İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve iktidarın politikalarına yönelik sert eleştirilerde bulundu.
Erdoğan’ın kendi oluşturduğu bürokratik yapının etkisi altına girdiğini savunan Dervişoğlu, “Türkiye’yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor. Bugüne kadar kral çıplak diyordum. Bu saatten sonra kral tutsak diyorum” ifadelerini kullandı. Abdullah Öcalan’ın İmralı’da yeni bir yere taşındığı yönündeki açıklamalara da tepki gösteren Dervişoğlu, “Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış bir hükümlünün cezasını nasıl çekeceğini idare değil, kanun belirler” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ekonomik gelişmelerden yatırım fonlarına, bürokrasiden yargıya ve terörle mücadele politikalarına kadar birçok konuda iktidarı eleştiren Dervişoğlu, Türkiye’nin temel sorununun yönetim sistemi olduğunu savundu.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin demokratik kurumları zayıflattığını ileri süren Dervişoğlu, iktidar içerisindeki bürokratik yapıların siyasi karar alma süreçlerinde belirleyici hâle geldiğini iddia etti.
“Türkiye’yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi iktidarını çıraklık, kalfalık ve ustalık dönemleri üzerinden değerlendiren Dervişoğlu, mevcut yönetim anlayışına yönelik eleştirilerini şu sözlerle dile getirdi:
“Çıraklık dediği ilk döneminde, güya bürokratik oligarşiye karşı mücadele etti. Kalfalık dediği dönemde, kendi bürokratik oligarşisini yarattı. Ustalık dediği bu dönemdeyse, kendi yarattığı bürokratik çeteye teslim oldu. Türkiye’yi artık Erdoğan değil, o bürokratik çete yönetiyor. Bugüne kadar kral çıplak diyordum. Bu saatten sonra diyorum ki, kral tutsak!”
Dervişoğlu, demokratik rekabetin ortadan kaldırılmak istendiğini öne sürerek muhalefet, medya, iş dünyası ve sivil toplum üzerinde baskı oluşturulduğunu savundu.
Muhalefetin muhtemel cumhurbaşkanı adaylarının tutuklandığını ya da sindirildiğini iddia eden Dervişoğlu, Erdoğan’ın seçim kazanmasını sağlamak amacıyla atanmış bir grubun siyasi süreçlerde etkili olduğunu ileri sürdü.
Dervişoğlu, “Demokrasilerde siyasetçi yetkisini milletten alır, hesabını millete verir. Kamu görevlisi de kendisini atayanın şahsına değil, hukuka ve kamuya karşı sorumludur” dedi.
“İktidar içinde bir iktidar, devlet içinde bir devlet vardır”
Türkiye’de siyasi ve bürokratik yapıların iç içe geçtiğini savunan Dervişoğlu, kamu gücünün iktidarın devamlılığı için kullanıldığı iddiasında bulundu.
“Bugün siyaset içinde bir siyaset vardır, yönetim içinde bir yönetim vardır. İktidar içinde bir iktidar, devlet içinde bir devlet vardır” diyen Dervişoğlu, yaşananların Erdoğan’ın siyasi yönetim anlayışının sonucu olduğunu ileri sürdü.
Dervişoğlu, Türkiye’nin ekonomik kriz, sosyal sorunlar, beyin göçü ve adaletsizlik gibi farklı alanlarda yaşadığı sıkıntıların ortak nedeninin yönetim sistemi olduğunu savunarak, “Türkiye’nin asıl krizi, tek adam keyfiliğine dayanan yönetim krizidir” ifadelerini kullandı.
Öcalan’ın İmralı’da yeni yere taşındığı iddiasına tepki
Konuşmasında terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın İmralı’da kendisi için hazırlanan yeni bir yere taşındığı yönündeki açıklamalara da değinen Dervişoğlu, söz konusu gelişmenin kamuoyuna Adalet Bakanlığı tarafından duyurulmadığını belirtti.
Dervişoğlu, “Geçtiğimiz günlerde İmralı’daki terörist başının adada kendisi için yapılan yeni yerine taşındığını öğrendik. Bu haberi milletimize Adalet Bakanlığı vermedi. İmralı ulaklarından öğrendik” dedi.
Bir hükümlünün cezasını hangi koşullarda çekeceğinin kanunlarla belirlendiğini vurgulayan Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:
“Ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış bir hükümlünün cezasını nasıl çekeceğini idare değil, kanun belirler. Kanunda dayanağı olmayan bir uygulamayı fiilen yaşama geçiren her kim olursa olsun bunun bedelini er veya geç ama mutlaka öder.”
