YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Manisa İl Kongresi’ne katıldı. YENİ Parti lideri Özel, kongre açılışında yaptığı konuşmada, “İl Başkanvekilimiz Erdem Nalbant’ın şahsında seçilmiş ve hepimizin yüreğinde bambaşka bir yeri olan, biraz önceki mektubu ve mesajıyla nasıl bir partili, nasıl bir Cumhuriyetçi, nasıl bir mücadele insanı olduğunu hepimize gösteren İlksen Özalper’i, değerli evladı Can’ı, annesi ve babasını saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz” dedi. Özel, şunları söyledi:
“Sayın Divan Başkanım, değerli divan, Manisa’mızın, YENİ Partimizin olağan ilk kongresinde seçilmiş olduğunuz görevinizden dolayı sizi kutluyoruz. Değerli ilçe başkanlarımız, kıymetli Büyükşehir Belediye Başkanım, ilçe belediye başkanlarım, örgütümüzün çok kıymetli üyeleri, önceki dönemde birlikte siyaset yaptığımız önceki dönem milletvekillerimiz, İzmir’den konuk milletvekillerimiz, Manisa milletvekillerimiz, geçmişte Atatürk’ün kurduğu partiye birlikte hizmet ettiğimiz il ve ilçe başkanlarımız, yöneticilerimiz, bugün burada konuğumuz olan, bizimle birlikte büyük bir mücadeleyi paylaşan tüm Manisalılar, hepinizi YENİ Partimiz adına sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Burası Manisa. Benim için her şeyin başladığı şehir. Manisa’ya yeni gelen valilerimizle, bürokratlarımızla Atatürk’ün Manisa’ya geldiği gün treni karşıladığımız gardan yukarıya doğru yürürüz. Teker teker gösteririm; okuduğum Gazi İlkokulu’nu, dünyaya geldiğim doğumevini, anaokuluna gittim İsmet İnönü Kız Meslek Lisesi’ni, annemin okulunun bahçesinde koştuğum Şehitler Ortaokulu’nu, doğduğum sokağı, büyüdüm sokağı, her bir ara sokağına kadar bildiğim, üç tekerlekli bisikletle ezberlediğim sokaklarını, düşe kalka top oynadığım Nişancıpaşa Mahallesi’ni, Bahçıvan Abdullah Aga’nın tarlasını, Hacıhaliller’in bereketli topraklarını. Alaybeyi’nden Barbaros Mahallesi’ne ve Nurlupınarı’ndan Laleli’sine kadar her birinde her birinizin emeği olan, hepinizin alınteri olan, gün olduğunda hep beraber çok uğraşıp yüzde 6 da oy aldığımız, hep beraber büyük mücadelelerle ve yola çıktıklarımızın bazılarını toprak altına, bazılarını demir parmaklıkların arkasına bıraksak da yılmadan yürüdüğümüz bu yolda tüm ilçeleri kazandığımız, Büyükşehir’i kazandığımız, yüzde 6 oy aldığımız şehirde yüzde 60 oyu hep beraber aldığımız yol arkadaşlarım hepinize selam olsun. Hepinizin emeğine helal olsun. Mücadelenizi helal olsun.”
“BU KARANLIK DÖNEMİ TÜM BENLİĞİMİZDE YAŞIYORUZ”
“Hep birlikte ülke siyasi tarihinin en karanlık döneminden geçiyoruz. En büyük zorbalıklarını, en büyük baskılarını görüyoruz. Hiç şaka değil. Dünya öyle kabul ediyor. Avrupa Konseyi öyle rapor yazıyor. Dünyanın dört bir yanında Türkiye’yi takip eden gazeteciler bir sivil darbe döneminde olduğumuzu, muhalefetin baskılandığını, ülkede eleştiriye tahammülün kalmadığını, gazetecinin, akademisyenin, siyasetçinin, sosyal medya hesaplarına bile bir kişinin atladığı kişilerin dakikalar içinde, saatler içinde erişim engelleri getirdiğini, savunmaların engellendiğini, basılan kitapların baskıya girmeden yasaklandığını ve toplandığını, ülkenin mevcut iktidarının bir sonraki iktidarına, mevcut Cumhurbaşkanı’nın bir sonraki Cumhurbaşkanı’na darbe yaptığını tüm Türkiye görüyor. İliklerimize kadar hissediyoruz. Bu şartların altında geleceğin iktidar partisinin adaysızlaştırılma, kurumsuzlaştırılma, lidersizleştirilme sürecine karşı ülkenin kurucu partisinin son yaptığı dört kurultayının iptal edilip; olağan iki kurultayının iptal edilip, olağanüstü iki kurultayını iptal edilip, Genel Başkanı ve yöneticilerinin aldığı dörder mazbatanın iptal edilip, altı yıl önce yapılmış bir seçime geri dönülüp de o seçimde seçilmiş, daha sonra seçim kaybetmiş birinin ana muhalefet partisinin başına kayyım olarak atandığı bir süreci yaşıyoruz. 14 kez seçim kaybetmiş birini, yeniden ‘Onu yenebilirim, o bana kaybeder’ ümidiyle ülkenin ana muhalefet partisinin başına getirip, 47 yıl sonra seçim kazanmış, partisini birinci parti yapmış ve mevcut iktidar partisini kurulduğu günden beri ilk kez ve girdiği tek seçimde yenmiş kadroların görevden uzaklaştırıldığı bir darbeyi iliklerimize kadar hissediyor, tüm benliğimizde yaşıyoruz.”
