Tuana Projects ve İstanbul Aydın Üniversitesi iş birliğiyle hayata geçirilen ‘Zorbalığa Karşı Güvenli Okul İklimi Projesi’ kapsamında öğretmenlere yönelik ilk pilot eğitim oturumu Beylikdüzü Bil Koleji’nde gerçekleştirildi.
Proje ile öğretmenlerin akran zorbalığıyla mücadele konusundaki bilgi, beceri ve uygulama kapasitelerinin güçlendirilmesi, okullarda güvenli, kapsayıcı ve barışçıl öğrenme ortamlarının oluşturulması hedefleniyor.
Türkiye’de okul çağındaki çocukların psikolojik sağlığını, akademik başarısını ve sosyal gelişimini olumsuz etkileyen akran zorbalığına karşı geliştirilen proje kapsamında düzenlenen ilk eğitim oturumu, uzman eğitmenler Nagihan Havuş ve Kamil Yücel tarafından verildi. Eğitimlerde öğretmenlerin zorbalığı tanıma, önleme ve müdahale etme becerilerinin geliştirilmesi amaçlandı.
Proje, Sahada Görülen İhtiyaçlardan Ortaya Çıktı
Projenin ortaya çıkış sürecine ilişkin bilgi veren uzman eğitmen Nagihan Havuş, temel amaçlarının çocukların güvenli bir okul ikliminde eğitim hayatlarına devam etmelerini sağlamak olduğunu belirtti. Havuş, “Zorbalık konusunda uzun süredir çalışmalar yürütüyoruz. Bu proje de aslında sahada gördüğümüz ihtiyaçlardan ortaya çıktı. Başlangıçta bunu farklı kurumlarla deneyimledik. Daha sonra yaptığım bireysel çalışmalar sırasında ihtiyacın çok daha büyük olduğunu gördüm. Zorbalığın yalnızca bireysel değil, toplumsal ve felsefi bir tarafı olduğunu fark ettim. Bunun tüm paydaşların birlikte çalışmasıyla ele alınması gerektiğini düşündüğümüz için bu projeyi kurguladık” dedi.
Toplumsal İyi Olma Halini Desteklemeyi Amaçlıyoruz
Programın sosyal becerileri geliştirmeye odaklandığını belirten Havuş, “Toplumsal iyi olma halini destekleyen bir yerde durmaya çalışıyoruz. Çünkü artık hiçbirimiz tam anlamıyla güvende hissetmiyoruz ve bu durum çocuklara da yansıyor. Bunun sosyal medya ve çevrim içi eylemlerle çok yakından ilişkili olduğunu biliyoruz. Bu nedenle çocukları biraz daha fiziksel dünyaya çekmek, geçmişte hangi değerler etrafında birlikte yaşayabildiğimizi hatırlatmak ve bu değerler sistemini okul içerisinde yeniden kurmak istiyoruz” diye konuştu.
Öğrencilerden Çok Okul İklimine Odaklanıyoruz
Projenin ilkokul, ortaokul ve lise düzeylerinde uygulanabileceğini ifade eden Havuş, asıl odak noktalarının öğrencilerden çok okul iklimi olduğunu söyledi. Havuş, “Öğrencilerle çalışıyoruz ancak asıl amacımız okulun diğer paydaşlarıyla birlikte hareket etmek. Öğretmenlerle çalışmak, onların ailelerle çalışabilmesini desteklemek istiyoruz. Çocuk aslında yetişkini taklit eden bir sistem. Ona doğru örnekleri ve doğru materyalleri sunduğunuzda davranış değişikliği kendiliğinden gerçekleşiyor” ifadelerini kullandı.
Hiçbir Şeyi Tepeden İnme Yapmıyoruz
Eğitimlerin farkındalık çalışmalarıyla başladığını belirten Havuş, programın her okulun ihtiyaçlarına göre şekillendirildiğini vurguladı. Havuş, “Biz hiçbir şeyi tepeden inme yapmıyoruz. Öğretmenlerle birlikte çalışıyoruz. Okul ikliminde eksik görülen alanlar neler, ihtiyaçlar neler, uygulanabilecek en doğru sistem nasıl kurulabilir, bunları birlikte değerlendiriyoruz. Her okulun dinamiği farklı olduğu için çözüm yolları da buna göre şekilleniyor” dedi.
