CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “Bu ülkenin kaynaklarını yandaşlara nasıl peşkeş çektiğinizi anlatmaya, bu utancı deşifre etmeye geldim” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda CHP grubu adına konuştu. Karasu, Bakanlığın 11 köprü parasına bir köprü dikmesini bir başarı hikayesi olarak dinlemeye gelmediğini ifade ederek “Bu ülkenin kaynaklarını nasıl yandaşlara peşkeş çektiğinizi anlatmaya, bu utancı deşifre etmeye geldim” dedi.
Karasu’nun konuşma metni özetle şöyle:
Karayolları ile başlayalım!
Karayolları Genel Müdürlüğü bütçesinin aslan payı Hazine garantili işlerin ödemelerine gitmektedir.
Size göre; “Yap-işlet-devret” modeli!
Oysa uygulamada;
İhalesiz sömürü modeli!
Kısaca; Bizler ödüyor, yandaşlarınız kazanıyor, sizler seyrediyorsunuz!
Bakın bu tabloyu dikkatle inceleyin. (TABLO SÜRE VE GARANTİ GEÇİŞ UZATIMI)
Bugün ülkemizde Yap İşlet Devret modeli çerçevesinde tam 12 adet otoyol projesi var.
8’i işletme halinde, diğer 4’ü ise yapım aşamasında.
İşletme süresi uzatılmayan proje neredeyse yok!
Süre uzatımıyla kalsa iyi, sözleşmelerdeki trafik garantisi sayıları da arttırılmış.
Süre uzatımı ve trafik garanti sayılarını artırarak yandaşlara aktarılan paralar astronomik şekilde katlanmış!
Devletin kasasından, vatandaşın cebinden 1 kuruş çıkmayacaktı değil mi?
O halde bu nedir sayın bakan?
Örneğin 3. Köprü’nün olduğu Kuzey Marmara Otoyolu’nun 3.Köprünün de yer aldığı Odayeri Paşaköy bölümü. (KUZEY MARMARA SLAYTI-3. SLAYT)
İhalesini 20 Nisan 2012 tarihinde yapılan ve 8 Mayıs 2014 tarihinde garanti anlaşması başlayan bu yolun işletme süresi 2024’te doldu.
Peki ne oldu?
Kapalı kapılar ardında önce 2027’ye, daha sonra 2028’e ertelediniz.
Bahaneniz de hazır!
İş artışı…
Kuzey Marmara Otoyolu Avrupa ve Anadolu kesimlerinin 4 yıllık işletme süresini 10 yılın üstüne, trafik garantilerini de ortalama 90 binden 240 binlere kadar çıkarttınız.
Şirket ihaleye giriyor, “4 yıl işletip sonra otoyolu devredeceğim” diye sözleşme imzalıyor.
Sonra sözleşmesini değiştirerek, 30 yıla karşılık gelen parayı 10 yılda şirketin cebine koyuyorsunuz.
Bakın buradan ilk defa açıklıyorum. (4. Slayt)
Aydın-Denizli Otoyolunda AKP milletvekilinin sahibi olduğu firmanın garantilerini artırdınız mı artırmadınız mı?
Artırdınız!
Bir kesiminde 35 bin olan günlük geçiş garantisini 53 bine çıkardınız mı? Çıkardınız!
Diğer kesimde 30 bin olan garantiyi 48 bine çıkardınız mı, çıkardınız!
1 milyar eurosunu, yani bugünkü kurla 49 milyar TL’sini tek bir imza ile milletvekilinizin cebine koydunuz!
Yalan mı?
Garanti geçiş sayılarını niçin artırıyorsunuz?
CHP iktidarının geldiğini hepiniz görüyorsunuz!
Kısa sürede malı götürmenin telaşı içindesiniz!
Bir başka konu; (5. Slayt)
Garanti ödemeleri hemen başlasın diye, tantanalı törenlerle YİD otoyollarını aceleyle açıyorsunuz!
Sonra ne oluyor?
Trafik şeritlerini kapatarak “bakım ve üst yapı yenileme çalışmaları” adı altında bitmeyen işlerini tamamlıyorsunuz.
Vatandaş zaten fahiş geçiş ücreti ödüyor, ama yolun kapalı kısımlarında eziyet çekiyor.
