Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, “Bundan sonra da 2025 yılında diyoruz ki, ‘Bu asgari ücretle geçim olmaz. Geçim olmazsa seçim olur’” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, hükümetin 2025 yılı için asgari ücreti 22 bin 104 lira açıklaması sonrası TÜRK-İŞ’i ziyaret etti. Burada konuşan CHP Lideri Özel, “Sayın Genel Başkan, TÜRK-İŞ’te örgütlü olan sendikaların Sayın Genel Başkanları, sizin şahsınızda TÜRK-İŞ’te örgütlü olan tüm emekçi kardeşlerimizin ve Türkiye işçi sınıfını selamlıyorum. Bugün burada sizlerle birlikte olmak, misafiriniz olmak bizim için anlamlı. Ancak ziyaretimizin sebebi ise son derece tatsız bir konu. Yaklaşık üç aydır Türkiye’de asgari ücretin belirlenme şekli ve 2025 yılı için asgari ücretin ne kadar olacağı tartışma konusu” dedi. Özel şöyle devam etti:
“GELİR DAĞILIMI BOZUKKEN ASGARİYİ BASKILARSANIZ ENFLASYON DÜŞMEZ”
“Hiç şüphe yok ki hatırlamamız gereken husus, 2023 yılında 14 ve 28 Mayıs tarihlerinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminin iki turunda da Sayın Erdoğan, yüksek enflasyonlu bir dönem dönemde oldukların, enflasyonun tek haneli rakamların üzerinde olduğu yıllarda asgari ücreti gerekirse üç ayda bir güncellemek gerektiğini söylüyordu. Bu kendisinin açık bir seçim taahhüdüydü, ‘Yılda bir kez değil, en az iki kez ama enflasyon bu kadar yüksekse dört kez güncelleme yapmak da düşünülebilir’ diyordu. Seçim geldi, geçti. 2024 yılında asgari ücret 17 bin 2 lira olarak belirlendi ve bir yıl boyunca bir kuruş zam almadı. Bunu özellikle şunun için hatırlatmak istiyorum ki asgari ücrete yapılacak zam konuşulurken iktidara müzahir bazı yazar, çizer, kalemler ya da televizyon yorumcuları, ‘Efendim, asgari ücrete zam yapıldığında bu enflasyonu artırır. Asgari ücrete enflasyon kadar değil, gerçekleşen enflasyon yerine hedeflenen enflasyon kadar zam yapalım’ diye bir tartışma açtılar. Bir kez bütün dünyada kabul edilen bir gerçek var. Gelir dağılımı bozuk ülkelerde ki Türkiye gelir dağılımının bozuk olduğu ülkelerin en başında geliyor, klasik anti enflasyonist yaklaşımlar sonuç vermez. Siz Türkiye’de bu kadar gelir dağılımı bozukken, asgari ücreti baskılarsanız bu enflasyonu düşürmez. Çünkü zaten asgari ücretli harcamalarına kendi karar vermiyor ki siz onu baskıladığınızda tüketim azalsın. Asgari ücretli aldığı asgari ücretin önemli bir kısmını kiraya, geri kalanını zorunlu harcamalara, gıdaya, belki bir miktar giyime, çocuğunun kırtasiye masrafına harcamaya fırsat bulamadan asgari ücret tükeniyor, gidiyor, yok oluyor. Hele hele kira varsa zaten tek asgari ücretlinin geçinmesi diye bir şey söz konusu değil. Asgari ücreti ya kiraya verecek aç kalacak ya karnını doyuracak sokakta kalacak. Böyle bir açmaz ile karşı karşıyayız.”
