28 Ekim 2026, Çarşamba
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Özel Haber - Türkiye’de vergi adaleti: Gelir dağılımı, vergi yükü ve sosyal politikaların ekonomiye etkisi

Türkiye’de vergi adaleti: Gelir dağılımı, vergi yükü ve sosyal politikaların ekonomiye etkisi

Seda Gökdemir - Seda Gökdemir
28 Ekim 2026
- Özel Haber
Okuma Süresi:13 dakikalık okuma
A A
0
Türkiye’de vergi adaleti: Gelir dağılımı, vergi yükü ve sosyal politikaların ekonomiye etkisi
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Türkiye’de vergi adaleti tartışmaları, gelir dağılımındaki eşitsizlikler, dolaylı vergilerin tüketim üzerindeki etkisi ve sosyal politikaların yoksulluğu azaltmadaki rolü etrafında yoğunlaşıyor. TÜİK ve OECD verileri, Türkiye’de yüksek gelirli ve düşük gelirli kesimler arasındaki ekonomik farkların sürdüğünü ortaya koyarken, daha adil bir vergi sisteminin nasıl oluşturulabileceği sorusunu da gündeme taşıyor.

Vergi adaleti, vatandaşların ekonomik güçlerine uygun şekilde kamu harcamalarının finansmanına katılmasını ifade ediyor. Ancak adil bir vergi sistemi yalnızca devletin ne kadar vergi topladığıyla değil, bu vergileri kimlerden, hangi yöntemlerle topladığı ve elde edilen kaynakları toplumun hangi kesimleri için kullandığıyla da değerlendiriliyor.

Türkiye’de vergi sisteminin en fazla tartışılan yönlerinden biri, tüketim üzerinden alınan Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi gibi dolaylı vergilerin önemli ağırlığa sahip olması.

Dolaylı vergiler, aynı ürünü satın alan farklı gelir düzeyindeki tüketicilere aynı vergi tutarını yükleyebiliyor. Bu durum, özellikle gelirinin büyük bölümünü zorunlu ihtiyaçlara ayırmak zorunda kalan düşük gelirli haneler açısından önemli sonuçlar doğuruyor.

Gelir vergisi gibi doğrudan vergiler ise uygun biçimde tasarlandığında yüksek kazanç sağlayanların daha fazla katkıda bulunmasına olanak tanıyor.

Dolayısıyla Türkiye’de vergi adaleti sorunu, yalnızca vergi oranlarından değil; gelir dağılımı, tüketim alışkanlıkları, kayıt dışı ekonomi, servet birikimi ve sosyal harcamaların yapısından da etkileniyor.

Türkiye’de gelir dağılımı: En zengin yüzde 20, gelirin yüzde 48’ini alıyor

Türkiye İstatistik Kurumunun 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri, ekonomik eşitsizliğin boyutlarına ilişkin önemli veriler sunuyor.

Araştırmaya göre Türkiye’de en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik kesim, toplam gelirin yüzde 48’ini elde ediyor. En düşük gelirli yüzde 20’lik kesimin aldığı pay ise yalnızca yüzde 6,4 düzeyinde bulunuyor.

Bu sonuçlar, gelirden en fazla pay alan beşte birlik kesimin, en düşük gelirli beşte birlik kesime göre yaklaşık 7,5 kat daha fazla gelir elde ettiğini gösteriyor.

Gelir dağılımının ölçülmesinde kullanılan Gini katsayısı ise 2025 araştırmasında 0,410 olarak hesaplandı. Sıfıra yaklaştıkça daha eşit bir dağılımı ifade eden bu göstergenin yüksek seviyelerde seyretmesi, Türkiye’de gelir eşitsizliğinin önemli bir ekonomik ve sosyal mesele olmaya devam ettiğine işaret ediyor.

TÜİK verilerinde bir önceki araştırmaya göre sınırlı bir iyileşme görülse de gelir grupları arasındaki farkın büyüklüğü dikkat çekiyor.

