2 Haziran 2026, Salı
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Öne Çıkan - CHP’de tarihi gün: Özgür Özel’den dikkat çeken Kurultay ve İktidar açıklaması

CHP’de tarihi gün: Özgür Özel’den dikkat çeken Kurultay ve İktidar açıklaması

Haberton - Haberton
2 Haziran 2026
- Öne Çıkan
Okuma Süresi:23 dakikalık okuma
A A
0
Özgür Özel'den tarihi grup toplantısı: “Bu bir partiye sahip çıkma buluşmasıdır”
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Özel, “Değerli milletvekillerimiz, önceki dönem milletvekillerimiz, önceki dönemde bu parlamentoda partimiz adına görev yapmış olan Meclis Başkanvekillerimiz, Grup Başkanvekillerimiz, Genel Başkan Yardımcılarımız ve Türkiye’nin dört bir yanından dayanışma için, partisine sahip çıkmak için, Cumhuriyet Halk Partisi grubuna sahip çıkmak için koşup gelen değerli örgütümüz, belediye başkanlarımız, tüm dostlarımız hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepiniz iyi ki varsınız. Meclis çok grup toplantıları gördü; çok coşkulu, çok kalabalık grup toplantıları gördü. Ama bugün buradaki tablo ve Dikmen kapıda turnikeler önünde hazır bekleyen, içeri girmek için sıra bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza yürekten teşekkür ediyorum” dedi. Özel, şunları söyledi: 

“GÖREVİMİZ KUMPASA KARŞI DİRENİŞ VE UMUDU TAŞIMAKTIR”

“Bu bir grup toplantısı, o toplantıya katılma değildir. Bu bir sahip çıkma, bir tarihin doğru tarafında durma, bir tarih yazma, partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir. Üç haftalık aradan ardından milletin meclisinde, olmamız gereken yerde milletin görevlendirdiği milletvekillerimizin takdir ettiği görevimizle olmamız gereken kürsüdeyiz. Bizi soracak olursanız biz bildiğiniz gibiyiz. Biraz daha ustalaştık taşı kırmakta, dostu – düşmanı birbirinden ayırmakta. Değerli arkadaşlar, her biriniz partinin saatinin vidasından geliyorsunuz; bu partinin damarından geliyorsunuz. Siz sokağı bilen, sokağı duyan, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bizim görevimiz bugün öfke seslerini, tepki seslerini bu yüce çatının altına taşımak değil. Bizim görevimiz bir büyük kumpasa karşı bu çatının altına direniş, mücadele ve umut seslerini taşımaktır.” 

“MİLLETVEKİLLERİNİ İMZALARINA SAHİP ÇIKMAYA DAVET EDİYORUM”

“Son grup toplantımızdan sonra hem 19 Mayıs Bayramımızı, hem mübarek Kurban Bayramımızı, hem de bayramlarımızı zehir eden bir takım gelişmeleri hep birlikte yaşadık. Bugün Gadir-i Hum Bayramı. Bugün 1 milyona yakın Arap Alevi vatandaşımız, yurttaşımız cehennemin dahi ateşlerinin söndüğü ve sevginin, bağışlamanın, bağışlanmanın en üst noktaya çıktığı bu bayramda dün gece son seçimlerde bize yüzde 93 oy vermiş olan Samandağ ilçesinin yüzde 100’lük desteğini bize taşıyan, aktaran, dua eden, oradan bizim için dua edenlerin selamını alıyor, bütün Arap Alevi vatandaşların bu güzel bayramını yürekten kutluyorum. Yine bu üç hafta büyük bir mücadelenin, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından olan Gezi eylemlerinin 13’üncü yıl dönemini de içine aldı. O dönemde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz Ali İsmail Korkmaz’ı, Ethem Sarısülük’ü, Abdullah Cömert’i, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Ahmet Atakan’ı, Medeni Yıldırım’ı, Hasan Ferit Gedik’i ve evladımız Berkin Elvan’ı rahmetle anıyorum; hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca o günlerde hepimizin yerine orada olan, çatışmayı değil barışı, kardeşliği savunan, kimsenin burnu kanaması diye yüreklerini ortaya koyan, ağaçları savunan, İstanbul’u savunan, İstanbul Dayanışması – Taksim Dayanışması’ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkarttılar. Halen daha AİHM ve AYM kararlarıyla, bu kararlara rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala’ya, Can Atalay’a, Mine Özerden’e, Çiğdem Mater’e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız. Buradan Meclis’in ortaklaştığı, Meclis Başkanı’nın başkanlığındaki komisyonda ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı ‘Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır’ diyen altıncı maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için Meclis’teki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum.” 

“MİLLETİN AĞIR GÜNDEMİNDEN KOPAMAYIZ”