“10 İŞÇİDEN 9’UNU ETKİLEYEN BİR SÜREÇTEYİZ”
“Şimdi bu durumda bir kuruş bile zam yapılmayan asgari ücrete, dönemde enflasyon yüzde 50 gerçekleşti, TÜİK’in hesabına göre. Ayrıca ben TÜİK’in enflasyon hesabını asgari ücret konuşulurken hiç kabul etmiyorum. Çünkü asgari ücretli TÜİK’in pinpon topunu yemiyor, çocuğu kalem istediğinde efendim bakır çubuk vermiyor ona. TÜİK, enflasyonu bunlarla hesaplarken asgari ücretlinin enflasyonu, ev kirası, zorunlu gıda harcamaları, elektrik, su, haberleşme giderleri. Bunun dışında zaten asgari ücretli neye para harcayacak da orada TÜİK enflasyonuna yaklaşacak? Asgari ücretlinin enflasyonu geçen sene yüzde 80. Asgari ücret meselesinde temel tartışmayı şuradan görmek lazım. Asgari ücret, örneğin Almanya’da 100 işçiden altısı ile ilgili bir konu. Asgari ücret kıdem bir yıl olana kadar alınan bir yıllık kıdemden sonra hızla uzaklaşılan bir ücret. Oysa Türkiye’de ücretlilerin yüzde 56’sı asgari ücret alıyor. Ücretlilerin yüzde 85’i asgari ücret artışından doğrudan etkileniyor. Çünkü asgari ücretin üzerinde, biraz üzerinde ya da bir miktar üzerinde alıyor. Asgari ücretteki artış oranına göre o da zam görüyor. Öyle olunca 10 işçiden neredeyse 9’unu etkileyen bir süreçteyiz.”

“SEFALET ÜCRETİ VE DAYATMADIR, KABUL ETMİYORUZ”
“50 yıldır Türkiye’deki işçi sendikalarında en çok emekçinin örgütlendiği sendika olduğu için, 50 yıldır yürürlükte olan bir kanun gereği TÜRK-İŞ asgari ücret komisyonunda temsil ediliyor. Aslında TÜRK-İŞ sendikalı işçilerin organizasyonu. Bu yüzden de sendika varsa zaten asgari ücret olmaz. Ama TÜRK-İŞ’in sırtındaki yük Türkiye’deki milyonların beklentisine uygun bir asgari ücretin tespiti noktasında davranmak. Süreci yakından takip ettik. Birkaç kez sözlü, dün da sosyal medya paylaşımı ile durumu yorumladığım noktada, TÜRK-İŞ’in bu dönem biz, ‘Asgari ücret talebimiz 30, bunun altında yokuz’ demiştik. TÜRK-İŞ’in de işçilerle beraber yapmış olduğu beklenti çalışmalarının sonucunda ilan ettiği asgari ücret beklentisini bizim talebimize, tabii bu talep de yeterli değil, ama bizim talebimize yakın bir noktada gerçekleşmiş olması önemlidir. Dün apar topar, perşembe, cuma günü yapılacak bir toplantıya TÜRK-İŞ davet edildi. Ona katılmamaları, bu emrivakiye alet olmamalarını da son derece önemli bulduğumu açıkça ifade etmek isterim. Yine geçtiğimiz, ben Soma’dan itibaren örgütlü mücadele içinde, sendikal mücadele içinde bulunan işçilerin yanında olan birisi olarak geçtiğimiz aylarda Çayırhan işçilerini hem oradaki işçilerin örgütlü olduğu sendikamızın Sayın Genel Başkanı ile hem TÜRK-İŞ’in Sayın Genel Başkanı ile birlikte ziyaret etmiştik. Orada ortaya konulan tavırla, şimdilik özelleştirme ertelendi. Ama hep birlikte bu işin üzerine titremeye devam edeceğiz. Oradaki mücadeleyi de son derece önemli buluyorum. Ve asgari ücrete verilen 22 bin liraya gelecek yüzde 30’luk zammın bir sefalet ücreti olduğunu, bir dayatma olduğunu ve bunu reddettiğimizi açıkça ifade etmek isterim.”
“PAZARYERİNDE HALİNDEN MEMNUN OLAN BİR KİŞİ YOK”
“Haberi duyduğumuzda ilk tepkimizi kamuoyu ile paylaşmıştık. Ardından bugün sabah, saat 10.30’da Olağanüstü Merkez Yönetim Kurulu Toplantısı yaptık. Orada aldığımız bir dizi kararla işçi sendikalarını TÜRK-İŞ’ten başlayarak ziyaret etmeyi, düşüncelerimizi onlarla paylaşmayı uygun gördük. Milletvekillerimizi saat 14.00’te Meclis Genel Kurulu’na sokmayarak onları parti genel merkezinde toplayarak ‘Bu asgari ücrette biz Meclis’te yokuz’ dedik. Yaptığımız görüşmede de milletvekillerimiz, şu anda 100 milletvekilimiz Ankara’da yöneticilerimizle birlikte asgari ücretli neredeyse orada. Ben de az önce buraya gelirken bir yarım saat önce pazaryerine uğrayarak, orada asgari ücretliyle, memur emeklisiyle, BAĞ-KUR emeklisiyle, işçi emeklisiyle konuştum. Halinden memnun olan bir kişi yok. ‘Asgari ücret 22 bin lira oldu, iyi oldu’ diyen bir kişi yok. Bu sefalet ücretini hep beraber reddetmek durumundayız. 17 bin 2 liralık ücret verildiği gün 17 bin 2 liraydı. Bugün, o günün alım gücüyle o ücret 10 bin liranın altına geriledi. Yani 7 bin lira aşındı, enflasyon karşısında. Beyler dün akşam 5 bin lira artış yapıyorlar o asgari ücrete. Yahu 7 bin lira geri gelmiş. Sen bir kere o 7 bin lirayı telafi edeceksin, onun üstüne de gelecek yılki hayat pahalılığını düşünerek, bir artırma yapacaksın. Bıraktık refah payını filan yani şu anda. Yani geçen seneki 17 bin lirayı adeta, fiilen 15 bin liraya düşürdüler, o günün parasıyla.”
