Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Kartalkaya’da yaşanan elim yangında karanlık hiçbir hususun kalmaması adına Meclis Araştırması açılmasını önerdi.
Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, “Kartalkaya’da yaşanan elim yangında; can kayıplarının bütün boyutlarıyla araştırılması, karanlık hiçbir hususun kalmaması adına her aşamasının aydınlatılması, yetkili/sorumlu/ilgili bütün kurum ve kuruluşların varsa ihmal ve usulsüzlüklerinin belirlenmesi, uygulamada sorun yaratan mevzuat hükümlerinin tespiti ile benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması ve cezaların caydırıcı hale getirilmesi de dahil olmak üzere olayın tüm boyutları ile ele alınması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını önerdik” dedi.
Gelecek Partisi Grup Başkanvekili Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ, Grand Kartal Otel’de meydana gelen yangın hakkında Meclis Araştırması önergesi verdi.
Meclis Araştırması önergesi şu şekilde;
21 Ocak 2025 tarihinde Ülkemizi yasa boğan bir yangın meydana gelmiş ve maalesef bugün itibariyle 78 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, resmî açıklamalara göre 50’den fazla insanımız da yaralanmıştır. Bolu Kartalkaya’da bulunan ve bir turizm işletmesi olan Grand Kartal Otel’de meydana gelen yangın, Cumhuriyet tarihimizin en çok can kaybına neden olan işyeri yangınlarından biri olarak şimdiden kayıtlara geçmiştir. Söz konusu yangın ve meydana gelen büyük can kayıpları bir kere daha göstermiştir ki, AK Parti iktidarı sebepler yerine daima sonuçlarla ilgilenen ve yetkili ama sorumlu olmayan bir yönetim anlayışını benimsemektedir.
Ülkemiz, yaşanan her felaketten sonra alınamayan tedbirler, ihmal ve yönetim acizliği gibi tartışmaları yapmaktan bıktı usandı ama mevcut iktidar 22 yıldır bu konuda ciddi hiçbir somut adım atmamakta ısrar etmektedir. Konumuz olan söz konusu otel yangını gibi mesela orman yangınlarıyla mücadele ederken bu yangınları engelleme dışında mesela hep söndürme konusunda yaşanan tartışmaların yetersizliği ve kimin yetkili olup olmadığı gibi yönetim zafiyetini gösteren tartışmalarla gerçek sorumlular gözlerden kaçırılmaktadır.
Yine mesela 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli deprem sonrasında yaklaşık 55 bin kişi hayatını kaybetmiş, depremin ilk anından itibaren aciliyet arz eden arama kurtarma faaliyetlerinin geciktiği, AFAD başta olmak üzere kurumların zamanında müdahale edemediği, TSK’nın arama kurtarma faaliyetlerine geç dahil edildiği, bu nedenlerle birçok vatandaşımızın hayatını kaybettiği ya da sakat kaldığı çok tartışılmıştı. Ama esasen depreme hazırlık açısından hükümet ve kurumların gerçek manada görevlerini yapmadığı, denetim ve ruhsat konularında ihmallerinin olduğu ve bu nedenle can kayıplarının devasa boyutlara ulaştığı bilinen bir hakikattir.
Yine Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen maden kazasında, hızlandırılmış tren kazalarında, sel felaketlerinde, Soma da Elbistan’da, Ermenek’te, Kozlu’da, Zonguldak’ta, yanan ormanlarımızda da aynı ihmal, denetimsizlik ve iktidara yakın ve yandaş olanlara karşı gösterilen “kurallardan münezzeh olma” anlayışını görüyoruz.
Söz konusu Otel yangınında medyaya yansıyan iddialara ve vatandaşların şahitliklerine göre, otelin yangın alarm sistemleri ve duman dedektörlerinin çalışmaması, yangın merdiveni eksikliği, acil tahliye yollarının yetersizliği ve yangın söndürme sistemlerinin etkisiz kalması gibi felakete ortam hazırlayan bir dizi ihmalin, yangının büyümesine ve can kayıplarının artmasına neden olduğu anlaşılmıştır.