Burada önemli bir ayrıntı bulunuyor: 2025 yılında açıklanan gelir dağılımı araştırması, esas olarak 2024 takvim yılında elde edilen gelirleri kapsıyor. Dolayısıyla göstergeler, 2025 yılı boyunca gerçekleşen tüm ekonomik gelişmeleri doğrudan yansıtmıyor.

Dolaylı vergiler gelir dağılımını nasıl etkiliyor?

Türkiye’de vergi adaleti tartışmasının merkezinde dolaylı ve doğrudan vergiler arasındaki denge yer alıyor.

Dolaylı vergiler, mal ve hizmetlerin satın alınması sırasında ödeniyor. KDV ve ÖTV bu gruptaki en bilinen vergiler arasında bulunuyor.

Doğrudan vergiler ise gelir, kazanç ve servet gibi unsurlar üzerinden alınıyor.

Dolaylı vergilerin gelir dağılımı açısından temel sorunu, düşük ve yüksek gelirli bireylerin ödeme gücünü doğrudan dikkate almaması.

Örneğin aynı ürünü satın alan iki kişiden biri aylık gelirinin çok küçük bir bölümünü, diğeri ise önemli bir kısmını bu harcamaya ayırmak zorunda kalabiliyor. Ürün üzerinden ödenen vergi aynı olsa bile verginin hane bütçesindeki ağırlığı farklılaşıyor.

Bu nedenle dolaylı vergilerin yüksek olduğu sistemlerde düşük gelirli kesimler, gelirlerine oranla daha ağır bir tüketim vergisi yüküyle karşılaşabiliyor.

Bununla birlikte bütün dolaylı vergilerin aynı etkiyi yarattığını söylemek doğru değil. Temel gıdada düşük vergi oranları uygulanması, lüks tüketimin daha yüksek oranlarla vergilendirilmesi ve düşük gelirli hanelere sağlanan destekler, sistemin dağılımsal etkisini değiştirebiliyor.

Asıl belirleyici unsur, farklı gelir gruplarının toplamda ne kadar vergi ödediği ve kamu harcamalarından ne ölçüde yararlandığı.

OECD verileri Türkiye’nin vergi sistemini nasıl gösteriyor?

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütünün 2025 Gelir İstatistikleri Raporu, Türkiye’nin vergi yapısını uluslararası ölçekte değerlendirme imkânı sağlıyor.

Rapora göre Türkiye’de vergi gelirlerinin gayrisafi yurt içi hasılaya oranı 2024 yılında yüzde 24 seviyesinde gerçekleşti. OECD ortalaması ise yüzde 34,1 oldu.

Türkiye, bu gösterge bakımından 38 OECD ülkesi arasında 34. sırada yer aldı.

Bu veriler, Türkiye’nin uluslararası karşılaştırmada toplam vergi gelirlerinin ekonomiye oranı açısından OECD ortalamasının altında bulunduğunu gösteriyor.

Ancak toplam vergi gelirlerinin milli gelire oranının düşük olması, vergi yükünün toplumun tüm kesimlerine adil dağıldığı anlamına gelmiyor.

OECD’nin vergi sınıflandırması sosyal güvenlik primlerini de kapsarken, Türkiye’de merkezi yönetim bütçesindeki vergi gelirleri farklı bir kapsamla hesaplanıyor. Bu nedenle iki istatistik doğrudan birbirine eşit kabul edilemiyor.

OECD verileri ayrıca Türkiye’de mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerin vergi yapısında önemli bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyor.

2023 yılı için belirli mal ve hizmetlerden alınan vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 20,8 olarak hesaplandı. Bu oran, tüketim üzerinden yapılan vergilendirmenin Türkiye açısından önemini gösteren göstergelerden biri.

Vergi adaletinin değerlendirilmesinde yalnızca vergi gelirlerinin büyüklüğüne değil, vergi türlerinin dağılımına ve hanelerin ekonomik gücüne göre oluşan fiili yüke birlikte bakılması gerekiyor.

Enflasyon ve vergi yükü arasındaki ilişki

Türkiye’de vergi adaletini etkileyen önemli faktörlerden biri de enflasyon.

