Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Doğa Hakları ve Çevre Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Evrim Rızvanoğlu, düzenlediği basın toplantısında iktidarın Türkiye’ye bakış açısını ve madencilik politikalarının yarattığı sorunları ele aldı.
Rızvanoğlu, konuşmasına “Bugün iktidarın, ülkemizi nasıl vatan olarak görmekten uzaklaştığını konuşacağız. Ne yazık ki bu iktidar, bu ülkeye yabancı bir ülke toprağı gibi bakıyor” sözleriyle başladı. “Bu nedenle Türkiye’ye tüketilecek ve yağmalanacak bir alan gibi bakıyorlar. Hiçbir şeyi kuralına göre, ilmine göre, edebine göre yapmıyorlar” dedi.
Genel Başkan Yardımcısı, kararların bilim ve planlama yerine kısa vadeli rant ve ruhsat politikalarıyla belirlendiğini belirterek, “Ülke dev bir maden sahasına çevrildi resmen. AKP iktidarı, ülkenin her bir karışını kazıp, maden çıkarayım diyor. Bunu yaparken de gözü hiç bir şey görmüyor. Havza görmüyor, orman görmüyor, tarım alanı görmüyor, mera görmüyor, zeytin ağacı için ağlayan anaları da görmüyor. Peki ne görüyor? Parsel parsel bölünmüş bir maden kataloğu görüyor” ifadelerini kullandı.
Raporlara da atıf yapan Rızvanoğlu, “Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 2025 yılı faaliyet raporu ‘Korunan alanlar üzerindeki madencilik, enerji ve ulaşım baskısı artıyor’ diyor. Ulusal Su Yönetimi Özel İhtisas Raporu ise ‘Maden ruhsatları verilirken yeraltı sularına vereceği zarar dikkate alınmalı’ uyarısında bulunuyor” dedi.
Orman istatistiklerini de paylaşan Rızvanoğlu, 2012–2024 yılları arasında 121 bin 331 hektar orman alanının madenciliğe tahsis edildiğini, bunun Yalova’dan büyük ve Kilis’e yakın bir alan demek olduğunu belirtti. “Bu alanlar adım adım, parça parça elden çıkarılıyor. İktidar ise bu uyarıları dikkate almak yerine maden ruhsat dağıtımını hızlandırıyor” diye ekledi.
Rızvanoğlu, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) ihale süreçlerine de değinerek, 7 Şubat’ta yapılan 317 numaralı ihalenin tek başına geçmişte bir yılda çıkarılan alanla eşit büyüklükte olduğunu, 67 ilde 485 ruhsat sahasının toplam 548 bin 696 hektar alanı kapsadığını söyledi. Ayrıca sadece ilk 7 günde 34 ilde 146 ruhsat sahasının 162 bin hektardan fazla alanı içerdiğini belirtti. “Yani 227 bin futbol sahası büyüklüğünde toprak, parça parça hızla şirketlere devredildi. Sadece bir haftada Yalova’nın iki katı alan satıldı” dedi.
Bu alanların boş olmadığını vurgulayan Rızvanoğlu, “Bu alanlarda insan var, tarım var, yerel ekonomi var, üretim var, emek var, alın teri var, geçim var, gelecek var. Bu mesele sadece toprak meselesi değil, insanıyla birlikte toprağın tasfiyesidir. Açıkça ‘çevre sürgünü’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
Rızvanoğlu, vatandaşların doğrudan yerinden edildiğini belirterek, örnekler verdi: “Artvin’de ağacına sahip çıkan Reşit Kibar silahla öldürüldü, İstanbul’da doğayı anlattığı için Hakan Tosun dövülerek öldürüldü, Akbelen direnişinde Esra Işık tutuklandı. Bir insan ağacını koruyorsa suç mu işliyor? Suyuna sahip çıkıyorsa suç mu işliyor?”
Genel Başkan Yardımcısı, iktidarın yaklaşımını eleştirerek, “Bu iktidar, kendi ülkesini yöneten bir irade gibi değil, kaynak yöneten bir şirket anlayışıyla hareket ediyor. Toprağa, suya, ormana, bu ülkenin ortak mirasına bir vatan gözüyle bakmıyor. Tek bir hedefi var: ne kadar kazanırım, yandaşım ne kadar kazanır” dedi.
Rızvanoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Toprağın altındaki zenginlikler elbette değerlendirilebilir. Ama nasıl? Kamu yararını gözeterek, bilimle, planlamayla, doğayı koruyarak, insanı merkeze alarak ve yöre halkının rızasını alarak. Ama siz ne yapıyorsunuz? Ne denge gözetiyorsunuz, ne doğayı koruyorsunuz, ne insanı dikkate alıyorsunuz? Kural yok, sınır yok, vicdan yok. Tek bir şey var, o da bu iktidarın bitmek bilmeyen para hırsı.”