Otoyol Hizmet Tesisi yok, tuvalet yok, akaryakıt istasyonu yok.
Nasıl oluyor da bu yolların kesin kabulü yapılıp işletmeye açılıyor ve garanti süreci başlatılıyor?
Amaç sadece yandaş şirketlerin bir an önce garantiyi almaya başlaması mı?
Defalarca bu konuları sordum ama yanıt yok!
Klişe cevap hazır; “iş ve işlemleri işlerin uygulama sözleşmesine göre yapıyoruz”.
Ben de onu soruyorum zaten, sözleşmeleri neye göre değiştiriyorsunuz?
İhalede belli olan süreleri ve trafik garantisi sayılarının artırılacağını bu firmalar bilerek mi ihalelere giriyor?
İmzalı sözleşmeleri nasıl çöpe atabiliyorsunuz, bu yetkiyi kimden alıyorsunuz?
O zaman sözleşmelere “Yandaş firma ne kadar isterse o kadar işletecek” diye madde koyun olsun bitsin!
Bu yaşanılanlar, siz iktidardan gitmediğiniz müddetçe bu firmaların sahipleri hem halkı sömürmeye, hem de sövmeye devam edeceklerini gösteriyor!
Bakanlık bünyesinde özel işlerinizi yaptırdığınız, etrafınızdaki kişilerin şirketler üzerinden maaş aldığı yetmedi; genel müdürün katında şirketlere “danışman” kisvesi altında örneğin Münire Orhan adına büro tahsis ettiniz!
Yalansa arkanızı dönün KGM Genel Müdürü’ne sorun!
Neler konuşuluyor o özel odalarda!
Kim ne ihalesine girecek, kim ne kadara ihale alacak!
Değerli arkadaşlarım,
Bakın şu tabloya! (6. Slayt)
İşte sizin rant düzeninizin en net tablosu.
Bu projeler için devlet bütçesinden yapılan garanti ödemesinin 2018 yılında idarelerin yatırım bütçelerine oranı sadece yüzde 18’di
2024 yılında bu oran yüzde 69’a çıktı.
YİD kapsamında karayolları bütçesinden geçen yıl 60.2 milyar lira garanti ödendi.
Son 5 yılda yapılan ödeme yüzde 1080 oranında arttı!
Ve 5 yılda tam 273 milyar lira ödendi!
Bakın şu rakamlara! (7. Slayt KAÇ KÖPRÜ YAPILIR )
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün bütçesine göre gelecek yıl 101 milyar TL, 2027 yılında 125 milyar TL, 2028 yılı içinse 150 milyar TL yani toplamda 376 milyar TL garanti ödenecek.
Üstelik bunlar başlangıç ödeneği!
Tek tek hesapladım.
Üç yıllık ödenekle tam 6 Osmangazi, 11 Yavuz Sultan Selim, 5 Çanakkale köprüsü yapabiliriz.
Üstelik az önce söylediğim gibi kamuya devir tarihlerini 2044’lere kadar uzattığınız için 6 değil, 66 köprü, sadece 7 değil, 77 tünel daha yapılabilirdik.
İşte bu yapılanlar kul hakkıdır!
Değerli arkadaşlarım
Para bitince, sizden önce milli bütçeyle yapılan köprüler, otoyollar da satılığa çıkarıldı.
Artık yandaşlara para yetmiyor. Yeni yol yapacak, eskilere bakacak para kalmadı!
“Satmıyoruz, işletme hakkını veriyoruz” diyorsunuz.
Hadi oradan! Bu, “kuzu postuna bürünmüş kurt” politikasıdır.
Mülkiyet devlette, ama geliri özel sektöre akacak.
Milletin malı, milletin cebinden çıkacak müteahhidin kasasına girecek.
Bu düzenin adı yağma düzenidir!
Unutmadan!
Yerli ve millisiniz ya; özelleştirmelere de Londra Tahkimini koymayı da sakın unutmayın.
Irak petrollerinden zaten ülkeye milyarlarca dolar tahkim cezası yedirdiniz.
“Ulaşım ve altyapıda hizmet fırtınası başlatıyoruz” deyip hedefler koydunuz!
Bakın işte fırtına!
Bakın burası Aydın Kuşadası yolu! (Karayolları Fotoğrafları 9. slaytı)
Burası Rize!
