DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, Gülistan Doku soruşturması kapsamında son gelişmeler doğrultusunda, adaletin eksiksiz sağlanması için Meclis araştırma önergesi verdi.
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu, yaptığı açıklamada, “Önergelerimizde; başından itibaren yaşanan organize delil karartma iddialarının, soruşturmanın nasıl yanlış yönlendirildiğinin ve özellikle soruşturma dışında bırakılan üst düzey kamu görevlilerinin sorumluluğunun ortaya çıkarılmasını talep ettik. Gülistan Doku soruşturmasının sağlıklı bir şekilde yürütülmesi; kadınlara yönelik şiddet, cezasızlık ve örtbas edilen benzer suçların önlenmesi açısından kritik bir önemdedir” dedi.
DEM Parti Dersim Milletvekili Ayten Kordu’nun soru önergesi şöyle;
TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Adalet Bakanı Akın GÜRLEK tarafından Anayasa’nın 98’inci ve TBMM İçtüzüğünün 96’ncı ve 99’uncu maddeleri gereğince yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim.
5 Ocak 2020 tarihinde Dersim’de kaybettirilen Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetine ilişkin yürütülen soruşturmadaki son gelişmeler dosyanın başından itibaren ciddi usulsüzlükler, delil karartma iddiaları ve kamu görevlilerinin olası müdahaleleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koymuştur.
Soruşturma kapsamında yedi ilde yürütülen operasyonlarda dönemin valisi Tuncay Sonel’in oğlu Mustafa Türkay Sonel dahil olmak üzere 13 şüphelinin gözaltına alınması, dosyanın seyrinin “cinayet” şüphesine evrildiğini göstermektedir. Bu durum, başlangıçtan itibaren soruşturmanın yanlış yönlendirilmiş olabileceği ihtimalini güçlendirmektedir. Bu bağlamda, soruşturmanın ilk aşamalarında yapılan değerlendirmelerin hangi veri ve bulgulara dayandığı, alternatif ihtimallerin neden yeterince değerlendirilmediği ve bu yönlendirmelerin soruşturmanın ilerleyen safhalarına nasıl etki ettiği hususları kritik önem taşımaktadır.
Doku ailesinin avukatı Ali Çimen’in kamuoyuna yansıyan açıklamalarına göre, Gülistan Doku’ya ait telefonun SIM kartı, soruşturma birimlerine teslim edilmesi gerekirken dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’e verilmiş; ardından bu SIM kart Ankara’da bir siber çeteye teslim edilmiştir. Bu iddia doğrudan adli delillerin yok edilmesine yönelik organize bir müdahale ihtimalini gündeme getirmektedir. Bu durum, adli emanete alınması gereken bir delilin zincirleme şekilde yetkisiz kişiler arasında dolaştırıldığı ve delil güvenliğinin sistematik biçimde ihlal edildiği ihtimalini ortaya koymaktadır. Daha da çarpıcı olan husus, söz konusu SIM kartın 18 Ocak 2020 tarihinde bir polis memuru tarafından kullanıldığı ve gece saatlerinde Gülistan Doku’nun sosyal medya hesaplarına girilerek üç saat boyunca veri transferi yapıldığı ve bazı kişilerin arkadaş listesinden silindiği tespit edilmiştir.
HTS kayıtları ve banka hareketleri incelendiğinde, söz konusu polis memuru ile dönemin valisi Tuncay Sonel ve koruma amiri arasında iletişim ve para transferi olduğu iddiaları, dosyanın en kritik noktalarından birini oluşturmaktadır. Delil karartma karşılığında para ödendiği yönündeki beyanlar, organize bir yapı ihtimalini de ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, kamu gücünün kullanılarak delillerin ortadan kaldırılması, hukuk devleti ilkesinin en ağır ihlallerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
Ailenin beyanlarına göre sadece dijital veriler değil, hastane kayıtları ve kamera görüntüleri üzerinde de oynama yapıldığı iddiaları bulunmaktadır. Eğer bu iddialar doğruysa, bu durum çok sayıda kamu görevlisinin dahil olduğu sistematik bir örtbas mekanizmasına işaret etmektedir.
