Türkiye’de sahipsiz hayvanların korunması, tedavisi, rehabilitasyonu ve yeni yuvalara kavuşturulması konusunda hayvan bakımevleri önemli bir rol üstleniyor. Son yıllarda yapılan mevzuat değişiklikleriyle birlikte belediyelerin sorumlulukları, hayvanların bakımevlerine alınması, kayıt altına alınması ve sahiplendirilmesiyle ilgili süreçler de yeniden düzenlendi.
Özellikle 2024 yılında 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda yapılan değişikliklerin ardından Aralık 2024’te yeni uygulama yönetmeliği yayımlandı. Düzenleme; sahipsiz hayvanların toplanmasından rehabilitasyonuna, bakımevlerinin fiziksel koşullarından sahiplendirmeye kadar birçok konuda ayrıntılı kurallar getiriyor.
Peki hayvan barınağından kedi veya köpek nasıl sahiplenilir, hangi belgeler gerekir, mikroçip işlemini kim yapar ve hayvan barınaklarında gönüllü olmak isteyenler ne yapmalıdır? İşte Türkiye’deki güncel sistem hakkında bilinmesi gerekenler.
Türkiye’de hayvan barınaklarının görevi nedir?
Günlük kullanımda “hayvan barınağı” denilse de mevzuatta ağırlıklı olarak hayvan bakımevi kavramı kullanılıyor. Güncel düzenlemeye göre hayvan bakımevleri, sahipsiz hayvanların sağlık kontrollerinin yapıldığı, rehabilite edildiği, gerektiğinde tedavi edildiği ve sahiplendirilinceye kadar barındırıldığı tesisler olarak faaliyet gösteriyor.
Sahipsiz hayvanlarla ilgili görevler yalnızca büyükşehir belediyelerine ait değil. Büyükşehir ve büyükşehir ilçe belediyeleri, diğer belediyeler ve ilgili yerel yönetim birimleri mevzuat kapsamında sorumluluk taşıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar birimleri ise çalışma izinleri, koordinasyon ve denetim gibi görevler üstleniyor.
Yeni yönetmeliğe göre hayvan bakımevlerinde hayvanların ihtiyaçlarına uygun açık ve kapalı alanların yanı sıra karantina, ameliyat sonrası bakım, yavrulu anne, müşahede, muayene ve ameliyat bölümleri gibi çeşitli birimlerin bulunması gerekiyor.
Bu nedenle modern bir hayvan bakımevinin yalnızca hayvanların tutulduğu bir alan olarak değil; veterinerlik, rehabilitasyon, kayıt ve sahiplendirme hizmetlerinin birlikte yürütüldüğü bir merkez olarak düşünülmesi gerekiyor.
Sahipsiz bir hayvan bakımevine getirildiğinde ne oluyor?
Bakımevine kabul edilen bir hayvan için ilk işlemlerden biri mikroçip kontrolü oluyor. Hayvanın daha önce kayıtlı bir sahibi bulunup bulunmadığı araştırılıyor.
Güncel yönetmeliğe göre mikroçip kontrolünde sahipli olduğu belirlenen hayvanların durumu ilgili il veya ilçe tarım ve orman müdürlüğüne bildiriliyor. Sahipsiz olduğu belirlenen hayvanlar ise Bakanlığın veri tabanına kaydediliyor ve sağlık muayenesinden geçiriliyor.
Ardından hayvanın;
- genel sağlık durumu,
- yaşı ve fiziksel özellikleri,
- bulaşıcı hastalık riski,
- davranış özellikleri,
- kısırlaştırma durumu,
- tedavi ihtiyacı gibi özellikleri değerlendiriliyor.
Sahiplendirilmeye uygun bulunan hayvanlar gerekli rehabilitasyon ve tıbbi işlemlerin ardından yeni sahiplerine verilebiliyor. Yönetmelik ayrıca bakımevlerinin sahiplendirme işlemi karşılığında bağış veya ücret talep edemeyeceğini açık biçimde düzenliyor.
Hayvan barınağından kedi veya köpek nasıl sahiplenilir?
Sahiplendirme prosedürleri belediyeden belediyeye bazı uygulama farklılıkları gösterebilir. Ancak genel sistem birkaç temel aşamadan oluşuyor.