Burası Diyarbakır!
Burası benim seçim bölgem İmranlı!
Sizin sisteminizde yollar çöker, bütçe çürür!
Siz dahil 8 bakanın girip de çıkamadığı Sivas’taki Geminbeli Tüneli yıllardır ha bitti, bitecek…
Köylerin yollarını saymıyorum bile!
Peki ya 2012’de temeli atılan 3 yılda tamamlanacak dediğiniz Kop Dağı Tüneli ne oldu?
Çorum’da 10 yıldır yapımı süren Kırkdilim Tünelleri hala bitmedi!
Gazipaşa-Anamur Yolu Gökçebelen Tüneli ne oldu?
Saymakla bitmez!
“Tünelin ucunda ışığı gördük” diyordunuz!
Siz bu tünellerin içinde kayboldunuz!
Sivas- Malatya yolunu neden hala bitiremediniz?
Akdeniz sahil yolu, bölünmüş yol olarak bitmedi!
Geçen yıl burada “Bizim hayallerimiz raflarda çürümüyor” diyordunuz!
2025 yılında bitecek dediğiniz projeler artık hayallerinizde bile yok!
Değerli arkadaşlarım;
Gelelim Demiryollarına
Cumhuriyetimizin ilk yıllarında, kazma kürekle, alın teriyle döşenen raylar vardı.
Bugün o rayların üstünde; Borç var, yolsuzluk var, ihale oyunları var!
2002’de TCDD’nin zararı 532 milyondu. Bugün ne kadar? Tam 36,6 milyar lira!
Koyduğunuz hedefler hep yerinde sayıyor!
Geçen yılki hızlı tren hedefiniz 2 bin 251 kilometreydi, bu yıl bir adım artmadı!
Fransa’da her 100 bin kişiye 40 kilometre düşüyor, bizde sadece 13 kilometre!
Yük taşımacılığındaki pay AB’de yüzde 17, bizde sadece yüzde 3,5.
2023 hedeflerinin hiçbiri tutmadı; şimdi de 2053 masalları anlatıyorsunuz!
Değerli arkadaşlarım,
Öve öve bitiremediğiniz hızlı tren projelere ayrı ayrı bakalım: (10. 11.Slayt)
**Ankara–İstanbul hattı** 20 yıldır yapımı devam ediyor tam olarak bitirilemedi
**Bandırma–Bursa–Osmaneli hattı** 14 yıldır yapımı devam ediyor. 200 kilometrelik bu hattın 56 kilometrelik bölümündeki altyapı çalışmaları yüzde 80’i buldu.
**Ankara–Sivas hattı** sinyal eksiğiyle açtınız; 2 saatte gidilecek dediniz, bugün 3 saat 20 dakika.
**Halkalı–Kapıkule hattı** 2023’te bitecekti, 2028’e kaldı.
Bir de havadan baktığınız proje vardı!
**Ankara–İzmir Hızlı Tren hattı… 2007’de başladı, 1080 günde bitecek dediniz, 2027’ye ertelendi.
Bu hızla giderse 2035’te bile bitmesi zor görünüyor!
Ama maliyetleri katlamakta üstünüze yok!
Ankara–Sivas hattında kilometre başına maliyet 7 kat artmış.
Bursa–Osmaneli 12 kat!
Ankara–İstanbul hattı neredeyse 10 kat!
Değerli arkadaşlarım,
Bakanlığınıza bağlı sadece 18 yapım işinde Sayıştay’ın ve kurum teftiş raporları ile tespit edilmiş bugünkü döviz kuru ile 768 milyar TL kamu zararı var! (TABLO)
Ahtapot diyorsunuz ya, sizde ahtapot havuzu var!
Bakın, 11 şanslı şirkete 452 ihale vermişsiniz!
Bu ihaleler kapalı kapılar ardında, kuralsız kanunsuz verdiğiniz ihaleler.
Bu ihalelerin tutarı tam 61 milyar dolar! (12. Slayt)
Yani güncel kurla tamı tamına 2 trilyon 562 milyar TL!
Bu ihalelere Yap İşlet Devretler dahil değil!
Geçen yıl gözünüzün içine baka baka Çorum-Delice Hattı ihalesinde neler çevirdiğinizi bir bir anlattım.
İhaleyi hangi şirkete vereceğinizi kuruşu kuruşuna söyledim!
Haklı çıktım!
Ama siz ne yaptınız?
Projelere karşıymışız gibi bir algı yönetmeye çalışıyorsunuz!
Biz projelere değil, sizin yaptığınız peşkeşlere, yolsuzluklara, sermaye transferine ve hırsızlıklara karşıyız!
—
Şartnameleri şirket CEO’ları yazıyor dedik, haklı çıktık.
Bugün görüyorum ki sahanın kontrolünü de şirketler ele almış.
Bu hattın imalatında da birçok sorun var!
Yani hem millet soyuluyor, hem de can güvenliği hiçe sayılıyor.
Gelin, hattı incelemek üzere bağımsız denetim kuruluşlarından, meslek odalarından, mühendislik fakültelerindeki hocalarından oluşan bir komisyon kuralım.
İmalatlar projesine uygun yapılıyor mu yapılmıyor mu bir ölçelim!
Hodri Meydan!
Gelemezsiniz, çünkü korkuyorsunuz!
Bir de utanmadan, sıkılmadan yaklaşık maliyeti 500 milyon dolar olan işi 2 milyar doların üstüne ihale ettiniz!
Bakın arkadaşlar,
Yeni ihalelere çıkacaksınız!
Orda da kapalı kapılar ardında ne dümenler çevriliyor.
Bunu da açıkladım, sesiniz çıkmadı.
Bir kez daha açıklıyorum!
Aksaray-Ulukışla-Yenice Yüksek Standartlı Demiryolu Hattı ihalesini üç şirkete özel olarak hazırladı mı hazırlanmadı mı?
Bu hattın birinci etabını REC (Rönesans) İnşaata vermiştiniz.
İkinci etabı AKP milletvekilinin sahibi olduğu Fernas İnşaat’a yaklaşık 68 milyar TL’ye vereceksiniz.
Üçüncü etabı da 2020 yılında ihaleyi alıp işi beceremeyen Taş Yapı’ya bu kez 30 milyar TL’ye vereceksiniz.
Tamamen danışıklı dövüşle, kılıfına uydurduğunuz ihaleyle!
Cesaretiniz varsa açık ihaleye çıkın, serbest rekabet koşullarını sağlayın.
Kim girmiş, kim ne teklifi vermiş herkes görsün!
Ama cesaretiniz yok, çünkü firmalara verilen sözünüz var!
Bunların hepsi suç duyurusu da oldu!
Milletin gözünün içine baka baka bu düzenbazlığı nasıl savunacaksınız?
Ve daha acısı ne biliyor musunuz?
Bakanlığınız Çorlu tren faciasında dönemin TCDD Genel Müdürü’nün şirketine tam 1,6 milyarlık ihale verdi!
Bu mudur sizin adaletiniz? Bu mudur sizin vicdanınız?
Biz biliyoruz ki, siz de kadrolarınız da değişse bu talan düzeni devam edecek.
Değişmesi gereken, bir kişidir, o da Saray’da oturup hepinizin kaderini belirleyendir!
Değerli arkadaşlarım,
Cumhuriyet Bayramı’nda Gebze’de yaşanan facia hepimizin yüreğini dağladı.
Dört canımızı toprağa verdik. Allah’tan rahmet diliyorum, ailelerine sabır diliyorum.
Ama bu “kader” değildi!
Yıllardır süren denetimsizliğin ve ihmallerin acı sonucuydu!
Bakan’dan resmi açıklama olarak tek kelime duyduk mu? Hayır!
Sonra çıktı; “Eski dere yatağı, yer altı su seviyesi, deprem riski” dedi.
Peki bu riskleri kim yönetti?
Daha 5 ay önce vatandaşlar “evlerimizde çatlaklar var” diyerek bakanlığınızı uyarmış!
Siz ne yaptınız?
Neymiş “teknik” meseleymiş!
Teknik detayların arkasına saklanıp “soruşturmanın sonucunu bekleyelim” demek, sorumsuzluğun daniskasıdır!
Değerli Arkadaşlarım;
Geçen yıl 12 olan lojistik merkez sayısının 25’e çıkaracağınızı söylüyordunuz.
Bu yıl da aynısını söylüyorsunuz!
Sivas Lojistik Merkezi’ni 18 yıldır bitiremediniz!
Lojistik Performansında 2012 yılında dünyada 27’nci, 2014 yılında 30’uncu sıradaydık.
Yerimizde saydığımız yetmedi, şimdi 33’üncü sırayı hedef olarak koymuşsunuz!
Sektör, ihmal ve yolsuzluklar içinde boğuluyor!
Taşımacı esnafı mazot, sigorta, kasko, lastik, bakım giderleri altında inim inim inliyor.
Değerli arkadaşlarım;
Lojistikte deniz taşımacılığı ağırlıklı paya sahip.
Ama denizler de; yıllardır liyakatsizliğe, plansızlığa ve yandaş kayırmacılığına kurban ediliyor.
İyidere Lojistik Limanı’na başlandığında önce 2023, sonra 2025’te bitecek dediniz. Şimdi de 2026 diyorsunuz!
Doğu Akdeniz’de “Hem Adana’ya hem Mersin’e liman projelerini bitireceğiz” dediniz. Tek bir çivi çakmadınız!
Limanlarda yeterli altyapı yok, planlama yok.
Bir tane yeşil limanımız yok!
Bütçede Çanakkale Gökçeada Kuzu Limanı, Tekirdağ Çeşmeli Liman Sahası gibi alanların gelecek yıl özelleştirilmesi planlandığı belirtiliyor.
Kimlere gidecek takip edeceğiz!
Havayollarında tablo farklı mı?
Cumhurbaşkanı, Trump’la görüşme ayarlamak için Boeing uçağı alma sözü verdi.
Uçağının tekeri yere değmeden, ABD menşeli ürünlerdeki vergiler sıfırlandı.
THY’nin KAP’a bildirdiği resmi filo planlarında bir sipariş yoktu.
Ne oldu da bir anda 225 uçaklık sipariş ortaya çıktı?
Değişen, Erdoğan’ın Trump’la yaptığı gizli görüşmelerdir.
THY, halka açık bir Anonim Şirket,
Cumhurbaşkanı pazarlık yapıyor!
Sözün özü; halkın alın teri milyarlarca dolar, ABD’ye aktarılacak!
Yoksa bu siyasi sadakatin ve meşruiyetin bir bedeli midir?
Değerli arkadaşlar;
Balıkesir Havalimanı’ndaki personel sayısı önceki yıl 66’ydı; bugün 70, Kocaeli’nde 101’di 103, Uşak’ta 103’tü 107 oldu…
Uçak inmiyor ama personeli çalışıyor!
Peki Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, DHMİ ne durumda?
Ne yazık ki ikisi de liyakatsizliğin, kayırmacılığın ve siyasi rantın merkezi durumunda.
Bakan bir plastik bardak suyu “hizmet” diye anlatıyor, müjde veriyor! (15. Slayt)
Peki değerli arkadaşlar,
Haberleşmede son durum ne?
Dijital altyapı çöküyor!
BTK’da durum içler acısı!
Veri güvenliğini, siber güvenlik konusunu ihmallerinizi defalarca dile getirdim.
BTK’yı “sadakat laboratuvarına” çevirdiniz.
Meslekleri inşaat mühendisliği olan Karayolları Genel Müdürlüğü yaptığınız dönemdeki iki arkadaşınızı BTK Başkan Yardımcısı yaptınız.
Hatta bunlardan biri hala KGM Genel Müdür Yardımcısı görevini de birlikte yürütüyor.
Belki de burada aramızdadır.
Ülkemizde, veri sızıntıları bir utanç silsilesine dönüştü! (17.Slayt)
Sahte diplomalar havada uçuşurken, yanınızdaki bürokratların bile imzası taklit edildi!
Milyonlarca vatandaşın kişisel verileri çalındı!
Bakan çıktı “Bu olay pandemide oldu, güncel sızma yok” diyerek meseleyi kapattı.
Oysa bu bir itiraftı!
BTK, kendi verilerini koruyamadığını itiraf etti ve Google’dan yardım istedi.
Geçen yıl burada konuşurken “Uluslararası Telekomünikasyon Birliğinin Global Siber Olaylar Endeksi’nde “Türkiye rol model ülke kategorisinde yer aldı” diyordunuz.
Kendi vatandaşının bilgilerini 1500 Dolara satan rol model ülke sınıfına soktunuz ülkemizi.
Siber güvenlikte nasıl başarısız olunur diye örnek gösterilen model.
Devletin kurumları, milyonlarca vatandaşın verisini koruyamayıp susarken, Siber Güvenliğin başına “damacana” hesabı yapan bürokratı atadınız.
Yetmedi, 16 milyon vatandaşın oyuyla seçilmiş belediye başkanına, Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’na gizli tanıklarla, sahte ifadelerle “casusluk” suçlaması yaptınız!
Bir yanda vatandaşın ayakkabı numarasına kadar tüm bilgisi her yerde dolaşıyor;
Bir yanda 15.5 milyon vatandaşın cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’na “casus” diyorsunuz!
Bir yanda, size muhalif hesapları “Milli güvenlik” gerekçesiyle erişime engelliyorsunuz!
Asıl casus, kendi yurttaşının mahrem bilgilerini koruyamayanlardır!
Asıl casus, milletin verilerini koruyamayıp karanlık ağlarda dolaştıranlardır!
Asıl milli güvenlik sorunu da, gerçekleri saklamak için yalan söyleyenlerdir!
Bu ülkenin kozmik odasını FETÖ’ye açanlardır.
Tüm bunlar artık bir hukuk olmaktan çıkmış, siyasi ahlakın çöküşü halini almıştır.
Değerli arkadaşlarım,
Ülkemiz, dünyanın en pahalı ve en yavaş internetini kullanan ülkeler arasında!
Türkiye mobil şebekede hız sıralamasında dünyada 60, Sabit genişbantta ise 100. Sıradayız!
Tüm dünya 2020’de 5G’ye geçerken biz neden bu kadar geç kaldık?
Nedeni belli, altyapı yok, yatırım yok!
Bağlantı yok ama reklam çok!
2005 yılında yapılan Türk Telekom’un özelleştirmesi, gerçek anlamda bir özelleştirme değil şaibe dolu bir sermaye transferiydi.
Bugün de Telekom altyapıda hala tekel konumunda!
Telekom İnternet Servis Sağlayıcılarına altyapıyı kiralıyor, ama altyapıya yatırım yapmıyor, üst yapı yatırımlarını yapmıyor.
İşte tam da bu nedenle Türkiye, iletişimde dünya ile rekabet edemiyor.
Telekom iktidarın arka bahçesi olmuş!
9 yönetim kurulu üyesinden 3’ü bakan yardımcısı, biri AKP eski milletvekili, biri AKP’li eski Bakanın kardeşi, bir başkası da AKP eski Belediye Meclis Üyesi, biri yazar!
Cumhurbaşkanı danışmanları yatırımcı ilişkileri listesinde!
İşte bu düzenin bozulmaması için 5G’ye geçmeyi bile yıllarca geciktirdiniz.
Tüm Dünya 6G’ye geçmeye hazırlanırken, siz yarım yamalak 5G hayalleri ile milleti uyutuyorsunuz.
Değerli arkadaşlarım,
Milyonlarca vatandaşın verileri çalındı, sahte diplomalar, sahte kimlikler düzenlendi, bakan havaya baktı.
Depremlerde iletişim çöktü, bakan “her şey yolunda” dedi!
Dilinden düşürmediği trafik güvenliğini hiçe sayarak, otoyolda son sürat araba kullandı, yetmedi bunun reklamını yaptı!
Rize’de sel oldu, Gebze’de bina çöktü, aynı aileden 4 vatandaş hayatını kaybetti, Diyarbakır Kulp’ta viyadük kalıbı çöktü 4 işçi hayatını kaybetti. Zatı muhterem sustu!
İşte bakanın anlayışı, işte Türkiye’nin hali budur!
Bu bütçe tüyü bitmemiş yetimin vebalini taşımaktadır.
Ama siz bu vebalin farkında değilsiniz!
Bütçeler halkındır, ama siz halkı değil Saray’ı temsil ediyorsunuz!
Bu bütçe 3-5 yandaşa sermaye aktarımının bütçesidir.
Bu yüzden bu bütçeye hayırlı olsun diyemiyorum.













