TBMM Genel Kurulu’nda, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeler içeren ‘Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ kabul edildi.
TBMM Genel Kurulu, suça sürüklenen çocuklara ilişkin düzenlemeler içeren ‘Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni görüşmek üzere Meclis Başkanvekili Pervin Buldan başkanlığında toplandı. Gündem dışı konuşmalar, milletvekillerine verilen 1’er dakikalık söz, grup başkanvekillerinin ülke gündemine ilişkin değerlendirmeleri ve siyasi partilerin TBMM Başkanlığı’na sunduğu önergelerin görüşülmesinin ardından teklife geçildi. Yapılan görüşmeler sonucunda teklif kabul edilerek kanunlaştı. Kanuna göre; ‘Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna’ yeni bir madde eklendi. Buna göre; ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde saklanması nedeniyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, işlenen suçun ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde 1 yıldan 3 yıla kadar hapisle cezalandırılacak. Kanun ile ayrıca tekerrür hükümlerin uygulanmasına ilişkin yaş istisnası yeniden düzenleniyor. Tekerrür hükümlerinin uygulanmasındaki yaş istisnası 18’den 15’e düşürülüyor. Suçu işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış olan kişilerin, işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmayacak.
‘ADLİ SÜREÇTEKİ ÇOCUK’
Kanun ile ‘Çocuk Kanunu’nda yer alan ‘suça sürüklenen çocuk’ kavramı yerine ‘adli süreçteki çocuk’ olarak değiştirilecek. Aynı kanunda yapılan bir başka değişiklikle 15 yaşını doldurmamış çocuk ile ilgili sosyal inceleme yaptırılması zorunlu kılınacak. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hakimi tarafından sosyal inceleme yaptırılmaması halinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilecek. Çocuk hakkında kamu tarafından dava açılması halinde idari tedbirlerin alınması için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilecek. Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında gerekmesi halinde kolluktan yardım istenebilecek. Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca, il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takip vali ve kaymakam tarafından sağlanacak. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri Aile ve Sosyal Hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülecek. Hakim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilecek.
SUÇLU ÇOCUKLAR CEZASINI EĞİTİMEVİ YERİNE CEZAEVİNDE BAŞLAYACAK
Diğer taraftan adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılamanın sonucunda hükmün geriye bırakılması halinde denetimli serbestlik tedbiri uygulanacak. Suça sürüklenen çocuklar, işledikleri suç nedeniyle zararın az olması halinde zararın giderilmesi şartı aranabilecek. Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba veya sorumlu kimse fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hakimi kararıyla 3 günden 10 güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılacak. Çocuklardan sorumlu olan ebeveynlerin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle şikayet edilmesi halinde 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası veriliyor. Hamile olan eşini terk eden ya da çaresiz halde bırakan kişiye verilen hapis cezaları 6 aydan 2 yıla yükseltilecek. Çocuğu, kasten öldürme sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi halinde kişiye ceza yarısından 2 katına kadar artırılıyor. Öte taraftan ‘Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikle; suçlu çocuklar cezasını eğitimevi yerine ilk olarak cezaevinde başlayacak. Çocuğun davranışlarının iyi halli olması halinde eğitimevlerine ayrılacak. Ancak terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek veya örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar hariç tutuluyor. Bununla birlikte toplam 3 yıl veya daha az hapis cezası ile taksirli suçlardan toplam 5 yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkum olan çocuklar hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilecek.
ÇOCUKLARIN KESİCİ, DELİCİ VE BIÇAK TAŞIMASI YASAKLANIYOR
Kanunla birlikte 18 yaşından küçük çocuklara kesici, delici, bıçak ve benzeri aletlerin çocuklar tarafından satın alınması ya da taşınması yasaklanıyor. Yasaklara uymayanlara 5 bin lira, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise 10 bin lira idari para cezası verilecek. Kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde 5 bin lira idari para cezası verilecek. Kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecek. Kabahat dolayısıyla idari para cezasına ve el koymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülki amir tarafından karar verilecek. Kabahati işlediği sırada 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek ‘Çocuk Koruma Kanunu’ hükümleri uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülki amir tarafından çocuk hakiminden tedbir talebinde bulunulacak. Bu madde hükmü internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanacak.
