında daha sık karşımıza çıkıyor. Viral kaynaklı bu enfeksiyonun hızlı yayılabildiğini belirten Medical Park Ataşehir Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Rüstem Üçel, hastalığın belirtileri, bulaş yolları ve korunma yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Yaz Ve Sonbahar Aylarında Daha Sık Görülüyor
El-ayak-ağız hastalığının en sık enterovirüs 71 ve coxsackievirus A16 kaynaklı geliştiğini belirten Dr. Üçel, “Bu hastalık özellikle yaz ve sonbahar aylarında daha sık görülüyor. Küresel ısınma ve mevsim değişiklikleri nedeniyle görülme dönemlerinde kaymalar olabiliyor” diye konuştu.
Havuzlar Ve Kreşler Bulaş Riskini Artırabiliyor
Hastalığın solunum yoluyla, tükürükle, yakın temasla ve dışkı yoluyla bulaşabildiğini söyleyen Dr. Üçel, “Yazın havuz sezonunun açılması ve enfekte havuz sularının yutulması bulaş riskini artırabiliyor. Bunun yanında kreşler ve ortak oyun alanları da yayılım açısından risk oluşturuyor” dedi.
İlk Belirtiler Halsizlik Ve Ateşle Başlayabiliyor
Hastalığın ilk belirtilerine değinen Dr. Üçel, “İlk dönemde halsizlik, iştahsızlık, kırgınlık, burun akıntısı, boğaz ağrısı ve yüksek ateş görülebilir. Küçük çocuklarda ise huysuzluk, huzursuzluk, salya artışı ve beslenme reddiyle başlayabilir” ifadelerini kullandı.
Ağız Yaraları Ve Döküntüler Dikkat Çekiyor
İlerleyen süreçte ağız içinde ağrılı yaralar oluşabildiğini ifade eden Dr. Üçel, “Bu yaralar yutma zorluğuna neden olabilir. Sonrasında avuç içi, ayak tabanı, diz, dirsek ve kalça bölgelerinde döküntüler ortaya çıkabilir” dedi.
Beslenme Reddi Önemli Bir Uyarı Olabilir
Özellikle küçük çocuklarda ağız yaralarının sıvı alımını zorlaştırabileceğine dikkat çeken Dr. Üçel, “Sıvı alamama, beslenme reddi, ateş, kusma ve uykuya meyil gibi bulgular ciddiye alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
Bulaşıcılık İlk 7-10 Günde Daha Yüksek
Hastalığın belirtilerinin başlamasından sonraki ilk günlerde bulaşıcılığın arttığını vurgulayan Dr. Üçel, “Döküntülerin tamamen kaybolması 7 ila 10 gün sürebilir. Bu süreçte çocuğun okula ya da kreşe gönderilmemesi gerekir” diye konuştu.
Başka Hastalıklarla Karışabiliyor
El-ayak-ağız hastalığının bazı başka enfeksiyonlarla karışabileceğini belirten Dr. Üçel, “Hastalık ağız içi yaralar, suçiçeği, alerjik döküntüler ve uçuk enfeksiyonlarıyla karıştırılabilir. Aileler özellikle ateş, ağız yarası ve el-ayak tabanındaki döküntü birlikteliğinde dikkatli olmalıdır. Ancak çoğu zaman ayrıntılı muayene ile tanı koymak mümkündür” dedi.
Bazı Durumlarda Mutlaka Hastaneye Başvurulmalı
Üç günden uzun süren ateş, bilinç değişikliği, kusma ve sıvı alamama durumlarının önemli olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Üçel, “Özellikle küçük çocuklarda sıvı kaybı ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu durumlarda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır” diye konuştu.
Korunmada Hijyen Kuralları Büyük Önem Taşıyor
Korunma yollarına değinen Uzm. Dr. Üçel, “Hasta çocukların izole edilmesi, ellerin sık sık yıkanması, yakın temastan kaçınılması ve ortak kullanım alanlarının düzenli dezenfekte edilmesi bulaşı önlemede çok önemlidir” ifadelerini kullandı.
Yetişkinlerde De Görülebiliyor
Hastalığın nadiren yetişkinlerde de görülebileceğini belirten Uzm. Dr. Üçel, “Yoğun stres, yorgunluk, bağışıklık sisteminin baskılanması ve hasta bireylerle yakın temas yetişkinlerde de hastalığın ortaya çıkmasına neden olabilir” dedi.
Tedavi Semptomlara Yönelik Uygulanıyor
El-ayak-ağız hastalığında tedavinin semptomlara yönelik olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Üçel, “Ağız yaralarının ağrısını azaltmak için topikal tedaviler uygulanabilir. Ateş düşürücü ve ağrı kesiciler kullanılabilir. Sıvı tüketiminin artırılması ve yumuşak besinlerle beslenme iyileşme sürecini destekler” diye konuştu.














