CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar Grand Kartal Otel Yangını hakkında açıklama yaptı. Atalar, “Kartalkaya faciası sistemsel bir çöküşü gösteriyor, Bakanlık yetkilerini yerine getirdi mi?” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu’na göre; belgelendirme başvurusunda bulunan işletmelerin denetimi, belgeli yatırım ve işletmelerin niteliklerinin denetimi ve işletmelerin sınıflandırılmasının yetki, görev ve sorumluluğunun, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda olduğunu söyledi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Gülşah Deniz Atalar, parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Atalar, 2025’in ‘Aile Yılı’ ilan edildiğini hatırlatarak, “Bu yıl, sorumsuzluklarla yok edilen ailelerin yası ile başladı. Bolu Kartalkaya’da bulunan Grand Kartal Otel’de yaşanan ve 78 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine, 51 vatandaşımızın ise yaralanmasına yol açan yangın faciasının yarattığı tarifsiz acı, hepimizin ortak acısıdır. Ancak bu facia, ihmallerin ve çıkar çatışmalarının gölgesinde yaşandı. Sorumluluk alması gerekenler ise hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Bu elim olay, yalnızca bir tesisin değil, aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sistematik başarısızlıklarını gözler önüne serdi. Sorumluluk anlayışının da olmadığını gösterdi.
Ancak bu facia, ihmallerin ve çıkar çatışmalarının gölgesinde yaşandı. Sorumluluk alması gerekenler ise hayatlarına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyorlar. Bu elim olay, yalnızca bir tesisin değil, aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sistematik başarısızlıklarını gözler önüne serdi. Sorumluluk anlayışının da olmadığını gösterdi. Bu faciayı daha vahim hale getiren ise Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un henüz yangın söndürülmemişken ilk açıklama olarak sorumluluğunu yönlendirmeye çalışması olmuştur.
Sayın Bakan açıklamasında otelin 2021 ve 2024 yıllarında denetimlerinin yapıldığını, düzenli kontrolleri ve yeterlilikleri de itfaiye tarafından yapılması gerektiğini söyledi. Sayın Bakan ya kendi bakanlığının yetki ve sorumluluk alanını bilmiyor ya da bu facianın sorumluluğunu almamak için bildiklerini çarpıtıyor. Otelin bulunduğu yer, Bolu Belediyesi ve ilçe belediyeleri dahil hiçbir belediyenin belediye sınırları ve mücavir alanı içinde yer almamaktadır. Köroğlu Dağlarında bulunan Kartalkaya mevkisindedir. 1982 yılında Kış temalı olarak Kültür ve Turizm Koruma Gelişim Bölgesi ilan edilen bir alanda, turistik bir tesiste meydana gelen bu yangından Bakanlığın sorumluluğunun olmaması mümkün mü?
2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun ilgili maddelerinde belgelendirme başvurusunda bulunan işletmelerin denetimi, belgeli yatırım ve işletmelerin niteliklerinin denetimi ve işletmelerin sınıflandırılması yetki, görev ve sorumluluğu Bakanlığa aittir.
KANUN MADDESİNDE YER ALAN BU AÇIK SORUMLULUKTAN KAÇMA İRADESİNİ ANLAMAK MÜMKÜN DEĞİL.
Kaldı ki Turizm Yatırım, İşletme ve Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, turizm yatırım ve işletmelerinin ve işletme ile personel nitelikleri Bakanlık denetimine tabidir. Denetimler, Bakanlık kontrolörleri ve müfettişlerince gerçekleştirilir.
Denetim elemanları, yıllık programlar doğrultusunda turizm işletmelerini rutin olarak denetler, AYRICA insan ve çevre sağlığı ile mal ve can güvenliğinin sağlanmasına, müşterinin haklarının korunmasına yönelik tedbirler de incelenir.
Bakanlığın yetki, denetim ve sorumluluk alanlarına dair mevzuat hükümleri çoğaltılabilir ancak yetki, denetim ve sorumluluk konusunda kimin yetkilendirildiği çok açıktır. Ama iktidar sahipleri kurallara işlerine geldikleri zaman uyan, işlerine gelmediğinde de kaçan anlayışı benimsemiştir. KENDİ HUKUKİ SORUMLULUĞUNU ÜSTLENEMEYENLER, YETKİSİ VE SORUMLULUĞU OLMAYANLARA AHLAKİ SORUMLULUK YÜKLEYEMEZLER.
Bakanın henüz yangın dahi söndürülmemişken neden ivedilikle açıklama yaptı sorusunun cevabı ise bakanlık yazışmalarında ortaya çıkmıştır.
26.05.2024 tarih ve 5145749 sayılı Bakan onayında, yangın önlemleri uygunluk yazıları hakkında bir yazıyla Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Geçici Madde 1de tesislerin yangın önlemlerinin yeterli olduğuna dair ilgili kurumdan uygunluk yazısı alınarak Bakanlığa ibraz etmesinin zorunlu olduğu 30.04.2024 tarihini, bu sürenin geçmesinden 26 gün sonra “VERİLEN SÜRE SONUNDA YAPILAN İNCELEMEDE YANGIN ÖNLEMLERİNİN YETERLİ OLDUĞUNA İLİŞKİN UYGUNLUK YAZISINI GÖNDEREMEYEN TESİSLERİN SAYISI VE TURİZM SEZONUNUN BAŞLAMIŞ OLMASI GÖZ ÖNÜNE ALINARAK” 31.08.2024 e uzatmış, 3’er aylık süreler verilmiş ve daha da kötüsü tesislerin arşiv dosyasında bulunan itfaiye uygunluk yazılarının kabul edilmesi ile bakan onayı verilmiştir.