Dervişoğlu, İmralı’da gerçekleştirildiğini ileri sürdüğü düzenlemelerin hukuki dayanağının açıklanması gerektiğini savundu.
“Ortada terörsüz Türkiye değil, onursuz bir pazarlık var”
İktidarın “Terörsüz Türkiye” olarak adlandırdığı süreci de eleştiren Dervişoğlu, yürütülen görüşmelerin kamuoyundan gizlendiğini iddia etti.
Komisyon toplantılarının kapalı kapılar ardında gerçekleştirildiğini, alınan kararların ise kamuoyuna doğrudan açıklanmadığını savunan Dervişoğlu, sürecin şeffaf yürütülmediğini ileri sürdü.
Dervişoğlu, “Önce ‘umut hakkı’ dediler. Sonra ‘Meclis’e gelsin, konuşsun’ dediler. Sonra ‘statü’ dediler. Şimdi ‘yeni yer’ diyorlar. Her adımda bir kapı açılıyor, her kapıda millete ‘bir şey değişmedi’ deniyor” ifadelerini kullandı.
Sürece yönelik eleştirilerini sürdüren Dervişoğlu, “Adına ‘Terörsüz Türkiye’ dediler ama ortada terörsüz bir Türkiye yok, terörist başının siyasetin merkezine adım adım taşındığı onursuz bir pazarlık var!” dedi.
Şehitlerin fotoğraflarını göstererek tepki gösterdi
Dervişoğlu, konuşması sırasında terör saldırılarında hayatını kaybeden şehitlerin kabirlerine ait fotoğrafları göstererek Öcalan’ın İmralı’daki koşullarına ilişkin iddialara tepki gösterdi.
Şehit öğretmenler Neşe Alten ve Şenay Aybüke Yalçın’ı anan Dervişoğlu, şehit ailelerinin yaşadığı acıların unutulmaması gerektiğini vurguladı.
Dervişoğlu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Şehit öğretmen Neşe Alten ve babası, hâlâ bu soğuk mezar taşının altında. Şehit öğretmen Aybüke Yalçın hâlâ bu karanfillerin altında. Şehit babası evladını özledikçe hâlâ bu taşa sarılıyor. Şehitlerimizin anaları babaları hâlâ bu sıvasız evlerde yaşam mücadelesi veriyor.”
Ardından iktidara seslenen Dervişoğlu, “Onların yeri aynı ama katilini müstakil bahçeli eve aldınız, öyle mi? Yer utanıyor, gök utanıyor, millet utanıyor ama siz zerre utanmıyorsunuz. Yazıklar olsun!” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Dervişoğlu, açıklamasını “Şunu bilin ki az kaldı! Bu millet sizi sandığa; o cani teröristi de İmralı’ya gömecek!” ifadeleriyle sürdürdü.
Yatırım fonları üzerinden iktidara eleştiri
Grup toplantısında yatırım fonlarına ilişkin iddialara da geniş yer ayıran Dervişoğlu, devletin denetim mekanizmalarının görevlerini yerine getirmediğini savundu.
Emekli ikramiyesini yatırım fonuna yatırdıktan sonra mağduriyet yaşadığını belirttiği bir öğretmenle yaptığı görüşmeyi anlatan Dervişoğlu, vatandaşların devlete duyduğu güvenin sarsıldığını ifade etti.
Dervişoğlu, “Bu iktidar o nesle maalesef şunu empoze etti: ‘Dürüst olan kaybeder, iktidara yakın olan kazanır!'” dedi.
Fon piyasasındaki gelişmelerin yalnızca bireysel hatalarla açıklanamayacağını ileri süren Dervişoğlu, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Takasbank ve Mali Suçları Araştırma Kurulu’nun (MASAK) denetim sorumluluklarını gündeme getirdi.
Dervişoğlu, “Fon fiyatları balon gibi şişerken SPK neredeydi? Offshore hesaplardan para yabancı yatırımcı kılığında ülkeye girerken MASAK neredeydi?” sorularını yöneltti.
Denetim dosyalarının açıklanmasını isteyen Dervişoğlu, hangi riskin ne zaman tespit edildiğinin, raporların kimlere sunulduğunun ve hangi işlemlerin gerçekleştirildiğinin kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.
“Fon mağdurlarına verilen söz tutulmadı”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fon mağdurlarına yönelik ana para ödemeleri konusunda yaptığı açıklamayı da hatırlatan Dervişoğlu, vaat edilen tutarlarla gerçekleştirildiğini belirttiği ödemeler arasında fark bulunduğunu ileri sürdü.
