Türkiye’de yaşanan depremlerin ardından milyonlarca kişi oturduğu binanın güvenli olup olmadığını araştırıyor.
Binaların yaşı, beton kalitesi ve taşıyıcı sistem özellikleri deprem dayanıklılığında önemli rol oynarken, bir yapının güvenli olup olmadığı yalnızca dış görünüşüne bakılarak belirlenemiyor. Peki, bina dayanıklılık testi nasıl yaptırılır, karot testi yeterli mi, riskli yapı tespiti için nereye başvurulur? İşte AFAD ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı açıklamalarına dayanan deprem güvenliği rehberi.
Türkiye’nin aktif deprem kuşakları üzerinde bulunması, yapı güvenliğini milyonlarca vatandaş açısından hayati bir konu hâline getiriyor. Özellikle son yıllarda meydana gelen depremlerin ardından yaşadığı binanın depreme karşı dayanıklı olup olmadığını öğrenmek isteyenlerin sayısı artıyor.
Ancak bir binanın sağlamlığı yalnızca yapım yılı, kat sayısı veya dış cephesinin görünümüyle değerlendirilemiyor. Yapının mühendislik projesi, beton ve donatı özellikleri, zemin koşulları ve taşıyıcı sisteminde sonradan yapılan değişiklikler deprem performansını etkileyebiliyor.
Binanın depreme dayanıklı olduğu nasıl anlaşılır?
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) yapı güvenliğine ilişkin bilgilendirmelerine göre, bir binanın deprem sırasında nasıl davranacağının belirlenebilmesi için mühendislik incelemesi gerekiyor.
Bu incelemelerde binanın taşıyıcı sistemi, kolon ve kirişlerin durumu, malzeme özellikleri ve mevcut projeyle uyumu değerlendirilebiliyor.
İhtiyaç duyulması hâlinde beton numuneleri alınarak laboratuvarda inceleniyor, donatı tespitleri yapılıyor ve yapının matematiksel modeli oluşturuluyor.
Elde edilen bulgular, ilgili deprem yönetmeliği çerçevesinde değerlendirilerek binanın beklenen deprem etkileri altındaki performansı hakkında teknik sonuçlara ulaşılmasını sağlıyor.
Riskli yapı tespitini kimler yapabilir?
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında riskli yapı tespiti, Bakanlık tarafından lisanslandırılmış kurum ve kuruluşlar aracılığıyla gerçekleştirilebiliyor.
Bu kuruluşlar arasında gerekli yetkilendirme koşullarını sağlayan mühendislik kuruluşları, üniversiteler ve ilgili diğer kurumlar bulunabiliyor.
Vatandaşların başvuruda bulunmadan önce seçtikleri kuruluşun geçerli riskli yapı tespiti lisansına sahip olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor.
Her mühendislik firmasının 6306 sayılı Kanun kapsamında resmî riskli yapı tespit raporu düzenleme yetkisi bulunmuyor.
Bina dayanıklılık testi için bütün komşuların onayı gerekiyor mu?
Riskli yapı tespitinde en çok merak edilen konulardan biri, apartmandaki bütün kat maliklerinin onayının gerekip gerekmediği.
Bakanlığın açıklamalarına göre, riskli yapı tespiti yaptırılması için kat maliklerinin üçte iki çoğunluğuyla karar alması gerekmiyor.
Maliklerden birinin veya kanuni temsilcisinin başvurusuyla riskli yapı tespit süreci başlatılabiliyor.
Bununla birlikte resmî riskli yapı tespiti ile özel olarak yaptırılan deprem performans analizi farklı işlemler olduğundan başvuru ve yetkilendirme koşullarının birbirine karıştırılmaması gerekiyor.
Karot testi binanın sağlam olduğunu gösterir mi?
Karot testi, betonarme yapılardan alınan silindirik beton numunelerinin laboratuvarda incelenmesi işlemidir.
Bu yöntemle betonun basınç dayanımı hakkında bilgi edinilebiliyor.
Ancak yalnızca beton dayanımının ölçülmesi, binanın deprem sırasında güvenli davranacağını kanıtlamıyor.
Taşıyıcı sistemin bütünlüğü, donatıların durumu, kolon ve kirişlerin özellikleri, zemin koşulları ve yapıda gerçekleştirilen değişiklikler de değerlendirmeye alınmalı.
Bu nedenle yalnızca karot sonucuna bakılarak bir binanın kesinlikle güvenli veya güvensiz olduğunu söylemek doğru değil.
Riskli yapı tespiti ile deprem performans analizi aynı mı?
Riskli yapı tespiti, 6306 sayılı Kanun kapsamında bir yapının riskli olup olmadığını belirlemek amacıyla gerçekleştirilen resmî işlemdir.
Deprem performans analizi ise bir yapının belirli deprem etkileri altında nasıl davranabileceğini daha ayrıntılı mühendislik yöntemleriyle değerlendirmeyi amaçlıyor.
İki incelemenin kapsamı, teknik yöntemi ve hukuki sonuçları farklılık gösterebiliyor.
Özellikle deprem performans analizinin her durumda kentsel dönüşüm kapsamında resmî riskli yapı kararı anlamına gelmediğine dikkat edilmesi gerekiyor.
Eski binalar mutlaka riskli mi?
Bir binanın eski olması, tek başına depreme karşı dayanıksız olduğunu göstermiyor.
Aynı şekilde yeni yapılmış olması da yapının kesinlikle güvenli olduğu anlamına gelmiyor.
AFAD’ın yapı güvenliği bilgilendirmelerinde, eski deprem yönetmeliklerine göre tasarlanmış binaların farklı düzeylerde performans gösterebileceği belirtiliyor.
Yapının proje ve uygulama kalitesi, bakım durumu, sonradan yapılan müdahaleler ve bulunduğu zeminin özellikleri birlikte değerlendirilmeli.
Özellikle taşıyıcı kolonların kesilmesi veya izinsiz yapısal değişiklikler gerçekleştirilmesi, binanın güvenliğini ciddi şekilde etkileyebiliyor.
Bina riskli çıkarsa ne olur?
6306 sayılı Kanun kapsamında hazırlanan riskli yapı tespit raporu ilgili idare tarafından inceleniyor.
Raporda eksiklik veya hata bulunmaması hâlinde resmî bildirim işlemleri yürütülüyor.
Riskli yapı kararına karşı yapı maliklerinin veya kanuni temsilcilerinin mevzuatta öngörülen 15 günlük süre içinde itiraz hakkı bulunuyor.
İtirazın reddedilmesi veya itiraz edilmemesi üzerine riskli yapı kararının kesinleşmesi durumunda tahliye ve yıkım süreci gündeme geliyor.
Ancak tehlikeli olduğu düşünülen veya depremden hasar gören bir binada, yalnızca resmî süreçlerin tamamlanmasını bekleyerek oturmaya devam edilmesi güvenli olmayabilir. Acil tehlike belirtilerinde yetkili kurumlara başvurulması ve verilen tahliye kararlarına uyulması gerekiyor.
Kiracılar bina dayanıklılık testi yaptırabilir mi?
6306 sayılı Kanun kapsamında riskli yapı tespitine ilişkin başvuru yetkisi öncelikle yapı maliklerine veya kanuni temsilcilerine tanınıyor.
Kiracıların binanın güvenliğinden endişe duyması durumunda ev sahibiyle görüşmesi, mevcut teknik raporları talep etmesi ve ilgili belediye veya yetkili idareye başvurması mümkün.
Kiracı tarafından yaptırılmak istenen özel teknik incelemelerde ise binaya erişim, numune alma ve mülkiyet haklarına ilişkin koşullar ayrıca değerlendirilmelidir.
Deprem öncesinde hangi belirtilere dikkat edilmeli?
Taşıyıcı kolon ve kirişlerde oluşan belirgin çatlaklar, beton dökülmesi, donatıların açığa çıkması ve yapıda gözlenen anormal şekil değişiklikleri teknik inceleme gerektirebilir.
Ancak her duvar çatlağı taşıyıcı sistem hasarı anlamına gelmediği gibi görünür çatlak bulunmaması da yapının güvenli olduğunu kanıtlamaz.
Özellikle deprem sonrasında taşıyıcı sistemde yeni hasar şüphesi varsa binaya yeniden girilmeden önce yetkili ekiplerin değerlendirmesi beklenmeli.
Evinizin güvenliğinden emin olmak için ne yapmalısınız?
Depreme hazırlıkta ilk adım, oturulan yapının teknik özelliklerini ve varsa geçmiş inceleme raporlarını öğrenmek.
Yapının riskli olabileceğine ilişkin endişe bulunması durumunda yetkili kurum ve kuruluşlardan teknik destek alınması gerekiyor.
AFAD’ın da vurguladığı gibi deprem güvenliği yalnızca binanın taşıyıcı sistemiyle sınırlı değil. Dolapların sabitlenmesi, ağır eşyaların güvenli yerleştirilmesi, acil durum planı hazırlanması ve aile bireylerinin deprem anında nasıl davranacağını bilmesi de önem taşıyor.
Bir binanın depreme dayanıklılığına ilişkin en güvenilir değerlendirme, yetkin mühendislerin gerçekleştirdiği teknik incelemelerle yapılabiliyor.












