Türkiye’de doğal koruma alanlarında gerçekleştirilecek yenilenebilir enerji projelerine ilişkin yeni kararlar Resmî Gazete’de yayımlandı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesindeki Doğal Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları İlke Kararları kapsamında rüzgâr enerji santralleri (RES) ve hidroelektrik santrallerine (HES) yönelik üç ayrı düzenleme yer aldı. Kararlarla birlikte koruma statüsüne sahip alanlarda enerji projelerinin değerlendirilmesine ilişkin yeni esaslar gündeme geldi.
Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımları ile doğal alanların korunmasına yönelik politikalarını ilgilendiren yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. 3 Kasım 2026 tarihli ve 33419 sayılı Resmî Gazete’de, doğal sit alanlarında uygulanacak koruma ve kullanım esasları kapsamında enerji projelerine ilişkin ilke kararları yayımlandı.
Düzenlemeler, özellikle nitelikli doğal koruma alanları ile sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında planlanan rüzgâr ve hidroelektrik santrali projelerini ilgilendiriyor.
RES ve HES projeleri için üç ayrı karar
Resmî Gazete’de enerji projelerine ilişkin yayımlanan düzenlemeler üç farklı ilke kararı altında toplandı.
157 sayılı ilke kararı, nitelikli doğal koruma alanlarında rüzgâr enerji santrali projelerinin gerçekleştirilmesine yönelik esasları kapsıyor.
158 sayılı ilke kararı, nitelikli doğal koruma alanlarında hidroelektrik santrali projelerine ilişkin düzenlemeleri içeriyor.
159 sayılı ilke kararı ise sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarında hidroelektrik santrali projelerinin gerçekleştirilmesine yönelik hükümlerden oluşuyor.
Böylece farklı koruma statülerine sahip alanlarda gerçekleştirilecek enerji yatırımları ayrı kararlar kapsamında ele alındı.
Nitelikli doğal koruma alanlarında RES projeleri
Rüzgâr enerji santralleri, yenilenebilir enerji üretiminde önemli bir yere sahip bulunuyor.
Rüzgârın hareket enerjisinden elektrik üreten bu tesislerin kurulacağı alanların belirlenmesinde rüzgâr potansiyeli, arazi özellikleri, enerji iletim altyapısı ve çevresel koşullar önem taşıyor.
Doğal koruma statüsüne sahip bölgelerde ise enerji yatırımları yalnızca teknik ve ekonomik açıdan değil, doğanın korunmasına ilişkin mevzuat bakımından da değerlendiriliyor.
3 Kasım’da yayımlanan 157 sayılı ilke kararı, nitelikli doğal koruma alanlarındaki RES projelerini özel olarak ele alıyor.
Bu düzenleme, koruma alanlarında gerçekleştirilecek enerji yatırımlarının hukuki değerlendirmesi açısından önem taşıyor.
Hidroelektrik santralleri için yeni karar
Resmî Gazete’de yayımlanan 158 sayılı ilke kararı, nitelikli doğal koruma alanlarında HES projelerine yönelik düzenlemeleri kapsıyor.
Hidroelektrik santralleri, suyun hareketinden yararlanarak elektrik üretimi sağlayan tesisler olarak Türkiye’nin enerji üretiminde kullanılıyor.
Ancak akarsu sistemleri üzerinde kurulacak tesislerde su kaynaklarının korunması, çevresel etkiler ve doğal yaşamın sürdürülebilirliği önemli konular arasında bulunuyor.
Bu nedenle doğal sit statüsüne sahip alanlardaki HES projelerinin yalnızca enerji üretim kapasitesiyle değil, ilgili çevre ve koruma mevzuatıyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Kontrollü kullanım alanlarında HES düzenlemesi
159 sayılı ilke kararı ise sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanlarına ilişkin hükümleri kapsıyor.
Bu alanlar, nitelikli doğal koruma alanlarından farklı bir koruma statüsüne sahip bulunuyor.
Dolayısıyla her iki alan türünde gerçekleştirilecek enerji projelerinin aynı kurallara tabi olduğu varsayılamıyor.
Yeni düzenlemede HES projelerinin farklı koruma statüleri bakımından ayrı ilke kararlarıyla ele alınması, uygulamada bu ayrımın önemini ortaya koyuyor.
Doğal koruma alanı ne anlama geliyor?
Doğal sit alanları; jeolojik, ekolojik, biyolojik ve peyzaj özellikleri nedeniyle korunması gereken alanları ifade ediyor.
Türkiye’de doğal sit alanlarının korunması ve kullanılması, ilgili mevzuat çerçevesinde farklı statüler üzerinden düzenleniyor.
Bu kapsamda kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları farklı değerlendirme süreçlerine tabi olabiliyor.
Koruma statüsünün niteliği, söz konusu bölgelerde yapılabilecek faaliyetlerin kapsamını doğrudan etkileyebiliyor.
Yeni kararlar tüm enerji projelerine izin verildiği anlamına mı geliyor?
Resmî Gazete’de enerji projelerine yönelik ilke kararlarının yayımlanması, doğal koruma alanlarında planlanan bütün RES ve HES projelerine otomatik olarak izin verildiği anlamına gelmiyor.
Bir enerji projesinin gerçekleştirilebilmesi için ilgili ilke kararlarının yanı sıra yürürlükteki diğer mevzuat hükümlerinin de değerlendirilmesi gerekiyor.
Projenin bulunduğu alanın koruma statüsü, çevresel etkileri ve gerekli idari süreçleri bu değerlendirmede önem taşıyor.
Dolayısıyla yeni kararların doğrudan tüm doğal sit alanlarını yapılaşmaya açtığı veya her enerji yatırımına koşulsuz izin sağladığı yönünde yorumlanması doğru olmayacak.
Yenilenebilir enerji ile doğa koruma dengesi
Türkiye’de enerji arzının çeşitlendirilmesi ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretiminin artırılması, enerji politikalarının önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Rüzgâr ve hidroelektrik santralleri, fosil yakıtlara dayalı elektrik üretiminin azaltılmasına katkı sağlayabilen teknolojiler arasında bulunuyor.
Bununla birlikte yenilenebilir enerji yatırımlarının çevresel etkilerinin bulunmadığı söylenemiyor.
Rüzgâr santrallerinde arazi kullanımı, kuşların göç yolları ve doğal yaşam alanları; hidroelektrik santrallerinde ise akarsu ekosistemleri ve su rejimi önem taşıyan değerlendirme başlıklarını oluşturuyor.
Bu nedenle enerji yatırımlarının planlanmasında üretim hedefleriyle doğal varlıkların korunması arasındaki dengenin gözetilmesi gerekiyor.
Yeni düzenlemeler hangi projeleri ilgilendiriyor?
3 Kasım 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan kararlar, doğal sit alanlarında RES veya HES yatırımı planlayan proje sahipleri ile ilgili idari kurumları ilgilendiriyor.
Özellikle projelerin bulunduğu alanın doğal koruma statüsü, hangi ilke kararının dikkate alınacağını belirleyen temel unsurlardan biri olacak.
157, 158 ve 159 sayılı kararların yayımlanmasıyla birlikte doğal koruma alanlarındaki yenilenebilir enerji projelerine ilişkin yeni hukuki düzenlemeler resmî mevzuatta yerini aldı.