“20 KİLO KIYMA, 230 SİMİT, YARIM ÇEYREK ALTIN KAYIP”
“Şimdi biz basit bir çalışma yaptığımızda, geçmiş dönemlerle ilgili şu rakamlar vardı. Buradan çok kritik şu rakamları paylaşmak isterim. 2002 yılında asgari ücret yedi çeyrek altın alıyordu. Ocak 2024’te 17 bin lira, beş çeyrek altın alıyordu. 3 bin 327 liraydı çeyrek altın. Bugün verdikleri 22 bin lira bugünkü fiyatla 4,5 çeyrek altın alıyor. Yani daha ocak gelmedi, çeyrek altın üzerinden geçen sene verdikleri asgari ücret beşken, 4,5’a gerilemiş. Ne var arada, 2 bin 500 lira kayıp var. Zaten aynı şeyi biz, ‘17 bin, 10 bine geriledi, 5 bin artırırsan 2 bin lira kayıp var’ diyorduk. Dana kıyma geçen sene asgari ücret 1 Ocak’ta 57 kilo dana kıyma almış. Bu verdikleri para ile bugün 37 kilo alıyor. 1 Ocak’ta kaç kilo alacak? Göreceğiz. 37’nin de altında olacak. Dana kıyma hesabında geçen seneye göre 20 kilo daha az dana kıyma teklif ediyorlar. Tayyip Bey’in en sevdiği hesap simit hesabı. Geçen sene bin 700 simit alıyordu, 17 bin liralık asgari ücret. 10 liraydı simit. Hesap ortada. Şu anda simit 15 lira. Bin 470 simit alıyor. Yani burada 230 simit daha düşük asgari ücret veriyorsun. Ondan sonra Tayyip Bey çıkmış, ‘Efendim, biz asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik hiçbir zaman.’ Vallahi ‘Hiçbir zaman ezdirmedik’ diyorsan hiçbir zaman bu kadar büyük göz göre göre yalan duymadım. İşte bu sene bariz ezdirdin. Kıyma üzerinden 20 kilo kıyma kayıp. Simit üzerinden 230 tane simit kayıp. Çeyrek altın üzerinden daha Ocak gelmeden yarım çeyrek altın kayıp.”
“TÜM ASGARİ ÜCRETLİLERİ, TÜM EMEKLİLERİ MİTİNGE ÇAĞIRIYORUZ”
“Buradan sonra artık bizim bu meseleye asla ve asla tahammüllü yaklaşmamız mümkün değil. Biz cumartesi günü sivil toplum örgütlerinin Ankara’daki 66 sivil toplum örgütünün çağrısıyla yapılacak olan Tandoğan’daki mitingde varız. 30 bin liranın altındaki asgari ücrette yokuz. Cumartesi günü Tandoğan’da varız. O mitinge Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm asgari ücretlileri ve tüm emeklileri çağırıyoruz. Tabii bu konuyla ilgili tüm emek örgütlerinin kendi değerlendirmeleri olacaktır. Biz orada ama tüm emekçilerle birlikte olmayı ve bir sivil inisiyatifin çağrısıyla yani bir parti olmadan, oraya tüm siyasi partilerden, tüm sendikalardan, tüm görüşlerden insanlar gelebilir. Çünkü orada bir sivil inisiyatif var. Ve asgari ücretlinin, emeklinin ve geçim sıkıntısı çeken herkesin sorunlarının konuşulacağı bir süreç. Biz MYK toplantımızda aldığımız karar gereğince bundan sonra sahadayız. Zaten 2014 yılını da mayıs ayından itibaren 12’si tematik, 14 mitingle geçirmiştik. Bundan sonra da 2025 yılında diyoruz ki, ‘Bu asgari ücretle geçim olmaz. Geçim olmazsa seçim olur. Bu emekli maaşıyla geçim olmaz. Geçim yoksa seçim var.’ Bunun için geçen sene 46 ilde, toplam 198 ziyaret yapmış ve toplamda 119 miting gerçekleştirmiştim. Bunları artırarak devam ettireceğiz. Adımımızı atmadığımız il, ilçe bırakmayacağız ve bugünkü Türkiye’deki insanların geçim sıkıntısını ve bir seçim talebini yükseltmeye, seçime zorlamaya devam edeceğiz.”