“Değerli arkadaşlar hepimiz milletin seçilmiş temsilcileriyiz. Bizi buraya millet getirdi, bu görevleri millet verdi. Her ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız. Bugün halkımızın, milletimizin ağır bir ekonomik kriz altında ezildiği hepimiz biliyoruz. 2018’den beri bitmeyen, ağırlaşarak devam eden çok yönlü bir krizin içindeyiz. Dün mayıs ayının açlık ve yoksulluk sınırı rakamları açıklandı. Açlık sınırının 35 bin 200 liraya, yoksulluk sınırının 114 bin 500 liraya yükseldiğini gördük. Yani tüm emeklilerin, tüm emekçilerin, tüm mavi ve beyaz yakalıların, neredeyse tüm devlet memurlarının yoksulluk sınırının altında olduğu; emeklilerin ve emekçilerin açlık sınırının altında olduğu bir sürecin içindeyiz. 20 bin liralık sefalet maaşıyla emekliler, 28 bin liralık asgari ücretle emekçiler, ortalama 19 bin 700 lira aylık gelirleriyle çiftçiler ve bunların alışveriş yapıp da para kazandırarak geçimini sağlayacağı düşünülen esnaflar kan ağlıyor, perişan bir durumdalar. Ülkede çiftçi yaşı 58’i bulmuş. Üç çiftçiden ikisi ‘Asgari ücretli iş bulursam seneye ekmem, dikmem. Toprağa bırakırım, giderim’ diyecek hale gelmiştir. İnsanca yaşamın mümkün olmadığı bir sürecin içinde Türkiye gıda enflasyonunda da genel enflasyonda da Avrupa’da birinci, dünyada beşinci sıradadır. Enflasyonu Türkiye’den kötü dünyadan dört ülke vardır. Bu ülkeler ya savaşta, ya iç savaşta, ya bombardıman altında. Perişan durumdaki Güney Sudan’dan, İran’dan ve Arjantin’de sonra en kötü enflasyon. Adını bilmediğimiz, haritada yeri zor bulunacak ülkelerde enflasyon bizden iyidir. Milletimize tüm bu yaratılan büyük kaos, kargaşa… Onlara da değineceğim. Ama milletin sesini kesen, milletin sesi yerine başka sesler duyurmaya çalışanların huzurunda milletimize şunu hatırlatmak isterim. Türkiye’nin bir aylık enflasyonu dünyadaki 100 ülkenin bir yıllık enflasyonundan fazladır. Yani ülke kötü yönetilmekte,  beceriksizce yönetilmekte, enflasyon sorunu dünyada çözülmekte ama Türkiye’de tırmanmaktadır.” 

“‘TÜRKİYE’DE HALK KAZANDI DENMEDEN KRİZ BİTMEYECEK”

“Bunun sebebi liyakatli, akılcı, doğru yönetim yerine hem liyakatsiz kadrolar, hem de iktidarı kaybetmemek için ardı arkası gelmeyen siyasi operasyonlar, devletin 30 yıl önce verdiği bir diplomayı birisine rakip olmasın diye iptal eden devletin, devletin bütün kağıtlarına yarattığı güvensizlik… ‘30 yıl önce verdiği diplomayı inkar eden benim tapumu mu tanıyacak, benim banka cüzdanıma mı değer verecek? Onun bonosu yarın gittiğinde geri mi ödenecek? Ülkenin ana muhalefet partisinin garantisinin olmadığı yerde devletin garantisi, sözü ne zamana kadar sürecek?’ lafı işte bu ülkenin risk birimidir, bu ülkenin pahalı borçlanmasıdır, bu ülkenin yüksek faizidir, bu ülkenin içinden çıkamadığı ekonomik sarmaldır. Öyle bir noktadayız ki bir büyük paradigma değişimi, bir büyük baştan aşağıyı sarsan bir şey. Yani ‘Onlar gitti, Türkiye onları geride bıraktı. Hukuk tanımazları, mahkeme tanımazları. Kendilerinin yenemediklerini hapse attıranları. Sırf seçim kazanabilmek ya da sırf yenilmemek için rakiplerinden teker teker kurtulanları ve sadece iktidarını sürdürmek için hukukun ‘h’sini bile anmayanları Türkiye geride bıraktı. Türkiye artık öyle bir ülke değil. Türkiye’de halk kazandı, hukuk kazandı, adalet kazandı. Türkiye’nin önü açık. Türkiye’de artık millet kazandı’ denmeden bu kriz bitmeyecektir.” 

“AKPDEN2.COM DEVAM EDİYOR…”

“Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu vergi sorunudur. Bugün Türkiye’nin en büyük sorunu verginin adaletsiz, haksız, yersiz alınma sorunudur. Türkiye’nin servet sahiplerinin toplam verginin yüzde 11’ini ödediği, bu salondaki gibi Türkiye’deki bütün vatandaşların zenginliklerine – fakirliklerine bakılmadan dolaylı vergilerle verginin yüzde 64’ünü ödediği, maaş alanların da gelir vergisi ile verginin yüzde 24’ünü ödediği bir düzende… Yani esas vergi vermesi gerekenlerin verginin 10’da birini, az vermesi ya da hiç vermemesi gerekenlerin verginin 10’da 9’unu ödediği bir düzen haksız bir düzendir. Söz verdim, genç bir arkadaşa. Çınar’a. Diyor ki bana ‘Hani Özgür Ağabey akpden.com devam edecekti?’ ‘Ediyor’ dedim. akpden2.com. ‘Baktım ama’ dedi, ‘Bir araba var, bir de geçen hafta söylediğin cep telefonu var. Ama devam edeceğim demiştin, oyun konsolu demiştin, Amerika’da Türkiye’nin üçte biri fiyataymış Özgür ağabey, onu gösterecek misin?’ dedi. ‘Göstereceğim’ dedim. İşte gösteriyorum. İşte o vergi düzeni. Bunu Türkiye’de 44 bin 500 liraya almak varken AKP olmasa, akpden2.com’da ‘sepete ekle’ dediğinde, ‘Çınar, dur bakalım Çınar’ diyorlar. ‘8 bin 900 lira gümrük belgesini ver. 10 bin 680 lira özel tüketim vergisi ver. Bir de bunların üstüne 12 bin 820 lira KDV’sini ver. Yani sen buna 32 bin 400 lira da Tayyip amcaya ve onun beceriksiz bakanlarına ver. Varsa 77 bin liran, oyun konsolunu alırsın Çınar’ diyorlar. Bu düzeni değiştirmenin, bu kara düzeni ortadan kaldırmanın, Çınar’ın da yüzüne güldürmenin sözünü veriyor Cumhuriyet Halk Partisi. Çınar’ın ve babasının anasını ağlatanlar, 65 bin liralık cep telefonunu 133 bin liraya sattıranlardır. 65 bin liralık cep telefonundan 67 bin lira vergi alanlardır.” 

