Adalet Bakanı Akın Gürlek, “İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe vurduk. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, teknolojiyi ve finans sistemini suçun aracı haline getiren ulusal ve uluslararası suç yapılanmalarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.” dedi.
Bakan Gürlek, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe vurduk. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, teknolojiyi ve finans sistemini suçun aracı haline getiren ulusal ve uluslararası suç yapılanmalarıyla mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Suçtan elde edilen kazancın izini sürüyor; failleri, bağlantılarını ve suç gelirlerini ortaya çıkarmak için tüm imkanlarımızı seferber ediyoruz. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2026 yılı içerisinde yürütülen 4 ayrı soruşturmada, çağrı merkezi adı altında faaliyet gösteren bazı şirketlerin sosyal medya ve internet üzerinden yayımladıkları forex ve kripto yatırım reklamlarıyla yabancı ülke vatandaşlarını yüksek kazanç vaadiyle dolandırdığına ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.” dedi.
İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu tespit edildi
Soruşturmanın, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı, Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü iş birliğinde yürütüldüğünü kaydeden Gürlek, “Masak analizleri, MİT ve emniyet birimlerimizin tespitleri ile Interpol aracılığıyla temin edilen yüzlerce mağdur başvurusu sonucunda; söz konusu şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu tespit edilmiş, farklı ülkeleri hedef alan organize bir dolandırıcılık yapılanması deşifre edilmiştir. Yapının, farklı dilleri konuşan müşteri temsilcileri aracılığıyla mağdurları sisteme dahil ettiği; şüphelilerin kontrolündeki yatırım platformlarında gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturarak mağdurları daha fazla para yatırmaya yönlendirdiği belirlenmiştir. Mağdurlar paralarını çekmek istediğinde ise ‘hesap blokesi’, ‘vergi’ ve benzeri gerekçelerle yeniden para talep edildiği; yatırılan paraların yurt dışındaki banka hesaplarına ve kripto cüzdanlarına aktarıldığı tespit edilmiştir.” açıklamasında bulundu.
2 yılda yaklaşık 13 milyar TL’lik işlem hacmi
Bakan Gürlek, “Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok ülkeyi hedef alan yapılanmanın, iki yıl içerisinde yalnızca ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerde yaklaşık 13 milyar TL’lik hacme ulaştığı belirlenmiştir. Bu tespitler üzerine 28 şirkete ait 42 çağrı merkezi ile 239 şüpheliye yönelik İstanbul ve Muğla’da toplam 286 adreste, Interpol birimlerinin de katılımıyla bugün saat 05.00’te eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Saat 10.00 itibarıyla çağrı merkezlerine yönelik baskınlar gerçekleştirilmiş, şu ana kadar 175 şüpheli yakalanmıştır. Operasyon ve yakalama çalışmaları sürmektedir. Soruşturmayı titizlikle yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımıza, MİT İstanbul Bölge Başkanlığımıza, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğümüze, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığımıza, operasyona katılan Interpol birimlerine ve emeği geçen tüm kamu görevlilerimize teşekkür ediyorum. İnsanların emeğini ve birikimlerini sahte yatırım vaatleriyle hedef alan, teknolojiyi ve uluslararası finans sistemini suçun aracı haline getiren organize yapılara karşı mücadelemiz tavizsiz şekilde devam edecektir.” dedi.
Paravan şirket ve çağrı merkezleri kuruldu
İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine operasyonun detayları ortaya çıktı. Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre; şebekenin çalışma sistemi, İsrailli dolandırıcılık baronlarının farklı ülkelerde operasyondan sorumlu olacak kişiyi belirlemesiyle başlıyor. Bu kişi şirket kurulumu, abonelik işlemleri, insan kaynakları yönetimi ve muhasebe süreçlerini planlıyor, ardından faaliyet alanıyla ilgisiz ve çoğunlukla yabancı bir kişi adına paravan çağrı merkezi şirketi kuruluyor. Özellikle plazalarda kiralanan ofislerin çağrı merkezi olarak düzenlendiği belirtildi.