“TESLİM OLMAYANLARA SELAM OLSUN”
“Maalesef bu karanlık dönemde ödediğimiz farklı farklı bedeller, farklı farklı yükümlülükler, farklı farklı sorumluluklarla, taşıdığımız farklı yükler, farklı acılarla hepimiz bu zorbalıktan, bu kötülükten nasibimizi alıyoruz. Burada direnenlere, mücadele edenlere, eğilmeyen, geri adım atmayan, susmayan ve teslim olmayanlara selam olsun. Tarih önünde hepinizi alkışlıyorum. Biraz önce İlksen videoda söyledi; elbette geçecek, elbette bitecek. Elbette ‘Seçimle geldim ama gitmeyeceğim’ diyenleri bu millet layık oldukları yere gönderecek. Bu millet devletini sever. Vergi ister, verir. Askere çağırır, gider. Evladını ister, yollar. Tabutta gelir evladı, al bayrağa sarılı; tabutu öper, ‘Vatan sağ olsun’ der. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet’in en büyük kazanımı, en büyük emaneti sandığa biri elini uzattı mı o eli kırar, atar. Kırıp atacak bu millet o eli, hepiniz göreceksiniz. Bugünler geçtiğinde, bu karanlık bittiğinde, o gün geldiğinde ant olsun ki söylüyorum, hiçbirimiz unutkan olmayacağız. Ne yaşadığımızı unutacağız, ne yaşattıranları unutacağız. Her acıyı ve her sevinci hep birlikte hatırlayacağız. Zalimi zalim, mazlumu mazlum, tembeli tembel, emek vereni çalışkan, sinip kaçanı korkak, fedakarlık edeni cesur, ihanet edeni hain, sadık olanı ömür boyu dost olarak bileceğiz.”
“YENİ PARTİ KARANLIĞA İNAT YAKILMIŞ BİR MUMDUR”
“İşte böyle bir günde, YENİ Parti’nin çok kısa sürede kat ettiği uzun bir mesafenin sonunda böyle bir günde memleketimde sizlerle birlikteyim. İşte YENİ Parti bu karanlığa inat yakılmış bir mum, şafakta doğmakta olan bir güneş, bu kuraklıkta ve çoraklıkta inadına açan bir çiçektir. YENİ Parti’yi hiç kimse kurmamıştır. YENİ Parti bir darbe döneminde bir zaruretten, kimsenin ihtirası, hevesiyle değil milletin talimatıyla kurulmuştur. Milletin sokakta ‘Ya bir yol bulacaksın, ya yeni bir yol açacaksın’ talimatıyla kurulan partinin adı, YENİ Parti’dir. Kurulduğumuz gün söyledim. Ya bir yol bulacaktık, ya yeni bir yol açacaktık. ‘Arkamızda düşman gibi bir deniz, önümüzde deniz gibi düşman.’ Gemileri yaktık ve başarmak zorundayız. Bu partinin kuruluş talimatını köylerde, mezralarda, tarlalarda, fabrikalarda, işçi servislerinde, çarşılarda, pazarlarda, evlerde teker teker milletimiz her birimize vermiştir. Çünkü milletimiz, iktidarın değişme umudunu kaybetmek istememektedir. Milletin verdiği talimat, Özgür Özer’in Genel Başkanlığı’na, İlksen’’in İl Başkanlığı’na, Özgür Ceylan’ın Genel Saymanlığı’na yönelik bir talimat değildir. Milletin verdiği talimat, mücadele eden ve ayakta kalmış son kalenin içeriden fethedilmesinde, ihanete uğramasına, teslim edilmesine ve bunun sonucunda iktidarın değişme umudunun ortadan kalkmasına karşı son mücadele hattının, Cumhuriyet’i koruyan son mücadelecilerin, Cumhuriyet’in, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatlarının, vatandaşlarının, askerlerinin son kaleyi teslim etmemesinin talimatıdır YENİ Parti’nin kuruluşu talimatı. Partiyi kurduran millet, adını da sokakta koymuştur. ‘Yeni partiyi kurun artık’ demiştir, hiç isim aramamışızdır. YENİ Parti’nin ismi kurulduğu gün yüzde 85’in kuruluşundan haberdar olduğu, adını bildiği, 15 gün sonra neredeyse bilmeyenin kalmadığı bir noktaya erişmiştir. Buna karşılık YENİ Parti’nin adına bile saldırmışlardır. YENİ Parti’nin adını değiştirmeye dahi uğraşmışlardır. Ama bunlara karşı milletin kararlılığı, milletin tutumu, milletin sahip çıkması tüm hesapları bozmaktadır, bundan sonra bozacaktır.”