“CHP’NİN ÜLKEYE KAZANDIRDIĞI DÜZENDEN VAZGEÇİYORLAR”

“Çınar’ın babası 30 sene önce, 40 sene önce devlet memuru olaydı ya da beyaz yakalı, mavi yakalı olaydı, Çınar’ın annesi de çalışsaydı, 5 yıla bir araba alıyorlardı.10 yılda bir ev alıyorlardı. Ama şimdi Çınar’ın babası eğer babasından miras değilse veya milli piyangodan ikramiye çıkmadıysa Çınar’ın anasıyla babasının her sabah 6.00’da kalkıp işe gidip, turşu gibi geriye gelenlerin ömürleri boyunca çalışıp bir ev almaları, bir araba almaları mümkün değildir. Almaya kalkanın karşısında Tayyip Bey belirir. 1 milyon 200 bin liralık arabadan 1 milyon 557 bin lira vergi alır, 2.7 milyona getirir. İşte AK Parti’nin kara düzeni budur. Bunu neden söylüyorum? Bu adaletsiz, yüzde 90 vergiyi almaması gerekenlerden alanların, vergi verecekleri rahat bırakanların, yandaşa iltimas yapan, kıyak geçen, yandaş parayı kazanmış, vergisi hesaplanmış, tam ödenecek zamana gelmiş, burada komisyonlardan onlara af çıkaranların tarafını görmek, hepimiz tarafımızı belirlemek durumundayız. Bu açlığa, bu sefalete çözüm bulmayanlar, çözüm bulamayacaklarını bilenler, bu kötü yönetime artık milletin istemediğini görenler, bir daha asla seçim kazanamayacaklarından emin olanlar, kendilerini düzeltmek ve gerekirse bir dönem kaybetmek, ders almak, yeniden iktidara hazırlanmak yani demokrasinin gelişli gidişli, milletin tercihine göre iktidar değişimlerini mümkün kılan, memnun olunmayanın gittiği, umut edenin geldiği, yapamayanın gittiği, yapacak olanın geldiği ya da emeklinin, işçinin ‘Herkes kendisine en iyi taahhüdü yapanı seçer’ deyip kendinden yana politikalar söyleyenleri tercih edip iktidara getirebildiği bir düzeni, ki bu düzen bu ülkenin savaş meydanlarında kurulan, sonra Cumhuriyet’i kuran, sonra da çok partili rejimi getirip milletin istediğini getirip istediğini götürmesine karar vermesini bu ülkeye hediye eden Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu ülkeye kazandırdığı en önemli iştir. İşte o düzenden vazgeçiyorlar.” 

“ŞEKLİ BİR DEMOKRASİYE DÖNMEK İSTİYORLAR”

“Milleti adaysız, milleti partisiz, kurusuz, partiyi lidersiz ve seçimi alternatifsiz, yani kendileri açısından rakipsiz ya da rakibini kendilerinin belirlediği, seçimlerin şeklen olduğu; değiştirme ümidi olanların, kararlılığı olanların takatsiz kaldığı, sandığa küstüğü, değiştirmek istemeyenlerin düşük katılım oranlarında birilerinin iktidarlarını sürdürdükleri şekli bir demokrasiye dönmek istiyorlar. İşte ne yaşıyorsak, içerdeki dinamiklerini konuşuruz, dışarıdaki dinamiklerini konuşuruz. Ama ne yaşıyorsak yaşadıklarımızın hepsi kulakta çınlayan, zihinden gitmeyen ve asla kabullenemeyen bir gerçekliğe direnilmesinden kaynaklanmaktadır. Doğrusu, milletin dediği odur. Kendi sözü, ‘İstanbul’u kazanan Türkiye’yi kazanır, İstanbul’u kaybeden Türkiye’yi kaybeder’dir. Yıllar sonra İstanbul üç tercih üst üste kimin yöneteceğine karar vermiş, bundan sonra da o kişinin Türkiye’yi yönetme ihtimali belirginleşmişken işte yapılan iş bir sonraki Cumhurbaşkanı’na, bir sonraki iktidara yapılan darbedir. Şimdi yaşanan o iktidara gelecek olan partiye darbedir.”

“SALONDA BİR KEZ DAHA KAYBETMEYİ HAZMEDEN KİMSE YOK”

“Değerli arkadaşlar kısaca hatırlayalım. Üç yıl önce bu kara düzeni değiştirmek için hep birlikte yola çıktık. Üç yıl önceki seçimde Tayyip Erdoğan o seçimde kendisi açısından böyle bir risk görmediği için, istediği gibi bir seçime gitmeyi başardığı için partinin başına bunlar gelmiyordu. Çok kazanmamız gereken bir seçimi, üzerinde çok konuşmamız gereken hatalarımızla, kusurlarımızla, şimdi baktığımızda başka türlü yorumlayabileceğimiz işlerle kaybettik ve kahrolduk. Bu salonda o seçimin ertesi sabahı dışından ya da içinden ağlamayan, gırtlağından ekmek, peynir, zeytin geçebilen, günlerce kendine gelebilen yani kaybetmeyi, bir kez daha kaybetmeyi hazmedebilen kimse olduğuna inanmıyorum bu salonda. Kimse yok. İşte bu anlayış, ‘Bir daha kaybetmemeliyiz’ diyen anlayış, ‘Yeter artık’ diyen anlayış, ‘CHP değişirse Türkiye değişir, önce CHP’yi değiştireceğiz, sonra yönetimi değiştireceğiz. Gazi’nin partisini bir daha iktidara getireceğiz’ diyen anlayış, bu ülkede genciyle kadınıyla, her yaştan tecrübeli ama 10’uncu Yıl Marşı’nda söylendiği gibi her yaştan genci ile, hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler. Cumhuriyet Halk Partililerin kazananıyla kaybedeniyle o seçimi, boynunda yeni bir şeref madalyası vardı. Aynı, ülkeyi kuran, Gazi’nin yanında duran, Garp Cephesi Komutanı olan, ülkenin ikinci Cumhurbaşkanı olan İnönü’nün, 14 Mayıs 1950 günü seçimleri Demokrat Parti‘ye kaybettiğinde, ‘Herhalde bunlara vermeyeceksin paşam’ diyenlere karşı yaverine not yazıp Demokrat Parti‘ye yollayan ve ‘Paşa devir teslime hazırdır, sizi tebrik etmektedir’ diyen İsmet Paşa’nın madalyası var, madalyası. Demokrasi madalyası. O gün Demokrat Parti Türkiye Cumhuriyeti’nde seçimle iktidara, yarışla iktidara gelen, iktidarı seçimle değiştiren ilk parti unvanını ve madalyasını alırken; seçimi kaybettiğinde sonuçlarına saygı gösteren ve demokrasinin gerçekten geldiğini tescilleyen madalya da İsmet Paşa’nındı. Bizim kurultayımızda da ilk kez Türkiye’de bir siyasi partinin Genel Başkanı ikili yarışla değişti. Bendeki madalya ne kadar büyükse, o gün o seçimde Genel Başkanlık görevini bırakanın da o görevi bırakabilseydi, bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı.”