Fiyatların yükselmesi, hanelerin temel ihtiyaçlara ayırdığı nominal harcamaları artırabiliyor. KDV gibi satış fiyatı üzerinden hesaplanan vergilerde, vergi oranı değişmese bile ürünün fiyatı yükseldiğinde ödenen vergi tutarı da artıyor.

Geliri fiyat artışlarının gerisinde kalan haneler açısından bu durum satın alma gücünün daha da baskılanmasına neden olabiliyor.

Enflasyonun gelir vergisi üzerindeki etkisi ise farklı bir mekanizma üzerinden ortaya çıkıyor.

Vergi tarifesindeki gelir dilimleri, ücret artışlarına ve fiyat seviyesindeki değişime yeterince uyarlanmadığında çalışanlar reel gelirleri yükselmese bile daha yüksek vergi dilimlerine girebiliyor.

Ekonomi literatüründe bu durum, vergi dilimi sürüklenmesi olarak değerlendiriliyor.

Bu nedenle enflasyonla mücadele politikalarının yanı sıra gelir vergisi tarifelerinin güncellenme biçimi de vergi adaleti bakımından önem taşıyor.

Sosyal politikalar gelir eşitsizliğini azaltıyor mu?

Vergi adaletinin ikinci önemli boyutunu, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığı oluşturuyor.

Sosyal yardımlar, emekli aylıkları, sağlık hizmetleri, eğitim harcamaları, çocuk destekleri ve gelir güvencesi programları, devletin gelir dağılımına müdahale ettiği başlıca alanlar arasında bulunuyor.

TÜİK’in 2025 Gelir Dağılımı İstatistikleri, sosyal transferlerin eşitsizlik üzerindeki etkisini ortaya koyan karşılaştırmalı göstergeler içeriyor.

Araştırmada kullanılabilir gelir üzerinden hesaplanan Gini katsayısı 0,410 iken tüm sosyal transfer gelirleri dışarıda bırakıldığında bu değer 0,473 seviyesine çıkıyor.

Bu fark, sosyal transferlerin ölçülen gelir eşitsizliğini azaltan önemli bir unsur olduğunu gösteriyor.

Ancak sosyal transferlerin büyük bölümünü emekli ve dul-yetim aylıkları oluşturuyor. Dolayısıyla sosyal transferlerin tamamını doğrudan yoksul hanelere yönelik sosyal yardım olarak değerlendirmek doğru değil.

Nitekim emekli ve dul-yetim aylıkları korunup diğer sosyal transferler dışlandığında Gini katsayısı 0,420 olarak hesaplanıyor.

Bu göstergeler, Türkiye’de sosyal güvenlik sisteminin gelir dağılımı üzerindeki belirgin rolünü ortaya koyarken, ihtiyaç odaklı sosyal yardımların kapsamının ve etkinliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.

Yoksulluk oranları ne söylüyor?

TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri, gelir dağılımındaki eşitsizliklerin toplumsal sonuçlarına ilişkin önemli veriler sunuyor.

Medyan gelirin yüzde 50’si esas alınarak hesaplanan göreli yoksulluk oranı, 2025 araştırmasında yüzde 13 olarak kaydedildi.

Medyan gelirin yüzde 60’ı esas alındığında ise göreli yoksulluk oranı yüzde 20,6 seviyesine ulaşıyor.

Bu iki farklı oran, yoksulluğun hangi gelir eşiğine göre ölçüldüğüne bağlı olarak sonuçların değişebildiğini gösteriyor.

Göreli yoksulluk, toplumun ortanca gelirine kıyasla düşük gelir elde eden nüfusun oranını ölçüyor. Dolayısıyla bu gösterge, tek başına temel ihtiyaçların karşılanıp karşılanamadığını veya mutlak yoksulluğun boyutlarını ortaya koymuyor.

Türkiye’de yoksullukla mücadele politikalarının başarısını değerlendirebilmek için gelir göstergeleriyle birlikte barınma maliyetleri, gıda harcamaları, eğitim olanakları ve sağlık hizmetlerine erişim gibi unsurların da incelenmesi gerekiyor.