“HALK ARKAMIZDA, BAŞKA DA BİR ŞEYE İHTİYACIMIZ YOK”
“YENİ Parti 700’ün üzerinde binayı, yine 600’ün üzerinde, 700’e yakın aracı bırakmıştır. YENİ Parti geride bıraktığı yerde bütçeleri, imkanları, kurumsallığı, 103 yıllık bir birikimi geride bırakmak zorunda kalmıştır. Bu bir imkânsızlığı ortaya koymuştur: Hangi parayla, hangi imkanla, nasıl olacak da yeniden bir araya gelinecek, ayağa kalkılacak, teslim olunmayacak? Burada kimseye güvenemezsiniz. Bizim arkamızda şirketler, holdingler, zenginler yoktur, sermaye yoktur, çıkar grupları yoktur. Ama Allah’a şükür hepsi olsa olmadığında çare olmayan bir şey, tümüyle arkamızdadır. Millet arkamızdadır, halk arkamızdadır. Başka da kimseye ihtiyacımız yoktur. İşte bu şartlar altında milletimiz YENİ Parti’nin beldelerde, ilçelerde, illerde ve genel merkezde bütçesini oluşturmuştur. Adımızın anılmadığı şehirlerde, ilçelerde partiye çayını, şekerini alan koşup gelmektedir. Sandalyesini alan gelmektedir. Çerçevesini alan gelmektedir. Çaydanlığı ile gelmektedir. Dört tane limonun eline alıp YENİ Parti’ye gelmektedir insanlar. YENİ Parti’nin bütçesini bir zarftan çıkan 900 lira, ‘Hayvanlarımın bir günlük süt parasıdır, size helal olsun’ deyip yollayanlar, ‘Bir römork buğdayımı sattım. Dört römork buğday sattım, bir römorku da sizin olsun. Buğday da para etmiyor, benim azım size çok olsun’ diye yollayanlar, 23 bin 500 liralık emekli maaşının 500 lirasını iğneleyip yollayanlar, ‘Cebimdeki son paranın yarısı size feda olsun’ diye 200 lirayı YENİ Parti’ye yollayanlar bu partiyi kurmuş, bütçesini oluşturmuş, hepimize iktidar olma talimatını vermiştir arkadaşlar. Yükümüz herşeyden ağırdır. Borcumuz sadece milletedir.”
“İLKSEN KARDEŞİM ORTAK ADAY OLARAK SUNULDU”
“İşte bu şartlar altında YENİ Parti’de ‘Neyi yeni olacak? diye soranlara ‘Ne yanlışsa, ne eksikse, ne kötüyse geride kalacak ve YENİ Parti dayanışmanın, birleşmenin, kardeşliğin, ortak mücadelelerin partisi olacak’ dedik. Dedik ki ‘Gelin, bu partinin eskisi yoktur, kıdemlisi yoktur. Hepimiz YENİ Parti’de yeni bir yola çıkıyoruz ve hepimiz eşitiz.’ ‘Söz, yetki, karar üyelerin olacak. Evet, Siyasi Partiler Kanunu’nda yoktur. O kanun ilde, ilçede delegeyi dayatmaktadır. Bu bahane edilerek de yıllardır delege sistemi sürmektedir. Ama gayret edersek ve emek verirsek, yılmazsak başarabiliriz’ dedik. Hepiniz takip ettiniz. Mahallelerden başlayan delege yarışını bir büyük mutabakatla ilerleyen barışçıl bir sürece dönüştürürken, rekabeti kendilerini üyelere arz eden, bütün üyelerin gelip ön seçim sandığında oy kullandığı, üyenin kararı verdiği ve resmi kongrede de delegelerin hepimiz adına görevi yapıp resmiyeti tamamladığı bir sürece döndürdük. Bu sürecin ilk adımını İzmir Gaziemir’de, uçaktan indiğim yerde ilk konuşmayı yaparak ilçe kongresinde başlatmıştım. Gaziemir’de, Bornova’da, Yunusemre’de, Balıkesir’de ve İstanbul’da ilçe kongrelerinde üyelerimizin coşkusuna, memnuniyetine, kararlılığına, bazen tek aday arkasında birleşmelerine, bazen çoklu adayların yarışlarında büyük bir olgunlukla bu işi yapıp kararı vermelerine tanıklık ettim. Sonra il kongreleri, il ön seçimleri başladı. Bütün Türkiye’de partiye üye olan herkes, il başkanlarını cumartesi gününden tanıdı ve pazar günü kendi ilçelerinde, Manisa da 17 ilçesinde mümkün olan en geniş sandık kurulumuyla tüm üyelerine sorduk. İşte şimdi bu yakışıklı Can’ın annesi İlksen Özalper Manisa’da tam bir mutabakatla, karşısına bir rakip çıkmanın, çıkarmanın asla ve asla düşünülmediği, değerlendirilmediği, tüm üyelerimizle, ilçe başkanlarımızla, belediye başkanlarımızla birlikte hep birlikte arkasında durularak adaylaştırıldı. Geçtiğimiz hafta tüm ilçelerimizde 13 bin 123 üyemiz tek adayın olduğu, rekabetin olmadığı şartlarda sandık başına vararak oylarını kullandılar. İlksen kardeşimi hepinizin ortak adayı olarak bu kongreye sundular. İlksen Özalper’i ve onun ortasında duran her birinizi kutluyorum.”
