Dünyanın en pahalı, en süslü kahvecilerine gidin; ama bir Ankara çay ocağındaki o ahşap taburede oturup içtiğin çayın lezzetini asla bulamazsın.
Ankara’da çay ocağı sadece çay içilen bir yer değil, mahallenin bilgi işlem merkezi, siyaset meydanı ve mizah kulübüdür.Aşağıyüzancı’da, İsmetpaşa’da veya Maltepe’de bir ara sokağa gir; küçük bir dükkânın önüne atılmış üç beş tabure görürsün. Oturursun birine, daha “Çay var mı?” demeden usta elinde demli çayla belirir: “Geldi abim, taze demlendi!”Yandaki taburede oturan dayı gazeteyi katlar, sana doğru bakar ve muhabbet başlar: “Hava da iyice soğudu ha gardaşım!” İşte o andan itibaren dünyadaki tüm meseleler o masada çözülmeye başlar. Ekonomi, futbol, mahalledeki dedikodular… Çay bardağına değen çay kaşığının o tıkır tıkır sesi, fondaki en güzel melodiye dönüşür.Ankaralı için çay bir içecek değil, bir iletişim aracıdır. İçten bir çay ikramı, “Seni sevdim, sen bizdensin” demenin en kestirme yoludur.