Bu kapsamda, soruşturma sürecinde adı geçen ya da sorumluluk alanında bulunan üst düzey kamu görevlilerinin bugüne kadar soruşturma kapsamına dahil edilmemiş olması dikkat çekicidir. Dönemin Valisi, Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve Munzur Üniversitesi yönetimi dahil olmak üzere, olayın gerçekleştiği dönemde yetki ve sorumluluk sahibi olan kamu görevlilerinin hiçbirinin etkin bir soruşturma sürecine tabi tutulmamış olması, dosyanın bütünlüklü şekilde ele alınmadığı yönünde ciddi şüpheler doğurmaktadır. Alt kademede yer alan bazı kişilerin gözaltına alınmasına karşın, bu kişilerin bağlı olduğu hiyerarşik yapı içerisindeki sorumluların araştırılmaması, kamu gücünün kullanımı ve denetimi açısından önemli bir boşluğa işaret etmektedir.
Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku’nun beyanlarına göre, hakkında kırmızı bülten çıkarılan olayın yurtdışındaki olası tanığı Umut Altaş’ın öncesinden kendisiyle iletişime geçtiği, Altaş ailesinin ise daha ilk görüşmede “başsağlığı” dileklerini ileterek olay hakkında bilgi sahibi olduklarını ima ettiği anlaşılmaktadır. Cinayetin işlendiği, ardından delillerin sistematik şekilde yok edildiği ve olası bir senaryoda suçun yurtdışında bulunan bir kişiye yüklenmesinin planlandığı yönündeki iddialar, soruşturmanın yönlendirilmiş olabileceği ihtimalini ortaya koymaktadır. Bu durum, etkin soruşturma yükümlülüğünün ihlali anlamına gelebilecek niteliktedir.
Ayrıca Gülistan Doku dosyasının ötesinde, şüpheli kadın ölümleri ve kaybettirilme vakalarında cezasızlık riskini artıran yapısal bir soruna işaret etmektedir. Gülistan Doku vakasının tüm boyutlarıyla ortaya çıkarılması, benzer nitelikteki kadın kayıpları ve kadın cinayetlerinin aydınlatılmasında emsal teşkil edebilecek; kamu görevlilerinin sorumluluğunun açık biçimde belirlenmesi ise hem adalet duygusunun güçlenmesine hem de benzer olayların önlenmesine katkı sağlayacaktır.
Bu kapsamda;
1- Gülistan Doku dosyasında dijital delillerin silindiği iddiaları hakkında bugüne kadar hangi adli işlemler yapılmıştır?
2- HTS ve banka kayıtlarında ortaya çıkan delil karartma karşılığında para transferi yapıldığı iddiası hakkında hangi incelemeler yapılmıştır?
3- Hastane kayıtlarının silindiği iddiası doğru mudur? Bu konuda herhangi bir kamu görevlisi hakkında işlem yapılmış mıdır?
4- Munzur Üniversitesinde kamera kayıtlarının değiştirildiği iddiası kapsamında üniversite ve kamu görevlileri hakkında hangi işlemler yapılmıştır?
5- Cinayetin yurtdışındaki başka bir şüpheli üzerine yıkılmaya çalışıldığı iddiaları kapsamında, soruşturmanın kasten yanlış yönlendirilip yönlendirilmediğine dair herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?
6- Dönemin Valisi Tuncay Sonel başta olmak üzere ve bu süreçte sorumluluğu olan dönemin Başsavcısı, Emniyet Müdürü ve Munzur Üniversitesi Rektörü dahil üst düzey birçok kamu görevlisi tüm iddialara ve delillere rağmen neden halen soruşturma kapsamında değildir?