“TÜRKİYE’YE BÜYÜK BİR DEMOKRASİ MODELİNİ KAZANDIRDIK”
“Tabii ki bütün Türkiye’de tek aday yoktu, Ankara’da beş adayın yarıştığı, İzmir’de iki çok güçlü adayın yarıştığı, tüm Türkiye’de rakip çıkan her yerde adayların yarıştıkları yüzde 65’lik katılım oranıyla… Ki çok büyük, ilk başlangıç açısından bakıldığında olanaksız görülen rakamlarda… İlk bu projeyi MYK’da tartıştığımızda ‘Tek aday olan yerde katılım oranları yüzde 10’larda kalır, meşruiyet tartışması açılır’ endişeleri vardı. ‘Yüzde 50’nin altında katılım oranı, başka bir tartışmayı başlatır’ tartışmaları vardı. Ortalamada yüzde 65’lik bir katılımla, rekabetli yerlerde yüzde 96-97’lik katılımlarla Türkiye’ye bambaşka, bizim de Türkiye siyasetinin de bundan sonra geri adım atamayacağı bir büyük örgütlenme ve demokrasi modelini kazandırdık. Şimdi buradan sonra tüm ilçe başkanlarımızın, il yönetiminin, il başkanımızın ve Türkiye’deki tüm örgütümüzün esas görevi; tüm üye ile seçimi yazdığımız tüzüğün bir diğer maddesinde mahalle meclislerinin oluşturulması, ilçe meclislerinin oluşturulması, il meclislerinin oluşturulması, 91 milletvekili ile teknik kuruluşun yapıldığı, ilçe, il kongreleri ile siyasi kuruluşun sürdürüldüğü yerde esas siyasetin yapılacağı, örüleceği, önerileceği ve uygulanacağı yerin mahalle örgütlenmeleri olduğunun bilinciyle ilçenin ve ilin kapasitesinin, üyelerin katkılarının, yetkinliklerinin, yeteneklerinin partiye akıtılacağı, buluşturulacağı bir süreci hep beraber başlatacağız. YENİ Parti diğer partilerden farklı olarak adayın Ankara’da değil, tüm üyeler tarafından teke indirildiği; siyasetin Ankara’dan değil, tüm üyeler tarafından mahalle mahalle tartışıldığı ve başarının Ankara’nın yapacağı vaat, çekeceği filmlerle değil, doğrudan bu zor şartlarda medya kuşatması varken, karartmalar varken, sansürler varken sokak sokak, emek emek kazanılacak bir seçimin önümüzde olduğunun farkında olarak mücadele edeceğiz. Gün, buradan sonra seçime kadar kimin ne imkanı varsa aynen kuruluş sürecimizde olduğu gibi parti için seferber etmenin, terinin son damlasına kadar mücadele etmenin ve bu milletin umutlarını, beklentilerini boşa çıkarmadan milletin talimatıyla YENİ Parti’yi iktidara taşımanın vaktidir, zamanıdır. Bu hepimizin görevidir arkadaşlar.”
“TEK SUÇU BANA YOLDAŞLIK ETMESİ”
“Biraz önce konuşmanın ilk başı zordu benim için. İlksen’i izlerken, evladı Can yanımızda otururken ama orada kaçtığım bir kısmı şimdi söylemek, anmak durumundayım. Biraz önce hem hep ağızdan selamladınız, hem de çok arıyorsunuz. Hepimizin gözü arıyor. Ben geçmişten bir şey aklıma gelmediğinde ya da Manisa’daki herhangi bir mahallede herhangi bir yerde gönderilecek bir çiçek de olsa, hatırı sorulacak bir yaşlı da olsa, anama babama benden götürülecek bir şey de olsa; ilk aklıma gelen, belki de tek aklıma gelen, benimle Manisa arasında bağ kuran, örgütümüz arasında bağ kuran, zaman zaman ailemden çok görüştüğüm canım kardeşim Demirhan Gözaçan bugün aramızda yok. Tek suçu bana yoldaşlık etmesi, Manisa’ya emek vermesi, bu partiye emek vermesidir. Önce kendisini alıp Silivri’ye gönderdiler, zulümler ettiler. Sonra Gaziantep’e yolladılar. Demirhan’a sorulan soruları herkes gördü, verdiği cevaplardan hepimiz onur duyduk. Demirhan’a şüpheli şeyler sordular. ‘100 bin lira bir para gelmiş’ hesabına diye. Bu seçimleri Demirhan’ın yürüttüğünü ve yönettiğini herkes bilir. Her birini gösterdi. Altında pankart ödemesi, Şekerbank’ın duvarının kirası, kumanyaların parası. Demirhan’ın bu örgütün tüm partilerin yaptığı siyasi kampanyanın, yöneten Demirhan’ın ne bu örgütün ne bu milletin ne bu devletin kör bir kuruşuna hesap veremediği bir kuruşunun olmadığına hepsi tanıklık ettiler, hepsi gördüler. Hatta dediler ki ‘Bunlarla seni burada tutamayız’ diye başka şeylerden sıkıştırmaya kalktılar. Ama Demirhan’ın o mücadelesi, yıllardır verdiği emek ve partisini, sizi, bizi Manisa’yı düşünmek dışında hiçbir şeyi düşünmediğini, dönüp dahi bakmadığını herkes gördü. Ben sağdıcımın, kardeşimin ve onun şahsında onu çok özleyen her seferinde onu bize soran her birinizin adına, Demirhan Gözaçan kardeşime buradan bir büyük selam yolluyorum. Onu hasretle kucaklıyorum.”
“BUGÜN GÜLŞAHIMIZIN DOĞUM GÜNÜ”
“Onun yanında demin Semih Hoca hatırlattı, Cem Yüzer kardeşimizi, Anıl Demir arkadaşımızı özlüyoruz. İlksen’le birlikte onların Manisamıza döneceği günleri umutla bekliyoruz. Aileleriyle en sıkı dayanışmayı gösteriyoruz. Bu konuda her birinizin gösterdiği yaklaşıma, sıcaklığa, büyük aile bilincine teşekkür ediyorum. Yine başta diyemedim, konuşamadım. Şimdi söyleyeyim. Yola çıkarken eğer ‘Beş kişi say’ desen, biri Demirhan, biri İlksen’se, biri Ferdi biri de Gülşah’tır. Hep tanıdık, her birinizin en yakından tanıdığı, çok sevdiği, pırlanta gibi iki ismin vefatındaki şehrin sevgi selini görenler hem Ferdi’yi, hem Gülşah’ı tanıyanlar anıyorlar. Tanımayanlar hayıflanıyorlar. ‘Neden tanıyamadık biz bu insanları?’ diye. ‘Bu kadar kısa sürede bu kadar nasıl sevildiler?’ diye hep konuşuluyor. Bugün Gülşahımızın doğum günü. Ben Sarıgöl’de üzümcülerle buluşup sonra Denizli’ye geçerken, bugün arkadaşları kabri başında Gülşahımızı anacaklar. Ben Manisa’ya her geldiğimde, Ferdi Başkanın yanına uğradığımda, Manisa’nın ilçelerinde ya da Türkiye’nin bambaşka yerinde mezarı başına varmış, orada dua eden insanları görüp onlarla sohbet ediyorum. Onlar bir büyük hayali, hepimizle birlikte başarılar. Ama ilk olarak da aramızdan ayrılıp yüreğimizi de çok yakıp, ailelerini de yakıp maalesef hak ettikleri o en güzel mertebeye hepimiz tarafından uğurlandılar. Gülşah’ın doğum gününde, Gülşah’ın ve Ferdi’nin hatırası önünde bir kez daha saygıyla eğiliyorum. Allah gani gani rahmet eylesin.”