“ÖFKE CÜMLELERİ DEĞİL, UMUT SLOGANLARI ATALIM”

“Arkadaşlar, ihanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezalandıran duygudur. O yüzden lütfen bu salonda, bu yüce çatı altında bu öfke cümlesi yerine geleceğe yönelik kuracağımız cümleleri bekleyelim. Geleceğe yönelik umut sloganları atalım. Biz iktidara gelmek için genel seçimlere gün sayarken ve bir yandan partide 10 ay önce, beş parti birlikte yüzde 25 oy almış, şimdi yüzde 38 oy almışken, son ankette kurultaydan önceki en iyimserinde partinin oyu yüzde 14, kararsız protestolar yüzde 40’larda gezerken; değişimle, umutla, doğru adaylarla, gençlerle, kadınlarla, doğru bir kampanyayla, doğru bir strateji ile Cumhuriyet Halk Partisi o büyük değişimden dört ay, beş ay sonra yüzde 38 oyla, 47 yıl sonra kurulduğu gün gibi Türkiye’nin birinci partisi oldu ve kurulduğu günden beri AK Parti’yi yenen ilk parti oldu. İşte bu yüzden bu değişimi, bu değişimin rüzgârını, kararlılığı, azmi görenler, kararı iktidara değiştirmeye vergimizi görenler, başa gelince, kazanınca, başarınca şekil, anlayış değiştirmediğimizi görenler, kendi adaylığımın peşinde koşmadığımı, milletin istediği bir adayı ancak partinin, sonra da o darbe sonrası 15,5 milyonun oyuyla adaylaştırdığımızı görenler, ‘Onu hapse attık, diplomasını yaktık, artık olamaz o’ deyince, yine ‘Sıra bize geldi’ demek yerine ‘Bu görevi her birimiz yapabiliriz, bu görevi yapabilecek çok kuvvetli adaylarımız ve mutlaka ve mutlaka Erdoğan’ı yenecek en doğru adayımız vardır. O kararı vereceğim, seçimi alacağım’ dediğimizi görenler işte bugünlere giriştiler.”

“KAPIYA DAYANARAK PARTİYE EN BÜYÜK UTANCI YAŞATTILAR”

“Sürecin tamamını ailelere, evlatlara, eşlere, dostlara, haksızca saldıracak kadar küçülerek sürdürdüler. O süreçleri hep birlikte gördük. O günden bugüne açık, gizli bir sürü şey duyduk. Öyle bir hal aldı ki ‘Ben mesajı okuyorum, ben orada yokum’ dediğim, ya da oradan buradan fıslayana ‘Ben iktidar yürüyüşünden vazgeçmeyi, meydanlardan çekilmeyi, Ankara’ya dönmeyi, makbul muhalefet olmayı, kazanacak adayın değil, şekli bir yarışın tarafı olmayı reddediyorum’ dedikçe, ben bunu söyledikçe ilk günlerde Ekrem Başkan’ın eşine ilk başta koşanlar, hapiste ziyaret edenler, gözaltı sürecinden sonra yapılan tutuklamaya itiraz edip cezaevi ziyareti yapanlar, yaptığımız kurultaya katılıp ayakta alkışlayanlar, bir yandan birilerinin bizi, ‘Biz Ekrem’i yedik bitirdik, kazanacak başka adaya bakma, partinin başında otur. Bizim için makbul olan budur’ diyenlere ‘Hayır’ cevabını biz verince ‘Belki bizimle olur. Eğer partiyi bize verirseniz biz alıştığınız gibi oluruz. Biz bildiğiniz gibi oluruz. Biz alıştık kaybetmeye, bir kez daha kaybeder partinin başında otururuz’ dediler. Karşımızda 5 Kasım Kurultayı’nı hazmedemeyenlerle 31 Mart yerel seçimini hazmedemeyenler, yani mutlak sultanla mutlak butlanın ittifakı vardır. Değerli dostlarım, bir mahkeme kararı elde Genel Merkezin önüne polisle, biber gazıyla, plastik mermiyle, sabaha kadar barda, pavyonda bodyguardlık yapmış CHP’nin kapısının önüne hayatında ilk kez gelmiş tiplerle, belde kasaturalarla, gelip de gençlik kollarının karşısına, direkt gençlik kollarının karşısına. Hani diyorlar ya ‘İçeride bilmem kimler vardı, kapıyı kapattı.’ Açıkça söylüyorum, bütün kayıtlar ortada. Gençlik kollarının karşısına onlarla gelince, biz o kapıyı kapattırmasaydık bu gençlik kollarının evlatlarının karşısına o olmadık tipler bu partide hiçbirimizin kabul edemeyeceği şeyler olacaktı. Ama biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk. Onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük utancı yaşattılar.”