“BU BİR FELAKET AMA YILGINLIĞA KAPILMAYACAĞIZ”
“Gelecek dönemlerde Türkiye’de emekten yana, örgütlenmeden yana, yoksuldan yana, emekçiden yana bir iktidarın kurulması için de mücadele edeceğiz. Ben Sayın Başkanın şahsında TÜRK-İŞ’te örgütlü bütün emekçi kardeşlerime bir kez daha selamlarken Türkiye’deki tüm emekçilere şunu söylüyorum. ‘Sendikaların iyisi olur, kötüsü olur ama en kötü sendika sendikasız olmaktan iyidir.’ Siz katıldıkça sendikalar güçlenirler. Ben tüm emekçi kardeşlerimi ne olursa olsun kendi işyerlerinde, iş kollarında kendilerine yapılan sendikalı olma tekliflerine doğrudan dört elle sarılmaya ve bu konuda birlik olmaya davet ediyorum. Çünkü eğer işçiler sendikalıysa, işçilerin asgari ücret gibi bir sorunları olmaz. Tüm işçiler örgütlü olsa, bugün bunu yapmaya kimsenin cesareti olmaz. Yarın sendikalar, ‘Kardeşim siz böyle yapıyorsanız biz de size gücümüzü gösteririz’ dediğinde örgütlü işçinin karşısında kimse duramaz. Ben önümüzdeki süreçte sendikaların üretimden gelen güçlerini, üretimi yapan, üretimin gerçek sahiplerine, emekçilere hürmetsizlik edenlere en net şekilde göstereceklerini umut ediyorum. Onların mücadelesinin yanında ve arkalarında olacağımızı bundan sonraki süreçte de söz veriyoruz. Bir kez daha herkese şunu söylüyorum, hepimize geçmiş olsun, bu bir felaket ama bundan yılgınlığa kapılmayacağız, mücadele edeceğiz ve mücadelenin sonunda önemli kazanımlar elde edeceğiz. En önemli kazanım da bu işçi düşmanı hükümetin artık hızla milletin gönlünden ve gözünden düşmüş olmasıdır. Yapılacak ilk seçimde de iktidardan düşeceklerdir. Hepinize teşekkür ediyorum.”

CUMHURİYET HALK PARTİSİ GENEL BAŞKANI ÖZGÜR ÖZEL HAK-İŞ’İ ZİYARET ETTİ
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, hükümetin 2025 yılı için asgari ücreti 22 bin 104 lira açıklaması sonrası HAK-İŞ’i ziyaret etti. Burada konuşan CHP Lideri Özel, “Çok teşekkür ederim Sayın Genel Başkanım. Sizin şahsınızda HAK-İŞ’te örgütlü olan tüm sendikaların Sayın Genel Başkanlarını, yönetim kurulu üyelerinizi sizin şahsınızda, örgütlü bütün emekçi kardeşlerimizi saygıyla selamlıyoruz. Sayın Genel Başkan, Genel Başkan seçilmemizden sonraki bir süreçte kıymetli heyeti ile birlikte bizi ziyarete gelmişti. Ben de kendisine bir iade-i ziyaret yapmak istediğimi ifade etmiştim. Birkaç kez de buna niyetlendik ama nasip bugüneymiş. Tabii bugünün gündemi emekçiler açısından yakıcı bir gündem. O konuyu Sayın Başkanla ve yönetim kurulu üyeleri ile görüştük, karşılıklı görüş alışverişinde bulunduk. Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki daha önce de birkaç kez bunu söyledim, tekrarda da çok fayda görüyorum. Bugün Türkiye’deki sözümüzde değer veren tüm işçilere şunu söylemek isterim. Sendikasız olunduğu takdirde, bir başınıza, savunmasız ve gelecekten umutsuzsunuz. Sendikanın adı ne olursa olsun, konfederasyonun adı ne olursa olsun örgütlenme örgütsüz olmaktan çok çok daha iyidir. Tüm işçilere, bugünkü durumundan memnun olmayan tüm emekçilere kendilerine bir sendikalı olma noktasında uzatılan el ya da yanlarına gelen bu konuda örgütlenmeyi teklif eden emekçi kardeşlerine söz vermelerini ve mutlaka sendikalı olmalarını öneriyorum, ifade ediyorum. Bunda sayısız fayda olduğunu bir kez daha ifade ederek sözlerime başlamak isterim” dedi. Özel şöyle devam etti:
“SENDİKA VARSA ASGARİ ÜCRET OLMAZ, ÜSTÜNDE SÖZLEŞME BAĞITLANIR”
“HAK-İŞ de Türkiye’de çok köklü bir konfederasyon. Çok farklı iş kollarında toplu sözleşmeleri olan ve kendinde örgütlü emekçilerin haklarını savunan bir işçi sendikaları konfederasyonu. Tabii ki aslında Türkiye’de enteresan bir durum var, onu tespit ederek başlamalıyız. Aslında asgari ücret normal şartlarda sendikaların konusu değil. Çünkü sendika varsa asgari ücret olmaz. Onun üstünde sözleşmeler bağıtlanır ama Türkiye’de hem TÜRK-İŞ’e Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda en çok üyeye sahip konfederasyon olması sebebiyle verilen beş üyelik hakkı, sendikaları bu platforma çekiyor. Hem de maalesef Türkiye’de asgari ücret, olmuş temel ücret. Asgari ücret Türkiye’de yapılan en büyük toplu iş sözleşmesi. Bu noktada örgütsüz toplumun gözü, kulağı, umudu örgütlü sendikaların ne diyeceği hangi tutumu alacağına bakıyor. Ben asgari ücret tartışmaları sırasında HAK-İŞ’in ortaya koyduğu tutuma, yaklaşıma, açıklamalara teşekkür ediyorum. Bu asgari ücret tartışmaları hem tüm konfederasyonlar açısından hem de toplumsal muhalefet açısından beklentinin doğru yönetildiği, meselenin doğru anlatılmaya çalışıldığı bir zeminde ve ortak müştereklerde bulunma günleri içinde olduğumuz bir zeminde tartışıldı. Ama çok daha iyi bir asgari ücret beklenirken dün alelacele 22 bin liranın biraz üzerinde bir asgari ücret umutları kırdı. Almanya’da 100 işçiden altısı asgari ücret alıyor. Avrupa ortalaması dokuz. Türkiye’de 56. Asgari ücret normalde bir yıllık kıdeme kadar alınan bir yıldan sonra hızla uzaklaşılan bir ücret olması gerekirken Türkiye’de yüzde 35’lerden 40’lardan 45’lerden herkesi yutan, herkesi kendi içine alan bir canavara dönüşmüş durumda.”
“PAZARCI DA EMEKLİ DE ASGARİ ÜCRETE İSYAN EDİYOR”
“Asgari ücrete yapılan zam oranı, asgari ücretin biraz üzerinde ve üzerinde maaş alanlar açısından da son derece belirleyici oluyor. O yüzden dün ilan edilen rakamın bugün bu kadar büyük bir infial oluşturması boşuna değil. Özellikle bugün 100 milletvekilimizi Meclis’e yollamak yerine, ‘Madem bizim beklentimiz 30, bunun altında yokuz dedik, bugün Meclis’te yokuz’ dedik. Kısa toplantımızdan sonra Ankara ve ilçelerinde 100 milletvekilimiz dağıldılar ve bu asgari ücret konusundaki vatandaşın nabzını tuttular. Ben de bir pazarda bulundum ve gittiğim yerde pazarcı da asgari ücrete isyan ediyor, asgari ücretli de isyan ediyor. En düşük emekli maaşını alan da isyan ediyor, memur emeklisi 35 yıllık kişi de isyan ediyor. Çünkü biliyorlar ki bu asgari ücrete verilen zam, aslında hükümetin bugünden itibaren memur emeklisinde, işçi emeklisi her maaşın belirlenme noktasındaki temel yaklaşımını gösterecek. Diğer devletin belirlediği enflasyon oranı yüzde 48. Bir kere yüzde 48 verdiğinde geçen sene 1 Ocak’a dönüyorsun yıpranmaya devam ediyor. Asgari ücretlinin enflasyonu yüzde 78. Onu vermediğinde asgari ücretin alım gücü düşmüş oluyor. Ama 22 bin lira olunca artık herkes, yani 3 Ocak‘ta rakamlar belirginleşmeye başlayacak, ama herkes ‘Bu hükümet bizleri gözden çıkardı’ diyor. Bu konu son derece sıkıntılı bir konu.”
