YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş ve beraberindeki heyeti partisinin genel merkezinde kabul etti.
Ziyaretin ardından açıklamalarda bulunan YENİ Parti lideri Özel, “Değerli arkadaşlar, bugün Türkiye İşçi Partisi’nin Sayın Genel Başkanı Erkan Baş ve kıymetli heyeti bizleri ziyaret ettiler. Bir hayırlı olsun ziyaretinin yanı sıra Türkiye siyasetinin yoğun gündemini birlikte değerlendirme fırsatı bulduk. Ben değerli heyetine ve Sayın Genel Başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Bugün YENİ Parti’nin yeni genel merkezinde kendilerini ağırladık. Her zaman oldukları gibi ki zaman zaman konuşuyoruz. Öyle bir üç yıl yaşadık ki siyasi muhataplarımız, dostlarımız bazen bize taziye vermekten, ‘geçmiş olsun’ dilemekten, son dönemde ‘Şükür, hayırlısı olsun’ dilemekten yorgun düşler. Ben her kötü günümüzde, mücadelede yanımızda olan Türkiye İşçi Partisi’nin her bir üyesine, yöneticilerine Sayın Genel Başkanın şahsında teşekkür ediyorum” dedi. Özel, şunları söyledi:
“KİRLİ SARMAL DEŞİFRE EDİLMELİDİR”
“Bugün tabii gündemimizin önemli bir kısmı asrın soygunu, asrın yolsuzluğu, asrın vurgunuydu. Bu meseleyi ‘Efendim Allah’tan korkmadıysanız Tayyip Bey’den de mi korkmadınız?’ diyenlerin Tayyip Bey’in sorumluluğunu örtmeye çalıştığını ve bu meselenin Tayyip Bey’in göstermeye çalıştığı gibi işte birkaç tane fırsatçı filan değil… Bir kere öyle birkaç değil, yüzlerce var. Meselenin de büyük bir koordinasyon içinde, Tayyip Bey’in bizzat kendisi değilse yanı başındaki tarafından ve atadıkları tarafından yönetilen organize bir soygun; siyasi sonuçları olan, siyasetten beslenen, ülkeyi yönetenlerin ülkeyi yönetirken görevleri gereği edinmiş oldukları sırlardan istifade eden ve hem kendi servetlerine servet katan hem de iktidarın iktidar ediş biçimini, yöntemini sürdürmesini sağlayacak bir kirli sarmal var. Bu sarmalın deşifre edilmesi gerekiyor. O sebeptendir ki ilk günlerde, olay ilk ortaya çıktığında AK Parti’den ‘Efendim Meclis’te bu konu araştırılır zaten, komisyon kurulur’ diyenler şimdi ‘Komisyona gerek yok’ diyorlar. Şu savunmayı hemen duyacaksınız. Hızla anayasayı açacaklar ve şöyle diyecekler. ‘Üzerinde adli süreçler yürütülen hususlarda Meclis Araştırma Komisyonu kurulamaz.’ Bunu okuyacaklar size. Hemen onlara şunu hatırlatın arkadaşlar. Susurluk Araştırma Komisyonu ya da Rabia Naz Araştırma Komisyonu, Soma Komisyonu, 15 Temmuz Komisyonu ve kurulan tüm komisyonlar… Dopingi Araştırma Komisyonu… Her birisi AK Parti’nin de içinde bulunduğu süreçlerde, Susurluk hariç; üzerinde savcılar çalışırken, tutuklamalar yapılırken, mahkemeler görülürken kuruldu. Aksine komisyon kurulması istisnadır. İşte çeşitli toplumsal duyarlılık alanlarında. Bu Meclis’in kurduğu hemen tüm komisyonlarda o sırada davalar görülmektedir. Meclis’in geleneğinde bu vardır. Bu bahane geçerli bir bahane değildir.”
“İKTİDAR KONUŞULMASIN DİYE KAÇIYOR”
“Buradaki mesele ki salı günü de gördük; Meclis’i denetlemek, muhalefeti çalıştırmak iktidarın görevidir. Nasıl kaçtılar gitti, bu mesele konuşulmasın diye. Dün genel görüşme yapıldı; partilerin önergeleri görüşülmesin diye neler yaptılar. Ama bu işin kaçışı yok. Bugün ve devam eden günlerde Meclis Araştırma Komisyonu kurulmasına kim ‘evet’ diyor, kim ‘hayır’ diyor? Millet bunu görsün diye o araştırma önergeleri verilecek ve oylanacak. Görülüyor ki iktidar bundan kaçıyor. Bu noktada biz böyle bir komisyon kurulursa içinde partilerimiz elbette yer alacaktı, takip edecektik. Ama kurulmaması durumunda diğer siyasi partilerle iletişim halinde olmayı, muhalefeti bu mücadelede yani hakikatin arayışında ve bu büyüyen şüphelerin kamu lehine araştırılmasında birlikte olması gerektiğini, eşgüdüm halinde olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada diğer siyasi partilerin de görüşlerini alarak birlikte çaba sarf edeceklerin oturması, bu konuyu birlikte çalışmalarının ülke yararına, kamu yararına olduğunu değerlendirdik. Ben bir kez daha Sayın Genel Başkanımıza teşekkür ederim.”
“ERDOĞAN İÇİN BİR ÜÇÜNCÜ ŞIK YOK”
YENİ Parti lideri Özgür Özel, açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Özel, fon soruşturmasında yaşanan gelişmeler ve iktidar mensuplarının olayla bağlantısı hakkındaki soruya, “‘Siyasi yük bizde, idari yük bizde, kendi takvimimiz var’ diyorlar. Böyle kişilerin kendi takvimi, kendi çıkarlarına göre takvimleri değil kamunun hızlı bir şekilde doğru bilgiye ulaşması, sistematik risklerin ortadan kaldırılması, tekrarının engellenmesi, sorumluların hesap vermesi lazım. Burada Tayyip Erdoğan açısından durum şudur. Bu konudan haberi var ve kontrolünde her şey gerçekleştiyse derhal istifa etmeli, kanun önünde hesap vermelidir. Eğer haberi yoksa derhal seçim kararı almalı ve yönetme kabiliyetini yitirmiş birisi devletin başında oturmamalı, emaneti millete, milletin yeni seçeceklerine teslim etmelidir. Bu konuda üçüncü bir şıkkı yok Erdoğan’ın. Bilgisi dahilinde ise suçludur. İstifa ve hesap verme sürecindedir. ‘Ben bilmeden bunlar oldu’ diyorsa devleti yönetme kabiliyeti ortadan kalkmıştır.”
“ÖMER ÇELİK’E DÖRT DEĞİL, 40 KLASÖR YETMEZ”
“Sayın Ömer Çelik’e çok net bir soru sordu partimizin sözcüsü. Ben de partimizin sözcüsünün bahsettiği konunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledim. Sayın Ömer Çelik hakkında yazılan, çizilen dedikoduları çıkartacak olsak dört değil 40 klasör yetmez. AK Parti içinde konuşulanlar da bunun 25 klasörünü oluşturur. Dışarıda konuşulanlar 15 klasördür. Ama Ömer Çelik’in yanıt vermesi gereken kısım şudur; Osman Arıkan Nacar’ı tanıyor musun, tanımıyor musun? E-data şirketi senin için ne anlama geliyor? Bizim iddiamız şudur. Osman Arıkan Nacar ile birlikte Bodrum’da baş başa tatil yaptınız, Bodrum’dan Ankara uçağına binip birlikte geriye döndünüz. Ve Osman Arıkan Nacar, 20 milyar gibi, Fatma Betül Sayan Kaya’nın 10 katı bir parayı bu fon işinden kazanmış biridir. Para, tutar, sen bu fon işini yapan borsadaki bu manipülatif hareketlerin içinde olan bu kişiyle birlikte yakın arkadaş mısın, değil misin? ‘En sevdiğim’ diyor, o kısmını bilmem. En sevdiğin mi üçüncü sevdiğin mi birlikte tatil yaptın mı baş başa, Bodrum uçağında Ankara’ya birlikte döndünüz mü dönmediniz mi? Bu konuyu yanıtlasın. Partimizin sözcüsü, Adalet ve Kalkınma Partisi sözcüsüne bunu sordu. Öyle onun dışında kendisinin klasör klasör spekülasyonla kendini kurtaracak hali yoktur. Soruya cevap verecek.”
“CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI KÜRSÜDEN İKRAR ETTİ”
“Dün Ümit Özlale de söyledi. Tabi hepimize Adalet ve Kalkınma Partisi’nin içindeki tartışma, kavga, Adalet Bakanlığının meselenin tartışılmasını istediği yön üzerine çok sayıda bilgi geliyor, sızdırılıyor. Bunların teyidi üzerine çalışılıyor ancak önemli miktarda bilgiyi teyit etmiş durumdayız. Önümüzdeki günlerde arkadaşlarımız, ben burada isim açıklamayacağım elbette ama arkadaşlarımız, Parti Sözümüzü, partimizin ilgili kriz masasının yetkilendirdiği arkadaşlarımız gerekli açıklamaları yapacaklar. Ancak iddiaların arkasındayız. Dün zaten açıkça ortaya çıktı. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının özel kaleminin bu işin içinde olduğu. Hatta başkasının hesabına işlem yapmak yasak olduğu halde sanki arkadaşların para birleştirip tek bir hesaptan işlem yaptıkları ortaya çıktı. Bu konuda da Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcısının kürsüdeki ikrarı da bence son derece önemlidir. Bunun yanında bir bakanın babasının bahsedilen tutar kadar girip, bahsedilen tutar kadar çıktığının ve bir başka bakanın da burada işlem yaptığının zaten ilk günlerden beri bizde bilgisi vardı. Bu konular da teyit edildi ve önümüzdeki günlerde, saatlerde bu konuyla ilgili açıklamaları yetkilendirdiğimiz arkadaşlarımız yapacaklar.”
“BİR KUKLAYA ROZET TAKILDIĞINI GÖRDÜK”
YENİ Parti lideri Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesi ile konuya ilişkin Oyuncu Berna Laçin’in paylaşımı üzerine gözaltına alınmasını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine şunları söyledi:
“Birincisi, yaşananlardan fevkalade üzüntü duyduğumu, utanç duyduğumu ifade etmem gerekiyor. Tabii özellikle dün orada kullanılan ifadelerle artık bir kişiliksizliğin, bir karaktersizliğin hududunun sınırının olmayacağını gördük. Ayrıca yıllarca, daha düne kadar her türlü hakaretle tanımladıkları işte ‘hımbıl’ dedikleri, ‘beceriksiz’ dedikleri, İzmir’de eleştirdikleri kişiyi davet edip rozet takıyorlar. O kişi, evet İzmir’e ihanet etmiştir, İzmir için bir haindir, bizim için haindir. İzmir’deki duyguyu biliyorsunuz. O duyguya ihanet eden bir haindir. Ama AK Parti için de bir kukladır. Şimdi göreceksiniz önümüzdeki günlerde bir Genel Sekreter görevlendirmesi yapılacak. O konuda açıklamalar yapıldı zaten. Eski bir belediye başkanını görevlendirecekler. AK Parti işte oraya bir kaynak transferi yapacağını, Cemil Tugay’ın kenarda 23 Nisan Başkanı gibi işte törenlerde boy göstereceğini, onun dışındaki bütün işlerin AK Parti koordinasyonunda yapılacağını, adeta AK Parti’nin İzmir’e bir kayyım atadığını, dün de bir kuklaya rozet taktığını görmüş durumdayız.”
“VATANDAŞLARIMIZDAN ÇOK DAHA FAZLA ÜZGÜNÜM”
“Tabii Cemil Tugay’ın kişisel zaafları, kendisine sunulan dosyalar ve karakter zafiyeti üzerinden gösterdiği acziyet kendini, iradesini rehin düşürmüştür. İzmir’in iradesi birileri tarafından rehin alınmaya çalışılmıştır. Rehin alan mülkün sahibi olmaz. Mülkün hala asıl sahibi İzmirlilerdir. Bugünlerde onların geçen seçimdeki iradeleri birileri tarafından şahsi çıkar ve korkular uğruna İzmir’in taban tabana zıt olduğu, asla ve asla geçit vermediği bir siyasi partiye peşkeş çekilmeye çalışılmıştır. Rehin alınan, esir alınan, sahip olunan şey; İzmir’in iradesi değildir. Bu noktada tabii şunu açıklıkla ifade etmek lazım. Ben vatandaşlarımızın üzüntülerini anlıyorum ve tahmin edersiniz ki hepsinden çok daha fazla üzgünüz. Ne yaşadığımızı da görmek lazım. Tarihte hiçbir zaman birik iktidar partisi böyle bir darbeye kalkışmamıştır. Tarihte hiçbir Cumhurbaşkanı kendinden sonra Cumhurbaşkanı olabilecek kişilere karşı böyle bir hasmane tutum içine girip, bir siyasiyi yargının başına getirip, orada operasyon yapıp, Cumhurbaşkanlığı adayını tutuklayıp hapse atmamıştır. Bir büyük İstanbul gibi bir şehri felç etmek için tüm belediye başkanlarını operasyonlar yapıp, belediye meclis üyelerini tehdit edip, şantajla ya da rüşvetle kendisine transfer edip, belediye meclis çoğunlukları üzerinden belediyelere çökmeye kalkmamıştır. Daha ilk yaptıkları operasyon, Esenyurt. 30 Ekim 2024 tarihinde yani seçimlerin üzerinden daha yedi ay geçmişken yapılan operasyonda konan kayyım görevinin başındadır. Dün yapılan operasyonda 30’dan fazla kişi suçüstü yakalanmış, gözaltına alınmış ve şimdiye kadarki bütün operasyonlarda gözaltına alınanların evlerinde çıkan toplam paradan çok daha fazlası kayyum sağ kolunun evinde çıkmıştır. Yani rezillik, pislik paçalarından akmaktadır ve bu şartlar altında ‘İstanbul’da oluyorsa, Üsküdar’da oluyorsa, orada oluyorsa İzmir’de ne yapalım? Burada belediye başkanını tehdit edelim. Zaten belli zaafları bizim tarafımızdan malum öğrenmişler. Bu korkuları ve zaafları üzerinden onu devşirelim. Onu getirelim. Geçmişte, daha birkaç hafta önce söyledikleri ortadayken o utanmaz sıkılmaz. Bizim de ar damarımız çatladı. Böylelikle İzmir’i alalım.’”
“BUTLANLARLA SIRTLANLAR SALDIRACAK, TESLİM OLACAĞIZ ÖYLE Mİ?”
“Erdoğan şimdi İzmir’i almış mı oluyor? İzmirlilerin iradesini satın almış mı oluyor? Onu ilk sandıkta göreceğiz. ‘13 bin 600 farkla İstanbul’u sana yönettirmezler’ deyince ‘Peki o zaman 806 bin farkla yönetsin’ diyen nasıl İstanbul’daki seçmenin iradesi ise ‘İzmir’i sen seçsen de ben alırım, onu AK Partili yaparım. Beni seçmezsen senin seçtiğini AK Partili yaparım’ diyene ilk sandıkta İzmirli gerekli hesabı verecektir. Geçen seçimde Genel Başkan olduktan bir ay sonra adayları belirleme durumunda kaldık. Millete de sözüm vardı, ‘Girdiğim ilk seçimden birinci parti çıkmazsam görevi bırakacağım’ diye. Onun için eski partimizde daha önceki dönemlerde araştırma geliştirme bütçesi yüzde yarımken yüzde 16 anketlere para ayırdık. Yaptığımız bütün çalışmalarda, aday yaptığımıza da yapmadığımızın önüne de anketleri koyduk. Hani şimdi konuşanlar var ya… Örneğin Butlan Sözcüsü diyor ya ’Bu adayları kim yaptı?’ Hepsine oyu var. Karar defteri orada. Hangisinde varsa itirazı, örneğin Cemil Tugay’a muhalefet şerhi koyduysa muhalefet şerhini göstersinler. Çok net bir şekilde yani neredeyse tüm belediye başkanlarının oyları var. İlk telefon tebriği şu andaki butlan başından gelmiş. ‘Kutluyorum büyük zafer, büyük başarı’ diye. İzmir’in bütün milletvekilleri, İzmir’deki tarihi başarıya… Ki 31’e 29 belediye başkanı seçtirmişiz o gün. Bugün butlanlarla sırtlanlar bize saldıracak. Biz de buna teslim olacağız, öyle mi? Sırtlan gibi saldırıp, İzmir’deki iradeye saldırıp onu devşiren kişinin yaptığına bakmayacağız; ‘Efendim aday yanlışmış.’ Zaten ben adayın bu yanlışı yapacağını bilsem onu aday yapmayı bırak; elim, kolum, kafam kırılsın, selam vermem. Ama böyle bir haysiyetsizliği kim görebilir, kim bilebilir? Bir ay içinde belirlediğimiz aday belirleme sürecinde biz İzmir’de 31’de 29 kazanmışız. Önceki dönem tek kadın belediye başkanı varken, sekiz kadın belediye başkanı seçtirmişiz. İki genç varken, 12 genç seçtirmişiz. Türkiye’de yüzde 65, ekonominin yüzde 85’ini kazanmışız. Bütün bu saldırılarda bu büyük başarıya karşı hazımsızlığın eseri. Bu hazımsız, saldırgan sırtlanların suçu yok da bu sırtlandan korkup kaçanların suçu yok da bu sırtlanın korkutup kaçırdığı adamı aday yaptık diye suç bizdeyse eyvallah. Başımız gözümüzle beraber. Ama zaten bilsek böyle bir haysiyetsizliği elimiz kırılsın, kafamız kırılsın, böyle bir şey yapmazdık. Ama şöyle bir şey söyleyeyim. Geçenlerde İzmir’e gittiğimde demiştim ki ‘Yetiştiğim, büyüdüğüm şehirdir. En az 25 belediye sözü veriyorum.’ ‘Uçuyor’ dediler. ‘İzmir karıştı’ dediler. 29 belediye kazandık. Buradan söylüyorum. İlk seçimlerde İzmir’de tarihin en büyük zaferlerinden birini kazanacağız. Devamındaki yerel seçimlerde 31’de 31 belediyeyi kazanarak İzmir‘le birlikte helalleşip bu butlan ve sırtlan ittifakına da gerekli cevabı hep birlikte vereceğiz.”
“İZMİR, SİYASETEN İŞGAL EDİLMİŞTİR”
“Berna Laçin’in pozisyonu için son derece üzgünüm. Bir kere şöyle bir şey var arkadaşlar. Bir irade var, o iradeye gelip zorla çökülüyor. Herkesin aklından geçmiyor mu? 15 Mayıs 1919 günü İzmir’de yaşanan duygu, yani İzmir’in başka bir iradesi varken işgal altında. Berna Laçin’in bir sanatçı olarak böyle bir şey hatırlaması ve söylemesi bir sanatçı sorumluluğunda, bir sanatçının söyleyebileceği, her siyasinin de tahammül etmesi gereken bir şey. Kaldı ki dün akşam Akit TV’de aksine yani öyle bir şey ki AK Parti’nin İzmir’i almasını Yunan’ın İzmir’in işgaline benzeten AK Parti destekçileri konuşuyor. Ona kimse bir şey demiyor. ‘Keşke Yunan