“ONLARI TANIMIYORSUNUZ, ONLAR PARTİNİN EVLATLARI DEĞİL”

“Şimdi meseleyi görelim. Maalesef hızla çözeceğiz, çözmek için emek, gayret, cesaret göstereceğiz. Ama maalesef şu anda iki tane Cumhuriyet Halk Partisi görüntüsü var. Bir tarafta butlan kararıyla bizlerin polis zoruyla dışarı atıldığı baba ocağımız ve orada oturanlar, bir tarafta burada Gazi’nin diğer büyük eserinin çatısı altında partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün burada oturanların meziyetleri, kaybetse de demokrasiye sahip çıkmak, kazanınca millete ayırmadan hizmet etmek, haklının yanında haksızın karşısında durmak, mağdurdan yana olmak, her zaman ezilenin yanında durmak, karıncanın kardeşi olmak ve kazanmak için sadece ve sadece kendine güvenmek, günü geldiğinde kazanma umuduyla iktidara yürümek varken; diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir haksız – hukuksuz mahkeme kararıyla bu partinin baba ocağında bulunanlar var. Burada onları tanımıyorsunuz, onları tanımıyorsunuz, onları tanımıyorsunuz. Örneğin bugün Genel Merkezdeki basın danışmanı bu partinin bir evladı değil. Bu partinin bir evladı değil. 1,5 yıldır TGRT’den maaş alan, 1,5 yıldır her türlü haksız, edepsiz, arkadaşlarımızla uğraşan, partimizle uğraşan, yalanları köpürten birisi gelmiş partide basın danışmanı olmuş. Sizin her bir damlası helal alın teriyle kazanıp da partiye ödediğiniz aidatlarla alınmış arabalara ‘Haram mal’ diyecek kadar yerin dibine geçmişler, oturuyor orada.”

“YÜZBİNLERLE ATA’YA YÜRÜDÜK, YAŞADIKLARIMIZ MİLATTIR”

“Bugün her gün mahkeme mahkeme gezen, butlan kovalayan, oradan buradan yalancı şahit ayarlayan, her seferinde önce inkar eden, sonra pişkinlik eden, geçmişte bu partinin kanını emenler o partide şimdi devlet karşısında güya partinin avukatı olmuşlar, bizim haklı başvurumuzu  haksız şekilde geri çekmeye kalkıyorlar. Bizden birileri değil, bir başkaları oturuyor orada. İftiracı, rüşvetçi, ‘Şu kişiye iftira atar bana da şu kadar para verirsen, savcı yolladı beni buraya’ diyen, benim suçüstü yaptığım Türkiye’den kaçarken yakalanan bir avukat, ev hapsi alan bir avukat, ev hepsini kaldırmışlar partinin çatısında, balkonunda keyif yapıp ‘Cumhuriyet Halk Partisi arınmaya başladı’ diyor. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor. Bitmedi. Bu bahsi burada kapatmam. Karşımda belediye başkanım gözümün içine bakıyor, il başkanım. Bu partide ilk gün biz partiden atıldıktan sonra hayır lokması dağıtır gibi çikolata dağıtan, canımız Ferdi’nin elektrik çarpması sonucu canıyla uğraştığı o gün, Yeni Akit gazetesine ‘Çarpıldı’ diye dalga geçen karikatürü çizen kadın çikolata dağıtıyor baba evinde. İl başkanımın gözüne bakarak söylüyorum. Evladımız Gülşah’a ölüm döşeğinde, ameliyatta, yoğun bakımda, ölünce kabrinde namusuna iftira atanlar, şimdi gidiyorlar o partide göbek atıyor alçaklar. Ama milletimiz, sizler bu oyunu bozdunuz. Genel merkezden polis atıldığımızda Meclis’e yürüyüşümüz, bu çatıya sığınışımız ve buradaki başlangıcımız bir milattır. Meclis’in önünde Milli Egemenlik Parkı’ndaki dolu altında yürüyen o on binlerin sahip çıkışı bir milattır. Biz o yürüyüşle; eskimiş, köhnemiş, yozlaşmış bir kara düzeni ve o kara düzenle işbirliği yapanları arkamızda bırakarak iktidar yürüyüşüne başladık sizinle birlikte. Meclis önündeki, Manisa’daki on binler; İzmir’deki ve Kızılay’daki yüz binler… Yüz binlerle Ata’ya yürüyüşümüz, Anıtkabir’in bir kararla dolup taşması ve artık bu yürüyüşün bambaşka bir aşamaya başlaması son derece önemlidir. Son derece milattır. Çok önemli bir milattır.” 

“O KUMPASLARDA NEREDE DURUYORSAN ŞİMDİ DE ORADASIN”

“Erdoğan dün bir konuşma yapmış. 10 gündür ağzını bıçak açmıyor. Ölçtürüyor biçtiriyor, görüyor, neler olduğunu görüyor. Şimdi nedamet getiriyor ve 10 gün sonra ilk konuştuğunda dönüyor ve diyor ki ‘Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz.’ ‘Vallahi, biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor. Bana, bize haksız, kendilerince, yapışmayacak bir FETÖ yapıştırması yapmaya kalktıklarında… Bize sahip çıkan Sevgili Ahmet Tatar burada. Kumpas-Der çok iyi bilir. Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay, Mehmet Haberal çok iyi bilir. O kumpaslarda sen nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun. Şimdi şunu söyleyeyim Erdoğan. Hani ‘Hiçbir yerinde yokum’ diyorsun ya. Önümüze altı kere barikatlar çektiğin, TOMA’ları dizdiğin… Dolunun altında o üstüne çıktığım TOMA var ya, sen o TOMA’nın şoför koltuğunda oturuyorsun. 19 Mart’ta darbe yapan da 21 Mayıs butan darbesini yapan da ardından polisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partiye sokan da bunların hepsini yapan sen, senin şımarttığın İstanbul Cumhuriyet başsavcının, ödüllendirdiğin bakanın. Tapuların hesabını veremeyen, o kadar malı ve mülkü ne yaparak edindiğini senin de açıklayamadığın, açıklatmadığın celladın elinde, talimatı sen verdin. ‘Kes bunların boynunu’ diye. Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele Erdoğan’la, rejim ile millet arasında bir meseledir.” 

