Ankara 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde 12 sanığın yargılandığı, CHP’nin 38’inci Olağan Kurultay davası 1 Nisan’a ertelendi.
CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı suçlamasıyla açılan davada, aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 12 sanığın yargılanmasına devam edildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Kasım 2023’te yapılan CHP’nin 38’inci Olağan Kurultayı’na ilişkin iddialarla ilgili yürütülen soruşturma sonunda dava açıldı. İddianamede; İmamoğlu’nun divan başkanı olduğu CHP 38’inci Olağan Kurultayı’nda, bazı delegelere para verildiği, adaylık ve iş vaadinde bulunulduğu, market kartı dağıtıldığı, oy pusulası fotoğraflarının istendiği, ikinci turun geciktirilerek yanlış bilgilendirme yapıldığı ve bu yollarla Özgür Özel’in kazanması için delegelerin iradelerinin yönlendirildiği iddia edilerek, tüm sanıkların ‘Seçim Kanunu’na muhalefet’ suçundan 3’er yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
‘ORGANİZE BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYORLARDI’
Ankara 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde 12 sanığın yargılandığı davanın 3’üncü duruşmasına; sanıklardan İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile taraf avukatları katıldı. Söz konusu dönemin bazı delegeleri, tanık olarak dinlendi. Dönemin İzmir delegesi H.K., kurultay öncesi bazı isimlerin kendisiyle görüşmek istediğini öne sürerek, “Ankara’ya gittik. Kurultay delegelerinin kaldığı otele yerleştik. Mehmet Kılıçarslan eski Mardin İl Başkanı geldi. Cemil Tugay, Mehmet Kılıçarslan, Özgür Çelik, Buğra Gökçe, Özkan Tice bunlar hepsi organize bir şekilde çalışıyorlardı. Kurultay delegelerine çeşitli vaatler veriyorlardı. İş vaadi, belediye meclis üyeliği vaadi. İsteklerini, taleplerini alıyorlardı. Ona göre değerlendiriyorlardı. Mehmet Kılıçarslan, ‘Seninle Özgür Özel’le görüşelim’ dedi. Ben kabul etmedim” dedi.
‘İMZA ATTIK, BİN DOLAR VERDİ’
Tanık dönemin Erzurum delegesi Y.G. ise il başkanının para dağıttığını iddia ederek, “Erzurum kongresinden sonra il başkanlığı binasında delegeler ile toplantı yaptı il başkanı. İl başkanı Ankara’ya gidip, en çok parayı verene oy verileceğine ilişkin pazarlık yapacağını söyledi. Ankara’ya gidip döndü. Tekrar toplandık. İl başkanı, hepimize 50’şer euro dağıttı. Ankara’da kurultay gecesi son bir yemeğe gittik. Oradan da pavyona geçtik. İl başkanı beni dışarı çıkarıp, 4 imzaya ihtiyacı olduğunu söyledi. İmza attık ve bin dolar para verdi. Abdulkadir Ş. parayı kabul etmedi, ‘Sen beni parayla satın alamazsın’ dedi. İl başkanı daha sonra herkesin attığı oyu WhatsApp’tan kendisine gönderilmesini söyledi. İl başkanının İstanbul ekibinden 300 bin dolar aldığını biliyorum. İl başkanının para aldığını net şekilde biliyorum” diye konuştu.
‘KILIÇDAROĞLU’NA OY VERDİM, İHRAÇ EDİLDİM’
Tanık dönemin Batman delegesi Y.Ö. de oy yönlendirmesi yapıldığını ileri sürerek, “Kurultay akşamı biz bir otelde konakladık. İl başkanımız lobiye çağırdı, oylarımızı Özgür Özel’e vermemizi istedi. Buna rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Sonrasında partiden çıkartıldım, ihraç edildim. Kurultay sonrasında Y.’nin oğlu, meclis üyesi seçildi. Bu yükün altında kalmamak için kurultayın iptali için dava açtım” dedi.
‘300 MÜ İSTİYORSUN, 500 MÜ’
Tanık dönemin Bursa delegesi S.T. ise kurultaya ilişkin, “Kaldığımınız otelin lobisinin ön tarafında Genel Başkan Özgür Özel’in broşürlerinin bulunduğu bir stant vardı. Orada kurultay delegelerine, imza atanlara bir deri çanta veriliyordu. Ancak para değildi, kesinlikle para yoktu. Oylama salonuna geldiğimizde, salonun çeşitli yerlerinde cep telefonu kutuları vardı. Yerlerde kutular vardı. Yolda giderken bilmediğim, telefonumda kayıtlı olmayan bir numaradan arandım. 12 kurultay delegesini ikna etmem karşılığında ‘300 mü istiyorsun, 500 mü istiyorsun?’ şeklinde ucu açık bir teklif sundu. Bunun TL, dolar ya da euro olabileceğini söyledi. 300 TL olmadığı açıktı. Ben de 14 Mayıs seçimlerinde zor bir sürece girdiğimizi, madem partinin böyle büyük paraları varsa neden o dönemde kullanılmadığını söyledim” diye konuştu.
‘TANIK OLMAMAM İÇİN PARA TEKLİF EDİLDİ’
Tanık T.E. ise kendisine söz konusu davada tanık olmaması için 500 bin euro para teklif edildiğini iddia ederek, “2005’ten beri parti üyesiyim. Birilerinin iddia ettiği gibi çevrem yok, 3 yıllık gazeteciyim. Bunlara şahit olunca ilk günden beri kendimi anlatmak için vazife ettim. Mustafa Kemal’in partisinde bunların olamayacağını düşündüm” dedi. Duruşmaya ara verildi. (DHA)
YOLSUZLUK DAVASI İLE BİRLEŞTİRME TALEBİ
Tanıkların dinlenmesinden sonra avukatların beyanları alındı. Ardından mahkeme, ara kararını açıkladı. Ara kararda, İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB’ye yönelik yolsuzluk davası ile eldeki dava arasında hem sanıklar, hem de suçlar bakımından doğrudan bağlantı olduğu kanaatine varıldı. İki davanın tek elden yürütülmesi amacıyla dosyaların birleştirilmesi için İstanbul 40’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’ne müzekkere yazılmasına karar verildi. Onay gelmesi durumunda iki dava birlikte görülecek. Kararda ayrıca, gelmeyen tanıkların zorla getirilmesine ve eksik bilirkişi raporlarının tamamlanmasına hükmedilirken, duruşma 1 Nisan’a ertelendi.
Duruşmanın ardından açıklama yapan eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın avukatı Yusuf Üregen, “Kamuoyunda butlan davası olarak da bilinen 40’ıncı Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davalarda Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayının organize bir şekilde sakatlandığını defalarca dile getirmiştik. Gelinen bu noktada bu talebimiz Ankara Cumhuriyet Savcılığı 26’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nin savcısı ve mahkemesi tarafından da değerlendirerek dosyanın birleştirilmesi için İstanbul’a müzekkere yazılmasına karar verildi. Gerçekler elbette ki açığa çıkacaktır” dedi.
CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik anlatalım herkes bilsin diyerek sosyal medya hesabında şu paylaşımı yaptı;
“Bugün 38. Olağan Kurultayımıza açılan Ceza Davası’nın üçüncü duruşması için Ankara’daydık.
Tanıklar dinlendi, avukatlarımız sorularını sordular.
📌 Dinlenen tanıklar kurultayda taraf olduklarını ve kaybeden listeyi desteklediklerini açık açık söylediler, yerel seçimlerde aday adayı olduklarını ve adaylaşmadıklarını söylediler, bazı sanıklarla kişisel husumetleri olduğunu dile getirdiler.
📌 Halkta karşılığı kalmamış bir ekibin kurultay yenilgisi nedeniyle yaşadığı travma ve makam arzusu mahkeme salonunda da açığa çıkmış oldu.
📌 Tanıkların bir tanesi ise savcılıkta verdiği ifadeyi bugün kendisi açıkça yalanladı. Kullanmadığı ifadelerin savcı tarafından zapta geçirildiğini itiraf etti.
📌 Avukatlar tüm tanıklara ifadelerinin görgüye mi yoksa duyuma mı dayalı olduğunu sorduğunda, tanıkların tamamı “öyle konuşuluyordu” şeklinde ifadeler kullandı, tek bir doğrudan tanıklık ve somut delil olmadığı ortaya çıktı.
📌 Tüm tanıklar delegelere menfaat temin edildiğini gözleriyle görmediklerini ifade ettiler.
Yani normal şartlarda, bu dava beraatle sonuçlanacaktı.
Bu nedenle duruşma savcısı bu davanın İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İBB davasıyla birleşmesini talep etti.
Mahkeme Hakimi de İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nden kurultay davasının İBB davası ile birleştirilmesini talep edeceklerini söyledi.
Biliyorum takibi zor ve karmaşık bir süreç gibi gözükse de aslında yaşananlar çok basit.
Halkımız iktidar değişikliği istiyor, tükenmiş iktidar ise gitmemek için diretiyor.
Partimiz, üyelerimizin ve tabanın değişim talebinin bir sonucu olarak yönetim değişikliğine gitti ve Özgür Özel’i Genel Başkan olarak seçti. Bu değişim, yerel seçimlerde birinci parti olmamızı sağladı.
Yaşanan her şey, halkın çoğunluğu ile azınlık iktidarı arasında süren bir mücadelenin parçası.
Mahkeme salonlarında da, meydanlarda da aynı mücadeleyi veriyoruz.
CHP’yi kapatmayı, halkı sindirmeyi ve sandığı sembolik hale getirmeyi isteyenlere karşı mücadele ediyoruz.
Sadece kendimizi ve partimizi değil Cumhuriyeti müdafaa ediyoruz.
Halka inatlaşanlar daima kaybeder, yine kaybedecekler.
Ne yapsalar boş, iktidar yürüyüşümüz durmayacak.
Halk kazanacak, Cumhuriyet kazanacak, güzel Türkiye’miz kazanacak”.