İlk adım, belediyenin hayvan bakımevini veya varsa çevrim içi sahiplendirme platformunu incelemek. Birçok belediye artık sahiplendirilmeyi bekleyen hayvanların fotoğraflarını ve temel bilgilerini internet üzerinden yayımlıyor.
Örneğin Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin E-Pati sisteminde bakımevlerinde bulunan hayvanlar görüntülenebiliyor ve sahiplendirme için ziyaret randevusu oluşturulabiliyor.
Sahiplenmek isteyen kişinin hayvanla tanışmasının ardından genellikle kimlik ve ikamet bilgileri kontrol ediliyor. Hayvanın yaşayacağı ortamın uygunluğu da değerlendirmede önemli bir unsur.
Köpek sahiplenmelerinde özellikle apartman ve site yönetim planına ilişkin ek belgeler gündeme gelebiliyor. Güncel uygulama yönetmeliği, hayvan bakımevinden köpek sahiplenen kişinin Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamındaki yönetim planına ilişkin gerekli belgeleri yerel yönetime sunmasını öngörüyor.
Bu nedenle başvuru yapmadan önce ilgili belediyenin güncel belge listesinin kontrol edilmesi en doğru yöntem.
Sahiplendirilen hayvana mikroçip takılması gerekiyor mu?
Evet. Sahiplenilen kedi ve köpeklerin kimliklendirilmesi ve kayıt altına alınması sistemin en önemli aşamalarından biri.
Hayvanın mikroçip numarasıyla birlikte sahibi ve hayvana ait bilgiler Bakanlığın PETVET Ev Hayvanı Kayıt Sistemi’ne kaydediliyor. Sistem içerisinde hayvanın türü, ırkı, cinsiyeti, doğum bilgileri ve sahibi gibi bilgilerin yanında sahip değişikliği, kayıp, operasyon ve bazı sağlık bilgileri de tutulabiliyor.
2025 yılında yapılan düzenlemelerle yerel yönetimler, bakımevlerinden sahiplenilen kedi ve köpeklerin sorumlu veteriner hekim tarafından Bakanlık kayıt sistemine kaydedilmesi ve hayvan pasaportunun oluşturulması konusunda görevli hale getirildi. Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin güncel sahiplendirme sistemi de bu düzenlemeye göre çalışıyor.
2026 itibarıyla mikroçip ve kayıt uygulamaları da önemini koruyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın güncel bilgilendirmelerinde altı aydan küçük kedi ve köpeklerin mikroçiple kimliklendirilmesi, kayıt oluşturulması ve ev hayvanı pasaportunun düzenlenmesi gerektiği belirtiliyor.
Barınaktan hayvan sahiplenmek ücretsiz mi?
Mevzuat açısından hayvan bakımevleri, uygun bulunan hayvanların sahiplendirilmesi sırasında sahiplendirme karşılığında bağış veya ücret isteyemiyor.
Ancak bir hayvanı sahiplenmenin kendisi ücretsiz olsa bile sorumluluğu ücretsiz değildir.
Yeni sahibin; mama, veteriner kontrolleri, aşılar, parazit uygulamaları, gerektiğinde tedavi, uygun yaşam alanı ve diğer bakım ihtiyaçlarını uzun yıllar boyunca karşılaması gerekir.
Dolayısıyla sahiplenme kararının yalnızca hayvanın bakımevinden çıkarılması olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Bir kedi veya köpeğin 10-15 yıl, bazı durumlarda daha uzun süre yaşayabileceği hesaba katılmalı.
Herkes istediği kadar hayvan sahiplenebilir mi?
Güncel sistemde bu konuda da sınırlamalar bulunabiliyor.
Hayvan bakımevlerinden bir kişinin sahiplenebileceği hayvan sayısının belirlenmesinde İl Hayvanları Koruma Kurulları görev alıyor. Bu kurullar aynı zamanda il genelindeki sahipsiz hayvanlarla ilgili çalışmaların koordinasyonunda rol oynuyor.
Ayrıca bazı kişiler için geçici sahiplendirme kısıtlamaları uygulanabiliyor. Örneğin sahiplendiği hayvanı terk ettiği gerekçesiyle hakkında idari yaptırım uygulananlar ile belirli kayıp durumları bulunan kişiler, mevzuatta belirtilen şartlarda bir süre bakımevlerinden yeni hayvan sahiplenemeyebiliyor.