“O GÜN KAPALI MECLİS’İ AÇTIRDIK”

“Buradan Erdoğan’a şunu hatırlatmak isterim. 15 Temmuz darbesi kadar az zulüm etmedin. 15 Temmuz darbesinde şımarttıkların, ne istediyse verdiklerin, sırtını sıvadıkların, altına F16 çektiklerin bu Meclis’i bombaladı. Altına tank verdiklerin bu milleti ezdi. O gün o darbeye karşı ilk telefonu ben açtım AK Parti‘ye. Milletvekillerimizle birlikte, 15 kahraman arkadaşla.15 kişi vardık Ankara’da, kapalıydık Meclis. Kapalı Meclis’i açtırdık. Çıktık, ‘100 yıllık partiyiz. Yeneriz, yeniliriz ama darbecilere teslim olmayız. Seçilmiş parlamentonun, demokrasinin arkasındayız. Darbenin tam karşısındayız’ dedik. Ertesi sabah bu tutumumuza teşekkür iletenler, önümüzde taziye gibi tebrik kuyruğuna girenler, Erdoğan’a gidip de Özgür Özel’in, Cumhuriyet Halk Partisi’nin durumunu söyleyenler, A Haber’de bize ‘Beklenmedik bir şey, daha önce çok olumsuz şeyler söylüyordu. Bu gece tarihi bir tutum aldı’ diye sabaha kadar yayın yapanlar şunu kendi kendilerine bir hatırlasınlar. Biz o gün en büyük rakibimize darbe yapıldığında ‘Olmaz’ demiştik. ‘Biz burada duramayız’ demiştik. Şimdi 10 gündür susan Erdoğan’a, ‘Ben hiçbir tarafında yokum bu işin’ diyen Erdoğan’a soruyorum. ‘Hiçbir tarafında yokum’ demek, ‘Bir yerde oturup da susuyorum, izliyorum’ demek ile olmaz. Darbeye karşı olunur. Haydi bakayım. Biz 15 Temmuz akşamından alnımızın akıyla çıktık. Siz 19 Mart ve 21 Mayıs darbeleriyle aslında demokrasinin tarafında değil; demokrasiden sebeplenerek milletin sırtında, hatta gerekirse milletin kararının karşısında olduğunuzu gösterdiniz.”

“KURULTAYIMIZI İPTAL ETMEK İÇİN HERŞEYİ YAPTILAR”

“Değerli arkadaşlar, kurultayımızı iptal etmek için 2,5 yıldır her şeyi yaptılar. Önce, ‘Delegelere bin 200 tane cep telefonu dağıtıldı’ dediler bir tane bile ispat edemediler. İddianameye bile yazamadılar. Utanmadan, ‘KİPTAŞ’tan ev verildi’ dediler. ‘Hangi ev, göster’ dendi, bir kelime bile edemediler, iddia dahi edemediler. Dava yürüyor, hakim soruyor, ‘Para verildi’ demişsin, nerede gördün? ‘Görmedim.’ Nereden duydun? ‘Başkasından duydum.’ Kimden duydun? ‘Kimden duyduğumu da unuttum.’ Bu iftiracılarla yürüyen bir süreçteyiz. Şimdi dün, bütün kurultayları iptal edilip, 38’inci kurultayın delegeleri ayaktayken, Anayasa Mahkemesi de ‘delegenin yarıdan bir fazlası’ diyorsa kurultayın önünde hiçbir engel olamaz derken biz 15 gün sürede 552 delegemizden imza toplamak üzere dün sabah harekete geçtik. Dün sabah harekete geçmemizle birlikte, ‘15 günde 552 olur mu?’ sorusuna cevap aranırken, ben onlara inanan Genel Başkanları olarak ‘3 günde bile toplanabilir o sayı’ derken, 12.15’te 600 sayısına ulaştı delege. Rakam hızla 800’ü aşıp bine doğru ilerlerken bir soruşturma haberi daha. Aklınca gözdağı verecek. Aklınca korkutacak, diyor ki ‘Delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakacağım.’ Bakın, elinizden geleni ardınıza koymayın. Zaten kurultayı iptal ettiyseniz, bir şeyleri biliyor, ispat ediyor olmanız lazımdır. Anlaşılıyor ki yeni bakıyorsunuz. Buradan söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’nin hangi dönem seçilmiş olursa olsun, hiçbir derecesi ne kendi iradesini sizin hani tek adaylı kongrelerinizde delege başına verdiğiniz o kol saatleri var ya o güzel saatler var ya dağıtıyorsunuz ya. ‘Kesin bunlar da yapıyordur’ diyorsunuz ya delegelerin hesapları ortada, yakınlarının hesapları ortada. Bütün hesap ortada. Bir selamımla bin imza yollayanlara helal olsun, sonuna kadar yolları açık olsun.”