kazansaydı savaşı’ diyenin dirisine gitti Tayyip Erdoğan, başında Kur’an hediye etti, Kur’an okudu. Ölüsüne 5 tane Bakan yolladı. Diğer tarafta öyle bir süreçle karşı karşıyayız ki ‘Atatürk’ün heykellerinin bir gün köpek leşi gibi sürüklendiğini göreceğiz’ diyen adama hiçbir şey yapmayanlar, onu, ‘hocamız’ diye görenler, baş tacı edenler şimdi Berna Laçin’in, ‘İzmir ilk kez işgal edilmiyor, korkma’ demesinden medet umuyorlar, onun üzerinden korku yaymaya çalışıyorlar. İzmir dün siyaseten işgal edilmiştir arkadaşlar. Doğruya ‘doğru’ diyeceğiz. Berna Laçin’in söylediğinden ‘Vay efendim öyle miydi, böyle miydi?’ Dün İzmir’in iradesi gasp edildi, işgal edildi. Bu da İzmir’in yaşadığı ilk işgal değil. İzmir kendi iradesiyle her zaman işgalden kurtulmayı bilmiştir. İlk seçimlerde de siyasi iradesini işgal edenlere gerekli cevabı verecektir. Berna Laçin’in sonuna kadar arkasındayız, ifade özgürlüğünün arkasındayız. Berna Laçin’in dediği gibi korkma, Berna Hanım da korkmasın ki korkmuyor. Kimse korkmasın. Kimse bunlardan sinmesin. Kendileri Atatürk’e hakaret edecek, devrime hakaret edecek, ‘Keşke savaşı Yunan kazansaydı’ diyecek kadar İzmir’e düşman olacaklar. Sonra, ‘İzmir’i ilk kez işgal edilmiyor’dan soruşturma. Ben de aynı ifadeyi aynı şekilde tekrar ediyorum.”
“UZUN ZAMANDIR İNSANLARA YAPILAN ZULMÜ ANLATIYORUZ”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, AYM’nin hukuksuz şekilde cezaevinde bulunanlar hakkındaki kararları için şunları dile getirdi:
“Değerli arkadaşlar, Sayın Arınç, iki arkadaşımız özelinde, kendisinde olan bilgileri çok sade bir şekilde toparlamış ve bu iki özel vaka için ‘Gayretullah’a dokunur’ diyor. Yani ‘Allah’ın ilahi adaletini zedeler bu’ diyor. ‘Başımıza büyük bela açarız’ diyor. ‘Bu kadar büyük bir rahatsızlık artık Allah’ın ilahi adaletini zedeler’ diye bir değerlendirme yapmış. Devamındaki değerlendirmesi de ‘Bu benim bildiklerim, bilmediklerim ama yaşanan nice mağduriyetler var’ diyor. Bu değerlendirme bu açıdan son derece önemli. Biz zaten aylardır, yıllardır bunları anlatıyoruz. İnsanların eşlerine yapılan, babalarına yapılan, bu çocuklarına yapılan zulümleri anlatıyoruz. Fatih Keleş’in oğlu kapalı yer korkusu olduğu bilinerek, ‘Nasıl olacak şimdi Mustafa onu içeri koyarsak’ diye babası tehdit edilip, babası itirafçı olmaya zorlanır, kabul etmeyince 10 aydan uzun bir süre cezaevinde kaldı, zulmedildi kendisine. Pınar Türker’in eşinden boşanmış olduğu, ‘çocuklara kim bakacak’ diye soruldu. Pınar Türker annesi ve babasının bakacağını söyleyince ‘Hadi itirafçı ol, çocuklarını al, eve git’ dediler. Olmayınca, ‘Pınar Hanım’ı 40 yataklı bir yerde 60’ncı kişi olarak Düzce’de bir cezaevine sürdüler. Kendisiyle birlikte itirafçı olmayan kadınları Türkiye’nin dört bir yanına yolladılar. Bugün Türkiye’de ailelere zulüm yaparak insanlara istemedikleri suçları kabul ettirmek ya da başkalarına iftira attırmaya çalışılıyor.”
