Birleşmiş Milletler tarafından her yıl 31 Ekim’de kutlanan Dünya Şehirler Günü’nün 2026 teması, herkes için yeterli konut ve kentsel yenilenme oldu. Türkiye’de ise depreme dayanıklı şehirlerin oluşturulması için yapı güvenliği, zemin etütleri, kentsel dönüşüm ve afet risklerinin azaltılması yeniden gündemde. Peki güvenli şehirler nasıl oluşturulabilir?
Dünya Şehirler Günü 2026’nın teması açıklandı
Birleşmiş Milletler tarafından 2014 yılından bu yana kutlanan Dünya Şehirler Günü, kentleşmenin getirdiği sorunlara dikkat çekmeyi ve sürdürülebilir şehirlerin geliştirilmesini amaçlıyor.
2026 yılının teması, “Kenti Yenilemek: Herkes İçin Yeterli Konut” olarak belirlendi.
Birleşmiş Milletler’in açıklamasına göre bu yılki çalışmalar; güvenli ve erişilebilir konutların yaygınlaştırılması, mevcut kentsel alanların iyileştirilmesi, altyapının güçlendirilmesi ve iklim değişikliğine dirençli mahallelerin oluşturulmasına odaklanıyor.
2026 yılı küresel etkinlikleri Çin’in Fuzhou kentinde düzenlenecek.
Türkiye’de depreme dayanıklı şehirler nasıl oluşturulur?
Türkiye’de güvenli şehirleşme, yalnızca yeni konut yapılmasıyla sınırlı olmayan kapsamlı bir planlama sürecini gerektiriyor.
Depreme dayanıklı şehirlerin oluşturulmasında binaların taşıyıcı sistemlerinin güvenliği kadar zeminin özellikleri, ulaşım altyapısı, hastanelerin dayanıklılığı ve afet sonrasındaki müdahale kapasitesi de önem taşıyor.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından hazırlanan Türkiye Afet Risk Azaltma Planı (TARAP), 2022-2030 dönemini kapsıyor.
Planın temel hedefi, afetlerin neden olabileceği can kayıplarını, ekonomik zararları ve çevresel etkileri azaltarak daha güvenli yaşam alanlarının oluşturulmasını sağlamak.
Deprem riskini azaltmak için zemin araştırmaları neden önemli?
Bir binanın depreme dayanıklılığı değerlendirilirken yalnızca bulunduğu kent veya fay hatlarına olan uzaklığı dikkate alınmıyor.
Yerel zemin koşulları, yapı özellikleri ve olası yer hareketleri de mühendislik hesaplamalarının temel unsurları arasında bulunuyor.
AFAD’ın Türkiye Deprem Tehlike Haritası, deprem kaynaklı yer hareketlerinin değerlendirilmesinde kullanılan önemli bir kaynak niteliği taşıyor.
Ancak bu harita, tek başına bir binanın güvenli olup olmadığını göstermiyor.
Binanın dayanıklılığının belirlenmesi için yapıya özgü teknik inceleme ve mühendislik değerlendirmesi yapılması gerekiyor.
Eski binaların deprem güvenliği nasıl kontrol edilir?
Türkiye’de mevcut yapı stokunun güvenli hale getirilmesi açısından riskli yapıların belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması büyük önem taşıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıklamalarına göre, 6306 sayılı Kanun kapsamındaki riskli yapı tespiti için bina maliklerinden birinin başvurusu yeterli olabiliyor.
Riskli yapı tespitinin yetkili kuruluşlar tarafından yapılması gerekiyor.
Bir yapının eski olması, otomatik olarak dayanıksız olduğu anlamına gelmediği gibi yeni olması da tek başına deprem güvenliği garantisi oluşturmuyor.
Yapıların projelerine uygunluğu, kullanılan malzemeler, taşıyıcı sistemleri ve sonradan gerçekleştirilen müdahaleler mühendislik değerlendirmesinde dikkate alınması gereken başlıklar arasında yer alıyor.
Kentsel dönüşümde öncelik ne olmalı?
Kentsel dönüşüm çalışmalarında yalnızca bina sayısının artırılması değil, mevcut risklerin azaltılması ve güvenli yaşam alanlarının oluşturulması hedeflenmeli.
Bu kapsamda öne çıkan ihtiyaçlar şunlar:
- Deprem açısından riskli yapıların bilimsel yöntemlerle belirlenmesi.
- Yapı denetimlerinin etkin biçimde uygulanması.
- İmar planlarında zemin ve afet tehlikelerinin dikkate alınması.
- Hastane, okul ve ulaşım altyapısının afetlere karşı güçlendirilmesi.
- Toplanma alanlarının ve tahliye güzergâhlarının korunması.
- Kentsel dönüşüm sürecinde mevcut sakinlerin barınma ihtiyaçlarının gözetilmesi.
- Mahalle ölçeğinde afet hazırlık çalışmalarının yaygınlaştırılması.
Bu adımlar, kentsel dönüşümün yalnızca fiziksel yenileme değil, kapsamlı bir risk azaltma süreci olarak ele alınmasını gerektiriyor.
Afet riskleri önceden tahmin edilebilir mi?
AFAD tarafından geliştirilen Ön Hasar ve Kayıp Tahmin Sistemi, deprem senaryoları üzerinden olası bina hasarlarına ve can kayıplarına ilişkin tahmini sonuçlar üretebiliyor.
AFAD-RED olarak adlandırılan sistem, deprem sonrasında da ilk değerlendirmelere destek sağlamak amacıyla kullanılıyor.
Bu tür sistemler, afet yönetiminde hazırlık ve planlama çalışmalarına önemli veriler sunuyor.
Ancak senaryo sonuçları kesin tahmin anlamına gelmiyor ve tek tek binaların güvenli olduğunu kanıtlamıyor.
Vatandaşlar oturdukları binanın güvenliğini nasıl öğrenebilir?
Vatandaşlar yaşadıkları bölgeye ilişkin deprem tehlikesi bilgilerine AFAD’ın resmi internet sitesi üzerinden ulaşabiliyor.
Bununla birlikte bir binanın depreme dayanıklı olup olmadığını öğrenmek için yetkili kuruluşlardan teknik değerlendirme alınması gerekiyor.
Deprem tehlike haritasında düşük tehlikeli görünen bir konumda bulunmak, yapının mutlaka güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
Güvenli şehirler için ortak hareket gerekiyor
Birleşmiş Milletler’in Dünya Şehirler Günü kapsamında vurguladığı sürdürülebilir kentleşme yaklaşımı, güvenli konutların yanı sıra ulaşım, çevre, altyapı ve sosyal yaşam koşullarının birlikte ele alınmasını öngörüyor.
Türkiye’de depreme dirençli şehirlerin oluşturulması açısından merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, mühendislik kuruluşları ve vatandaşların ortak hareket etmesi önem taşıyor.
31 Ekim Dünya Şehirler Günü, şehirlerin geleceğinde yapı güvenliğinin ve afetlere hazırlığın belirleyici konular arasında yer aldığını bir kez daha gündeme taşıyor.