“‘DÜŞMAN OKU SİZİ HAK EHLİNE GÖTÜRÜR’”

“İmam-ı Şafii’ye soruyorlar, ‘Fitne zamanında, hakikati ve hakkı tutanları nasıl anlarız?’ ‘Düşman okunu takip ediniz’ diyor. ‘O sizi hak ehline götürür.’ Bugün, düşmanın oku demokrasi ve adalet isteyenlere, bugün düşmanın oku, Gazi Mustafa Kemal’in partisine, Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelmiştir. Tüm demokratik sistem saldırı altındadır. Milletimizin iktidarı değiştirme iradesi saldırı altındadır. Bugün CHP’yi kurtarmak, bir partiyi kurtarmak, CHP’yi savunmak bir partiyi savunmak değildir. CHP’yi savunmak, demokrasiyi savunmak, CHP’yi kurtarmak, Türkiye’nin gelecek umudunu kurtarmaktır. Ülkeyi yönetenlerin arkasında milletin desteği yoktur. Onlar müesses nizamı korumak için; yani haksız vergiyi, sömürü düzenini, alın terinin sömürüldüğü bu düzeni savunmak için bambaşka işlere girişmişlerdir. Şimdi geldiğimiz noktada milletten meşruiyet alamayanlar Tom Barrack’ın, Amerikan Büyükelçisinin, ‘Trump akıllı adam, Erdoğan’a onda olmayanı veriyor, her istediğini alıyor’ demiştir. Buna bir kelime söz söyleyecek babayiğit bir AKP’li çıkmamıştır. ‘Trump Erdoğan’da olmayanı veriyor, çok akıllı adam, her istediğini alıyor.’ Ne o? Meşruiyet. Meşruiyet sandıkla olur, milletle olur. Ama bunu yaptı yaptı. Nadir toprak elementlerini sattı, Boeing’leri aldı, pahalı gazı aldı, ne söz verdiyse oğluna yaptı. Ayrıca 19 Mart darbesinden önce icazet aldı.” 

“TRUMP CİRMİ KADAR YER YAKAR”

“Şimdi bize butlan kararı, butlan kararından hemen önce yine arama tarama. ‘Borsa çok düşecek, Varlık Fonu’nun tüm imkanlarıyla alacağım, bütün şirketlere kendi hisselerini aldıracağım. Ama bize destek verecek misiniz? Rızanız var mıdır?’ Ekime kadar ömrü var onun, Ekim’e kadar. Trump cirmi kadar yer yakar, cirmi kadar. Erdoğan’la telefon görüşmesinden sonra Erdoğan’a teşekkür ediyor Trump. Aha orijinali burada. ‘Dedi ki bana’ diyor, ‘Başkan Trump dünyanın yüzyıllardır beklediği lider. O sadece güçten bahsetmiyor, gücün bizzat kendisi’ demiş Trump’a telefonda Erdoğan. Resmi hesapta altı saat durdu, okudunuz. Altı saatte Türkiye ayağa kalktı. Aramışlar, ‘İç politikada zarar veriyor. O tweeti kaldırsanız olur mu?’ diye yalvarmışlar. O tweeti Trump 6 saat okutup, önce kaldırabilir ama. Bu aziz millet Kurtuluş Savaşı’nda olduğu gibi mandayı da himayeyi de reddeder. Trump‘ın himayesindekiler. Bir de çıkmışlar tüm bu yapılanlara ‘Derin devlet, devlet aklı’ diyorlar. Üç-beş insanın menfaatine kılıf uydurmak devlet aklı olamaz. Devleti kuran, ayakta tutan millettir. Devlet dediğin binadan, araçtan, gereçten ibarettir. Hakkaniyetle yönetirsen millet devleti büyütür. Bu millet devletine saygı duyar, çağırır askere gider. İster, oğlunu gönderir. Ay yıldızlı al bayrakla şehit gelir, ‘Vatan sağ olsun’ der. Devlete her türlü hizmet eder. Ama devleti milletin karşısına dikersen devletle milleti yarıştırırsan andolsun ki bu millet kazanır, bu millet kazanır, bu millet kazanır.”

“ASIL YARALAYAN DOST BİLDİKLERİMİZİN YAPTIKLARI”

“Bunun için, değerli arkadaşlar bizi asıl yaralayan, düşmanın attığı taş değil, zamanında dost bildiklerimizin bugün yaptıkları olmuştur. Bugüne kadar asla ağzımı açıp cevap vermedim, kötü söz söylemedim. Bugünden sonra da bu ortaya çıkan açık ifşaatla, bu milletin tepkisi ile, Cumhuriyet Halk Partisi’ni aşan, muhalefetin tüm bileşenlerinden güç alan, dayanışma alan, muhalefeti aşan, milletin vicdanında köpürüp taşan bu haksızlıklara karşı doğru adımlar atılır, geri adımlar atılır, en kısa zamanda milletin talebi olan, partinin talebi olan, partilinin talebi olan kurultay yapılırsa bu defter kapanır, önümüze bakılır, iktidara yürünür.” 

“HEPİMİZE EMEĞİ OLAN ARKADAŞLARIMIZI TAZMİNATSIZ ÇIKARDILAR”

“Genel Başkan oldum, iki kişinin işine son verdim. Kurultay salonunda anonsumuzu yapmayan, şarkımızı çalmayanla o gün bizim arkadaşların tartaklanmasına vesile olan ikisini çağırdım. Öptüm, ‘Birlikte çalışacak yüzümüz kalmadı. Yüz yüze çalışamayız’ dedim. Daha önceden görüştüğüm iki kuruma; birine birini, birine birini. Aynı şartlarda işini vaat ettim. Dedim ki ‘Burada gerginlik olur ama çoluğunuz – çocuğunuz var. Tazminatınızı vererek sizi başka iki yere gönderelim.’ Bu kadar. Onun dışında tek emekçinin ekmeğiyle oynamadım, ekmeğine elimi sürmedim. Genel Başkan’la gelip onunla giden Özel Kalem gitmişti. Teklif ettim, ‘Büronuzda çalışabilir, maaşını biz öderiz’ dedim. ‘Ocak’a kadar dursun sonra tazminat alsın’ dediler, ‘Olur’ dedim. Ne araca, ne koruma araçlarına, ne bir başka şeye… Ta artık işler çığırından çıkıp bizim korumalarla birlikte bir tasarruf genelgesini bahane edip, bugünlere geldiklerini görüp, köprüleri atmaya vesile olana kadar bugün partiye bu kötülükleri yapan şahsi avukatın dahi görevini sürdürmesi için önceden nasıl maaş alıyorsa aynısını almasına devam ettim. Şimdi gelmiş o iğrenç bıyıklı, gelmiş TGRT’ci, bu partide 24 yıldır çalışan, hepimize emeği olan, Baykal’a, Kemal Bey’, bana emeği, hizmeti olan canım arkadaşlarımızı, 24 yıllık emeği tazminatsız çıkarmış. Kamuoyu tepki gösterince ‘Bir inceleyeceğim’ diyor. Gün gelecek; bugün o binaya o haksızlıkları yapanları, o berduşları sokanları, TGRT aparatlarını, iftiracı avukatları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim.”