“HEPİMİZ BİRBİRİMİZE KEFİLİZ”
“Gülşah’ı kaybettikten sonra, Ferdi’yi kaybettikten sonra Manisa’da oluşan travmayı ve bizden beklenen hizmetleri anlamak üzere hayatın devam ettiğini, maalesef belediyeciliğin devam edeceğini biliyorduk. Bunun için Büyükşehir Belediyesi grubumuzu topladık. ‘Ne yapacağız arkadaşlar?’ dedik. Çünkü Ferdi’ye emanet ediyor gidiyorduk ama Ferdi yoktu. ‘Ne yapacağız?’ dedik. O grup ki biraz önce mesela Münir Çelik’i gördüm. Benim girdiğim ilk seçimde üç belediye meclis üyemiz vardı. Onların fotoğrafı vardı böyle üç kişi otururlar yan yana. Hüseyin Amca, Münir Abi, Engin Abi. Üçünün fotoğrafı vardır. Kaç kişiyiz Büyükşehir Meclisi’nde? Büyükşehir Belediye Meclisi’nde o salonlarda üç kişi oturanlar 57 kişi oturacak duruma geldiler. 2014 seçiminde 18’de sıfır çektik. Sıfırı en başında çeken ben. Büyükşehir Belediye Başkanlığını kaybettim. Semih Hoca kaybetti, Ali Arslan kaybetti, Vehbi Bakırlıoğlu kaybetti. Kaybettik de kaybettik. O 18 ilçenin daha doğrusu 17 ilçe ve Büyükşehirin aday gösterdiklerimizden alamadığımız ikisi kaldı. Selendi ve Demirci’yi de andolsun gelecek seçimlerde alacağız. Ama böyle bir başarıdan sonra, böyle büyük bir üzüntüde meclis grubuna dedim ki ‘Ne yapacağız?’ Tek tek söz aldılar. Dediler ki ‘Burası genel başkanın memleketi. Burada göreve talip olmayacağız. Hangimize görev verirseniz hepimiz kaya gibi arkasında duracağız.’ Çok duygulu bir toplantıdan çıktık, yük daha da ağırdı. Sonra ta Eczacı Odası Başkanlığındayken ben Akhisar’da temsilcimiz olan, Akhisar’da sevilen, belediye meclis üyesi adaylığıyla siyasete başlamış, Akhisar’da o dört belediyeyi kazandığımız bir önceki seçimde büyük bir başarı elde etmiş, bu seçimde de rekoruyla seçilmiş Besim Dutlulu bu yükü taşır dedik. Besim kardeşime bunu sorduk. ‘Makam değil görev’ dedi. Bu görevi üstlendi. O günden bugüne de belediye başkanlarımızla, belediye meclis grubumuzla ve tüm Manisa ile barışık bir şekilde büyük bir mücadeleyi veriyor. Çok zor bir görevi büyük bir başarıyla gösteriyor. Sağdan soldan, oradan buradan onu yıpratmaya, partiyi tartıştırmaya çalışan bir takım çakallar var. Ben o çakalların hepsine diyorum ki ‘Kim ne yaparsa yapsın, biz Manisa’yız, biz birbirimizi biliriz. Severiz. Etle tırnak gibiyiz. Dün birlikte doğduk, birlikte büyüdük, birlikte kaybettik ve birlikte kazandık. Yarın da birlikte olacağız. Biz iktidarı da göreceğiz, bir gün gelip de gözümüzü yumduğumuzda da birbirinin cenazesini de biz hep birlikte kaldıracağız. Kimse merak etmesin ki biz Manisa olarak birbirimizden ayrı düşmeyiz, hepimiz birbirimize kefiliz. Besim’i de çok seviyoruz, bütün başkanlarımızı da çok seviyoruz, herkes bunu böyle bilsin.’”
“‘HİZMETTE YARIŞALIM’ DEDİM”
“Biz mücadeleyi; fedakarlıklar yaparak, zoru göğüsleyerek, hapse girmeyi hatta ölümü göze alarak, ama teslim olmayarak sürdürüyoruz. Dediğim gibi ‘Bir sivil darbe dönemini yaşıyoruz.’ Milletin canının güvende olmadığı, özgürlüğün güvende olmadığı, sandıkla verdikleri kararın güvende olmadığı, seçtiklerinin güvende olmadığı, bankadaki yatırımın güvende olmadığı, milletin parasının bizzat iktidar mensupları tarafından atananlar ya da bizzat kendileri tarafından çalındığı bir dönemdeyiz. Tüm bunları bir kişinin koltuğu güvende olsun diye yapıyorlar. Milletten kopmuş, kibrin sahibi olmuş, kendi menfaatinden başka hiçbir şey düşünmeyen bir zorba iktidara karşı bir büyük mücadele veriyoruz. Geçtiğimiz günlerde Sayın Erdoğan çıktı ve dedi ki ‘Ben aslında kutuplaşmadan yana değilim. Gerginlikten yana değilim. Meclis konuşmamda da bunları söyledim. Ama birileri gerginlik istiyor’ dedi. Buradan, kendi memleketimden ki şunu da söyleyeyim siyasette şöyle bir şey var, bu Manisa’yı bilen bilir. Cumhuriyet Meydanı’na genelde Cumhuriyet Halk Partililerin evleri bakar, oralarda herhalde son seçim oyumuz yüzde 80’dir. Seçimlerde bizim koca bayraklarımız olur orada, partinin