DEVA Partili İdris Şahin’den Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni’ndeki sözlerine eleştiri: “Hukuk güçlüye kalkan, vatandaşa, muhalife ve hakkını arayana kılıç olamaz”.
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danıştay ve İdari Yargı Günü Töreni kürsüsünde dile getirdiği hukuk ve eşitlik mesajlarını değerlendirerek yargıdaki çifte standartlara ve uygulanmayan mahkeme kararlarına sert tepki gösterdi. Türkiye’nin asıl sorununun güzel hukuk cümlelerinin eksikliği değil bu cümlelerin vatandaşın hayatında karşılık bulmaması olduğunu belirten Şahin hukukun güçlüler için bir kalkan olamayacağını vurguladı.
“Hukuk karşısında eşitlik değil, imtiyaz düzeni vardır”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danıştay kürsüsünden sarf ettiği eşitlik ve hizmetkârlık sözlerini dikkatle dinlediklerini ifade eden Şahin, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Danıştay kürsüsünden hukuk karşısında ‘eşitlik vardır’, ‘imtiyazlılar yoktur’, ‘idareci vatandaşın efendisi değil hizmetkârıdır’ sözlerini dikkatle dinledik. Ancak Türkiye’nin meselesi artık güzel hukuk cümlelerinin eksikliği değil o cümlelerin vatandaşın hayatında karşılık bulup bulmadığıdır. Madem bu ülkede hukuk karşısında herkes eşit, o hâlde trafikte çakarla, bürokraside tanıdıkla, yargı önünde siyasi güçle ayrıcalık kurulduğu algısı neden her geçen gün büyüyor? Vatandaş kırmızı ışıkta beklerken birileri çakarla kuralları deliyorsa, sıradan yurttaşa hukuk en sert hâliyle uygulanırken güçlüler için istisna kapıları açılıyorsa orada hukuk karşısında eşitlik değil imtiyaz düzeni vardır. Hukuk güçlüye kalkan, vatandaşa, muhalife ve hakkını arayana kılıç olamaz” şeklinde konuştu.
“Hukuk devleti, beğenilen kararların uygulandığı, beğenilmeyenlerin yok sayıldığı bir vitrin değildir”
Hukuk devletinin yalnızca eşitlik sözleriyle değil mahkeme kararlarının eksiksiz uygulanmasıyla var olacağının altını çizen Şahin, “Eğer yargı bağımsızsa, eğer mahkeme kararları herkes için bağlayıcıysa; Can Atalay, Tayfun Kahraman, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş gibi dosyalarda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının gereği neden hâlâ yerine getirilmiyor? Yüksel Yalçınkaya, Bilal Celalettin Şaşmaz ve Demirhan kararlarında tespit edilen hak ihlalleri ile ortaya konulan kanunilik, adil yargılanma ve temel hak güvenceleri neden yargı pratiğine gerçek anlamda yansıtılmıyor? Mahkeme kararları iktidarın hoşuna gidince hukuk, hoşuna gitmeyince tartışma konusu mu oluyor? Hukuk devleti, beğenilen kararların uygulandığı; beğenilmeyen kararların yok sayıldığı bir vitrin değildir” uyarısında bulundu.
“İdari yargı vatandaşın devlet karşısındaki en önemli güvencelerinden biridir”
Cezaevlerindeki doluluğa, ödeme güçlüğü çeken esnafın durumuna ve idari yargının önemine dikkat çeken Şahin, “Bugün cezaevlerinin mevcudu 421 bin civarına dayanmışsa, tutuklama tedbiri istisna olmaktan çıkıp peşin cezaya dönüşmüşse, çekini ödeyemeyen küçük esnaf hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakılırken ekonomik krizin asıl sorumluları hesap vermiyorsa Danıştay kürsüsünden söylenen hukuk devleti sözünün vatandaşın hayatında karşılığı kalmaz. Hukuk sadece muhalefete, eleştirene, esnafa, garibana ve hakkını arayana hatırlatılıyorsa orada hukuk devleti değil çifte standart düzeni vardır. Elbette yargı idarenin yerine geçip yönetemez ancak idarenin hukuka uygunluğunu denetlemek yargının asli görevidir. İdari yargı vatandaşın devlet karşısındaki en önemli güvencelerinden biridir. Bu denetimi vesayet tartışmasının gölgesine sokmak vatandaşın kamu gücü karşısındaki son sığınağını zayıflatır. Yargı denetimi vesayet değildir, hukuk devletinin emniyet supabıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“Yeni anayasa çağrısının ilk şartı mevcut anayasaya uymaktır”
İktidarın yeni anayasa söylemlerine mevcut hukuksuzluklar üzerinden cevap veren Şahin sözlerini, “Türkiye’nin ihtiyacı yeni hukuk nutukları değil, mevcut hukuka sadakattir. Yeni anayasa çağrısı yapılacaksa bunun ilk şartı yürürlükteki Anayasa’ya, mahkeme kararlarına ve hukukun üstünlüğüne eksiksiz uymaktır. Hukuk herkese aynı uygulanmadığı sürece Danıştay kürsüsünden söylenen hukuk devleti cümleleri vatandaşın vicdanında karşılık bulmaz” diyerek tamamladı.