Sonrasında yetkililerin açıklamalarına göre; otelin yıllara sâri düzenli olarak denetlendiği, yangın yeterlilik belgesine sahip olduğu ve Turizm Bakanlığı tarafından belgeli olduğu ifade edilmiştir. Ancak bu belgelerin güvenilirliği, denetim süreçlerinin etkinliği ve şeffaflığı büyük bir soru işareti yaratmıştır. İşletme sahibinin, söz konusu oteli denetlemekle yükümlü Turizm bakanı ile iş ve reklam ilişkilerinin olması, hatta uzun yıllardır dostluklarının bulunması ve üstelik Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Yönetim Kurulu Üyesi olması, denetim süreçlerine yansıyan bir dizi çıkar çatışmasının olduğuna ciddi bir karine teşkil etmektedir.
Yangın felaketinin ardından iktidar yetkilileri ve mensupları ile bazı gazeteci ve yorumcular yetki ve sorumluluklar konusunda birçok iddiayı dillendirmeye başlamışlardır. İktidar cenahı sorumluluğun belediyede olduğunu, denetim ve ruhsatlandırmaların belediyenin uhdesinde olduğunu söylerken başkaları da Söz konusu otelin turizm işletmesi olduğunu ve dolaysıyla her konuda tek yetkilinin Kültür ve Turizm Bakanlığı olduğunu ifade etmektedirler.
2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu 30. Maddesine göre denetim yetkisi:
“Belge talebinde bulunan işletmelerin belgelendirilmesine esas denetimleri, belgeli yatırım ve işletmelerin niteliklerine ilişkin denetimleri ve işletmeleri sınıflandırma yetkisi Bakanlığa aittir. (Kültür ve Turizm Bakanlığı) Bakanlık gerek görmesi durumunda, denetim yetkisini sınırlarını belirlemek kaydıyla valilik vasıtasıyla da kullanabilir. Bakanlık, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı ile iş birliği halinde, ülke turizminin uluslararası standartlarda geliştirilmesi, turizm faaliyetlerinin sürdürülebilir, çevreye duyarlı ve güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesi, ülke turizm ürünlerinin uluslararası alanda tanıtılması ve pazarlanmasına katkı sağlaması amacıyla, yetki verilecek Türk Akreditasyon Kurumundan akredite ve uluslararası faaliyette bulunan denetim firmaları aracılığıyla sertifika programları uygulayabilir. Denetim firmalarının nitelikleri, belirlenme ilkeleri, görevleri, yetkileri ile gerçeğe aykırı tespitler için uygulanacak usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenir.” hükmü çok açık iken Kültür ve Turizm Bakanı’nın dolaysıyla hükümetin söz konusu kanun hükmünün hilafına serdettikleri açıklama ve beyanların ne manaya geldiği ise kamuoyunun dikkatinden kaçmamaktadır. Yaşanan her felaketin ardından meydana gelen can ve mal kayıplarının sorumluluğunu üstlenmek ve gereğini yapmak yerine, başkalarını hatta kaderi sorumlu tutan siyaset anlayışı ile akla ziyan bir yönetim sergilemektedir.
Aynı yönetim anlayışını söz konusu otel yangınında da sergileyen hükümet ve kurum yetkililerinin alışkanlık haline gelen bu davranışlarının masaya yatırılması gerekmektedir. Mevzu yangın sebebiyle yaşanan can kayıplarının bütün boyutlarıyla araştırılması, karanlık hiçbir hususun kalmaması adına her aşamasının aydınlatılması, yetkili/sorumlu/ilgili bütün kurum ve kuruluşların varsa ihmal ve usulsüzlüklerinin belirlenmesi, uygulamada sorun yaratan mevzuat hükümlerinin tespiti ile benzer felaketlerin bir daha yaşanmaması ve cezaların caydırıcı hale getirilmesi de dahil olmak üzere olayın tüm boyutları ile ele alınması ve alınabilecek önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasının elzem olduğunu arz ederim.