bayrağı olur, Genel Başkanın bayrağı olur. Başka parti mitinge gelirse bayrağı geri çekeriz. Onlar ister, bayraklarını astırız. O gün Manisa’ya lider geliyorsa, Manisa merkezde hepiniz bilirsiniz biz siyaset yapmayız. Bir ilçeye geçeriz ya da bir gün dinleniriz. Çünkü Manisa’nın siyasi kültüründe bu vardır. Manisa’da yaptığı tek mitingte coşkulu, kendisini dinleyenlere beni kötülediğinde meydanın ne yaptığını, nasıl reaksiyon verdiğini, sandıkta da bunun cevabını vaktiyle 6 – 7 milletvekili çıkardığı, yüzde 50’nin üzerinde oy aldığı memlekette, memleketin evladına yüzde 60’la nasıl sahip çıktığını gördü. Geçen hafta buraya Genel Sekreteri geldi. Bir liderin ben Rize’ye giderim, Rize’de ona göre konuşurum, o memleketin evladının memleketinde o kişiye söyleyeceğin sözün bir tartısı olur. Gidip de Güneysu’da miting yapmam, Erdoğan’ın ailesi, akrabası, komşusunun olduğu yerde mikrofondan ona bir şey söylemem. Rize’de konuşurken ‘Hemşeriniz’ derim, ‘Keşke şöyle yapsa’ derim. Burada gelip bize hakaret ettirenler, iftiralar attıranlar, ölmüş insanların arkasından konuşanlar, hapisteki masumları karalayanların rezillikleri bir yana Erdoğan’a şunu hatırlatırım. 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmışız, hep beraber. İlk kez onu yenmişiz. O güne kadar Genel Başkan seçilmişim, aramamış. Yılbaşı aramamış, bayram seyran aramamış. Anıtkabir’de elimizi sıkmamış ya. Birinci parti olduk ya, ‘Bize düşer’ dedim. İlk bayramda aradım. Buradan, memleketimden Erdoğan’a hatırlatıyorum, Manisa’nın tüm AK Partilileri, memleketin tüm AK Partilileri de şahittir buna. Bayramda ben aradım, bayram sonrası gittim, dedim ki ‘Bu memleket kutuplaşmadan çok çekti. Size genelde bir görev verdi, bize yerelde büyük bir görev verdi. Türkiye tarihinin en büyük seçim başarısı bu. Bundan sonra kutuplaşma olmasın, tartışma olmasın, belediye başkanları görevini yapsın, siz görevinizi yapın. Millet en sonunda adil bir karar versin. Anıtkabir’de el sıkışmamak olmaz’ dedim. ‘Biz Manisa Hatuniye Camii’nde AK Partililerin elini sıkıyoruz’ dedim. ‘Bayramda görüşmemek olmaz’ dedim, ‘Hacıhaliller köyünde bayramı da birlikte yapıyorlar, yası da birlikte tutuyorlar’ dedim. ‘Bu memlekette artık kardeş kavgası geçmişte neler yaşattıysa, bu gerilim de bu millete kaybettiriyor. Gelin hep beraber bu milletin yüzünü güldürelim, gelin bu milletin önünde kavga yerine hizmette yarışalım’ dedim. ‘Günü gelince adil bir seçim olur, kararı millet verir’ dedim. Bundan sonraki süreçte de neredeyse 7-8 ay boyunca belediyeler çalıştı, biz çalıştık. Ben polemik yapmadım ama Rize’de çay miting yaptım, Trabzon’da, Giresun’da, Ordu’da fındık mitingleri yaptım. Sinop’ta balıkçılarla toplantı yaptım. Gaziantep’te fıstık mitingi yaptım. Manisa’ya geldik, Manisa’da büyük tarım mitingi yaptık. Hayrabolu’da buğday miting yaptık, Ankara’da emekli mitingi, İstanbul’da atanmayan öğretmen mitingi yaptık. Belediye başkanları çalıştı, hizmetlerini anlattık. Bütün AK Partililer şahit olun ha. Ta ki anketlerde bir yıl varmadan, belediyelerden memnuniyet oranları biz ölçtük yüzde 59, AK Parti ölçtü yüzde 61. Manisa’da da dün gibi aklımda Ferdi’den memnuniyet 68. Akhisar’dan memnuniyet 65. Yunusemre’den memnuniyet 64. Şehzadeler’den memnuniyet 64. Bütün millet Manisalı, AK Partilisi, MHP’lisi şahit, ‘Görülmemiş hizmet yapıyor’ dediler. Türkiye’de Vahap Seçer rekor kırıyor, Mansur Yavaş rekor kırıyor, Ekrem İmamoğlu mazbata kazanmış. Beş yıl çalışmış kazanmış. Üstüne bir daha seçilmiş 1 milyon 100 bin farkla kazanmış. Hepsi rekora gidiyor. İşte o gün Allah var ya biz o kadar gördüğümüz zulme Gezi’de bize darbeci demelerini Berkin Elvan’ın anasını yuhalatmalarına, 7 Haziran – 1 Kasım arası memlekete cehennemi yaşatmalarına, ellerindeki bütün kire, geçmişlerindeki her şeye rağmen; sırf yahu kazanınca hani tahta çıkan, taç giyen baş akıllanacak ya. Hani bundan sonra kızdırma konulara hoş görmek bize ya, hani iktidar olan olduktan sonra ezmeyecek, eğilecek ya, hizmet edecek ya, şahit olsun AK Partilisi, MHP’lisi, böyle bir siyaset için her şeyi bir kenara bırakıp sadece hizmet odaklı çalışmaya başlamışken bu anketleri gördüler ve dediler ki Erdoğan’a ‘Bu süreç onlara kazandırıyor. İlerliyorlar, güçleniyorlar, gelecek seçimi alacaklar.’ O gün masanın altından baltayı çıkardı. Balta çekti bize. Esenyurt gibi 1 milyon nüfuslu kentte kayyım atadı. Neden biliyor musunuz? Belediye meclisine 4-5 tane Kürt arkadaş yazılmış. Diyor ki ‘Seçim kazanamayacakları yerde yönetimi ortak ettiler Kürtleri’ diyor. ‘Bu kayyım atamayı gerektirir’ diyor. Oysa ki bu takdir edilmeyi, kimseyi dışlamayan, Türkiye’nin en büyük Kürt ilçelerinden Kürtlerin en çok yaşadığı ilçelerden bir tanesi olan orada kimse dışlanmamış, eski AK Partili de alınmış, MHP’lisi de alınmış, DEM Partisi’nde geçmişte siyaset yapanlardan da alınmış. O sırada Türkiye’nin en büyük ilçesi bir profesör tarafından alınmış. İnanılmaz hizmet ederken oraya kayyım atayarak başladılar. Cumhurbaşkanı adayımıza, dünyanın iftiralarını atarak, hiçbirini de iddianameye yazmayarak, bir tane kanıt koyamayarak. O yüzden şimdi çıkıp ‘Ben kutuplaşma istemem’ demesin. Her şeye rağmen 47 yıl sonra seçim kazandığında milletin verdiği görevi, yazdığı mektubu okuyan biziz. Dünya kadar eleştiri almamıza rağmen bayramda ilk telefonu açan, ziyaret yapan, el uzatan, ‘Cumhurbaşkanı geliyor’ diye inen kapıda karşılayan ve bundan sonrası için bu ülke bu karanlıkları yaşamasın diye çaba sarf eden biziz. Ama bu siyasetin sonuç verdiğini görünce balta çeken, Can’ı anasından ayıran, Demirhan’ı evladından ayıran, Ekrem Başkan’ın 84 yaşındaki babasına ‘Senin oğlun hırsız, senin kuyuna para mı gömdü?’ deyip evinde gidip taciz gibi kuyuda kasa arayan, tarlada para arayan, itibar suikast yapanlar bunlar.”
“İNTİKAMCI OLMAYACAK AMA TESLİM DE OLMAYACAĞIZ”
“Şimdi çıkmış bana diyor ki ‘Demişsin ki ‘Savaştayız.’ Seferberlik ilan edildi de bizim mi haberimiz yok?’ Bak Sayın Erdoğan buradan söylüyorum. İyiliğim iyidir, bütün Manisa bilir ki ne insan ayırırım, ne kaba siyaset yaparım, ne siyasette farklı olduğum kişiye görevimde farklı davranırım. Ne eczanemin kapısından giren bunu söyler. Her partiden eczacının olduğu eczacı odasında oyların, kapalı kullanılan 530 oyun tamamını almış birisi olarak söylüyorum. İlçe başkanların vardı senin o sırada o partiye kayıtlı. Hepsinin oyunu almış birisi olarak söylüyorum. Belediye başkanlarına, ‘Bir kişiyi ayırmayın, partizanlık yapmayın. Bize oy vermediyse gelecek seçim verir, vermezse de onun da hakkıdır, demokrasi budur’ diye açık – kapalı toplantılarda söyleyen biri olarak söylüyorum. Diyor ki, ‘Ne o savaşta mıyız, seferberlikte misin?’ Vallahi savaştayız kardeşim. Adaletsizliğe karşı savaştayız. Bu hukuksuzluğa karşı savaştayız. Milletin bankadaki parasını çalana da yedi yaşındaki Can’ın anasını ondan koparana karşı da savaştayız kardeşim. Masum insanların haysiyeti için savaştayız. Ailelere, evlatlara, kutsallara saldıranlara karşı onur mücadelesi için savaştayız. Can yakmak için değil, canımızı kurtarmak için, milleti teslim etmemek için savaştayız. Ölümü göze almışız, teslim olmamışız, olmayacağız kardeşim. İyilik yapan iyilik görür. Kötülük yapan belasını bulur. Teslim olan perişan olur. Ant olsun ki memleketimden yemin ediyorum, o sandığa varacağız, o seçimi alacağız, bu memleketi kurtaracağız. Ant olsun ki kurtaracağız. Can yakmayacağız, intikamcı olmayacağız ama kötülüğe de teslim olmayacağız. Hepinizi seviyorum. ilksen’e selam olsun, Demirhan‘a selam olsun. Kaybettiklerimizin ruhu şad olsun. Canım Manisam, sana da helal olsun. Sen tutuyorsun bizi ayakta, sen teslim etmiyorsun. Sen benim memleketim, güzelim memleketimsin. Siz Spil Dağı gibi arkamdasınız. Sizi Spil Dağı kadar seviyorum. Sağ olun, var olun.”

















