DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre 2026’nın Ocak-Eylül döneminde Kocaeli’de 4.995 senedin protesto edilmesini değerlendirerek, üretim merkezlerindeki ödeme güçlüğü göstergelerinin yakından izlenmesi gerektiğini söyledi.
Rakamların doğrudan kesinleşmiş batık alacak anlamına gelmediğini vurgulayan Sudan, protestolu senet verilerinin sanayi üretimi, istihdam ve yatırım göstergeleriyle birlikte değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
“Bu rakamları ‘2 milyar lira battı’ şeklinde yorumlamak doğru değildir”
Sudan, açıklamasına Kocaeli’nin üretim ekonomisindeki yerini ortaya koyarak başladı: “Kocaeli, Türkiye’nin sanayi ve üretim kapasitesinin yoğunlaştığı başlıca merkezlerden biridir. Otomotivden kimyaya, ana metalden makineye, plastikten enerjiye kadar çok sayıda sektörde üretim yapan işletmeleriyle Kocaeli; sanayi, ticaret, ihracat ve istihdam açısından Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biridir. Bu nedenle Kocaeli’deki ekonomik göstergeler yalnızca Kocaeli’yi değil, Türkiye’nin üretim ekonomisinin genel durumunu değerlendirmek açısından da önem taşımaktadır. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde Kocaeli’de 4.995 senet protesto edilirken, bu senetlerin toplam tutarı 2 milyar 154 milyon 828 bin 855 TL olarak gerçekleşmiştir. Yalnızca Eylül ayında ise Kocaeli’de 618 senet protesto edilmiş ve protestolu senetlerin toplam tutarı 170 milyon 239 bin 14 TL olmuştur. Bu rakamları ‘2 milyar lira battı’ şeklinde yorumlamak doğru değildir. Protestolu senet tutarı doğrudan ekonomik zarar veya kesinleşmiş batık alacak anlamına gelmez. Ancak bu veriler, ticari ilişkilerde ödeme güçlüğü ve tahsilat sorunlarının önemli göstergelerinden biridir.”
“Üretim var, ancak ödeme zincirindeki sorunlar artıyorsa bunu dikkate almak zorundayız”
Tahsilat sorunlarının üretim zincirinin tamamını etkilediğini belirten DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir işletmenin ürettiğini satabilmesi kadar, sattığı ürünün bedelini zamanında tahsil edebilmesi de önemlidir. Tahsilatın gecikmesi; satış, tahsilat, nakit akışı, tedarikçiye ödeme, kredi geri ödemesi, ücret ve istihdam ile yeni üretim zincirinin tamamını etkileyebilir. Özellikle KOBİ’ler açısından finansman maliyetlerinin ve tahsilat sürelerinin uzaması, işletme sermayesi üzerindeki baskıyı artırabilir. Bu nedenle Kocaeli’deki protestolu senet verilerini yalnızca bir finansal istatistik olarak değil, işletmelerin ödeme ve nakit akışı koşullarının izlenmesi gereken göstergelerinden biri olarak değerlendirmek gerekir.”
“Kocaeli’deki tablo Türkiye’den bağımsız değil”
Ülke genelindeki verilere dikkat çeken Sudan, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye genelindeki veriler de bu göstergenin tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre, 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde Türkiye genelinde protestolu senetlerin toplam tutarı 94,7 milyar TL’nin üzerine çıkmıştır. Eylül ayında ise ülke genelinde 31.227 senet protesto edilmiş ve bunların toplam tutarı 12,5 milyar TL’yi aşmıştır. Bu tabloyu Türkiye’nin üretim görünümüyle birlikte değerlendirmek gerekiyor. TÜİK’in Ağustos 2026 Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre, sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 1,9 gerilemiştir. Aynı dönemde imalat sanayi üretimindeki yıllık gerileme yüzde 2,5 olarak gerçekleşmiştir. Dahası, TÜİK’in 2025 yılı GSYH verilerine göre Türkiye ekonomisinde üretim yöntemiyle hesaplanan GSYH içinde en yüksek pay yüzde 15,6 ile imalat sanayine aittir. Dolayısıyla üretim sektöründeki gelişmeler, finansmana erişim koşulları ve işletmelerin ödeme ve tahsilat kapasitesi birbirinden bağımsız başlıklar değildir.”
“Üreten işletmeyi yaşatmak ekonomi politikasının merkezinde olmalıdır”
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ekonomik yapıyı tarif eden Sudan, şunları söyledi: “Türkiye’nin ihtiyacı, üretim yapan işletmelerin sürekli daha fazla borçlanarak ayakta kalmaya çalıştığı bir ekonomik yapı değildir. İhtiyacımız olan; öngörülebilir maliyetler, erişilebilir finansman, güçlü işletme sermayesi, sağlıklı tahsilat mekanizmaları ve yatırım yapmayı mümkün kılan istikrarlı bir ekonomik ortamdır. Kocaeli gibi Türkiye’nin üretim merkezlerinden birinde binlerce senedin protesto edilmesi, ekonomi yönetiminin dikkatle izlemesi gereken bir göstergedir. Burada mesele yalnızca senet değildir. Mesele; üreticinin ürettiğinin karşılığını zamanında alabilmesi, KOBİ’nin finansmana erişebilmesi, işletmenin istihdamını koruyabilmesi, sanayicinin yatırım kararını öngörülebilir bir ortamda verebilmesi ve nihayetinde Türkiye’nin üretim kapasitesini sürdürebilmesidir.”
“Ekonomi politikası yalnızca enflasyon veya büyüme oranından ibaret değildir”
Göstergelerin bütünlük içinde ele alınmasını isteyen DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Zeynep Sudan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Ekonomi politikası yalnızca enflasyon veya büyüme oranından ibaret değildir. Protestolu senetler, karşılıksız çekler, kredi ve tasfiye olunacak alacaklar, konkordato başvuruları, sanayi üretimi, istihdam ve yatırım göstergeleri birlikte değerlendirilmelidir. Kocaeli’deki tabloyu da bu bütünlük içerisinde ele almak gerekir. Üreten, istihdam sağlayan ve ihracat yapan işletmelerin finansal sorunları büyümeden gerekli tedbirlerin alınması; yalnızca Kocaeli’nin değil, Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesinin korunması açısından önem taşımaktadır. Kocaeli’den gelen bu veriler, ekonomi yönetimi açısından dikkate alınması gereken bir uyarıdır. Çünkü güçlü ekonomi, yalnızca finansal göstergelerin değil; üreticinin, sanayicinin, esnafın ve KOBİ’nin de kendisini güvende hissettiği ekonomidir.”