Güvenli Okul İklimi Çocuğun Kendini Rahat Hissettiği Alandır
Güvenli okul ikliminin ne anlama geldiğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Havuş, “Güvenli okul iklimi dediğimiz şey, çocuğun gelişim gösterebildiği ve kendini rahat hissedebildiği bir alan oluşturabilmek. Çocukların son dönemde çok sıkıştıklarını görüyoruz. Öğretmenler genel olarak zorbalığın ne olduğunu biliyor ancak zorbalığı gözlemlediklerinde nasıl müdahale edecekleri ya da öncesinde neler yapabilecekleri konusunda daha fazla desteğe ihtiyaç duyabiliyorlar” diye konuştu.
Akademik Başarı Tek Başına Yeterli Değil
Velilerin ve öğretmenlerin çocukların gelişimini bütüncül bir şekilde takip etmesi gerektiğini belirten Havuş, “Çocuğun yalnızca akademik başarısına odaklanmak yeterli değil. Gelişimsel süreçlerinin tamamının takip edilmesi gerekiyor. Öğretmenler ve aileler arasında güçlü bir iş birliği kurulması büyük önem taşıyor” dedi.
Dört Aşamalı Uygulama Modeli
Projenin yalnızca farkındalık eğitimlerinden oluşmadığını belirten Havuş, uygulama modelinin dört temel aşamadan oluştuğunu anlattı. Havuş, “İlk aşamada farkındalık oturumları gerçekleştiriyoruz. Daha sonra okulun ihtiyaçlarını dinlediğimiz ve sorunları anlamaya çalıştığımız bir süreç var. Ardından güvenli okul ikliminin nasıl kurulabileceğine ilişkin çalışmalar yürütüyoruz. Son aşamada ise oluşturulan sistemin takibini yapıyor ve geri bildirimlerle süreci güçlendiriyoruz. Bunu tuğla üzerine tuğla koyarak inşa edilen bir yapı gibi düşünebiliriz” ifadelerini kullandı.
Vakalar Üzerinden Çözüm Üretiyoruz
Eğitimlerde öğretmenlerin karşılaştığı gerçek örnekler üzerinden çalıştıklarını belirten Havuş, “Çözülemeyen problemler neler, velilerle ilgili yaşanan sorunlar neler, bugüne kadar hangi yöntemler uygulanmış, bunları dinliyoruz. Ardından vakalar üzerinden nasıl başa çıkılabileceğine dair davranış setleri geliştiriyoruz. Amacımız her öğretmenin bu eğitimden farkındalıkla ayrılması ve okul içinde ya da dışında karşılaştığı durumlarda nasıl hareket edeceğini bilmesi” dedi.
Öğrencinin Dünyasını Anlamaya Çalışıyoruz
Programın yöntemsel olarak felsefi yaklaşımlardan da yararlandığını belirten Havuş, “Felsefenin sorduğu sorulardan ve değerler sisteminden yararlanıyoruz. Bugünün öğrencisinin dünyasında neler var, onları bu sürece dahil edebilecek araçlar neler, bunları keşfetmeye çalışıyoruz. Öğrencinin dünyasını anlamadan kalıcı bir çözüm üretmenin mümkün olmadığını düşünüyoruz” diye konuştu.
Veliler Dijital Dünya Konusunda Daha Dikkatli Olmalı
Dijital zorbalığın günümüzde önemli bir risk alanı oluşturduğunu vurgulayan Havuş, velilere de uyarılarda bulundu. Havuş, “Sosyal medya ve çevrim içi platformlar çok geniş alanlar. Hem çok iyi hem de çok kötü içerikler aynı anda bulunabiliyor. Kontrol edemediğimiz alanlarda çocukların karşılaştıkları durumları takip etmek zorlaşıyor. Bu nedenle velilerin özellikle dijital dünya konusunda çok daha dikkatli olması gerekiyor” dedi.