ACİL KORUNMA KARARI ALINMASI İÇİN 24 SAAT İÇİNDE ÇOCUK HAKİMİNE BAŞVURULACAK
Diğer taraftan kanun ile ‘Çocuk Koruma Kanunu’nda değişiklik yapılıyor. Bu kapsamda, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık suretiyle Sağlık Bakanlığı’na veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman tabip tarafından tespit edilmesi halinde, acil korunma kararı alınması amacıyla 24 saat içinde rapor düzenlenecek. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç 24 saat içinde çocuk hakimine başvuracak. Başvurudan itibaren en geç 48 saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı 3 uzman hekimden oluşan resmi sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulacak. Hakim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç 48 saat içinde karar verecek. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hakim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbi müdahale ve tedavi uygulanacak. Bu süreçte ihtiyaç duyulması halinde kolluktan yardım istenebilecek. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirecek. Hakim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi halinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilecek. Hakim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verecek.
‘ÜSTÜN FEDAKARLIK YAPMIŞ İNSANLARA BORCUMUZU ÖDEMEK HEPİMİZİN GÖREVİ’
Teklifin tümü üzerine söz alan Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, teklife ilkesel olarak muhalefet şerhi vermediklerini çünkü amaca ve düzenlemelere itirazları olmadıklarını belirtti. Özdağ, “Devlet adına üstün fedakarlık göstermiş insanlarımıza borcumuzu ödemek siyasi kimliklerimizin ötesinde hepimizin ortak görevidir. Ancak bir hakkın değeri yalnızca kağıt üzerinde tanınmış olmasına değil, kapsamının tutarlılığında, sürekliliğinde ve fiilen kullanılabilirliğinde ortaya çıkar. Bugün burada teklifin ne getirdiğini değil getirmediklerini, tanıdığı hakkı hangi gruplardan esirgediğini ve tanıdığı hakkı hangi usul engelleriyle fiilen kullanılamaz hale getirme riski taşıdığını konuşmak istiyorum. Önce olumlu bir tespitle başlayayım. Teklif, son dönemde sıkça başvurulan ve birbiriyle ilgisiz meseleleri tek metinde toplayan torba kanun tekniğinden ayrılıyor. 9 maddenin tamamı şehitlik, gazilik ve vazife malulü ekseninde kurulmuş; bu, müzakere kalitesini yükselten doğru bir tercihtir ve bundan sonraki yasama faaliyetlerinde de sürdürülmesini temenni ediyoruz. Buna karşılık, teklifin sürekli bir kamu harcaması doğurmasına rağmen yalnızca Milli Savunma Komisyonuna havale edilmiş olmasını, mali ve aktüeryal boyutunun Plan ve Bütçe Komisyonunda da ele alınmamış olmasını eksik buluyoruz” ifadelerini kullandı.
‘ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER KOMİSYONA BİLE ALINMADI’
İYİ Parti Çanakkale Milletvekili Rıdvan Uz ise teklifin hazırlanış biçimini eleştirerek, “Biz hiçbir hak artışına karşı değiliz, gazimize verilecek her bir imkanın, şehit ailesine tanınacak her bir hakkın yanındayız. Teklif, 3 Ağustos’ta başkanlığa sunulmuş sonra Milli Savunma Komisyonu’na. Konu; şehitlik, gazilik, vazife malullüğü, sosyal güvenlik, kamu maliyesi ve tüm bunlar uzman olmayan tali komisyonların değerlendirme yapmasına elverişli bir takvimle işletilmeden ve çok kısa süre zarfında uzman görüşü de alınmayan, şehit aileleri ve gazilerin bile komisyona alınmadığı bir uygulamadan geçerek getirildi. 2 yıldır çalışıldığı söyleniyor. ‘Peki, o zaman, 2 yıl çalıştığımız etki analizi nerede?’ diye biz de sorma hakkına sahibiz. Kaç kişinin düzenlemeden yararlanacağında bir açıklık yok. Sağlık kurullarının kapasitesi neden ortaya konulmuyor, bütçe etkisi neden madde madde hesaplanmamış? Hangi gazi derneğinin hangi önerisi kabul edilmiş, bir veri yok. 2 yıllık çalışma buysa çalıştığınız metni neden milletin önüne koymadınız?” diye konuştu.