Vergi adaletinde kayıt dışı ekonomi ve servet unsuru

Kayıt dışı ekonomik faaliyetler, vergilendirmenin adil biçimde uygulanmasını zorlaştıran yapısal sorunlar arasında yer alıyor.

Gelirini düzenli olarak beyan eden ve vergisini ödeyen mükelleflerle kazancının tamamını kayıt altına almayan ekonomik aktörler arasındaki farklılık, vergi sistemine duyulan güveni etkileyebiliyor.

Kayıt dışılıkla mücadelede elektronik belge uygulamaları, veri analizi, risk odaklı denetim ve kurumlar arası bilgi paylaşımı önemli araçlar arasında bulunuyor.

Ancak etkili bir vergi sistemi yalnızca denetimlerin artırılmasına dayanmıyor. Vergi mevzuatının anlaşılır olması, uygulamaların öngörülebilirliği ve mükellefler arasında eşit işlem ilkesinin korunması da önem taşıyor.

Vergi adaleti açısından bir diğer tartışma alanı servet üzerinden yapılan vergilendirme.

Gelir vergileri, kişilerin belirli dönemlerde elde ettiği kazançlara odaklanırken taşınmazlar, miraslar ve diğer varlıklar üzerinden yapılan vergilendirme, servet birikimindeki farklılıklarla ilişkilendirilebiliyor.

Bu alanda gerçekleştirilecek reformların etkisi ise değerleme yöntemlerine, istisnalara, uygulama kapasitesine ve ekonomik davranışlara bağlı olarak değişiyor.

Daha adil bir vergi sistemi için hangi politikalar uygulanabilir?

Türkiye’de vergi adaletinin güçlendirilmesi, birbirini tamamlayan ekonomik ve sosyal politikalar gerektiriyor.

1. Gelire göre vergilendirme güçlendirilebilir

Artan oranlı gelir vergisi sisteminin etkinliğinin artırılması, yüksek ve düşük gelir grupları arasındaki ödeme gücü farklarının vergilendirmeye daha doğru yansıtılmasını sağlayabilir.

Vergi dilimlerinin enflasyon karşısında aşınmasının önlenmesi de ücretli çalışanların üzerindeki yük açısından önem taşıyor.

2. Dolaylı vergilerin etkisi yeniden değerlendirilebilir

Temel ihtiyaç ürünlerinde uygulanan vergi oranları, düşük gelirli hanelerin tüketim yapısı dikkate alınarak incelenebilir.

Bununla birlikte vergi indirimlerinin perakende fiyatlara ne ölçüde yansıdığının izlenmesi ve desteklerin gerçekten hedeflenen kesimlere ulaşıp ulaşmadığının ölçülmesi gerekiyor.

3. Sosyal yardımlar daha hedefli hâle getirilebilir

Düşük gelirli ailelere yönelik nakit destekleri, çocuk yardımları, eğitim ve barınma programları gelir eşitsizliğinin azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Bu yardımların etkinliği, yalnızca ayrılan bütçe üzerinden değil, yoksulluk oranlarını ve hanelerin yaşam koşullarını ne ölçüde değiştirdiği üzerinden de değerlendirilmelidir.

4. Kayıt dışı ekonomiyle mücadele artırılabilir

Vergi denetimlerinde veri odaklı yöntemlerin geliştirilmesi ve kayıt dışı gelirlerin tespitine yönelik kapasitenin artırılması, vergi tabanının genişlemesine yardımcı olabilir.

Böylece mevcut mükelleflerin üzerindeki yükün daha dengeli dağıtılması için alan oluşturulabilir.

5. Kamu harcamalarında şeffaflık sağlanabilir

Vergi adaletinin yalnızca tahsilat yönü bulunmuyor.

Toplanan vergilerin eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, ulaşım ve diğer kamu hizmetlerinde nasıl kullanıldığı da vatandaşların vergi sistemine bakışını etkiliyor.