Amaç, sahiplendirilen hayvanların kısa süre sonra yeniden terk edilmesinin önüne geçmek.
Hayvan sahiplenen kişinin sorumlulukları neler?
Sahiplendirme belgesinin imzalanmasıyla sorumluluk sona ermiyor; tam tersine başlıyor.
Mevzuata göre hayvan sahipleri hayvanlarının bakımından ve beslenmesinden sorumlu. Ayrıca insanların, diğer hayvanların ve çevrenin zarar görmesini önleyecek tedbirleri almakla yükümlüler.
Sahipli hayvanların terk edilmesi de mevzuat kapsamında yasak. Hayvanına artık bakamayacak durumda olan kişi hayvanı sokağa bırakmak yerine yeniden sahiplendirme yoluna gidebilir veya ilgili şartlar kapsamında hayvan bakımevine teslim edebilir.
Bu nedenle sahiplenme öncesinde ailedeki herkesin kararı, yaşam alanının uygunluğu, zaman ve ekonomik koşullar değerlendirilmelidir.
Hayvan barınaklarında gönüllü olmak mümkün mü?
Evet. Türkiye’de hayvan refahına katkı sağlamak için yalnızca hayvan sahiplenmek gerekmiyor. Belediyeler, gönüllü kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri üzerinden farklı şekillerde destek sağlanabiliyor.
Güncel yönetmelik yerel yönetimlerin sahipsiz hayvanlara yönelik çalışmalarda gönüllü kuruluşlarla iş birliği yapabilmesine de imkan tanıyor. Örneğin sahipsiz hayvanların toplanmasına ilişkin faaliyetlerde gönüllü kuruluşlarla iş birliği yapılabileceği açıkça düzenlenmiş durumda.
Ancak gönüllülerin hangi alanlarda çalışabileceği her bakımevinin kendi güvenlik, hijyen ve çalışma prosedürlerine göre değişebilir.
Bu nedenle doğrudan bakımevine gidip hayvanlarla ilgilenmeye başlamak yerine önceden belediyenin veteriner işleri birimiyle iletişime geçmek gerekir.
Hayvan barınağında gönüllüler ne yapabilir?
Gönüllülük yalnızca kafes temizlemek veya mama vermek anlamına gelmiyor. İhtiyaca ve tesisin kurallarına bağlı olarak çok farklı katkılar sağlanabilir.
Gönüllüler; hayvanların sosyalleştirilmesine destek olabilir, sahiplendirme ilanlarının hazırlanmasına yardımcı olabilir, uygun koşullarda köpeklerin egzersiz programlarına katılabilir, fotoğraf ve video çekerek hayvanların görünürlüğünü artırabilir veya mama ve malzeme kampanyalarına destek verebilir.
Bazı belediyeler gönüllülüğü doğrudan bağış ve ihtiyaç desteği şeklinde de organize ediyor. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Gönüllü Destek Hattı üzerinden vatandaşların mama, tıbbi ekipman, bakımevi ihtiyaçları ve rehabilitasyon faaliyetlerine destek sağlaması mümkün.
Özellikle fotoğrafçılık, sosyal medya yönetimi, tasarım veya dijital pazarlama bilgisine sahip gönüllüler, hayvanların sahiplendirilme ihtimalini artıracak içerikler hazırlayarak da ciddi katkı sağlayabilir.
Gönüllü olurken hangi kurallara dikkat edilmeli?
Hayvan bakımevleri veterinerlik hizmetlerinin yürütüldüğü kontrollü alanlardır. Bu nedenle gönüllülerin personelin talimatlarına uyması önemlidir.
Özellikle karantina, enfeksiyon şüphesi bulunan hayvanlar ve ameliyat sonrası bakım alanlarında yetkisiz kişilerin hayvanlarla temas etmesi hem insan hem de hayvan sağlığı açısından risk oluşturabilir.
Gönüllülerin ayrıca hayvanların davranış özelliklerini dikkate alması gerekir. Bakımevindeki her köpek veya kedi insanlarla temasa aynı şekilde tepki göstermeyebilir. Travma yaşamış, korkmuş veya sosyalleşmemiş hayvanlarla profesyonel gözetim altında çalışılması daha güvenlidir.