Çalışanlara kod ad ve kurgu hayat hikâyesi
Japoncadan Hintçeye, Fransızcadan İspanyolcaya kadar farklı dilleri bilen kişilerin, ‘conversion agent’ ve ‘retention agent’ unvanlarıyla işe alındığı, çalışanların bir haftalık eğitime tabi tutulduğu belirtildi. Her çalışana kod ad verildiği ve mağdurların güvenini kazanmak amacıyla ‘Oxford mezunu olmak’ gibi unsurların yer aldığı kurgulanmış hayat hikayeleri oluşturmalarının istendiği kaydedildi. Çalışanların hem telefon görüşmelerinde hem de şirket içerisinde bu kimlikleri kullandığı belirtildi.
Yalan makinesi testi uygulandı
İşe alınacak kişilerin göreve başlamadan önce herhangi bir güvenlik birimiyle irtibatlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla yalan makinesi testine tabi tutulduğu, testi geçemeyenlerin işe başlatılmadığı belirtildi. Çalışanlara belirli aralıklarla yeniden test uygulandığı kaydedildi. Ofislere telefon sokulmasına izin verilmediği, farklı kişilerin seslerinin duyulmasını engellemek amacıyla sürekli yüksek sesli müzik çalındığı ve İbranice konuşmanın yasak olduğu belirtildi. Şirket çalışanı olmayan kişilerin temizlik amacıyla dahi ofislere alınmadığı kaydedildi.
Mağdurlar yerel numaralardan arandı
Şebekenin kullandığı sistemle mağdurların, bulundukları ülkelere ait yerel telefon numaralarından arandığı belirtildi. Aranan kişilere şirketin gerçek unvanı yerine, para karşılığında düzmece lisans temin edilen yatırım platformlarının isimlerinin verildiği; şikayetlerin artması halinde başka bir platforma geçildiği kaydedildi. Ofis adresleri ile şirket unvanlarının da deşifre olmamak amacıyla belirli aralıklarla değiştirildiği belirtildi.
Sahte kazanç görüntüleriyle güven kazanmışlar
Mağdurları yatırım yapmaya ikna eden çalışanların daha sonra kişileri, mümkün olan en yüksek miktarda para yatırmalarını sağlamaktan sorumlu çalışanlara devrettiği belirtildi. Mağdurların sisteme daha fazla para yatırması için yatırımlarının değer kazandığına ilişkin sahte görüntüler oluşturulduğu, güvenlerini kazanmak amacıyla ilk aşamada hesaplarındaki paranın bir bölümünü çekmelerine izin verildiği kaydedildi. Mağdurdan alınabilecek paranın belirlenen seviyeye ulaşmasının ardından para çekilmesine izin verilmediği, hesabın zarar etmiş veya eksi bakiyeye düşmüş gibi gösterildiği belirtildi. Mağdurların daha fazla ödeme yapmamaları halinde haklarında suç duyurusunda bulunulacağı yönünde tehdit edildiği kaydedildi. Sistem üzerinden farklı finansal varlıklara kaldıraçlı yatırım yapıldığı izlenimi oluşturulmasına rağmen gerçekte herhangi bir alım-satım işleminin gerçekleştirilmediği belirtildi.
İsrail vatandaşlarının hedef alınmaması talimatı
Şebekenin uyguladığı kurallardan birinin İsrail vatandaşlarının dolandırılmaması olduğu belirtildi. İsrailli dolandırıcılık baronlarının, yönettikleri şebekelere İsrail vatandaşlarının hedef alınmaması yönünde talimat verdiği; Avrupa, Asya ve Afrika’daki diğer ülke vatandaşlarının ise hedef alındığı kaydedildi. Şebekenin faaliyetlerinden elde edilen milyarlarca dolarlık suç gelirinin kripto piyasaları ve soğuk cüzdanlar üzerinden İsrail’e aktarıldığı ifade edildi.


