‘MHP, GAZİ SAYILMAYAN KARDEŞLERİMİZİN YANINDA OLMUŞTUR’
MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, “MHP gazi sayılmayan kardeşlerimizin hep yanında olmuştur. Gazi sayılmayan kahramanlarımıza gazilik unvanının ve haklarının verilmesi konusunda, başta Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli tarafından olmak üzere defalarca çağrı yapılmış, gerek 2018 gerekse 2023 seçim beyannamelerimizde de taahhüt edilmiştir. Milli birliğimizi, milli güvenliğimizi, milli bekamızı muhafaza için gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında cesaretle mücadele edip vücudunun herhangi bir yerinden küçük veya büyük yara alan her gazimiz başımızın tacı, bağımsızlığımızın temel taşıdır. Vücudunda mermi veya şarapnel parçasıyla gezen kahramanlara aylık bağlanması ve haklar verilmesi çok değerli olmakla birlikte, ‘gazilik’ unvanının çok görülmesi izahını yapamayacağımız bir çelişkidir.” dedi.
‘BU ATEŞİ SÖNDÜRMEK HEPİMİZİN TARİHİ SORUMLULUĞUDUR’
DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak, “Bugüne kadar 100 binden fazla insan çatışmalar nedeniyle yaşamını yitirdi, on binlerce insan da bu çatışmaların sonucunda kalıcı bir şekilde yaralandı, milyonlarca insan yerinden ve yurdundan göç etmek durumunda kaldı. Böyle bir kanun teklifinin varlığı dahi ülkemizin yakın tarihinin ne kadar zorlu ve yıkıcı olduğunu bizlere bir kez daha göstermiş oldu. 40 yıldan fazla bir süredir yanan bu ateş Burdur’a da Ağrı’ya da Trabzon’a da Mardin’e de düştü. Bu çatışmalarda yaşamını yitiren tüm insanların anıları önünde saygıyla eğiliyorum. Bu ateşi söndürmek hepimizin tarihi sorumluluğudur” ifadelerini kullandı.
TARTIŞMA YAŞANDI
Genel Kurulda söz alan İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Genel Kuruldaki ‘Sincan 1 No’lu Cezaevi’nde isyan çıktığına dair açıklamaları’ nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan resen soruşturma başlatıldığını söyleyerek, bu duruma tepki gösterdi. Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, Çömez’e destek verirken AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin ise Çömez’in konuşmalarında yanlışlıklar olduğunu dile getirdi. Ardından Çömez ve Zengin arasında kısa süreli tartışma yaşandı.
‘ADALET VE EŞİTLİK İSTİYORLAR’
Teklifin tümü üzerine Yeni Parti adına söz alan Zonguldak Milletvekili Eylem Ertuğ Ertuğrul, “Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki şehit yakınlarımızın ve gazilerimizin sorunları dar siyasi hesaplara, dönemsel lütuflara ya da dar kapsamlı, yetersiz tedbirlere kurban edilemez, edilmemelidir. Her şehit haberi geldiğinde hep birlikte ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’ diye haykırıyoruz değil mi? Çünkü bu millet vatan uğruna ödenen bedeli bilir. Peki, gazilerimizi, şehitlerimizin ailelerini ne kadar tanıyoruz? Belki isimlerini hiç duymadınız, kimi iki gözünü bu vatan için kaybetti, kimi protez bacakla hayata tutunuyor, kimi de bedeninde şarapnel parçasıyla yaşam mücadelesi veriyor. Kimisi doğmamış bebeğini arkada bırakarak bu vatan için şehit düştü, kimisi yıllarını hastane koridorlarında geçirdi, ağır ameliyatlar oldu, ömür boyu sürecek engellerle ve acılarla yaşamaya mahkum kaldı. Bugünse o kahramanlar ayrıcalık değil, adalet ve eşitlik istiyorlar” ifadelerini kullandı.













