TRY - Türk Lirası
EUR
11,1860
USD
9,6039
GBP
13,2268
CNY
1,5046
RUB
0,1364
18.7 C
Ankara
18.8 C
İstanbul
21 C
İzmir
22 Ekim 2021, Cuma
Diğer
    Ana Sayfa Blog

    Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!!

    Bir şeyi pazarlamak istiyorsanız, bir ürünü satmak istiyorsanız reklam verirsiniz. Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!!

    Televizyona reklam, radyoya reklam, sosyal medya- internet yoluyla reklam vs. İnsanlara ürününüzü gösterir, görüşünüzü aktarmaya çalışırsınız. Bu reklamlar sayesinde insanlar ürününüzü görür, keşfeder ve alır.

    80’li yıllarda reklam işleri yaygın değilmiş. Zamanın teknolojisi vs. ile de ilgili bu durum tabi. O yıllarda bir ürünün reklamı yapılıyorsa o ürünün kötü olduğuna dair bir algı oluşurmuş. Kötü olduğu için reklam ile satmaya çalışıyorlar diye düşünülürmüş. Günümüzde her şeyin reklamı yapıldığı,  bu yaygın bir iş sektörü olduğu için böyle bir ayrıma gitmek artık mümkün değil.

    Reklam sektörü o kadar ince planlar ile yapılıyor ki her şeyin birbiri ile bağlantılı olduğu internet çağımızda bir ürün reklam olarak karşınıza çıkıyorsa bu tesadüf olamaz. İnternet, akıllı telefon-tabletler, sosyal medya elimizde iken tesadüflerden konuşmak delice olabiliyor. Bir ürünü (isim vermeye gerek yok) bir internet mecrasından arattınız diyelim. Bu ürün, günlerce farklı sosyal platformlardan reklam olarak karşımıza çıkmaktadır. Buna hepimiz şahit olmuşuz ve yaşamışızdır.

    Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!!
    Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!!

    Reklamın iyisi kötüsü olmaz derken neyi kastediyoruz peki? Günümüzde herhangi bir nesne ya da olayı duyurmak için her yola başvuruluyor demek. İnternet camiası gerçekten yeni yüzyılın mekânı. Bir şeyin reklamını yapmak için illa övmeye gerek yok. Eleştirerek kötüleyerek o ürünü, nesneyi hatta olayı göklere çıkarıp o günlük, o haftalık popüler yapılabiliyoruz… Amaç duyurmak ise onlara göre her yol meşru.

    Geçen yıllarda bir kitap vardı. Belki çoğumuz yüzüne bile bakmayacakken o kadar eleştirildi hatta dalga geçildi ki çok satanlar listesine girdi. Ters bir orantı var biliyorum, çok saçma ama internette işler bu şekilde yürüyor. Yürütülüyor. Bizlerde eleştirdiğimiz, sevmediğimiz şeyleri bile bilmeden çok izlenen ve tıklananlara arasına koyabiliyoruz.

    Bir sosyal medya uygulamasında “keşfet” diye bir şey var. O keşfede haftalık, aylık artık her neyse çok tıklanan, izlenen, merak edilen şeyler geliyor. Şimdi burada kendi elimizle yaptığımız kötülük şöyle oluyor. Biz iyi bir şey izlesek de orda oluyor kötü bir şey izlesek de. Sosyal medya kara bir delik. Ulaşımı çok kolay, girmek çok kolay ama çıkmak çok zor.

    Sosyal medyada en çok eleştirilen konuların başında çocukları ilgilendiren konular geliyor. Çocuk eğitimine çok önem verdiğimizden dolayı sosyal medyada onların karşılarına çıkabilecek en ufak bir şeyi bile düşünür oluyoruz haliyle. Küçücük çocukların elinde neden telefon var, neden sosyal medyaları var bunları düşünmüyoruz tabi!!!

    Bir pedofili haberi çıktı diyelim. Hemen paylaşıyoruz. Şöyle kötüsünüz, böyle iş mi olur, o daha çocuk gibisinden.  Çocukların seyretmemizi gereken bir film, dizi çıktı diyelim. Çocukların izlemesinden endişe ediyoruz başlıyoruz paylaşmaya. Bunları izletmeyin, çocuklar için zararlı vs. diyerek. Çocukların gelişimi için endişelenip kötü bir durumu eleştirirken, yanlışlığına vurgu yaparken yaptığımız eleştiri paylaşımı ile o olayı daha popüler yaptığımızın farkına varmıyoruz. İşi düzeltelim derken daha çok kişiye ulaşmasına sebep oluyoruz.

    İnternet her ne kadar işlerimizi kolaylaştırıyor olsa da zihin olarak kirli bir dünya. Kirli düşüncelere sahip o kadar çok insan var ki bu mecrada… Belki eleştiri haberinin yapılması bile onların elinden çıkmaktadır. Bizler tabi ki saf ve temiz bir düşünce ile yanlışı göstermeye çalışıyoruz. Ama bu tarz mecralarda iyiler olduğu kadar kötüler de bulunmaktadır. Ders çıkaracak, ibret alacak, önlem alacak insanlar olduğu kadar fikir alıp uygulayacak insanda çok.

    Bir şeyi pazarlamak istiyorsanız, bir ürünü satmak istiyorsanız reklam verirsiniz. Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!!
    Bir şeyi pazarlamak istiyorsanız, bir ürünü satmak istiyorsanız reklam verirsiniz. Reklamın iyisi kötüsü olmaz!!!

    Çözüm ne peki? Bu kötülükleri nasıl yok edeceğiz?

    Eğitim, eğitim, eğitim…

    Ama bu eğitim televizyonda bu olayların dizisi yapılarak değil, gerçek hayattan alınıp ibret alalım diye sapıklıkları göstererek değil, çarpık aile ilişkilerinin dizisini, filmini yaparak değil.

    Bu iş önce ailede, sonra okulda devam eden imani boyutu olan bir eğitim olmalıdır. Başka yolu yok. Olsaydı on yıllardır yapılan gündüz kuşağı programlarında hala şaşıracağımız vakalar görmezdik. Eğitimi, imani eğitimi görmezden geldiğimiz sürece eleştirmekten öteye gidemeyeceğiz…

    Onların düşüncesi reklamın iyisi kötüsü olmaz…

    Onların düşüncesi para getirecek her yol mubahtır…

    Cumhurbaşkanı: Hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyorum

    0

    Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye – Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nda “El birliği içinde çalışarak bu hedeflerimize de ulaşacağımıza inanıyorum” dedi

    Türkiye – Afrika Ekonomi ve İş Forumu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Afrika’yla toplam ticaretimiz 2003 yılındaki 5,4 milyar dolar seviyesinden 2020 sonunda 25,3 milyar dolara yükseldi. Hedefimiz bu hacmi önce 50 milyar dolara bilahare 75 milyar dolara taşımaktır. El birliği içinde çalışarak bu hedeflerimize de ulaşacağımıza inanıyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde bu yıl 3. kez düzenlenen Türkiye- Afrika Ekonomi ve İş Forumu’na katıldı. Forumda konuşan Erdoğan, “Afrika ziyaretinden sonra bunu gerçekleştirmiş olmak bize ayrı mutluluk veriyor. Afrika’yı gezdik dolaştık. Liderleriyle bir araya geldik. Afrika’da durum nedir konuştuk.

    Forumun Türkiye’nin gönül köprüleri kurduğu Afrika ile iş birliğinin güçlenmesine katkı sağlamasını diliyorum. Enerjiden tarıma, sağlıktan, bankacılığa kadar birçok alanda yatırım fırsatları ele alındı. Salgının küresel ticareti etkilediği bir dönemde düzenlenen forum, iş dünyası için çok önemli. İş birliğimizin güçlü yönlerinin yanı sıra üzerinde hep birlikte çalışmamız gereken başlıklar değerlendirildi. Gündeme getirilen hususların kıta ile ilişkilerimizi güçlendirme gayretlerimizde yol göstereceğine inanıyorum. Düzenlenen bu forumun iş dünyamız için de ufuk açıcı olduğunu düşünüyorum” dedi. 

    “İŞ BİRLİĞİ YAPILMADIK ÜLKE BIRAKMIYORUZ”   

    Erdoğan, “Afrika’nın kalplerimizdeki müstesna yerini her vesileyle dile getiriyorum. Afrikalı kardeşlerimizle muhabbetimizin sadece bir retorik olmadığını kıta genelinde yaptığımız çalışmalarla ortaya koyuyoruz. Afrika’da kapısı çalınmadık, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık ülke bırakmıyoruz. Afrika halklarının da ülkemize ve milletimize aynı samimiyetle yaklaştığını görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyoruz. Ülke olarak biz adım atınca Afrikalı siyasetçiler çok daha büyük bir hüsnü kabulle buna karşılık veriyorlar.  

    Türk iş dünyasının kıta ülkelerindeki yatırımları arttıkça bundan bizim girişimcilerimizin yanı sıra, Afrikalı kardeşlerimiz de istifade ediyor. Buna kıtaya yaptığımız son seyahatimde bir kez daha şahit oldum.  Pazar günü başladığımız temaslarımız kapsamında bakan arkadaşlarımız ve kalabalık bir iş adamı heyetiyle, önce Angola, daha sonra Togo ve Nijerya‘da çok verimli temaslarda bulunduk” ifadelerini kullandı.  

    “BİR KEZ DAHA GURUR DUYDUM”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her üç ülkede devlet başkanları ve siyasetçilerle ve heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdik. Togo, Burkina Faso ve Liberya devlet başkanlarıyla da bir araya geldik. Ziyaretimiz kapsamında Angola ve Nijerya’da iş forumları düzenledik. Şunu memnuniyetle ifade etmeliyim ki her üç ülkede de Afrikalı kardeşlerimiz bizi çok büyük bir muhabbetle karşıladı.

    Afrika’da şahsımıza ve heyetimize gösterilen sıcak ilgi ve samimiyet karşısında bu aziz milletin bir ferdi olmaktan, Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı olmaktan bir kez daha gurur duydum. Kıymetli eşim Emine Erdoğan’ın Afrika seyahatlerimizde edindiği izlenim ve hatıralarını içeren ‘Afrika Ziyaretlerim’ kitabı da bizim bu muhteşem coğrafyaya bağlılığımızın anlamlı bir nişanesi oldu. Türkçeye ve Türk kültürüne yönelik ilginin Afrikalı dostlarımız arasında arttığını görmek bizi ayrıca mutlu etti. İnşallah önümüzdeki dönemde aramızdaki bu samimi bağların daha da kuvvetleneceğine inanıyorum” diye konuştu. 

    “1150’DEN FAZLA PROJEYİ ÜSTLENDİLER”

    Konuşmasında Türk yatırımcıların Afrika’daki çalışmalarına da değinen Erdoğan, “Nitekim ortak çabalarımız pek çok alanda meyvelerini vermeye başladı. Türkiye, Afrika ilişkileri eşit ortaklık ve kazan kazan temelinde çok boyutlu bir şekilde hamdolsun günden güne güçleniyor. Türk yatırımcıların kıtayla ilgisi artarken Afrikalı dostlarımızla Türkiye’nin özellikle turizm, sağlık, altyapı ve üretim alanındaki imkanlarını keşfediyor.

    Türkiye’nin modern ve kaliteli sağlık altyapısıyla tanışan Afrikalı kardeşlerimiz, hastalıklarının şifalarını Türkiye’deki hastanelerde arıyor. Türkiye’nin ürettiği savunma sanayi ürünleri Afrika halklarının hem sınır güvenliğine hem de terörle mücadelesine büyük katkı sağlıyor. İş adamlarımızın kurduğu fabrikalar, üretim tesisleri, ticari mekanizmalar, on binlerce Afrikalı kardeşlerimize istihdam imkanı sunuyor. Bugün Afrika’da havalimanlarından limanlara, kamu binalarından yollara, tünellere kadar birçok yatırımın altında Türk müteahhitlerinin imzası var.  

    Türk firmaları kıta genelinde toplam değeri 70 milyar doları aşan 1150’den fazla projeyi üstlendiler. Kıta çapındaki yatırımlarımızın değeri de 6 milyar doları aşmış durumda. Afrika’yla toplam ticaretimiz 2003 yılındaki 5,4 milyar dolar seviyesinden 2020 sonunda 25,3 milyar dolara yükseldi. Hedefimiz bu hacmi önce 50 milyar dolara bilahare 75 milyar dolara taşımaktır. El birliği içinde çalışarak bu hedeflerimize de ulaşacağımıza inanıyorum” dedi. 

    “TURKOVAC AŞISINI GÖNDERECEĞİZ”

    Son iki yıldır insanlık olarak koronavirüs salgınıyla mücadele edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Koronavirüs gerçeğinin bir müddet daha küresel gündemi belirleyeceği anlaşılıyor. Tabi burada salgının yönetimiyle ilgili bazı hususların da artık açıkça ifade edilmesi gerekiyor. Son iki yıllık sürece baktığımızda batılı ülkeler başta olmak üzere ekonomik bakımdan gelişmiş devletlerin salgın sürecini, adalete ve hakkaniyete uygun bir şekilde yönetemediklerini görüyoruz.

    Tüm dünyada hayatı alt üst eden böylesi büyük bir sağlık krizi karşısında Afrika halkları yalnız bırakılmış, salgınla mücadelelerinde sadra şifa olacak hiçbir katkı alamamışlardır. Yükselen gümrük duvarları ve korumacı tedbirler, en çok Afrika ülkelerinin kırılgan ekonomilerine zarar vermiştir. Dünya Sağlık Örgütü Afrika Bölge Ofisi verilerine göre bugüne kadar yaklaşık 6 milyonu aşkın Afrikalı dostumuz bu hastalığa yakalanmıştır. Bu vesileyle salgında hayatını kaybeden Afrikalı kardeşlerimiz için bir kez daha taziyelerimi sunuyorum.

    Bir Afrika atasözünde ‘hayırseverlik, varlıktan değil, kalptendir’ deniyor. Biz de güzel Türkçemizde, az veren candan, çok veren maldan diyoruz. Bu anlayışla salgın sürecinde vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunarken elimizdeki imkanları, Afrikalı kardeşlerimizle de paylaştık. Tıbbi teçhizat ve malzeme desteğinde bulunduğumuz devletlerin arasında 44 Afrika ülkesi de yer alıyor. Yerli ve milli solunum cihazlarımızın maske ve tulumların Afrika’nın virüsle mücadelesine yaptığı katkıları görmekten memnuniyet duyuyoruz. İnşallah onay aşamalarından sonra Turkovac aşımızın da kullanıma girmesiyle aşı meselesinde de örnek bir tutum sergileyeceğiz.

    Zira yaşadığımız acılar ortadayken aşı meselesine tamamen maddi çıkar ve kar eksenli yaklaşılmasını doğru bulmuyoruz. Bu anlayışla Türkiye’nin öncülüğünde Türk Konseyi üyeleriyle birlikte kıta ülkelerine, aşı yardımı da yapacağız. Başbakanlık dönemimle birlikte 30 Afrika ülkesine toplam 50 ziyaret gerçekleştirdik. Uluslararası toplumun görmezden geldiği Somali’yi 2011 yılında eşimle beraber ziyaret eden ilk lider oldum. Bu ziyaretleri hem eski sömürgeci güçlerin hem de yurt içinde Afrika kıtasına karşı ön yargılı kesimlerin duydukları rahatsızlığa rağmen düzenledik” şeklinde konuştu.

    “AFRİKA ÜLKELERİNDEN 36 ÜST DÜZEY HEYETE EV SAHİPLİĞİ YAPTIK”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

    “Salgın şartlarının Afrika’yla karşılıklı üst düzey ziyaret trafiğimizi aksatmasına asla müsaade etmedik. Sadece bu yıl Sahra altı Afrika ülkelerinden 36 üst düzey heyete ev sahipliği yaptık. Türk Hava Yolları’nın kısa süre içinde kıtada salgın öncesi uçuş sayılarını tekrar yakalayacağına, hatta geçeceğine inanıyorum.  

    Serbest ticaret anlaşmalarının ikili ticaretimizin kolaylaştırılmasında oynadığı rolü hepimiz biliyoruz. Bugün yürürlükte olan 22 anlaşmadan dördünü Afrika ülkeleriyle yaptık. Ayrıca dört farklı Afrika ülkesiyle serbest ticaret anlaşması müzakerelerimiz sürüyor. Yine bir dizi Afrika ülkesiyle de müzakerelerimizi başlatmayı planlıyoruz. Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi anlaşmasının yürürlüğe girme ve uygulama süreçlerini de yakından takip ediyoruz. Türkiye olarak Afrika içi ticaretin geliştirilme çabalarını destekliyor, kıtayla iş yapan firmalarımızı yerelleşme hususunda teşvik ediyoruz.

    İş dünyamızın Afrika’yla ticari iş birliklerini ilerletirken bu anlaşmanın getireceği yeni şartlara göre strateji belirlemeleri son derece önemlidir. Öte yandan finans ve bankacılık yönü eksik kalan ticaret ve yatırımın ilişkilerde ivme kaybına yol açması kaçınılmazdır. Gerek Afrika’daki güçlü finans kuruluşlarının gerekse Türk bankacılık sektörünün bu konuda daha vizyonel davranmasını bekliyoruz. Ticaretle beraber karşılıklı yatırım ilişkilerimizde güçlendikçe, inşallah halklarımız arasındaki kültürel yakınlaşma da hızlanacaktır. 17-18 Aralık 2021 tarihlerinde yine İstanbul’da düzenleyeceğimiz 3. Türkiye, Afrika Ortaklık Zirvesi’nin tüm bu başlıklarda bizlere yeni ufuklar kazandıracağına inanıyorum” 

    Konuşmaların ardından Ticaret Bakanı Mehmet Muş ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Cibutili engelli bir kadın sanatçı tarafından 2016’da yapılan mozaik tabloyu armağan etti.

    Zayıf bağlantı

    0

    Hani televizyon izlerken sinyal kesilir bağlantı zayıf bağlantı yazısı ekrana çıkar, ebeveynlerinde çocuklarıyla bağlantısı öyle.

    Evin içinde çocuk sesleri var ama görüntüleri yok. Aile içi iletişim zayıf ama dizilerle, filmlerle bağları çok kuvvetli.

    Çocuklar yaşlarına uygun olmayan içerikleri izlerken ebeveynlerin haberi bile yok. Çocuklar daha doğruyu yanlışı ayırt edemezken şiddet içerikli oyunlar ya da filmler izledikçe beyinleri bunları kaydediyor. Ve tüm hayatını etkilemeye başlıyor. İzlediklerine o kadar bağlılar ki hayatlarına adapte ediyorlar.

    Sadece kurmaca olduğunu kavrayamayıp oyun halinde benimsiyorlar. Daha önceleri mafyatik dizilerle kabadayıcılık taslayan çocuklar görmüştük. Şu ara en popüler olan Squid Game dizisi 18 yaş üzeri ibaresi olmasına rağmen ilk ve orta okul çocuklarının dilinde. Sosyal medya diziyi izlemeyene bile her detayını gösterirken, youtuberların da dizinin oyunlarını oynamasıyla küçük yaştaki çocukların görmemesi neredeyse imkansız hale geliyor. Teknoloji çağında bunları görmemek mümkün değil.

    Zayıf bağlantı
    Zayıf bağlantı

    Ebeveyn rehberliği işte bu yüzden önemli. Çocuğun ne yaptığı ne ettiği hep incelenmeli takip edilmeli. Çocuklar internetin zararlarına da yararlarına da açıklar. Kullanmayı öğretmek ebeveynlerin elinde. Yoksa daha çok görürüz kırmızı ışık yeşil ışık oynayan çocukları, oyundan eleneni dövenleri, elinde bıçakla birbirini yaralayanları, silahçılık oynarken gerçek silahla birbirini öldürenleri… Örnekler arttırılabilir bunlar olan şeyler. Haberlerde görüyoruz etrafımızda yaşanıyor.

    Dur demek çocuk yetiştirirken bizim elimizde. Yaşına uygun içeriklerle, ebeveyn kontrolünde, önceden izleyip denetleyerek düzen sağlanabilir. Bu çağda sadece şifre koymakla engelleyemeyiz. Çocukların teknolojiyle arası büyüklerinden daha iyi olduğu bir gerçek. Bu bağlamda şifrelere ihtiyaç duymadan da bu tür içeriklere ulaşmak çok zor değil. Yapılması gereken gizlemek değil doğruyu öğretmektir. Neden izlememesi gerektiği, yaş sınırının neden var olduğu gibi bilgilendirmelerle kopmasın. Bağlantımız zayıflamasın ki hep birbirimize destek olalım, aile olalım.

    Bakan Kurum Millet Bahçesi fidan dikim töreninde

    0

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sultanbeyli Millet Bahçesi ilk fidan dikim törenine katıldı

    Sultanbeyli Millet Bahçesi ilk fidan dikim töreninde konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Hizmetkarı olduğumuz Sultanbeylimizi, İstanbulumuzu ihya edecek birbirinden kıymetli projelerin, çalışmaların adımlarını milletimizle birlikte el ele vererek heyecanla atmaya devam ediyoruz. 81 ilimize 81 milyon metrekare millet bahçesi hedefiyle çıktığımız yolda Sultanbeyli Millet Bahçemizin ilk fidanlarını toprakla buluşturuyoruz. İklim dostu çevreye saygılı şehirler kurmak için, Sultanbeyli’nin yeşil dönüşümü için çok önemli bir adımı coşkuyla, heyecanla hep birlikte atıyoruz. Sultanbeyli Millet Bahçemiz; gelecek nesillerimiz için, milletimiz için, ülkemiz için, gençlerimiz için, Sultanbeyli’nin çocukları için şimdiden hayırlı uğurlu olsun” dedi. 

    “BÜYÜK İSTANBUL DÖNÜŞÜMÜ HEDEFİYLE ÇALIŞMALARIMIZI ARALIKSIZ SÜRDÜRÜYORUZ”

    Küresel iklim değişikliğinin yol açtığı orman yangınları, sel, heyelan gibi afetler başta olmak üzere insan yaşamını tehdit eden riskleri azaltmak için gece gündüz çalıştıklarını kaydeden Kurum, “Bu kapsamda, ‘Çevreye Saygılı İklim Dostu Şehirler’ hedefiyle sosyal konuttan millet bahçelerine, kentsel dönüşümden sıfır atığa, iklim değişikliğinden ekolojik koridorlara, altyapı ve üst yapı çalışmalarından çevre yatırımlarına kadar her geçen gün yeni bir proje başlatıyoruz.

    Cumhurbaşkanımızın 2012 yılında; İstanbul’dan başlattığı kentsel dönüşüm çalışmalarını “Büyük İstanbul Dönüşümü” hedefiyle aralıksız sürdürüyoruz. Bu kapsamda; 68 riskli alanda 35 bin binada 117 bin konutumuzun; afetlere dayanıklı, güvenli, sağlıklı,  enerji verimli, iklim dostu dönüşümüne tüm hızımızla devam ediyoruz” diye konuştu.

    Bakan Kurum sözlerine şöyle devam etti:  “İstanbul’un 39 ilçesinde; Gaziosmanpaşa, Kadıköy, Kâğıthane, Ataşehir, Maltepe, Bağcılar, Güngören, Zeytinburnu, Eyüpsultan, Başakşehir, Beyoğlu, Esenler, Üsküdar Kirazlıtepe ve Kadıköy Fikirtepe’de yeni konutlar, yeni iş yerleri yaptık. Özellikle Fikirtepe’de çeşitli nedenlerle yıllardır çözülemeyen dönüşümü sorun olmaktan çıkarttık, yüzlerce yeni yuvamızı teslim etmeye başladık. 1. Etabın tamamında yerinde, gönüllü ve hızlı bir dönüşümü başlattık.”

    Bakan kurum millet bahcesi fidan dikim toreninde 2 - politika - haberton
    ” Vatandaşlarımıza sesleniyorum. Al-kullan-at değil al-kullan-dönüştür-geri kazan diyoruz “

    “AL-KULLAN-AT DEĞİL AL-KULLAN-DÖNÜŞTÜR-GERİ KAZAN DİYORUZ”

    Kurum, “Paris İklim Anlaşması, Meclisimiz tarafından onaylandı. Bugün dünya sadece çevre ve şehircilikte değil; insanlığı ilgilendiren tüm alanlarda yeni bir dönemi, yeni bir süreci yaşıyor. Ülke olarak bu yeni dönemde şehirlerimizin İklim Dostu Yeşil Dönüşümünü tamamlayacak tüm adımları kararlılıkla atmaya devam ediyoruz. Vatandaşlarımıza sesleniyorum. Al-kullan-at değil al-kullan-dönüştür-geri kazan diyoruz”  ifadelerini kullandı.

    “İSTANBUL’UN 26 İLÇESİNE 42 MİLLET BAHÇESİ KAZANDIRIYORUZ”

     81 ilimize 81 milyon metrekare millet bahçesi hedefiyle “Türkiye’nin Büyük Ekolojik Dönüşümü”nü daha da ileri taşıdıklarını belirten Bakan Kurum, “81 ilimizde  404 millet bahçesi yapıyoruz. 111 millet bahçemizi tamamladık, milletimizin hizmetine sunduk. Kalan millet bahçelerimizi de tamamlamak için var gücümüzle çalışıyoruz.  İstanbul’un 26 ilçesine 42 millet bahçesi kazandırıyoruz. Başkentimiz Ankara’da ise toplam 4,2 milyon metrekare büyüklüğünde millet bahçesi yapıyoruz. 28 Ekim’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle, Ankara’da AKM alanında 760 bin metrekare büyüklüğündeki Millet Bahçemizin açılışını da hep birlikte gerçekleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

    “YEŞİLİN, AĞACIN OLMADIĞI BİR DÜNYAYI TASAVVUR ETMEK İMKÂNSIZ”

     Millet bahçelerimizi, ekolojik koridorlarımızı sadece yeşil alanlar olarak değil, aynı zamanda birer yaşam alanı olarak tasarladıklarını söyleyen Kurum, “ Bir yandan sıfır atık ile mavi Vatanımızı korurken diğer yandan millet bahçelerimizle ve ekolojik koridorlarımızla da yeşil vatanımızı güçlendiriyoruz. Yine yeşil alanlarımız ve millet bahçelerimizle şehirlerimizin iklimini düzenliyor, yani şehrin merkezinde yazın daha ferah, kışın daha sıcak alanlar oluşturuyoruz. Hiç şüphesiz yeşil kalkınmanın en önemli parçası olan yeşil alanlarımız; huzurun, refahın ve medeniyetin kaynağıdır..

    “ŞEHİR YAŞAMINI HERKES İÇİN DAHA YAŞANABİLİR KILIYORUZ”

    Şehir içi ulaşımına entegre bisiklet yolları yaptıklarını kaydeden Bakan Kurum sözlerini şöyle noktaladı:

    “Bahçelerimize, rengarenk çiçekler ve binlerce ağaç dikiyoruz. Gençlerimiz için futbol, basketbol ve voleybol sahaları, tenis kortu gibi spor alanları yapıyoruz. 7 gün 24 saat açık millet kıraathanesi, biyolojik gölet, mescit, etkinlik ve piknik alanları, çay bahçeleri yapıyoruz. Yine, sokak hayvanlarımız, sevimli dostlarımız için bakım alanları ve barınaklar, kuş evleri yapıyoruz. Bahçelerimizin uygun yerlerine su ve mama kapları koyuyoruz. Böylece şehir yaşamını herkes için daha yaşanabilir kılıyoruz. Çalışmalarını başlattığımız millet bahçemizi, inşallah, 2022’nin Eylül ayında hemşerilerimizin hizmetine sunacağız. Millet bahçemiz, yaşlılarımız için, gençlerimiz için, çocuklarımız ve engelli kardeşlerimiz için şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Projede görev alacak herkese başarılar diliyorum.”

    “VATANDAŞLARIMIZA HER ZAMAN EN İYİSİNİ YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ”

    Fidan dikim töreninde konuşan Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin, “Sultanbeyli Mimar Sinan Mahallesi’nde yaklaşık 70 dönümlük bir alandan oluşan millet bahçesi vatandaşlarımıza hayırlı olsun. Millet bahçeleri Sayın Cumhurbaşkanımızın önemli projelerindendi. Her ile bakanlığımız projeler gerçekleştirdi. Sultanbeyli etrafı ormanlarla çevrili bir yer olduğu için vatandaşlarımızın beklentileri var. Sultan Korusu’ndaki çalışmalarımız devam ediyor. Vatandaşlarımıza her zaman en iyisini yapmaya çalışıyoruz.

    Konuşmaların ardından millet bahçesinin ilk fidanı Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sultanbeyli Belediye Başkanı Hüseyin Keskin ve çocuklarla birlikte dikildi.

    2 BİN 591 AĞAÇ BULUNACAK

    Kısa zaman bölgenin hizmetine sunulacak olan millet bahçesinin içinde otoparklar, millet kıraathanesi, çocuk oyun alanları, ekolojik tarımsal bahçe, amfi, basketbol, voleybol sahaları, koşu yolu yer alacak. Ayrıca tema bahçeleri ile birlikte toplam 2 bin 591 ağaç bulunacak.

    Sosyal medya fenomeni Pucca’ya hapis cezası

    0

    Sosyal medya fenomeni Pucca’ya cinsiyet farklılığına dayanarak alenen aşağılama suçundan 5 ay 18 gün hapis cezası verildi

    Sosyal medya hesabından erkeklerle ilgili paylaşım yapan “Pucca” lakaplı Pınar Yıldırım “Halkın bir kesimini cinsiyet farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 5 ay 18 gün hapis cezasıyla cezalandırıldı. Mahkeme sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. 

    Anadolu 21. Asliye Ceza Mahkemesi basit yargılama usulüyle görülen davayı karara bağladı. Mahkeme sanık Pınar Yıldırım’ı “Halkın bir kesimini cinsiyet farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 5 ay 18 gün hapis cezasıyla cezalandırdı. 

    Sanığa verilen ceza miktarını, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunmasını dikkate alan mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi. 

    Sosyal medya fenomeni puccaya hapis cezasi 2 - sosyal medya - haberton
    Suç işleme kastının olmadığını ve suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği ifade edilmişti

    DAVANIN GEÇMİŞİ

    Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı‘nca hazırlanan iddianamede sanık Pınar Yıldırım’ın sosyal medya hesabından 19 Temmuz 2020’de yaptığı paylaşımın ihbar edildiği ve bunun üzerine soruşturma başlatıldığı anlatılmıştı. Sanık Yıldırım’ın erkeklerle ilgili paylaşım yaptığı iddianamede belirtilmişti. Sanığın ifadesine de yer verilen iddianamede soruşturmaya konu paylaşımı kendisinin yaptığını, o dönem eski eşi Osman Karagöz ile evli olduğunu, eski eşinin Twitter isimli sosyal medya sitesinde, kendisini kastederek bir paylaşım yaptığını ve ona istinaden karşılıklı atışmalar olduğunu söylediği kaydedilmişti. 

    Ayrıca Yıldırım’ın bunun dışında bir amacının olmadığını, attığı Tweet’in o dönem tepki almadığını buradan yanlış bir çıkarım yapıldığını, suç işleme kastının olmadığını ve suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği ifade edilmişti.

    İddianamede sanık Pınar Yıldırım’ın “Halkın bir kesimini cinsiyet farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçundan 6 aydan 1 yıla kadar hapsi istenmişti. 

    İngiltere: Birleşik Krallık NATO müttefiklerine bağlı

    0

    İngiltere Savunma Bakanlığı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Birleşik Krallık, NATO müttefiklerine bağlıdır” ifadeleri kullanıldı

    Belçika’nın başkenti Brüksel’de NATO Savunma Bakanları toplantısı sonrasında İngiltere Savunma Bakanlığı, Türkiye dahil 5 ülkenin bayrağıyla birlikte sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. Paylaşımda “Birleşik Krallık, NATO müttefiklerine bağlıdır” mesajı yer aldı.   

    İngiltere Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında “Savunma Bakanı Wallace, Brüksel ziyareti sırasında Danimarka, Almanya, Polonya ve Türkiye’den Savunma Bakanları ile ittifakın geleceğini ve ortak güvenliğimizi görüşmek üzere ikili görüşmelerde bulundu” mesajı yer aldı.

    Bill Gates 2’nci kez Efes’i ziyaret etti

    0

    Dünyanın en zengin 4’üncü insanı olan Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates tekrar Efes’i ziyaret etti

    Dünyanın en zengin 4’üncü insanı unvanını 146 milyar dolarlık servetiyle elinde tutan, yazılım devi Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates, ‘Lana’ isimli kiralık süper yat ve katamaran sınıfı lojistik destek gemisi olan ‘Wayfinder’ ile Aydın’ın Kuşadası ilçesine geldi. Kuşadası Körfezi açıklarında demirleyen ‘Lana’da bir süre dinlenen Gates daha sonra özel helikopteriyle İzmir’in Selçuk ilçesindeki Meryemana Evi’ni ziyaret etti.

    Bill gates 2nci efesi ziyaret etti 2 - yaşam - haberton
    Doğrudan Meryemana Evi’ne giden Gates, kilisede dua edip yeniden hacı oldu

    Yazlım devi Microsoft’un kurucu ortağı Bill Gates’in içinde olduğu, Cayman Adaları bayraklı ‘Lana’ isimli kiralık süper yat, bugün sabah saatlerinde Kuşadası Körfezi açıklarına demirledi. Denize geçen yıl indirilen ve haftalık kirası 1 milyon 800 bin euro olan 107 metre uzunluk ve 16 metre genişliğe sahip yata, 68,2 metre boyundaki katamaran sınıfı destek gemisi ‘Wayfinder’ da eşlik etti. ‘Wayfinder’da Gates’in yakın korumaları ile personelin kaldığı öğrenildi.

    146 milyar dolarlık servete sahip olan Bill Gates, bir süre ‘Lana’ isimli yatta dinlendikten sonra bugün saat 15.00 sıralarında özel helikopteriyle İzmir‘in Selçuk ilçesindeki havaalanına indi. Doğrudan Meryemana Evi’ne giden Gates, kilisede dua edip yeniden hacı oldu. Daha sonra Efes Antik Kenti’ne geçen Gates, yakın korumalarıyla beraber antik kenti gezdi. Milyarder iş insanı, 2005 yılında da Marmaris’te eski eşi Melinda ile ‘Leander G’ isimli lüks yatında tatil yaparken, Meryemana Evi’ne gelmiş ve ilk kez hacı olmuştu.

    DHKP-C operasyonu: 17 şüpheli tutuklandı

    0

    İstanbul merkezli 16 ilde terör örgütü DHKP-C operasyonunda 30 şüpheliden 17’si tutuklandı, 13 şüpheli adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

    İstanbul merkezli 16 ilde terör örgütü DHKP/C’ye yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 30 şüpheliden 17’si tutuklandı. 13 şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

    İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, terör örgütü DHKP/C’ye yönelik 15 Ekim Cuma günü 16 ilde eş zamanlı operasyon düzenledi. Haklarında yakalama kararı çıkarılan 126 kişiye yönelik başlatılan operasyona çok sayıda ekip katıldı.  Operasyonda aralarında eylem için silahlı eğitim alan kişilerin yanı sıra, daha önce yapılan operasyonlarda ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinde DHKP/C Terör Örgütü’nün yurt dışı merkez komitesi ile bağlantısı olan ve şifreli yazışmaları olduğu tespit edilen şüphelerin de olduğu öğrenildi. Operasyonda İstanbul İl Jandarma Komutanlığı ekipleri 33, İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri ise 58 şüpheliyi gözaltına aldı.

    19 Ekim Salı günü adliyeye sevk edilen 14 kişiden, 4’ü tutuklanmış,10 kişi ise serbest bırakılmıştı. Operasyonlar kapsamında gözaltında bulunan ve Emniyet ve Jandarma’daki işlemleri tamamlanan 30 şüpheli de dün adliyeye sevk edildi. 30 şüpheliden 13’ü adli kontrol şartı ile serbest bırakılırken, aralarında örgütün önemli isimlerinden G.T., ve İ.K.’nın da aralarında bulunduğu 17 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. Öte yandan İstanbul Emniyet Müdürlüğü‘ndeki 9 şüphelinin işlemlerinin sürdüğü öğrenildi. 

    Babacan: Demokrasinin merkezini açıyoruz

    DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan partisinin il binasının açılışı için Aydın’a geldi. Babacan “Bugün burada demokrasinin merkezini açıyoruz” dedi.

    Aydın’da partisinin il binasının açılışına katılan DEVA Partisi Genel Başkanı Babacan’ı DEVA Partisi Aydın İl Başkanı Hakan Çağlar Erürker, ilçe teşkilatları ve partililer karşıladı. Ali Babacan’a eşi Zeynep Babacan da eşlik etti.

    Zeybek gösterisinin ardından kürsüye çıkarak halka seslenen Babacan, “Biz aslında bir siyasi partinin tabelasının önünde değiliz. Bugün burada demokrasinin merkezini açıyoruz. Atılımın merkezini açıyoruz. Sevginin, saygının, eşitliğin ve egemenliğin refah olduğu bir devlet için hakikatin yolundan bir an bile ayrılmayacağımızı çok iyi biliyoruz. Hepsinden önemlisi, biz bu ülkenin iyi bir yönetimi, demokrasiyi, adaleti ve zenginliği hak ettiğini çok iyi biliyoruz. Bizim nerede olduğumuzu görmek isteyenler bizi başka yerde sağda, sola aramasınlar. Kimlerle beraber olduğumuzu merak edenleri vatandaşımızın yanına davet ediyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından il binasının açılışı gerçekleştirildi.

    Tunceli’de gerçeği aratmayan göçük tatbikatı

    0

    Tunceli’de, AFAD öncülüğünde Munzur Arama Kurtarma Derneği ve 112 Acil Servis personeli ile gerçekleştirilen göçük tatbikatı, gerçeğini aratmadı

    Tunceli AFAD eğitmenleri tarafından AFAD gönüllüsü olan Tunceli’de, AFAD öncülüğünde Munzur Arama Kurtarma Derneği (MUDAK) üyeleri, 5 günlük zorlu kamp eğitiminden geçti. Bu kapsamda dernek üyelerine; enkaza güvenli yaklaşma, kentte ve doğada arama- kurtarma faaliyetlerinde kullanılan alet ve ekipmanın tanıtımı, yüksekten iple iniş ve sportif tırmanış teknikleri, enkazın desteklenerek tahkimat yapılması gibi eğitimler verildi. Eğitimin son gününde kent merkezinde metruk binada tatbikat gerçekleştirildi.

    Tunceli AFAD koordinesinde MUDAK ve İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerinden oluşan 30 kişilik ekip, tatbikat senaryosu doğrultusunda, kentsel dönüşümdeki binanın yıkımında yan binanın hasar görerek göçmesi ve göçük altında kalanların çıkarılması planlandı. Senaryo gereği enkaza kazazede olarak saklanan ekip üyelerinin yer tespiti yapıldı. Arama-kurtarma ekibi, daha sonra yerini belirledikleri kazazedeye ulaşmak için enkaz üzerinde ekipmanla uygun tünel açtı. Tünele giren ekip üyeleri, ulaştıkları kazazedeleri sedyeyle enkaz dışına çıkararak, gerekli sağlık müdahalelerini yaptı. Senaryo gereği göçük altında kalan kişilerin yakınları feryat ederken, çevredekiler bu durumu gerçek sandı.

    Tuncelide gercegi aratmayan gocuk tatbikati 2 - yerel haberler - haberton
    Tunceli’de gerçeği aratmayan göçük tatbikatı

    ‘AMACIMIZ HER ZAMAN HER KOŞULDA HAZIR OLMAK’

    AFAD gönüllü koordinatörü Özgür Aydoğdu, Türkiye’nin gerçeği olan afetlere karşı her zaman hazır olmak gerektiğini belirterek, “2 yıldır AFAD gönüllülerine ve STK’lara saha eğitimleri verilerek tatbikat yapılıyor. Bizler de bugün bunu gerçekleştirdik. İlimizde yaklaşık 500 AFAD gönüllüsü mevcut. Bugün Munzur Arama ve Kurtarma Derneği’ne 5 günlük bir eğitim verdik ve bir göçük tatbikatı yaptık. Gayet başarılıydılar. Bu eğitimlerimiz belirli periyotlarda devam edecek. Umarız bu tür afetlerle karşılaşmayız ama karşılaşmama durumumuz yok. Ne zaman, hangi saatte, ne olacağı belli değil. Bizlerin amacı her zaman her koşulda hazır olmak” dedi.

    Eğitim ve tatbikatların gerekli olduğunu dile getiren MUDAK Başkanı Mehmet Bidav da 2,5 yıldır Tunceli’de faaliyet yürüttüklerini dile getirerek, “Yaklaşık 80 üyemiz var. AFAD’ın desteğiyle eğitimler alarak afet bölgelerine gittik. Elazığ depremi başta olmak üzere ildeki arama ve yangın faaliyetlerinin hepsine katıldık. Bugün bir tatbikat yaptık. Senaryo gereği kentsel dönüşümden kaynaklı bir binanın yanında bulunan ev yıkıldı ve 2 kişinin göçük altında olduğu ihbarını aldık. Saat 12.30’da bize ihbar düştü. UMKE ve 112 ile birlikte olay yerine 5 dakika sonra vardık. Hemen arama çalışmaları başlattık. Ne yazık ki bir vatandaşımızı ex olarak birini de yaralı olarak çıkardık. Operasyonumuzu 1 saat içerisinde başarıyla sollanırdık” diye konuştu.