CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu iktidar döneminde maalesef kaliteli eğitim sınıfsal bir hakka dönüştü. Belli sınıfların ulaşabileceği, yoksulların mahrum kaldığı bir noktaya geldi” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısında eğitim sistemi hakkında açıklamalarda bulundu. Özel, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i sert sözlerle eleştirdi.
“ARTIK KALİTELİ EĞİTİME SADECE ZENGİNLER ULAŞABİLİYOR”
Özel, “Bu iktidar döneminde maalesef kaliteli eğitim sınıfsal bir hakka dönüştü. Belli sınıfların ulaşabileceği, yoksulların mahrum kaldığı bir noktaya geldi. Artık kaliteli eğitime sadece zenginler erişebiliyor. Bu da yetmez gibi şimdi 12 yıllık zorunlu eğitimi kısıtlamak ve kısaltmak istediklerini ifade ediyor Milli Eğitim Bakanı. Buradan söylüyorum: Zorunlu eğitimi kısaltmak; çocuk işçiliğini yasallaştırmak ve çoğaltmaktır. Çocuk işçiliğinin yarattığı iş kazaları ve o güvencesiz ortamlarda sabilerin hayatlarını kaybetmesi çok daha artacaktır. Zorunlu eğitimi kısaltmak; kız çocuklarının eğitim dışına ertelemesi demektir. Zorunlu eğitimi kısaltmak; eşitsizliğin büyümesi, toplumsal uçurumun derinleşmesi demektir. Peki, kim istiyor bunu? Tarikatlar ve bazı gözü dönmüş patronlar. Kim istiyor? MÜSİAD mesela istiyor. ‘Çocuklar erken yaşta işgücüne katılsın’ diye önerisi var MÜSİAD’ın. Tarikatlar istiyor, ‘Kız çocukları okulda olmasınlar’ diyor.
Bakan çıkıp bu talepleri bir kılıf içine sokup, bunu da Meclis’ten geçirmek üzere bu sene içinde çaba sarf edeceklerini söylüyor. Buradan Bakana söylüyorum: Bugüne kadar yurt yapmadınız, tarikatların kucağına gençleri gitmek için. Kreş yapmadınız, kadını evlerde tutmak, sosyal hayattan, iş yaşamından uzak tutmak için. Şimdi sorunlu eğitimi kısaltıyorsunuz. Oysa okul öncesinin de eklenip zorunlu eğitimin daha da uzaması gerekirken. Lise sonun dört olması üç olması… Bunlar eğer konuşulacaksa da azaltılan kısmın mutlaka okul öncesine önce bir yıl, sonra iki yıl diye eklenmesi lazım. Bazı çocukların el becerisi üç yaşında, dört yaşında ya da bazı çocukların eksiklikleri, kusurları üç yaşında keşfedilirken; bazı çocuklar buna ancak altı yaşında, yedi yaşında kavuşuyorsa, bunun kabul edilebilir bir tarafı yoktur. Ara eleman eksiği varmış, doğrudur. Ama DPT’yi kapatırken,, doğru planlamalar yapmazken, mesleki eğitimi amacına uygun sanayi siteleri ile birlikte akıllıca planlamazken bunları düşünecektiniz. Ara eleman eksiği varmış.
Ya bugün Türkiye’de ne eğitimde ne istihdamda 5 milyon genç var. Kim yarattı bunları? Onlara iş bulamıyorsun, ortaokul çocuğunun ucuz emeğine göz dikiyorsun. Zorunlu eğitim dışı kalan çocuk sayısı geçen sene 442 bindi. 442 bin çocuk bakanlık kayıtlarına göre kayıp. Yani yaşına bakıyorsun okul yaşında, nüfusta var, okulda yok. 442 bin çocuk. Bu sene yüzde 38 artarak 611 bine ulaştı. Bunlar gitmesi gereken okula gitmeyip çalıştırılan çocuklar, dilendirilen çocuklar, ucuz işgücü olarak kullanılan çocuklar. Şimdi bununla mücadele etmek yerine, bunu kurumsallaştırmaya çalışan bir anlayışla karşı karşıyayız.”
“SENİN KARŞINDA YÜZDE 65 VAR”
“Ve diyor ki utanmadan, ‘Zorunlu eğitimin kısalması için bir kamuoyu oluştu. Ben muhalefetin fikrini almak zorunda değilim.’ Yahu anketlere bakarsan en kabadayı çıktığınız yerde bu yanlışa MHP de ‘Evet’ derse hepi topu 35 – 36’sınız. Karşınızda yüzde 65 var. Sen ‘Bu yüzde 65’in fikrini almak zorunda değilim’ diyorsun, sonra ‘Kamuoyu oluştu’ diyorsun. Daha beterini söyleyeyim. İtiraz ediyorsa, gelsin Gölge Bakanımız, Bakan Yardımcımız izah etsin. Hem kendi yüzde 35’lik kısmı var, hem de anketlerde AK Partili kadın seçmenin AK Parti’den en memnuniyetsiz olduğu alan, çocuğunun olduğu eğitim. Yüzde 19. Yani yüzde 65’i dışlıyorsun, yüzde 35’lik kısımda da yüzde 19 memnuniyet var yaptığın işe. Beşte biri. Yani bu dediğine ‘Memnunum’ diyen herkes ‘He’ dese yüzde 7’si Türkiye’nin. Ne kamuoyu oluşmuş? Ama bir kamuoyu oluştu mu? Evet, oluştu. Neydi biliyor musunuz? Çocukların sabahın köründe gözün görmediği okula gitmemesi için bir kamuoyu oluştu.
Israrla üzerinde durduğumuz sizin de ısrarla inat ettiğiniz, tam sekiz yıldır süren kalıcı yaz saati uygulamasından dönülmesi için milli mutabakat oluştu. Milli mutabakat. Damat Bakan dokuz yıl önce ‘4,5 milyar tasarruf edeceğiz’ demişti. ‘Bütün dünya buna geçiyor’ demişti. Ülkenin saatini 365 gün boyunca Doğu’dan geçen saat dilimine göre ayarladılar, bıraktılar. O günden bugüne burada tasarruf edildiğini ispatlayabilen bir kişi çıkmadı, aksine bir sürü çalışma var. ‘Bütün dünya buraya geçecek, öncü oluyoruz’ dedi. Avrupa’da uygulayan bir tek Belarus var. Ama sabahın kör saatinde, güneş doğmadan, doğması gerektiği saatte, saat ayarlanmadığı için kadın işçiler servise giderken tedirgin gidecekler. Küçücük çocuklar okula giderken karanlıkta gidecekler. Karanlıkta gidilip gün yüzü görülmeyen, sabah ışığı ile karşılaşmadan okulda kitabın sayfasının açılmasını bütün eğitimciler karşı. Bu konuda bir mutabakat var. Bunun için çaba göstermek lazım. Milli Eğitim Bakanı’na da Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı’na da sesleniyorum. Grubumuzu da ailelerin, kadınların ve toplumun talebi olan bu uygulamadan geri dönülmesi için bunun da Meclis’te gündemleştirilmesini bekliyoruz.” dedi