“YA UYACAK YA VARLIKLARINI TARTIŞMAYA AÇACAKLAR”
“Bu yaşananların tamamı AK Parti’yi yenecek cumhurbaşkanı adayından ve kendinden sonra onu yenebilecek siyasi partiden, partilerden kurtulmak için yapılıyor. Bu dokunmayacaksa gayretullaha, bu ilahi adaleti zedelemeyecekse neyi zedeleyecek? Bu açıdan Sayın Arınç’ın açıklamalarını önemli ve kıymetli buluyorum. Sayın Arınç’ın Adalet ve Kalkınma Partisi’ndeki Kurucular Kurulu’ndaki öndeki üç kişiden birisi olduğunu, seçimi kazandıklarında toplantı yaparken masada sayın cumhurbaşkanı ve önceki cumhurbaşkanı ile birlikte onların arasında oturan üçüncü kişi olduğunu, başbakan yardımcılığı yaptığını, hükümet sözcülüğü yaptığını, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu görevini yaptığını hatırlatıyorum ve ‘Bu kadar zulüm olmaz’ diyor. Bunun görünür olması önemli. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi’nin ilk kararı uygulanmalıydı. Uygulanmadı. İkinci karar Haziran’da çıktı Temmuz’da yazıldı ve bugüne kadar yayınlanması beklendi. Ümit ediyorum bugün hem kendisinin yani Tayfun Kahraman’ın hem Sayın Kavala için AİHM’de alınan kararlardan sonra burada atılacak adımların, hem de sayın genel başkanın ifade ettiği gibi gerekçe gösteriyor ki Anayasa Mahkemesi kararlarına ne için uymak gerekir? Bu hakkında Anayasa Mahkemesi kararı olan tüm tutuklular ve adil yargılanma hakkı benzer şekilde zedelenen tüm tutuklular ve hükümlüler açısından son derece kıymetlidir. Bir kez daha ifade edeceğim. Sayın Erdoğan şuna karar verecek. Sorumlulukları Anayasa’nın 1-2 maddesi olarak anayasada yer aldı. Meclisinkiler var. Anayasa Mahkemesi’ninkiler var. Erdoğan, ‘Benim sayfam geçerli, bütün yetkiler bende, devletin başındayım, sizin sayfalar geçersiz, meclis yok hükmündedir, anayasaya hükmündedir, kanunların bağlayıcılığı yok hükmündedir’ derse biri de döner, ‘Senin sayfan da yok hükmündedir’ der. Sayın Erdoğan’ın yönettiği ülkede yönlendirdiği hakimler ve yönettiği partisi, Anayasa’da kapı gibi yazan bir sayfayı yok sayıyorsa kendi meşruiyetini tartışmaya açıyor demektir. O zaman ‘Bu ülkenin cumhurbaşkanı da yok hükmündedir’ denir. Ona karşı kimse bir savunma içine giremez. Anayasa bir bütündür. Herkes yetkisini anayasadan alıyor, ben milletvekili olarak anayasadan yetki alıyorsam Erdoğan da anayasadan alıyor. Anayasa Mahkemesi’nin kararlarının bağlayıcılığı da anayasanın açık ve amir bir hükmüdür. Ya o kurallara uyacaklar ya da kendi varlıklarını tartışmaya açacaklar.”
“ÖNE ALINAN SEÇİM İÇİN KİMSE KAPIMIZI ÇALMASIN”
Genel Başkan Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıklamalarının ve butlan yönetiminin yeni işten çıkarmalarının sorulması üzerine şunları söyledi:
“Değerli arkadaşlar 28 Mayıs 2023 günü Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildi ve biz o beş yıllık sürenin iki buçuğuncu yılını bir milat olarak, Kasım 2025’te söylemiştik. Siz de o zamanlar sordunuz. Yani biz demiştik ki ‘2,5 yıl bizden, 2,5 yıl Erdoğan’dan. Gelsin, sandığı koyalım. Böylelikle üçüncü kez aday olma imkanını elde etsin. Kazanırsa beş yıl daha, kaybederse de bundan sonraki 2,5 yılda millet hiç olmazsa istediği bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilir ve hızlı bir şekilde parlamenter sisteme