“İKTİDARA VARANA KADAR YÜRÜMEYE VAR MISINIZ?”

“Sözün sonu: Saflar nettir; otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir. Ben buradan bu mücadelede uğradığımız bu haksızlıkta dayanışma gösteren başta siyasi partilere ve Genel Başkanlarına, sendikalara, Barolar Birliği’ne ve barolara, bütün meslek örgütlerine, sivil topluma, tüm kurumlara, Atatürkçü Düşünce Derneği’ne, tarihi kapağıyla Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne, tüm kurum ve kuruluşlara çok teşekkür ediyorum. Ama teşekkür bir son değil, bir virgüldür. Bundan sonra eğer mücadele sürerse biz kazanacağız. Destek sürerse biz kazanacağız. Dayanışma büyürse biz kazanacağız, Türkiye kazanacak. Bu Meclis’e bir yazı yazılmış, ‘Grubumuz yoktur’ diye. Evelallah grubumuz buradadır, birdir, bir aradadır, ayaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi grubu dimdik ayaktadır. Bu grup bir siyasi parti grubudur, adı Cumhuriyet Halk Partisi grubudur. Bu grup bir yürüyüş grubudur, iktidara yürüyüş grubudur. Öfkeyi, mücadeleye dönüştürmeye, enerjiye dönüştürmeye, hiç yorulmadan yürümeye, iktidara varana kadar yürümeye var mısınız? Var mısınız? Var mısınız? O zaman haydi bakalım, yürüyelim arkadaşlar.”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Acun Ilıcalı ‘Yasa dışı bahis’ davasında beraat etti

Sonraki Haber

Bakan Güler, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile bir araya geldi

Haberton

Haberton

Son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri haberton.com'da. Haberton, sizin için tonla haber! Türkiye’de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşabileceğiniz yeni mecranız.

İlgili Haberler

Acun Ilıcalı 'Yasa dışı bahis' davasında beraat etti
Öne Çıkan

Acun Ilıcalı ‘Yasa dışı bahis’ davasında beraat etti

2 Haziran 2026
Erdoğan'dan sert mesaj: “Kamu kaynakları kimsenin babasının malı değil”
Öne Çıkan

Erdoğan’dan sert mesaj: “Kamu kaynakları kimsenin babasının malı değil”

2 Haziran 2026
Buca Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 54'e çıktı
Öne Çıkan

Buca Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 54’e çıktı

2 Haziran 2026
Meclis'te tarihi grup toplantısı
Öne Çıkan

Meclis’te tarihi grup toplantısı; Gözler Özgür Özel’in açıklamasında

2 Haziran 2026
Erman Toroğlu hakkında 3 yıla kadar hapis talebi
Öne Çıkan

Erman Toroğlu hakkında 3 yıla kadar hapis talebi

2 Haziran 2026
Öne Çıkan

Kemal Kılıçdaroğlu’ndan Meclis Başkanlığı’na yanıt: ‘CHP Grup Toplantısı yapmayacağız’

2 Haziran 2026
Sonraki Haber
Bakan Güler, KKTC Başbakanı Üstel ile bir araya geldi

Bakan Güler, KKTC Başbakanı Ünal Üstel ile bir araya geldi

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Üzerine benzin döküp kendisini iş yerine kilitledi
Yerel Haberler

Üzerine benzin döküp kendisini iş yerine kilitledi

2 Haziran 2026
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Parlamentosu Başkanı Halla-Aho ile görüştü
Dış Haberler

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Parlamentosu Başkanı Halla-Aho ile görüştü

2 Haziran 2026
A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası yolculuğu başladı
Spor Haberleri

A Milli Futbol Takımı’nın Dünya Kupası yolculuğu başladı

2 Haziran 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Iğdır Valisi, trafik uygulamasında tanıştığı dördüzlerle sohbet etti

2 Haziran 2026
Yaşam

Temel kazısı sırasındaki göçük; 1 yaralı

2 Haziran 2026
Yaşam

30 yıl önce ruhsat verilen villadaki yıkım kararına itiraz

2 Haziran 2026
Yaşam

Tavuk eti yüklü TIR şarampole devrildi: 2 yaralı

2 Haziran 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Temel kazısı sırasındaki göçük; 1 yaralı

Temel kazısı sırasındaki göçük; 1 yaralı

- Haberton
2 Haziran 2026

Çorum'da bir inşaatın temel kazısı sırasında meydana gelen toprak kaymasında göçük altında kalan E.Ö. (21), çalışma arkadaşları tarafından kurtarıldı. Yaralanan...

Kira artışlarında yeni dönem tartışması: Kiracı mı haklı, ev sahibi mi? Denge nasıl kurulacak?

İş görüşmesinde en sık sorulan 10 soru ve etkili cevap stratejileri: İşe alınma şansınızı artıracak rehber

Yaz gelmeden önce bunları yapın! Evde enerji ve su tasarrufunun 10 etkili yolu

İkinci el araç alacaklar dikkat! Ekspertiz raporunda bu detayları görmeden imza atmayın

Güncel Haber

Üzerine benzin döküp kendisini iş yerine kilitledi

Üzerine benzin döküp kendisini iş yerine kilitledi

2 Haziran 2026
TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Parlamentosu Başkanı Halla-Aho ile görüştü

TBMM Başkanı Kurtulmuş, Finlandiya Parlamentosu Başkanı Halla-Aho ile görüştü

2 Haziran 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton