DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin’den ara zam çağrısı: “Gelir kaybını telafi etmeyen her artış, kâğıt üzerinde zamdır. Hedefler revize ediliyorsa, vatandaşın geliri de aynı ciddiyetle korunmak zorundadır“
DEVA Partisi Ankara Milletvekili Av. İdris Şahin, Kurban Bayramı tatilinin ardından Türkiye’nin gerçek gündemine döndüğünü belirterek, temmuz ayında milyonlarca memur, emekli ve ücretli için gündeme gelmesi beklenen gelir düzenlemelerine ilişkin ekonomi yönetimine çağrıda bulundu. Ara zammın yeni bir talep değil, eriyen gelirin telafisi olduğunu belirten Şahin, enflasyon farkının tek başına yeterli olmayacağını, memur, emekli ve asgari ücretli için mutlaka refah payı içeren bir düzenleme yapılması gerektiğini vurguladı.
“Ara zam talep değil, eriyen gelirin telafisidir”
Bayram tatilinin bittiğini ve Türkiye’nin gerçek gündemine döndüğünü ifade eden Şahin, “Bugün milyonlarca memur, emekli ve ücretli için mesele, ara zammın konuşulup konuşulmaması değildir. Bu konu zaten hayatın da ekonominin de gündemindedir. Asıl mesele, yılın ilk yarısı tamamlanmadan oluşan gelir kaybının hangi kapsamla, hangi takvimle ve hangi refah payıyla telafi edileceğidir.
İktidar yıllardır çalışanı, memuru ve emekliyi “Enflasyona ezdirmeyeceğiz” diyor. O hâlde bu söz, yalnızca geçmiş enflasyon farkının teknik olarak ödenmesine indirgenemez. Enflasyon farkı zaten doğmuş haktır. Mesele, bu hakkın ötesinde kaybedilen alım gücünün nasıl geri verileceğidir” dedi.
“Hedefler yukarı çekilirken gelirler yerinde bırakılamaz”
Merkez Bankasının enflasyon tahminlerini yukarı yönlü güncellediğini hatırlatan Şahin, “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 14 Mayıs tarihli Enflasyon Raporu’nda 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 26’ya yükseltti. Ekonomi yönetimi kendi hedeflerini yukarı yönlü güncelliyorsa, milyonlarca insanın geliri yıl başındaki varsayımlara mahkûm edilemez.
Bugün cevaplanması gereken mesele, memura ve emekliye yalnızca oluşan enflasyon farkının mı verileceği, yoksa kaybedilen alım gücünü gerçekten telafi edecek bir refah payının da masaya konulup konulmayacağıdır.
Asgari ücretli açısından da tablo ortadadır. Mayıs ayına ilişkin son geçim araştırmaları, açlık sınırının asgari ücretin belirgin biçimde üzerine çıktığını, yoksulluk sınırının ise hane gelirleriyle ulaşılması güç bir seviyeye yükseldiğini göstermektedir. Bu tablo, temel yaşam maliyetleriyle ücretler arasındaki makasın her ay biraz daha açıldığını ortaya koymaktadır” şeklinde konuştu.
“Refah payı olmadan ‘ezdirmedik’ denilemez”
Vatandaşın yeni bir vaat değil, kaybının telafisini beklediğini belirten Şahin, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Refah payı olmadan ‘ezdirmedik’ denilemez. Maaş bordrosunda görünen rakam artarken alım gücü korunmuyorsa, orada gerçek bir iyileşmeden söz edilemez. Gelir kaybını telafi etmeyen her artış, kâğıt üzerinde zamdır. Ekonomi programının yükü memurun, emeklinin ve ücretlinin sırtına bırakılamaz. Hedefler revize ediliyorsa, vatandaşın geliri de aynı ciddiyetle korunmak zorundadır.”