Dervişoğlu, “Cumhurbaşkanı Erdoğan kameraların karşısına geçti, ‘Ekim’de 1 milyon liraya kadar ana para ödemelerine başlanacak’ dedi. Ekim bitti. Verilen nedir? En fazla 250 bin lira, ortalama 124 bin lira!” ifadelerini kullandı.
Fon mağdurlarının haklarının korunması gerektiğini vurgulayan Dervişoğlu, yaşananları ekonomik yönetim anlayışının sonucu olarak değerlendirdi.
“Fon vurgunu bir kazanın değil, bir çöküşün adıdır. Bu iktidar artık ekonomiyi yönetmiyor; ekonominin enkazını yönetiyor” diyen Dervişoğlu, sorumluluğu bulunan kamu görevlileri ve siyasetçilerin ortaya çıkarılmasını istedi.
2027 bütçesine “çöküş bütçesi” eleştirisi
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülen 2027 yılı bütçesine de değinen Dervişoğlu, ekonomik koşulların vatandaşlar üzerindeki etkilerini gündeme getirdi.
Esnafın finansmana erişimde güçlük çektiğini, üreticilerin maliyet baskısı altında kaldığını ve emeklilerin geçim sıkıntısı yaşadığını savunan Dervişoğlu, bütçenin toplumun ihtiyaçlarına karşılık vermediğini ileri sürdü.
Dervişoğlu, “Komisyonda görüşülen 2027 bütçesindeki rakamlar çürümenin rakamları, Meclis’e getirilen bütçe çöküş bütçesidir” dedi.
Ekonomideki sorunların üretim ve istihdamı da olumsuz etkilediğini ifade eden Dervişoğlu, gençlerin yurt dışında gelecek aramasının nedenlerinden birinin liyakat eksikliği olduğunu savundu.
İYİ Parti’nin siyasi tutumunu anlattı
Partisinin kuruluş gerekçesine ve siyasi çizgisine de değinen Dervişoğlu, İYİ Parti’nin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı demokratik bir itiraz üzerine kurulduğunu söyledi.
İktidar içerisindeki grupların kendi aralarındaki mücadelelerine taraf olmayacaklarını vurgulayan Dervişoğlu, “İktidar içindeki kliklerin birbirleriyle hesaplaşmasını, kendi mücadelemizin yerine koymayız. Bize servis edilen haberlerin arkasındaki hesapları sorgular, kimsenin tetikçiliğine soyunmayız” ifadelerini kullandı.
İYİ Parti’nin temel hedefinin mevcut yönetim sistemini değiştirmek olduğunu dile getiren Dervişoğlu, “Dünya döner, biz dönmeyiz yolumuzdan!” dedi.
“Bu düzenin çıkışı yoktur”
Konuşmasının son bölümünde devlet kurumlarında görev yapan bürokratlara ve iktidar milletvekillerine seslenen Dervişoğlu, hukuka aykırı uygulamalara karşı sorumluluk alınması gerektiğini belirtti.
Türkiye’nin demokratik geçmişinden örnekler veren Dervişoğlu, 1950 yılında iktidarın seçim yoluyla el değiştirmesini hatırlatarak milli iradeye saygı gösterilmesi çağrısında bulundu.
“Yarın tarih bu günleri yazarken, yalnızca soyanların değil, susanların adını da yazacaktır” diyen Dervişoğlu, Meclis’in denetim sorumluluğunu yerine getirmesi gerektiğini savundu.
7 Kasım’da Trabzon’da miting düzenleyecek
Dervişoğlu, konuşmasının sonunda 7 Kasım Cumartesi günü Trabzon’da miting düzenleyeceklerini açıkladı.
Vatandaşları mitinge davet eden Dervişoğlu, haksızlık, hukuksuzluk ve adaletsizliğe karşı mücadelelerini sürdüreceklerini söyledi.
Antalya’da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi’ne de değinen Dervişoğlu, İYİ Parti’nin iklim değişikliğiyle mücadeleye ilişkin politikalarını içeren bir manifesto açıklayacağını duyurdu.
Türkiye’yi yönetmeye hazır olduklarını ifade eden Dervişoğlu, “Biz mücadelemize devam edeceğiz. Bu mücadeleyi, ta ki bu ülkenin hakiki kurtuluş güneşi bu büyük milleti ısıtana kadar, son nefese, son nefere kadar da sürdüreceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.












