78 kişinin ölümüne neden olan Kartalkaya Grand Otel yangın faciasına ilişkin bir açıklama yapan CHP Genel Başkan Yardımcısı Dr. Zeliha Aksaz Şahbaz: “Kartalkaya’da yaşanan bir kader değil; ranta teslim edilen ülkemizde yaşanan katliamlar zincirinin yeni bir halkasıdır” dedi.
Özel hastanelerde daha fazla kazanç sağlamak için yeni doğan bebeklerimizin hayatına kasteden sistem, maalesef şimdi de Bolu Kartalkaya’da tatil yapan vatandaşlarımızı hedef almıştır. Tamamen rant ve sermayenin daha fazla kazanç sağlamasına terk edilmiş turizm sektöründe de 78 canımızın yanarak hayatını kaybetmesine, 51 vatandaşımızın yaralanmasına neden olmuştur. Bu yangın, sağlık sisteminde olduğu gibi turizm sektöründe de halkımızın can güvenliğinin nasıl tehdit altında olduğunun göstergesidir.
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, bu olayın nedeni olan önlemlerin bakanlık tarafından denetlenmemesi ve yaptırım uygulanmamasını perdelemek istercesine, sorumluluğu Bakanlığın dışına çıkaran söylemlerde bulunuyor. Hiçbir ilçe belediyesi mücavir alanı içinde yer almayan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın tam yetkili olduğu “Kültür ve Turizm Koruma ve Geliştirme Bölgesi” ilan edilen bölgede, bakanlık imardan tahsise, işletme ve denetime kadar tam yetkili iken aynı zamanda da sorumludur.
Ayrıca “Turizm, Yatırım ve İşletme ve Kuruluşlarını Denetimi Hakkındaki Yönetmelik”, oteller ve diğer turizm tesislerinin “can ve mal güvenliği” açısından periyodik olarak denetlenmesini bizzat Bakanlığın görevi olarak çok net bir şekilde tanımlamaktadır. Özellikle yangın güvenliği, acil çıkış kapıları, alarm sistemleri, İş Güvenliği ve İşçi Sağlığı önlemleri ve personelin bu konuda eğitimi gibi hususların denetimi yönetmelikte açık bir şekilde hükme bağlanmıştır.
Gerçek ortada: Turizm Bakanlığı’nın bu trajik yangına dair sorumlulukları, yalnızca vicdani değil, aynı zamanda yasal zeminde de tartışılamayacak kadar açıktır. Yangın sonrası raporlara ve görgü tanıklarının beyanlarına göre otelde: yangın alarm sistemleri ve yangın söndürme sistemleri çalışmaz halde, tahliye koridorları, yangın merdiveni dar, kilitli veya standartlara aykırı bir şekilde yapılmış, iş güvenliği ve İşçi Sağlığı önlemleri, personel eğitimi yalnızca kâğıt üzerinde kalmış durumdadır. Bu denli büyük eksiklerin, yıllık denetim raporlarında yer almaması imkânsızdır. Yazışmalardan açığa çıktığına göre, denetimler bakanlığın oluru ile hiç yapılmamış ya da eksikler görmezden gelinmiştir. Her iki durum da Bakanlığın ağır sorumluluğunu ortaya koymaktadır.
Kartalkaya faciası, “kader” veya “kaçınılmaz” bir kaza değil, göz göre göre denetimsizlik ve ihmal sonucunda meydana gelmiş bir felakettir. Kimse, kendisine kanunla verilmiş görevi başkalarına yükleyerek sıyrılamaz. Söz konusu bakanlık, kendi mevzuatını uygulamadığı gibi, vahim sonuçlar doğan bir süreçte bile topu il özel idaresine ve Bolu Belediyesine atarak sorumluluktan kaçamaz. Turizm Bakanlığı’nın yasayı ve kendi yönetmeliğini yok sayarak yaptığı açıklamalar, kamuoyunda infiale yol açmaktadır.
Bugün beklenen şudur: Otele yönelik denetim raporları kamuoyuna açıklanmalı, bu raporlarda tespit edilen veya görmezden gelinen eksikler netleşmeli, ihmali, görevi kötüye kullanma veya kusuru bulunan yetkililer hakkında idari ve adli süreçler işletilmelidir. 78 can için adalet, “bizim sorumluluğumuz yok” sözleriyle değil, gerçeğin ortaya çıkması ve gerekli yaptırımların uygulanmasıyla sağlanabilir.
Soma’dan, Hendek’e, Çorlu’ya, Aladağ’a, Kastamonu Bozkurt’a, Güneydoğu Anadolu depreminden, Beşiktaş yangınına, Yenidoğan Çetesine ve Kartalkaya Grand Otel yangını ve sayamadığımız tüm katliamlar zincirinde halkı ölüme mahkûm eden, anayasa ve yasaları yok sayarak hukuksuz, hesap vermeyen, denetlenmeyen bir yönetim anlayışı ile Cumhurbaşkanı, bakanları, yönetim kadroları, Kültür ve Turizm Bakanı ile birlikte bu katliamların sorumlusudur. Bir an önce istifa etmeli ve hesap vermelidir.













