SAP Türkiye ve KPMG Türkiye iş birliğinde düzenlenen SAP Sürdürülebilirlik Forumu, iş dünyasının üst düzey yöneticilerini İstanbul’da bir araya getirdi. Etkinlikte, veri ve yapay zekâ teknolojilerinin etkin kullanımıyla şirketlerin sürdürülebilirlik dönüşümünün nasıl hızlandırılabileceği ele alındı.
31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı Yolunda SAP Sürdürülebilirlik Forumu” etkinliği, şirketlerin sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmasına ve değişen düzenlemelere hazırlanmasına destek olmak amacıyla SAP Türkiye ve KPMG Türkiye iş birliğinde gerçekleştirildi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzalayan ülkelerin katılımıyla düzenlenen İklim Değişikliği Konferansı’nın ilki 1995 yılında Almanya’da gerçekleştirildi. Konferansın 31’incisi ise bu yıl kasım ayında Antalya’da düzenlenecek. Konferans öncesinde sürdürülebilirlik, finans ve tedarik zinciri alanındaki yöneticilerin katılımıyla İstanbul’da düzenlenen forumda; sürdürülebilirlik raporlaması, karbon ayak izi yönetimi ve veri değişimi gibi çözümler interaktif uygulamalarla ele alındı. Uluslararası Finansal Raporlama Standartları Vakfının yayımladığı sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgilerin açıklanmasına yönelik standartlar, Avrupa Birliği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği gibi düzenlemelerin yürürlüğe girmesiyle yatırımcıların ve paydaşların çevresel, sosyal ve yönetişim alanlarında daha şeffaf ve veri odaklı bir yönetim anlayışı beklediği belirtildi. Forumda şirketlerin kullanabileceği yapay zekâ destekli sürdürülebilirlik çözümleri, düzenlemelere uyum için izlenebilecek yol haritası ve Türkiye’nin 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı stratejisi değerlendirildi.
Sürdürülebilirlik işletmelerin çekirdeğine yerleşiyor
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan SAP Türkiye Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erdem Şekeroğlu, sürdürülebilirliğin artık yalnızca iklim hedefleri veya yıl sonu raporlamasıyla sınırlı olmadığını, şirketlerin yatırım, üretim, tedarik zinciri ve maliyet yönetimini doğrudan etkileyen bir iş gündemine dönüştüğünü söyledi. Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın taahhütleri gerçek hayattaki uygulamalara dönüştürmek açısından kritik bir dönemeç olduğunu belirten Şekeroğlu, “SAP olarak konferansın Green Zone alanında kuracağımız özel bölümde, sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine yerleştiren çözümlerimizi anlatacağız” dedi. Şekeroğlu, şirketlerin güvenilir ve entegre veriye sahip olması durumunda emisyon ve tedarik zinciri risklerini daha iyi görebileceğini belirterek, sürdürülebilirliğin böylece manuel bir çaba olmaktan çıkıp ölçülebilir, denetlenebilir ve ölçeklenebilir bir iş performansına dönüşebileceğini ifade etti. SAP Türkiye Kıdemli Çözüm Danışmanı ve Sürdürülebilirlik Lideri Nazlı Savaşcı da sürdürülebilirliğin rekabet gücünü doğrudan belirleyen stratejik bir konu olduğunu belirterek SAP’nin entegre platformunu tanıttı.
Savaşcı, “SAP Sustainability Control Tower ile tüm çevresel, sosyal ve yönetişim verileri merkezi olarak yönetilirken, SAP Sustainability Footprint Management ile doğrudan emisyonlar, satın alınan enerjiden kaynaklanan dolaylı emisyonlar ve değer zincirindeki diğer dolaylı emisyonları kapsayan karbon ayak izi ölçülebiliyor” diye konuştu.
Savaşcı, SAP Sapphire 2026’da duyurulan Sustainability Regulatory Readiness Agent ve Footprint Optimization Agent adlı yapay zekâ araçlarına değinerek Mercedes-Benz, ArcelorMittal ve Türkiye’den Martur Fompak gibi şirketlerin elde ettiği uyum ve verimlilik sonuçlarını aktardı.
Ambalaj düzenlemelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Savaşcı, SAP Responsible Design and Production çözümüyle ambalaj tasarımı ve atık yönetiminin optimize edilerek Avrupa Birliği Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yönetmeliği gerekliliklerine uyum sağlanabildiğini belirtti.
Savaşcı ayrıca SAP Green Token uygulamasının tedarik zincirindeki ham madde hareketlerini uçtan uca izlenebilir hâle getirerek Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği kapsamında gerekli şeffaflık ve yasal uyumluluk standartlarının sağlanmasına katkı sunduğunu ifade etti.
‘Sürdürülebilirlik stratejik bir fırsat olarak görülmeli’
SAP Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Sürdürülebilirlik Çözümleri Başkanı Hichem Hachemi, Türkiye’de sürdürülebilirlik dönüşümünün bir uyum yükünden ziyade stratejik bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi. “Hachemi, “Avrupa Birliği, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biridir. Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Avrupa Birliği Ormansızlaşma Yönetmeliği ve ürün uyumluluk düzenlemelerine kadar yaklaşan Avrupa Birliği sürdürülebilirlik gereksinimleri dalgası, dikkate alınmadığı takdirde pazara erişimi doğrudan olumsuz etkilemektedir” dedi.
Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ile Kimyasalların Kaydı, Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Hakkında Yönetmelik gibi yerel düzenlemelere de değinen Hachemi, şirketlerin farklı yönlerden artan düzenleme baskısıyla karşı karşıya kaldığını ve sürdürülebilirlik dönüşümünün acil bir iş önceliğine dönüştüğünü söyledi.
Hachemi, “Ancak bu alanda kararlı adımlar atanlar, bu baskıyı ihracat dayanıklılığına, daha düşük karbon maliyetlerine ve pazarda farklılaşmaya dönüştürebilir” ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilirliğin artık şirketlerde izole bir fonksiyon olmadığını belirten Hachemi, “Bugün önem taşıyan her üst düzey kararın merkezinde yer almaktadır. Şirketlerin ölçeklenmesini engelleyen iki yapısal bariyer bulunuyor: Zayıf denetim izlerine sahip parçalı veriler ve yapay zekânın kurum genelinde güvenilir bir şekilde çalışmasını engelleyen birbirinden kopuk bilgi teknolojileri sistemleri. Veri ve yapay zekâ altyapısını bugünden kuran şirketler, Avrupa Birliği pazarına erişimlerini korumak ve düzenleme baskısını rekabet avantajına dönüştürmek için çok daha güçlü bir konuma gelecektir” dedi.
‘Sürdürülebilirlik pazara erişimi belirleyen bir büyüme meselesi’
KPMG Türkiye Sürdürülebilirlik Danışmanlığı Şirket Ortağı Sertuğ Özkan da Türk sanayisi açısından sürdürülebilirliğin bir uyum gündemi olmaktan çıkarak pazara erişimi belirleyen stratejik bir büyüme meselesine dönüştüğünü ifade etti. Özkan, “İhracata yönelik çalışan şirketler yatırım kararlarını ve tedarik zinciri stratejilerini sürdürülebilirlik ekseninde yeniden yapılandırmak zorunda. Bu dönüşümü düşük karbonlu ürünler ve enerji verimliliğiyle fırsata çevirebilen şirketler, küresel değer zincirlerindeki konumlarını güçlendirerek sektörlerinin liderleri arasında yer alacaktır” değerlendirmesinde bulundu.
Sürdürülebilirliğin yalnızca bir raporlama faaliyeti olmadığını vurgulayan Özkan, başarı için yatırım planlamasından operasyonel verimliliğe kadar tüm süreçlerle bütünleşmenin ve tutarlı, denetlenebilir bir veri altyapısının oluşturulmasının gerekli olduğunu belirtti.
‘Karbon artık ticari bir değişken’
Sürdürülebilirliğin kurumsal karar süreçlerine entegrasyonuna değinen SANKO Holding Sürdürülebilirlik Başkanı Enise Ademoğlu Matbay ise iklim politikasının çevresel taahhütlerin ötesine geçerek sanayi, ticaret, yatırım ve rekabet gücüne yön verdiğini söyledi.
Matbay, “Karbon artık şirketlerin pazar erişimini, maliyetlerini ve yatırım kararlarını belirleyen ticari bir değişken. Biz de operasyonlarımızda karbonsuzlaşma ve kaynak verimliliğini büyüme stratejimizin temeline alıyor, sürdürülebilirlik göstergelerini raporlama çıktısından kurumsal karar girdisine taşıyoruz” dedi. 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’na giden süreçte başarının taahhütlerin yatırıma, verinin güvene ve teknolojinin ölçülebilir etkiye dönüştürülmesine bağlı olduğunu ifade eden Matbay, Türkiye’nin teknoloji, finansman ve güçlü sanayi kapasitesiyle dönüşümü ölçeklendirerek yeni dönemin üretim ve ticaret standartlarını belirleyen ülkelerden biri olabileceğini kaydetti.
‘Sürdürülebilirlik bir uyum maliyeti değil, rekabetçilik yatırımıdır’
Arçelik Sürdürülebilirlik Direktörü Özlem Ünlüer de şirketin sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik çalışmalarını anlattı. Ünlüer, “Sürdürülebilirliği bir uyum maliyeti değil, rekabetçilik yatırımı olarak görüyoruz. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması başta olmak üzere çeşitli düzenlemeler ve operasyonlarımızdan kaynaklanan iklim kaynaklı finansal risklerimizi ölçerek değer zincirimizi yeni düzenlemelere hazırlıyoruz” dedi.
Yapay zekâ ve dijital teknolojilerden ürünlerin kullanımından üretim süreçlerine kadar birçok alanda yararlandıklarını belirten Ünlüer, bu teknolojileri enerji, su ve malzeme verimliliğini artırmak amacıyla kullandıklarını söyledi. Ünlüer, “Türkiye sanayisinin önündeki fırsat, bu dönüşümü yalnızca düzenlemelere uyum sağlamak için değil, küresel rekabet gücünü artırmak için kullanabilmektir” ifadelerini kullandı.