Kamu harcamalarının sonuçlarının düzenli olarak ölçülmesi ve kamuoyuyla paylaşılması, mali sistemin hesap verebilirliğini güçlendirebilir.

Vergi Reformları Tek Başına Gelir Eşitsizliğini Çözebilir mi?

Gelir dağılımını belirleyen tek unsur vergi politikası değil.

Ücretlerin düzeyi, işgücüne katılım, istihdamın niteliği, eğitim fırsatları, bölgesel gelişmişlik farkları ve sermaye gelirlerinin dağılımı da ekonomik eşitsizliği etkiliyor.

Bu nedenle yalnızca vergi oranlarının değiştirilmesiyle bütün gelir dağılımı sorunlarının çözülmesi beklenemez.

Örneğin ücretlerdeki eşitsizlikler devam ederken vergilendirme yoluyla elde edilecek iyileşmeler sınırlı kalabilir. Benzer şekilde çocukların nitelikli eğitime erişimindeki farklılıklar, uzun vadede gelir eşitsizliklerinin kuşaklar arasında devam etmesine neden olabilir.

Daha kapsayıcı bir ekonomik yapı için vergi reformlarının eğitim, istihdam, sosyal güvenlik ve bölgesel kalkınma politikalarıyla birlikte ele alınması gerekiyor.

Sonuç: Türkiye’de vergi adaleti ekonomik ve sosyal bir tercih

Türkiye’de vergi adaleti, kamu maliyesinin teknik bir konusu olmanın ötesinde gelir dağılımını, yoksullukla mücadeleyi ve toplumsal refahı doğrudan ilgilendiriyor.

TÜİK verileri, gelirden en yüksek payı alan kesimlerle en düşük payı alanlar arasındaki belirgin farkın sürdüğünü gösteriyor. OECD verileri ise Türkiye’nin toplam vergi gelirlerinin milli gelire oranı bakımından OECD ortalamasının altında kaldığını ortaya koyuyor.

Bu iki bulgu birlikte değerlendirildiğinde, temel sorunun yalnızca daha fazla vergi toplamak olmadığı anlaşılıyor.

Asıl mesele, vergilerin ekonomik güce göre nasıl dağıtıldığı ve toplanan kamu kaynaklarının gelir eşitsizliğini azaltmak için ne kadar etkili kullanıldığı.

Dolaylı vergilerin dağılımsal etkisinin azaltılması, gelir ve servet üzerinden vergilendirmenin dengeli biçimde uygulanması, kayıt dışılıkla mücadele edilmesi ve sosyal desteklerin güçlendirilmesi, daha adil bir sistem için değerlendirilebilecek başlıca politika alanları arasında bulunuyor.

Türkiye açısından sürdürülebilir bir vergi reformunun başarısı, kamu gelirlerini güvence altına alırken düşük gelirli vatandaşların yaşam standartlarını koruyabilmesine ve ekonomik fırsatlara erişimdeki eşitsizlikleri azaltabilmesine bağlı olacak.

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

Tekstil atıklarının geri dönüşümünde yapay zeka destekli uygulama

Sonraki Haber

Constructor Tech’ten büyük atılım: Yapay zekâ çözümleri Türkiye geneline yayılacak

Seda Gökdemir

Seda Gökdemir

İlgili Haberler

Özel Haber

“Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!” Atatürk o tarihî sözü nasıl söyledi? 28 Ekim 1923 gecesinde Çankaya Köşkü’nde neler yaşandı?

28 Ekim 2026
Okulda akran zorbalığı, tehdit ve şiddet varsa ne yapılmalı? Veliler nereye şikâyet edebilir, öğrencilere hangi cezalar uygulanır?
Özel Haber

Okulda akran zorbalığı, tehdit ve şiddet varsa ne yapılmalı? Veliler nereye şikâyet edebilir, öğrencilere hangi cezalar uygulanır?

