Çocuklarda kekemelik, konuşma sırasında seslerin tekrarlanması, uzatılması veya konuşmanın istemsiz biçimde duraksamasıyla ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, ailelerin iyi niyetle yaptığı bazı müdahalelerin çocuk üzerindeki konuşma baskısını artırabileceğine dikkat çekiyor. Peki, kekemeliği olan bir çocuğa nasıl yaklaşılmalı? İşte ailelerin kaçınması gereken 6 davranış.
22 Ekim Dünya Kekemelik Farkındalık Günü kapsamında, çocuklarda konuşma akıcılığına ilişkin sorunlar ve ailelerin bu süreçteki rolü yeniden gündeme geliyor. Özellikle okul öncesi dönemde ortaya çıkabilen kekemelik, çocukların kendilerini ifade etme biçimini ve sosyal iletişimini etkileyebiliyor.
Çocuğunun konuşurken takıldığını fark eden bazı ebeveynler, sorunu çözmek amacıyla sürekli düzeltme yapabiliyor, sözcükleri onun yerine tamamlayabiliyor veya daha düzgün konuşmasını isteyebiliyor.
Ancak dil ve konuşma bozuklukları alanındaki uzman kuruluşlar, çocuğun konuşmasına müdahale etmek yerine iletişimini destekleyen, sabırlı ve güven verici bir yaklaşım benimsenmesini öneriyor.
1. Çocuğun sözünü sürekli tamamlamak
Kekemeliği olan çocukların cümlelerini bitirmekte zorlandığı anlarda ebeveynler çoğu zaman yardımcı olmak amacıyla araya giriyor.
Ancak çocuğun söylemeye çalıştığı kelimeyi sürekli onun yerine tamamlamak, kendisini ifade etmesine fırsat verilmediğini hissettirebilir.
Uzmanların önerisi, çocuğun konuşmasını tamamlaması için yeterli zaman tanımak ve söylediklerini dikkatle dinlemek.
Önemli olan cümlenin ne kadar hızlı tamamlandığı değil, çocuğun anlatmak istediği düşüncenin anlaşılmasıdır.
2. Sürekli “Yavaş konuş” veya “Düzgün söyle” demek
Ebeveynlerin sık kullandığı ifadelerden biri de “Yavaş konuş, sakin ol” uyarısı oluyor.
Ancak konuşmanın her aşamasında yapılan düzeltmeler, çocuğun dikkatini anlatmak istediği konudan uzaklaştırarak konuşma biçimine yöneltebilir.
Bu durum bazı çocuklarda baskı ve gerginlik hissini artırabilir.
Bunun yerine aile bireylerinin kendi konuşmalarında daha sakin bir tempo benimsemesi, çocuğa rahat bir iletişim ortamı sunabilir.
3. Çocuğu başkalarının önünde konuşmaya zorlamak
Aile toplantılarında, misafirliklerde veya kalabalık ortamlarda çocuklardan şiir okumaları, şarkı söylemeleri ya da bir olayı anlatmaları istenebiliyor.
Kekemeliği bulunan çocukların hazırlıksız biçimde konuşmaya zorlanması, bazı durumlarda kaygıyı artırabiliyor.
Çocuğun konuşma isteğine saygı gösterilmesi, zorlandığında olumsuz tepki verilmemesi ve katılımın destekleyici biçimde teşvik edilmesi önem taşıyor.
4. Konuşma hatalarıyla alay etmek veya başkalarıyla karşılaştırmak
Çocuğun konuşmasını taklit etmek, kelime tekrarlarına gülmek veya kardeşleriyle karşılaştırmak, iletişim özgüvenini olumsuz etkileyebiliyor.
Özellikle okul çağındaki çocuklar, konuşmaları nedeniyle alay edilme endişesi yaşayabiliyor.
Bu durum konuşmaktan kaçınmaya, sınıfta söz almak istememeye ve sosyal ortamlarda geri çekilmeye neden olabiliyor.
Ailelerin ve öğretmenlerin konuşma farklılıklarına karşı saygılı bir ortam oluşturması, çocuğun kendisini güvende hissetmesini destekliyor.
5. Kekemeliği tamamen heyecan veya korkuya bağlamak
Kekemeliğin yalnızca korku, heyecan veya yanlış ebeveyn tutumundan kaynaklandığı düşüncesi, yaygın yanlış inanışlardan biri.
Oysa gelişimsel kekemelik, genetik ve nörogelişimsel etkenlerle ilişkili karmaşık bir konuşma akıcılığı bozukluğu olarak değerlendiriliyor.
Heyecan ve baskı bazı kişilerde konuşma güçlüklerini belirginleştirebilse de bunlar kekemeliğin tek başına nedeni değil.
Bu nedenle çocuğun yaşadığı güçlüğün yalnızca psikolojik bir sorun olarak görülmesi, uygun değerlendirme sürecinin gecikmesine yol açabilir.
6. Profesyonel destek almak için gereğinden fazla beklemek
Bazı aileler çocukluk dönemindeki konuşma takılmalarının mutlaka kendiliğinden düzeleceğini düşünerek uzun süre bekleyebiliyor.
Her konuşma takılması kalıcı kekemelik anlamına gelmese de bazı belirtilerde erken değerlendirme önem taşıyor.
Özellikle takılmaların birkaç ay sürmesi, giderek artması, konuşma sırasında belirgin zorlanma görülmesi veya ailede kekemelik öyküsü bulunması durumunda dil ve konuşma terapistine başvurulması öneriliyor.
Aileler çocuklarına nasıl destek olabilir?
Çocuğun sözünü kesmeden dinlemek, konuşurken göz temasını doğal biçimde sürdürmek ve söylediklerinin içeriğine odaklanmak, destekleyici iletişimin temelini oluşturuyor.
Ayrıca çocuğun konuşma biçimi hakkında olumsuz yorumlar yapılmaması, konuşmasının sürekli düzeltilmemesi ve kendisini rahatça ifade edebileceği zamanların oluşturulması öneriliyor.
Kekemelik nedeniyle zorlandığını dile getiren çocuklarla konunun açık, yaşına uygun ve yargılayıcı olmayan bir dille konuşulması da önem taşıyor.
Kekemelik tedavi edilebilir mi?
Kekemeliğe yönelik değerlendirme ve terapi yöntemleri çocuğun yaşına, belirtilerin özelliklerine ve iletişim ihtiyaçlarına göre değişiyor.
Dil ve konuşma terapistleri, çocukların konuşma güçlükleriyle başa çıkmalarını, iletişim becerilerini geliştirmelerini ve konuşmaya ilişkin olumsuz duygularını azaltmalarını destekleyebiliyor.