dönme imkanı olur’ diye söyledik. O günlerde reddettiler. Siz de sordunuz. Peki 2028 yılının işte bahar aylarına çekilirse seçim ne olur? Ben o zaman da demiştim. ‘O, bir erken seçim olmaz. O, anayasanın arkasından dolaşma olur. O, anayasaya karşı arkadan dolaşarak bir muazzam suçu işlemek olur. Biz bu suçu alet olmayız’ dedim. Eğer erken seçime geliyorlarsa biz dünden razıyız, bugünden hazırız ama o öne alınan seçim, bir hafta önceki seçim, onun için kimse bizim kapımızı çalmasın. Sayın Bahçeli’nin Erdoğan’la ilgili, kendi partisi ile ilgili değerlendirmeleri olabilir. Ben yalnız sarayın odalarından türetilmiş, milletten gücünü almayan birtakım kişilerin dolaşıma soktuğu bir tartışmanın, işte ‘Bugünden karar alalım…’ Hatta öyle bir noktaya getiriyorlar ki işi, yani ‘Belli partilerin iradelerini bugünlerdeki siyasi konjonktürde buna zorlayalım. Günü gelince de Cumhurbaşkanımızı tekrar aday yapalım’ gibi ortaya atılan, saraydan atılan birtakım tekliflerin peşine takılmayı, bunları kıymetlendirmeyi, bunları değerlendirmeyi doğru bulmuyorum. Biz dediğimiz noktadayız. Bir erken seçim milletin umudu, beklentisidir. Beklentisiydi. Onların elinin tersiyle itip anayasanın arkasından dolanan bizim kapımızı çalmasınlar.”
“BUTLAN YÖNETİMİ 50’DEN FAZLA ARKADAŞIMIZI ATTI”
“Bir de CHP ile ilgili sordunuz. Arkadaşlar 2023 yılı kasım ayında partinin yönetimine geldik. İki kişi işten çıktı. Onları işten çıkarmadan önce yeni işlerini ben bizzat buldum. Kendilerini çağırdım, ‘Dün bize yaptıklarınızdan sonra burada iş barışı olmaz. Bütün haklarınızı vereceğiz…’ Ki verdik. ‘Ve şu iki yerde sizi işe sokacağız’ dedik. Onun dışında da kimseye dokunmadık, ellemedik. Özel Kalem katında çalışan dört arkadaşımızın dördü ile bile devam ettik. Bir tek kişinin görev yerini değiştirmedik. Bugün gelinen noktada butlan yönetimi geldi, 50’den fazla arkadaşımız işten attı. Sebebi ne? Bizle yakın çalışıyorlarmış. Bir siyasi partinin personeli seçilmiş yönetimle yakın çalışmayacak da ne yapacak? Şimdi de bu kıyım ailelerinde YENİ Parti’ye kaydolan varsa, eşleri YENİ Partili varsa devam ediyor. Bu karşımızdakilerin vicdanını, ahlakını, meseleye bakışını, bizi nereye koyduğunu ve emeğe, alın terine, emekçiye nasıl baktıklarını gösteren bir mevzudur. Kimseye yapmadığımız bir kötülüğü bizim yüzümüzden gören arkadaşlarımıza mümkün mertebe sahip çıkmaya çalışıyoruz. Ama hakikaten yani asrın soygununu yapanlarla o asrın soygununun öncesinde partinizin iradesini soyanlar, kaçanlar ve seçilmedikleri yerlere pavyon fedaileriyle gelip kavga-dövüş oturanların bu yaptıkları tarih önünde hepimizi üzen ve kendilerini utandırmaz ama bir dönem o siyasi partide faaliyet yapan bizleri dahi utandıran bir boyuta gelmiştir. Diyecek söz bulamıyorum. Milletimiz görüyor. Zaten boşuna değil bütün anketlerde, her ankette bir öncekinden geriye düşüp yok olmakta oluşları, boşuna değildir.”
“ÜMİT EDİYORUZ Kİ HAYSİYETSİZLİĞİ TEKRAR EDEN OLMAZ”
YENİ Parti lideri Özel, AK Parti’ye muhalefetten yeni katılımların olacağı konusundaki tartışmaların hatırlatılması üzerine “Öyle bir şey yok. Ümit ediyoruz ki dün yaşanan haysiyetsizliği tekrar eden bir başkası olmaz. İzmir’e böyle büyük bir haksızlığı kimse yapmaz” dedi.