YANİ SAYIN BAKAN OLURUYLA TURİZM SEZONUNUN BAŞLAMASINDAN SEBEP YANGIN ÖNLEMLERİ ESNETİLMİŞTİR. BAKANLIĞIN YANGIN ÖNLEMLERİNE VE DENETİMLERİNE BAKIŞ AÇISININ NE OLDUĞU ANLAŞILMIŞTIR.
23.09.2024 tarih ve 5709651 sayılı iç yazışma ile Bakanlığın kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı bir biçimde yangın önlemlerine ilişkin olarak görev, yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı ve “TESİSLERİN HAK KAYBINA UĞRAYARAK MAĞDURİYETLERİNE SEBEBİYET VERİLMEMESİNİ TEMİNEN” diyerek yangın önlemlerine ilişkin olarak kontrolörler kurulu başkanlığı personeline ilgili iç genelge hükümlerinin yürürlükten kaldırıldığı talimatı verilmiştir.
Yangın denetimlerine ilişkin olarak, bu suretle işletmeci ve tesis sahiplerinin mağdur edilmemesinin talimatlandırılması, skandaldır! Affedilemez bir görevi ihmal suçudur! Bu talimat ve genelge hükmü iptali ile açıkça tesis sahipleri gözetilmiş, müşteriler ve tesis personelinin güvenliği tehlikeye atılmıştır.
Bakanlığın Bakan oluru, talimat yazısı ve genelge hükümleri iptali esasen, Bakanlığın kanun ve yönetmeliklerle kendine yüklenen yangın güvenliğine ilişkin denetim sorumluluğunun bizatihi farkında ve bilincinde olduğunu, ancak tesis sahipleri ve işletmecilerin mağdur olmamasını ve çıkarlarını gözetmiştir. Bu durum müşteri ve personel güvenliğinin hiçe sayıldığının apaçık ilanıdır!
Bu yazıdan da anlıyoruz ki tesislere yangın önlemlerine uymamak adına her türlü kolaylık sağlanmıştır.
Ülkemizin tanıtımı için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ‘nın harcadığı bütçeler ne yazık ki Bakanlığın yangın önlemleri ve denetimlerine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle boşa harcanmıştır. Bileşik tesisler, konaklama tesisleri ile turizm amaçlı kiralama belgesi düzenlenen yerlerde cironun binde 5ini ve hazine yardımı da alan TGA hiçbir fayda maliyet analizi ya da etki analizi yapmadan tanıtımlar yaparken açıklamalara göre 2024 yılında turizm payı olarak yaklaşık 4.5 milyar TL ve hazine yardımı olarak da 4 milyar TL gelir elde etmiştir. Bu 8.5 milyarlık bütçe tanıtıma harcandığı kadar tesisler ve denetimler için harcanmış olsaydı bu facia yaşanmamış olacak ve ülke tanıtımına daha fazla katkısı olacaktı.
Ancak otelin sahibinin de TGA yönetim kurulu üyesi olmasından da anlıyoruz ki Bakanlığın da Ajansın da tesisler ve denetimler konusunda yetkisinin, görevinin ve sorumluluğunun farkına varması ve yönetim anlayışını değiştirmesi gerekiyor.
Bu elim olay, yalnızca bir otelin değil, Türkiye’deki turizm sektörünün genel denetim sisteminin çöküşünü temsil etmektedir. Her yıl milyonlarca turistin ağırlandığı ülkemizde, denetim mekanizmalarının halk sağlığı ve güvenliğini koruyacak şekilde düzenlenmesi elzemdir. Ancak bu, mevcut yönetim anlayışıyla mümkün görünmemektedir.
Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un, özel otelleri ve turizm şirketleri bulunan bir iş insanı olduğu kamuoyunun malumudur. Bu durum, Bakanlık görevindeki icraatlarına gölge düşürmektedir. Halkın güvenliğini öncelemek yerine, turizm sektöründe kâr odaklı bir yaklaşımı benimseyen bir anlayış kabul edilemez. Kamu hizmeti, özel çıkarlara araç yapılamaz. Sayın Bakan’ın hem özel sektör temsilcisi hem de kamu görevlisi rolü bir arada yürütülemez.
Sayın Bakan’ın yaptığı açıklamalar, sorumluluk kabul etmekten uzak, gerçekleri örtbas etmeye yönelik bir çaba olarak değerlendirilmelidir. Olayın olduğu günden bu yana da sessizliğini korumaktadır. Yangın felaketi, yalnızca teknik bir sorun değil, Bakanlığın yönetim anlayışının bir sonucudur.
Sayın Bakan Ersoy’a çağrımız nettir: Görevde kalmaya devam ederek bu sorumluluğu taşıyamazsınız. İstifa ederek halkın güvenliğini hiçe sayan bu yönetim anlayışının bedelini ödemelisiniz.
Bu sürecin yakın takipçisi olacağımızı ve kamuoyu adına hesap sormaya devam edeceğimizi buradan tekrar ediyoruz.













