İstanbul’daki kritik davada konuşan Ekrem İmamoğlu, tutuklu yargılanan isimlere dikkat çekerek sert ifadeler kullandı.
“Arkadaşlarımı serbest bırakın, ben buradayım” diyen İmamoğlu, sürecin şeffaf yürütülmediğini savundu ve davanın kamuoyunda geniş yankı uyandıracak tarihi bir dönemeç olduğunu vurguladı.
Ekrem İmamoğlu, “106 kişinin avukatlarının anlattıkları ile bugün soruşturma öncesini, sonrasını, tutukluluk sürecini, savcılığın en üst seviyede şaibeli halini tek tek dinledik. Burada üç hafta içerisinde yapılan savunmalar çok değerliydi. Evrakla, belgeyle nasıl bir savcılığın bütün Türk milletini aldattığını tek tek yaşadık. Ahlak dışı tavır ve tutumlarla, bu insanların gördükleri ızdırabı, işkenceyi ve ne yazık ki çok kötü bir sürecin yönetilmesini tekrar dinlemekten çok büyük bir üzüntü duydum. Bir insan nefret ve önyargı taşımıyorsa, benim yaşadıklarımı, hissettiklerimi onlar da hissetmiştir. Bu duruşma canlı yayınlansaydı ne olurdu? Onu düşündüm bugün. Ne olurdu biliyor musunuz? Kötülükler tek tek ifşa olurdu. İddia makamı rezil rüsva olurdu. Siyasi bir operasyonun nasıl berbat bir yolda olduğu ortaya çıkardı. Millet aydınlanırdı. Canlı yayını istemeyen Sayın Erdoğan’ın kulakları çınlasın. İstediğini çok kez dile getiren Sayın Devlet Bahçeli’nin de kulakları çınlasın. Sayın Erdoğan istemedi çünkü şeffaflığı arzu etmedi. Gizlilik ne yazık ki işlerine geliyor. Bu konuyu biz milletimize anlatacağız. Nasıl 4 bin sayfa uydurulabilir? Nasıl insanların canına, malına, sağlığına, namusuna, iffetine kastedilir? Bunlar insan değil mi? Bu millete nasıl reva görülür? Bu mesele kişi kendinden bilir işi meselesidir. Onun için eğer öyle bir zihniyete, kötülükte bunun tanınan bir şahsiyete sahipse, her şey mümkündür, her şey yapılır. Sayın hakim, değerli heyet, ben sizin için nefret, öfke, önyargı taşıdığınıza inanmıyorum. Milletimizin adalete inancı yüzde yirminin altına indi. Onun için siz kıymetli yargıçların sorumluluğu çok büyük. Çöküşte miyiz? Evet, siz yargıçlar ya bir çöküşü derinleştirmeye devam edecek ya da bir çöküşü başlatacaksınız. Çok tarihi bir günün gecesindeyiz. Kırk yıllık ödüllü emniyet müdürü mü delil karartacak? Yolsuzlukla mücadele eden milletvekili mi? Özellikle kadınlara yapılan bu zulmü kabul etmek mümkün değil. Ailelere çok büyük tarihi işkence yapılıyor. Engelli çocuğu olan kişiye nasıl engelli çocuğu üzerinden tehdit yapıldığını biliyorum. Eşi üzerinden nasıl tehdit yapıldığını biliyorum. Gelini üzerinden, damadı üzerinden nasıl tehdit yapıldığını biliyorum. Kıymetli heyet, tarihin çok önemli bir konumundasınız. Özgürlüğü çalınan bir insanın bir saati, bir gününün hesabını kim verebilir? Masum olduğu halde özgürlükleri kısıtlanıp itibar suikastına uğrayanların; aile, çocuk, kadın, erkek demeden haysiyetine saldırılanların tutukluluk halleri, bütün acımasız adli tedbirleri sürecek ama buna karşılık yalancı, işbirlikçi, iftiracı, çaresiz zavallılar özgürce dolaşacak. Böyle bir şey olabilir mi? Yakın tarihimizde Menderes’e adaletsiz bir kararla asılmaya mahkum eden hakim ve savcılar halk nezdinde ömür boyu mahkum edilmiş, lanetlenmiştir. Ama Menderes hâlâ hatırlandıkça milletimizin vicdanını sızlatır. Size de sesleniyorum, bu dava tarihidir. Bugün itibariyle hukukun ve adaletin namusunu korumakla ilgili büyük bir sorumluluk sürecinin adımını Sayın Başkan siz ve değerli üyeler atacaksınız. Buradaki yol arkadaşları serbest bırakılmalıdır. Bütün tutuklu arkadaşları serbest bırakın. Ben buradayım” dedi.