Gönüllülükte temel hedef hayvanla mümkün olduğunca fazla temas etmek değil, hayvanın refahını gerçekten artıracak biçimde destek olmak olmalıdır.
Sahiplenmeden önce hayvanla zaman geçirmek neden önemli?
Bir hayvanı yalnızca fotoğrafına bakarak seçmek yerine mümkün olduğunca davranışlarını gözlemlemek faydalıdır.
Özellikle köpeklerde; enerji seviyesi, insanlarla iletişimi, çocuklarla uyumu, diğer hayvanlara yaklaşımı, yalnız kalma toleransı ve egzersiz ihtiyacı gibi özellikler günlük yaşamı doğrudan etkileyebilir.
Örneğin yüksek enerjili genç bir köpek, gün boyunca evde yalnız kalan biri için uygun olmayabilir. Buna karşılık daha sakin yetişkin bir hayvan aynı yaşam düzenine çok daha kolay uyum sağlayabilir.
Bu nedenle “en güzel” veya “en küçük” hayvanı seçmek yerine yaşam tarzıyla en uyumlu hayvanı sahiplenmek, hem insan hem de hayvan açısından daha sürdürülebilir sonuç verir.
Yavru yerine yetişkin hayvan sahiplenmek mantıklı mı?
Bakımevlerinde yalnızca yavru hayvanlar bulunmaz. Çok sayıda yetişkin, yaşlı veya özel bakım ihtiyacı bulunan hayvan da yeni yuvasını bekler.
Yetişkin hayvanların bazı avantajları vardır. Karakterleri daha belirgin olduğu için enerji seviyeleri ve davranış özellikleri daha kolay değerlendirilebilir. Bazıları temel tuvalet veya ev yaşamı alışkanlıklarına da sahip olabilir.
Yaşlı hayvanların ise daha sakin bir yaşam temposuna sahip olması mümkündür. Ancak sağlık kontrolleri ve veteriner giderleri bakımından daha fazla ihtiyaçları bulunabileceği unutulmamalıdır.
Dolayısıyla yaş tek başına seçim kriteri olmamalıdır.
Türkiye’de hayvan bakımevlerine yönelik yatırımlar artıyor mu?
Tarım ve Orman Bakanlığı verileri, yerel yönetimlere bakımevi ve doğal yaşam alanlarının geliştirilmesi amacıyla mali destek sağlandığını gösteriyor.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün 2025 faaliyet raporuna göre 2025 yılında 26 hayvan bakımevi ve 26 doğal yaşam alanı yapımı için yaklaşık 500,9 milyon TL ödenek yerel yönetimler ve mahalli idare birliklerine aktarıldı. Aynı yıl 118 bin 258 hayvanın kısırlaştırılmasına yönelik faaliyetler için de 108,7 milyon TL’nin üzerinde kaynak ayrıldı.
Mevzuatta nüfusu 25 binin üzerindeki yerel yönetimlerin bütçelerinden belirli oranlarda sahipsiz hayvanların bakımı ve rehabilitasyonu için kaynak ayırmaları da öngörülüyor.
Hayvan sahiplenmek mi, gönüllü olmak mı?
Bu iki seçenek birbirinin alternatifi olmak zorunda değil.
Evinin koşulları, çalışma düzeni veya ekonomik durumu uzun vadeli hayvan bakımına uygun olmayan biri için gönüllülük daha doğru bir seçenek olabilir. Bakımevlerindeki hayvanların sosyalleştirilmesine, ihtiyaçlarının karşılanmasına veya yeni sahiplerinin bulunmasına destek olmak da önemli bir katkıdır.
Hayvan sahiplenebilecek durumda olan kişiler için ise bakımevleri ve belediyelerin sahiplendirme sistemleri önemli bir seçenek sunuyor. Özellikle günümüzde birçok belediyenin hayvanları internet üzerinden tanıtan ve randevu oluşturmaya imkan veren dijital sistemleri bulunuyor.
Türkiye’de hayvan barınaklarının temel hedeflerinden biri, sahiplendirilmeye uygun hayvanların kalıcı ve güvenli yuvalara ulaşmasını sağlamak. Bunun başarısı yalnızca belediyelerin kapasitesine değil; bilinçli sahiplenme, sorumlu hayvan bakımı ve sürdürülebilir gönüllü desteğinin birlikte yürütülmesine bağlı.