27 Ekim 2026
Sonbaharda zihninizi dinlendiren 7 farkındalık egzersizi! Doğada mindfulness ile stresten uzaklaşmanın yolları
Özel Haber

Sonbaharda zihninizi dinlendiren 7 farkındalık egzersizi! Doğada mindfulness ile stresten uzaklaşmanın yolları

27 Ekim 2026
Kasım indirimleri öncesi e-ticarette büyük hareketlilik bekleniyor! Gözler yılın en yoğun alışveriş döneminde
Özel Haber

Kasım indirimleri öncesi e-ticarette büyük hareketlilik bekleniyor! Gözler yılın en yoğun alışveriş döneminde

27 Ekim 2026
Türkiye'de saatler neden geri alınmıyor? Kalıcı yaz saati uygulamasının günlük yaşama etkileri
Özel Haber

Türkiye’de saatler neden geri alınmıyor? Kalıcı yaz saati uygulamasının günlük yaşama etkileri

27 Ekim 2026
KYK burs sonuçları bekleniyor! Burs çıkmazsa kredi otomatik mi veriliyor? Öğrencilerin bilmediği ayrıntılar
Özel Haber

KYK burs sonuçları bekleniyor! Burs çıkmazsa kredi otomatik mi veriliyor? Öğrencilerin bilmediği ayrıntılar

27 Ekim 2026
Sonraki Haber
Constructor Tech'ten büyük atılım: Yapay zekâ çözümleri Türkiye geneline yayılacak

Constructor Tech'ten büyük atılım: Yapay zekâ çözümleri Türkiye geneline yayılacak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Kıyafetlerimiz kişiliğimizi ele veriyor mu? Moda ve psikoloji arasındaki şaşırtıcı ilişki
Moda ve Kadın

Kıyafetlerimiz kişiliğimizi ele veriyor mu? Moda ve psikoloji arasındaki şaşırtıcı ilişki

28 Ekim 2026
Otomobil şarampole devrildi; 2 yaralı
Yerel Haberler

Otomobil şarampole devrildi; 2 yaralı

28 Ekim 2026
Uzmanından mantar uyarısı: Görünüşüne aldanmayın, zehirli ve yenilebilir mantarlar birbirine benzeyebilir
Sağlık Haberleri

Uzmanından mantar uyarısı: Görünüşüne aldanmayın, zehirli ve yenilebilir mantarlar birbirine benzeyebilir

28 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’a, BAU’lu öğrencilerden yoğun ilgi

28 Ekim 2026
Yaşam

Mardin’in tescilli Derik zeytininde hasat başladı

28 Ekim 2026
Yaşam

Almanya’da hayatını kaybeden ‘İyilik meleği’ vasiyetiyle de umut oldu

28 Ekim 2026
Yaşam

Dana sucukta domuz eti tespiti

28 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

“Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!” Atatürk o tarihî sözü nasıl söyledi? 28 Ekim 1923 gecesinde Çankaya Köşkü’nde neler yaşandı?

- Tuğçe Karafakıoğlu
28 Ekim 2026

Takvimler 28 Ekim 1923’ü gösterdiğinde Ankara’da Türkiye’nin geleceğini değiştirecek tarihî bir gece yaşanıyordu. Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü’nde yakın arkadaşlarıyla...

Türkiye’de vergi adaleti: Gelir dağılımı, vergi yükü ve sosyal politikaların ekonomiye etkisi

“Yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz!” Atatürk o tarihî sözü nasıl söyledi? 28 Ekim 1923 gecesinde Çankaya Köşkü’nde neler yaşandı?

Okulda akran zorbalığı, tehdit ve şiddet varsa ne yapılmalı? Veliler nereye şikâyet edebilir, öğrencilere hangi cezalar uygulanır?

Sonbaharda zihninizi dinlendiren 7 farkındalık egzersizi! Doğada mindfulness ile stresten uzaklaşmanın yolları

Güncel Haber

Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’a, BAU’lu öğrencilerden yoğun ilgi

Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’a, BAU’lu öğrencilerden yoğun ilgi

28 Ekim 2026
Mardin’in tescilli Derik zeytininde hasat başladı

Mardin’in tescilli Derik zeytininde hasat başladı

28 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton