Bacaklarda oluşan girintili çıkıntılı görünüm çoğu zaman selülit olarak değerlendirilse de bazı durumlarda bunun altında farklı bir sağlık sorunu yatabiliyor. Son yıllarda daha sık gündeme gelen lipödem, özellikle kadınlarda görülen ve çoğu zaman kilo fazlalığıyla karıştırılan bir rahatsızlık olarak dikkat çekiyor.
Uzmanlar, selülit ve lipödemin benzer görünmesine rağmen nedenleri, belirtileri ve tedavi yaklaşımlarının farklı olduğunu vurguluyor. Bu nedenle doğru ayrımın yapılması büyük önem taşıyor.
Bu içerikte selülit ve lipödem arasındaki temel farkları ve dikkat edilmesi gereken belirtileri bulabilirsiniz.
Selülit nedir?
Selülit, cilt altındaki yağ dokusunun bağ dokusuna baskı yapması sonucu ortaya çıkan portakal kabuğu görünümü olarak tanımlanıyor.
Özellikle kalça, basen ve uyluk bölgelerinde görülen selülit oldukça yaygın bir durum olarak kabul ediliyor. Genellikle ağrıya neden olmuyor ve estetik bir sorun olarak değerlendiriliyor.
Lipödem nedir?
Lipödem ise yağ dokusunun anormal şekilde birikmesiyle ortaya çıkan kronik bir rahatsızlık olarak biliniyor.
Çoğunlukla kalça, basen ve bacaklarda simetrik yağlanma görülüyor. Ayakların ince kalmasına rağmen bacakların kalın görünmesi lipödemin dikkat çeken belirtileri arasında yer alıyor.
Ağrı ve hassasiyet önemli bir ipucu olabilir
Selülitte genellikle ağrı veya hassasiyet görülmez.
Lipödemde ise bacaklarda ağrı, dokunmaya karşı hassasiyet, kolay morarma ve gün sonunda artan rahatsızlık hissi ortaya çıkabiliyor.
Kilo vermek her zaman çözüm olmayabiliyor
Selülit görünümü kilo kontrolü ve yaşam tarzı değişiklikleriyle azalabiliyor.
Lipödemde ise kişi kilo verse bile bacaklardaki yağlanma büyük ölçüde devam edebiliyor. Bu durum hastalığın en önemli özelliklerinden biri olarak gösteriliyor.
Şişlik ve ağırlık hissi görülebiliyor
Lipödem hastalarında gün içerisinde bacaklarda ağırlık hissi ve şişlik oluşabiliyor.
Selülitte ise genellikle yalnızca cilt yüzeyindeki dalgalı görünüm dikkat çekiyor.
Ne zaman uzman desteği alınmalı?
Bacaklarda simetrik yağlanma, ağrı, hassasiyet, kolay morarma veya kilo verilmesine rağmen incelmeyen bölgeler bulunuyorsa uzman değerlendirmesi öneriliyor.
Erken tanı sayesinde uygun tedavi ve yaşam tarzı düzenlemeleriyle belirtilerin kontrol altına alınması mümkün olabiliyor.













