Trabzon’da Kadın Varsa Çözüm Var Derneği tarafından teknolojiden uzak geçmiş yaşam kültürünü gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulup, 1970’li yıllardaki Karadeniz’in günlük hayatı yansıtan ‘köy evi’, ziyaretçilerine duygu dolu anlar yaşatıyor.
Geçmişe açılan kapıdan girenlerin kimi yarım asırlık beşiği görünce gözyaşı döküyor, kimi yer sofrasında çocukluğuna dönüyor. Dernek Başkanı Funda Çuvalcı, “Buraya gelen herkes geçmişe gidip, çocukluğunu, gençliğini, anılarını hatırlıyor. Buradan hem mutlu hem de buruk çıkanlar oluyor” dedi.
Yomra ilçesinde faaliyet gösteren Kadın Varsa Çözüm Var Derneği üyeleri, Yomra Vakfı binasında 1970’li yıllardaki Karadeniz yaşamını yansıtmak için harekete geçerek köy evi oluşturdu. ‘Geçmişe Açılan Kapı; Bir Köy Evi Bin Hatıra’ sloganıyla hazırlanan evin oturma odası, yatak odası ve mutfak bölümleri 70’li yılların günlük yaşam kültürüne uygun şekilde dizayn edildi. Bakraçlar, yer sofraları, divanlar, kömür ütüsü, gaz lambası, beşik, duvar halıları, kemençe ve el emeği ürünlerin yer aldığı köy evinde, sobada pişirilen mısır ekmeğiyle de dönemin atmosferi yaşatıldı.
Ekmek Kokusu Eşliğinde Nostalji Turu
Geçmişe açılan evin kapısından girenlerin kimi yarım asırlık beşiği görünce gözyaşı döküyor, kimi yer sofrasında çocukluğuna dönüyor. Kömür ütüsünden gaz lambasına, divanlardan el emeği ürünlere kadar dönemin ruhunu yansıtan sergi havasındaki ev, farklı kuşakları da bir araya getiriyor. Yaşlılar, anılarını tazelerken, teknolojinin içine doğan çocuklar ise gördükleri antika eşyalar karşısında şaşırıyor. Sobada pişen mısır ekmeği kokusunun eşlik ettiği köy evi, nostaljik atmosferiyle ziyaretçilerini zamanda yolculuğa çıkarıyor.
Bir Köy Evi, Bin Hatıra
Kadın Varsa Çözüm Var Derneği Başkanı Funda Çuvalcı, Karadeniz kültürünü gelecek nesillere aktarmayı hedeflediğini söyleyerek, “Dernek olarak bu yılki sergimizi Yomra Vakfı’nda açmak istedik. 1970’li yıllara ait bir köy evini canlandırdık. O dönemdeki kültürü ve hatıraları gelen ziyaretçilerimize aktarmaya çalıştık. ‘Bir Köy Evi Bin Hatıra’ sloganını da kullandık. Gelen misafirlerimizin yoğun duygularına şahit olduk. Küçük bir mutfak, yatak odası ve oturma odasıyla köy evini oluşturduk. Her yıl geri dönüşüm materyallerini kullanarak sergi açıyorduk, bu yıl bir değişiklik yapmak istedik. Babaannem ve anneannemin anıları aklıma geldi. Öyle olunca ‘Bir köy evi kuralım’ dedik. Bu fikri hayata geçirmekteki amacım; gelecek nesillere bu kültürü aktarmak, yaşlılara da anılarını hatırlatmaktı” diye konuştu.
Gençlerin Çoğu Buradaki Eşyalarla İlk Kez Karşılaşıyor
Çuvalcı, gelen ziyaretçilerin duygulandığını da ifade ederek, “Gençlerimizin çoğu buradaki eşyalarla ilk kez karşılaşıyor. Kömür ütüsünü, kazanları, fenerli ve gramofonu bilmeyenler oluyor. Bazı araç gereçlerinde büyüklerinin evinde var olduğunu söylüyorlar. Hepimiz divanlarda büyüdük anısı da derinlerimizde yer etmiş. Benim için o geçmişe özlem duygusunu verebilmek önemliydi. 75 yaşında bir kadın geldi ve beşiği görünce duygulandı. Kendi çocuklarını o beşikte büyütmüştü. Beşiği saklayana bile dua etti. Başka bir teyzemiz divana ve yer sofralarına oturarak ağladı. O anıları hatırlayıp, bizlere aktarınca mutlu olduk. Buraya gelen herkes geçmişe gidip, çocukluğunu gençliğini, anılarını hatırlıyor. Buradan hem mutlu hem de buruk çıkanlar oluyor” dedi.
Ortamı Görünce Çok Duygulandım
Ziyaretçilerden Mehmet Salih Abdioğlu, geçmişe dönerek hüzünlendiğini belirterek, “Geçmişimizi ortaya koymuşlar, yaşatmışlar. Çok güzel bir ortam olmuş. Tarihi ve antika eserler de var. Radyosundan beşiğine kadar her şey var. Eski günlerime döndüm ve çocukluk günlerimi de hatırladım. Buradaki ortamı görünce de çok duygulandım” diye konuştu.
‘Çocukluğuma Döndüm’
Ziyaretçilerden Yasin Can, unutulmaya yüz tutan eski kültürler için üzüldüğünü ifade ederek, “Çocukluğuma döndüm. Buradaki ortamı çocukken yaşamıştım ve o duygu bana güzel hissettirdi. İnsanlar eskileri yok ettiler. Bu yüzden burada yaşatılmış olması gurur verici bir detay. Günümüzde eskilerin bir anlamı olmadığını düşünülüyor. Buraya gelince yok edilen eskilere de üzülürler. ‘Eşyalarımızdan saklasaydık, anılarımız kalırdı’ derler. Duygulandığım bir yer oldu” dedi.
Garip Eşyalar Kullanılıyormuş
3’üncü sınıf öğrencisi Aslı Şura Kırveli, köy evini gezmekten keyif aldığını söyleyerek, “Eskiden insanlar gerçekten çok garip eşyalar kullanıyormuş. Şu anda çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Elektrik olmadığında gaz lambası kullanıyor, ütü yapmak için de kömür ısısı kullanıyorlarmış. O yüzden bana çok garip geldi. Tencereler de çok eski zamanı hatırlatıyor. Anneannem de kullanıyor. Burada olmak güzel hissettirdi, iyi ki gelmişiz” diye konuştu.
Eski Günler Daha İyiymiş
Öğrencilerden Yusuf Mete Uzun da “1970’li yıllara gitmek biraz garip ama güzel bir hismiş. Kemençeler, halılar gerçekten çok eski duruyor. 56 yıl geçmiş, bugüne gelmesi çok zor ama yapmışız. Bu bana çok garip hissettiriyor. Bu eşyalardan anneannemin evinde de var, eski yer sofralarını biz de kullanıyoruz. Eskiden yapılan eşyalar çok özenli yapılmış. Şimdikileri robotlar yapıyor, o yüzden o kadar özenli değil. Fındığı titizlikle kırardık, şimdi robotlar kırıyor. Bence eski günler daha iyiymiş” dedi.
























