Milli Eğitim Bakanlığı 81 ildeki okullara “Ramazan ayı” yazısı gönderdi; 4-6 yaş grubundaki çocuklar camiye götürülecek.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in imzasıyla 81 ile gönderilen yazı ile Ramazan ayı boyunca okullarda düzenlenecek etkinliklerle ‘öğrencilerin milli ve manevi değerlerinin geliştirilmesi’ hedeflenecek. Okul öncesi yaş grubunu da içeren etkinlikler kapsamında öğrenciler camilere götürülecek, okullarda ‘Ramazan sohbetleri’ düzenlenecek.
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” kapsamında hazırlanan yazıda, Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2’nci maddesi gerekçe gösterilerek “milli ve manevi değerleri güçlendirme” vurgusu yapıldı. Program, okul öncesinden liseye kadar tüm kademeleri kapsıyor.
Temel Eğitim Genel Müdürlüğü’nün hazırladığı rehbere göre henüz zorunlu din eğitimi çağında olmayan 4-6 yaş grubu çocuklar öğretmenleri eşliğinde camiye götürülecek. Çocuklara ramazan ayında “camilerin ayrı bir güzelliğe büründüğü” anlatılacak. Ziyaret öncesinde Sultan Ahmet Camii örneği üzerinden tanıtım yapılacak. Ziyaret sırasında caminin bölümleri incelenecek, Ramazan’a özgü hazırlıklar gözlemlenecek.
Okul öncesi öğrencilerden aileleriyle “Ramazan hazırlığı yaparken ya da dua ederken” fotoğraf çektirmeleri ve okula getirmeleri istenecek. Fotoğraf getiremeyen çocuklar sınıfta resim çizecek. Çocuklara “Ramazan topu”, “iftar”, “sahur” gibi kavramlar bilmece yöntemiyle sorulacak; iftar sofrasının nasıl kurulacağı öğretilecek.
YAPILAN ETKİNLİKER TAKİP EDİLECEK
Program yalnızca öğrencilere yönelik değil. Bakanlık, öğretmenlerden her haftanın temasına ilişkin etkinlikleri “İzleme ve Değerlendirme Formu”na işlemelerini istedi. Her hafta gerçekleştirilen etkinliklere dair bilgiler, takip eden haftanın ilk iş gününde forma girilecek ve tüm başlıklar eksiksiz doldurulacak. Formda “Okul Türü Bilgisi”, “Yapılan Etkinlik Sayısı” ve “Katılımcı Sayıları (öğrenci, veli, öğretmen)” başlıkları yer alıyor. Böylece Ramazan etkinliklerinin sayısal olarak da takip edilmesi planlanıyor.
İlkokul öğrencileri için cami ziyareti sonrası doldurulmak üzere “Cami Ziyareti Gözlem Formu” hazırlandı. Formda, “Camide gördüklerim neler?”, “Ramazan’da camide neler yapılıyor?”, “Cami ziyaretinde neler hissettim?”, “Bugün ne öğrendim?”, “Camide nasıl davrandım?” gibi çoktan seçmeli ve yoruma dayalı sorular yer aldı.
DİNİ VE AYRIŞTIRICI UYGULAMALARA SON VERİLMELİ
Eğitim Sen’den yapılan açıklamada, “Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından 12 Şubat 2026 tarihinde yayımlanan ve 81 il valiliğine gönderilen “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Ramazan Ayı Etkinlikleri” konulu talimat, anayasanın laiklik ilkesine ve eğitimin bilimsel niteliğine aykırıdır. Okul öncesinden ortaöğretime kadar tüm kademeleri kapsayan bu düzenleme, okulları “tek din, tek mezhep” ritüellerinin uygulama alanı haline getirmeyi amaçlamaktadır.
MEB tarafından okullara gönderilen talimata göre söz konusu etkinliklerin dayandırıldığı 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve ilgili Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği, müfredatta yer almayan bu tür dinî içerikli faaliyetlere izin vermemektedir. Yönetmelik eki çizelgelerde bu tür bir etkinlik türü bulunmamaktadır.
Okullar, farklı inanç gruplarından ve inancı olmayan öğrencilerin bir arada eğitim aldığı kamusal alanlardır. Eğitim kurumlarında tek bir dinin ibadetlerini merkeze alan etkinlikler planlamak, devletin inançlar karşısındaki tarafsızlığını ortadan kaldırmakta, dolayısıyla bu durum laiklik ilkesine temelden aykırılık teşkil etmektedir.
Bakanlık talimatıyla öğretmen ve öğrencilerin katılımı şeklinde planlanan etkinliklerin okul dışında ve mesai saatleri dışında (iftar ve sahur programları vs.) gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Öğretmenlerin çalışma saatleri ve görev tanımları yasalarla belirlenmiştir; hiç kimse rızası dışında bu tür faaliyetlerde görev almaya zorlanamaz. MEB’in talimatı bu açıdan da sorunludur. “Gönüllülük” adı altında yürütülen bu süreçte, etkinliğe katılmayan öğrencilerin ve öğretmenlerin fişlenmesi, öğrencilerin akran zorbalığına maruz kalması ve toplumsal dışlanma yaşamaları kaçınılmazdır.
Eğitim Sen olarak, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” adı altında eğitim kurumlarının ibadethaneye dönüştürülmesine ve öğretmenlerin mesai saati dışındaki zamanlarına müdahale edilmesine yönelik itirazlarımız devam etmektedir. Üyelerimizi ve eğitim emekçilerini, bu tür hukuka aykırı görevlendirmelere karşı hazırladığımız örnek dilekçelerle yasal haklarını kullanmaya davet ediyoruz.
Millî Eğitim Bakanlığı’nı, Anayasa’ya ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na açıkça aykırı olan bu tür “fiili durum yaratma” yönteminden derhal vazgeçmeye; laik, bilimsel ve kamusal eğitime aykırı her türlü uygulamaya son vermeye davet ediyoruz” denildi.
Bakan Tekin: Yaptıklarımızın içerisinde ayrıştırıcı hiçbir şey yok
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, “Yaptığımız şeylerin içerisinde ayrıştırıcı hiçbir şey yok. Milli Eğitim Bakanlığı’na yakışır biçimde, etnik ya da dini kimliğine bakmaksızın bir arada yaşama arzusunu çocuklarımıza vermeye çalışıyoruz” dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Ankara’da Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen) 8’inci Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Programda Bakan Tekin’in yanı sıra MHP Genel Başkan Yardımcıları Yaşar Yıldırım ve Vahit Kayrıcı, AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan yer aldı. Bakan Tekin, çocukların milli kültür, milli değerler konusunda eğitilmesi için çaba sarf edeceklerini belirterek, “Bakın bazen çok masum olduğu zannedilen kavramlar içimizden bir şeyleri alır götürür. Sokakta, ekranlarda duyduğunuz, ‘Küresel değerler’ diye bize dayatılan değerler, çok masum cümlelerle bize ait olan değerlerin yerine konuluyor. Başta ana dilimiz olmak üzere, milli kültürümüzün bizim açımızdan çok önemli olduğunu biliyoruz ve bunun için mücadele ediyoruz. 2023 Haziran ayında göreve başlar başlamaz ilk yaptığımız şey şuydu; belki unutmuşsunuzdur. Dedik ki; ‘Çocuklarımızın Türkçeyi hayatın merkezine alması lazım.’ Temel eğitim birimlerinde Türkçe, ortaöğretimde Türk dili ve edebiyatı derslerini 4 temel beceri üzerinden ölçen ve 70 ile geçilen bir hale getirdik. Bu bizim için önemli. ‘Yani çocuklarımızın hem milli kültürü içselleştirmesi açısından hem akademik başarılarının güçlenmesi açısından, ana dilimize vakıf olarak yetişmeleri bizim politikalarımızın merkezindedir’ dedik” ifadelerini kullandı.
‘OYUNLARLA MİLLİ DEĞERLER VERİLİR’
Bu doğrultuda attıkları adımları anlatan Tekin, “Mesela, ‘Okullarımızın bahçelerini çocuklarımız oyunlarıyla şenlendirsinler’ dedik. Dışarıdan bakıldığında, ‘Bunun milli kültür kavramıyla acaba ne alakası var’ diyebilirsiniz. Fakat modern toplumlarda kültür aktarımının en temel ögelerinden bir tanesi çocuk oyunları. Her toplum, her ülke, her millet kendi geleneklerine, kendi birikimine göre oyun kültürü geliştirir. Ve bu oyun kültürü de çocuklara kuşaktan kuşağa aktarılır. Bu oyunlar vesilesiyle de çocuklar, evrensel değerlere karşı mücadele edecek milli değerler konusunda yetiştirilir. Siz çocuklarınıza Barni Moloztaş, Fred Çakmaktaş gibi oyunu öğretirseniz, o çocuklarınızdan milli kültüre sahip çıkmasını bekleyemezsiniz. O yüzden dedik ki; ‘Çocuklarımız geleneksel çocuk oyunlarını öğrensinler, okul bahçelerinde bu oyunları oynasınlar.’ 2023 yazından itibaren bir dizi faaliyete başladık. Odağında bu var; ayrıştırıcı unsurları dışarıda tutan, bizi bir arada tutan referans değerleri çocuklarımıza verebilmek. Yaptığımız her şeyin odağında bu vardır. Bize itiraz edenleri gerçekten anlamakta zorlanıyorum” diye konuştu.
‘GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ’
Bakan Tekin, ‘Mavi Vatan’ı müfredata koyduklarını söyleyerek, “15 gün boyunca Yunanistan’da tartışıldı. Bir de CHP tartıştı. Şaşırıyorum, anlamakta zorlanıyorum. Mesela Lozan’da, ‘Ege Denizi’ diye bir kavram yok. Adalar Denizi var. Biz ‘Adalar Denizi’ dedik, yemediğimiz hakaret kalmadı. Ben anlamıyorum yani neye itiraz ediyorsunuz? Yaptığımız şeylerin içerisinde ayrıştırıcı hiçbir şey yok. Tam tersine Milli Eğitim Bakanlığı’na yakışır bir biçimde etnik ya da dini kimliğine bakmaksızın, Alevi, Sünni, azınlık hiçbir özelliğine bakmaksızın, Türk, Kürt, Çerkez ayrımı yapmaksızın, altında bulunmaktan onur duyduğu bu bayrağın, bu ülkenin bir vatandaşı olma gururunu, bu bir arada yaşama arzusunu çocuklarımıza vermeye çalışıyoruz. Buna itiraz eden varsa etsin. Biz doğru bildiğimiz yolda sizlerle, öğretmen arkadaşlarımızla yürümeye devam edeceğiz. Bu konuda hiç geri adım atmayacağız” dedi.
Bakan Tekin, deprem bölgesinde yıkılan yaklaşık 9 bin 700 dersliğin yerine, 15 bin civarında dersliğin eğitim öğretime kazandırıldığını ifade ederek, “Eylül ayına kadar bu sayı 25 bine çıkacak. Yani yıkılan 9 bin dersliğin yerine 25 bin derslik yapmışız, eleştiriyorlar. Nasıl eleştiriyorlar? Ben onu da anlamıyorum. Bakın bir örnek vereyim size. 2020 Elazığ depreminde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi, ‘Biz de birer okul yapalım’ demişler. Teşekkür ediyoruz. 6 yıl önce bu taahhütte bulunmuşlar. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ’24 derslikli bir meslek lisesi, Gazi Meslek Lisesi’ni yapacağım’ demiş. Ne zaman yaptı? Bu yıl ocak ayında, 6 yıl sonra 24 dersliği teslim etti. İzmir Büyükşehir Belediyesi 6 yıl sonra 32 derslikli Atatürk Lisesi’nin sadece ihalesini yapabildi. Sonra da oturuyorlar, 25 bin derslik yaptık 2,5 yılda; bunu eleştiriyorlar. İnsanda biraz izan olur, biraz utanma olur, biraz ahlak olur” açıklamasında bulundu.













