Mevkilerin ve makamların gönüllü köleleri olmuş; insanların en aç gözlü olanları. İnsana insan olduğu için değer vermek günümüz toplumunda saçma bir durum olmuş gibi. Yunus Emre gibi güzel insanların iyilik ve doğruluk üzerine kurmuş oldukları hayatlarını dinledik ve onların nasihatleri ile büyütüldük. Fakat bazı kulaklar sağır olmuş ve karanlık renklere teslim etmiş ruhlarını.
Geçen arkadaşımla parkta yürüyorduk ve canının çok sıkkın olduğu her halinden belliydi. Sağlık kurumlarından birinde çalışıyordu, işini seven ve aynı zamanda çalışkan biriydi arkadaşım. Ak düşmüş dağınık saçlarını soğuk rüzgârın etkisinden korumaya çalışıyordu sağ eliyle. Yaklaşık üç ay önce eşinden boşanmıştı ve o günden beridir saçları gün geçtikçe beyaza teslim oluyordu. Cidden bazı insanların saçları dertten beyazlıyormuş bunu ne yazık ki arkadaşım vesilesiyle deneyimlemiş oldum. Hakan, bizim kurumdaki danışman Halil var ya onu yarın ki halı saha maçında bilerek sakatlamayı düşünüyorum dedi. Şaka yapıyor sandım zoraki gülümsedim ancak yüzündeki ciddi ifadeyi görünce yalandan gülmeyi bıraktım ve bunu neden yapacağını bana anlatmasını merakla bekledim. Geçen bizim kurumun bodrum katındaki mescitten çıktım ve odama gitmek için asansörü bekledim. İki tane asansörümüz var birinde temizlikçi abi asansörün içini temizliyordu; diğeri ise şansıma aşağı inmişti, açma düğmesine basıp tam asansöre binecekken bizim danışman bir çifti benden önce asansöre koydu ve sen diğeri ile gel deyip o çifti gidecekleri kata kadar götürdü. Asansör 1100 kiloyu taşıyacak güçte ve 10 kişilikti. Oysaki o asansöre üç kişi bindi ve ben orda mal gibi kaldım. Giden çift mevki ve makam sahibi kişilerdi çünkü yalaka danışman aşırı heyecanlanmıştı. Bazı insanlar yalakalık yaparken gereksiz yere heyecan yapıyordu bizimki de onlardan biriydi. Açıkçası çok sinirlenmiştim o an, danışmanı bekledim ve eğer hemen inseydi onu kurumun önünde eşek sudan gelinceye kadar dövecektim maksat ibreti alem olsun diye ancak gelmedi ben de beklemedim ve odaya çıktım. Sonra düşündüm; ben neden o asansöre bindirilmedim? Hani katil desen değilim, vampir desen o da değilim; aksine devletin memuruyum. Namaza inmiştim ve tekrar odama çıkmak istemiştim. Ancak o danışman sanki ben kirlenmiş bir elbise ya da vahşi bir hayvanmışım gibi bana muamele etmişti. Masamda duran cüzdanımın içindeki küçücük resim beni biraz kendime getirmişti. O resim evladıma aitti ve ben onu görmeyeli çok olmuştu. Onun için çok sabrettim ve o güzel bir hayat yaşasın diye çoğu şeye katlandım. Lakin ben de taş değilim bende bir insanım ve kötü insanların iğrenç tutum ve davranışlarından artık bıktım. Gına geldi. Herkes birilerine yaranma derdinde, komşu komşusuna güvenemiyor, hırsızlar çoğaldı, arsızlar her yere bulaştı adeta ölümcül bir mikrop gibi. Eskiden böyle değildik ne ara bu kadar bozulduk, ne ara bu kadar kirlendik ve de en kötüsü iyi insanları ne zamandan beridir salak yerine koymaya başladık? Torpil ve adamcılık artık sıradan bir hal almaya başladı. Liyakatli insanların adil kararları artık yok denecek kadar azalmış vaziyette. Adam göz göre sen bu asansöre binemezsin çünkü yüksek insanlarla aynı asansörü kullanman onlara hakaret olur diyor yaptığı o geri zekâlı eylemiyle. Biz kime güveneceğiz Hakan?
Donup kalmıştım açıkçası bu kadarını beklemiyordum ve bence gayet haklıydı. Toplum olarak sosyal çürümenin nirvanasındayız, sonumuz hayır olsun. O gün parkta saatlerce konuştuk ve ikimiz de birçok konuda hemfikirdik. Herkes her şeyin farkında ve hiç kimse bilmeyerek yanlış yapmadı aksine planlanmış ve kurgulanmış hırsızlıkların, tatsızlıkların ve de işkencelerin içindeyiz. Peki biz ne yapacaktık? Asıl mesele oydu ama bu konuyu sonra tartışmak daha doğru olur diye düşünüyorum şimdiki tek amacım dostumu danışmana yapmayı düşündüğü spormentlik dışı faulden vazgeçirtmekti.
Arkadaşım içinde biriken o haklı öfkenin bedelini danışmandan çıkartmak istiyordu ama buna izin veremezdim çünkü arkadaşım çok çalışkan, efendi ve iyi biriydi. Zor oldu ama sonunda o faulü yapmadı ve maçı da farkla kazanmıştık.
Bu arada danışman arkadaşımıza geçen maç çıkışı evinin önünde kameraların olmadığı yerde bir araba çarpmış ve danışmanın asansöre bastığı sol eli kırılmış. Haftaya ameliyatı varmış. Ertesi gün dostum şöyle bir mesaj attı umarım kazayla senin bir ilgin yoktur diye sonuna da gülücük eklemiş.
Bilemem, dedim ve gönderdim mesajı.
Sabırla okuyan ve iyiliğe kendini adamış güzel ruhlara selam olsun…