“5 BİN LİRA ZAM, GEÇEN SENEYE GÖRE 2 BİN LİRA EKSİLTMEK”
“17 bin liralık asgari ücret bugün, verildiği güne göre 10 bin liranın altında satın alma gücüne sahip. Bunu herkes hesaplayabiliyor. Ocak ayından bir fiş bulup ‘Ya işte şimdi bu alışveriş ne kadara bitiyor’ diyen vatandaş da hesaplıyor, sendikalar zaten bu konuda çok iyi hesaplar yaptılar. 17 bin lira o günün parasıyla 9 bin küsur liralık alım gücüne sahip bugün asgari ücretli açısından bakıldığında. 5 bin lira zam yapmak, geçen sene belirlenen asgari ücretten o günün parasıyla 2 bin lira daha eksiltmek. Yani bırakın zam yapmayı, 2 bin lira daha eksiltiyorlar. Çeyrek altın hesabı yapıyoruz biz, Tayyip Bey kızıyor bazen. 2002’de o geldiğinde yedi çeyrek altın alan asgari ücret, Ocak 2024’te 17 bin 2 lira ilk verildiğinde beş çeyrek altın alıyordu, iki tane kayıptı o an için. Şimdiye geldiğimizde üç çeyreğe düşmüştü. Bakın yaptıkları zamla 22 bin liralık asgari ücret, maalesef bugünkü -ki 1 Ocak‘ta hiç şüphesiz daha da eriyecek ama- bugünkü parayla 4.5 çeyrek altın alıyor. Yani geçen Ocak beş çeyrek alırken şimdi 4.5. Kayıp ne kadar? Yaklaşık 2 bin 500 lira. Hesap aynı. Yani ‘7 bin lirada kayıp var. 5 bin verdi, 2 bin kayıp’ derken çeyrek altın üzerinden baktığınızda da 2 bin 500 lira kayıp. Dana kıyma üzerinden bakalım. Asgari ücret Ocak 2024’te 57 kilogram dana kıyma alıyordu şimdi 37 kilogram alıyor. Yani temel gıdada durum çok daha vahim. Geçen sene 1 Ocak‘ta verilen 17 bin liranın 57 kilogram dana kıyma aldığı yerde bugün verilen 22 bin lira, kilosu 600 liradan 37 kilogram dana kıyma alıyor. Tayyip Bey’in en sevdiği hesap, şimdilerde hatırlatana da kızıyor ama. Asgari ücret geçen sene Ocakta bin 700 simit alıyordu 17 bin lira, 10 liradan bin 700 simit. Hesap son derece basit. Şu anda simit 15 lira, bin 470 simit alıyor.”
“BU ASGARİ ÜCRETLE GEÇİM OLMAZ, O ZAMAN SEÇİM OLMASI LAZIM”
“O yüzden zam beklerken daha da geriye düşen bir süreç var. Bu süreçle ilgili tabii biz bundan sonra iki şeye dikkat çekerek sözlerimi sonlandıracağım ve Sayın Başkan’a bırakacağım. Birincisi Cumartesi günü bir sivil inisiyatif, 66 sivil toplum örgütü asgari ücreti, düşük emekli maaşlarını, geçim sıkıntısını, enflasyonu protesto eden bir çağrıları vardı. Ben o mitinge katılmayı düşünüyordum. Şimdi o mitinge bütün emekçileri ve Cumhuriyet Halk Partilileri Ankara Tandoğan’daki mitinge davet ediyorum. Orada etkin bir katılım göstereceğiz. Sivil topluma güç vereceğiz. Bu sesin yükselmesine ve emekçilerin sesinin yükselmesine güç vereceğiz. 2025 yılı mademki bu asgari ücretle geçim olmaz, o zaman seçim olması lazım. Bunun için de biz geçen yıl Manisa hariç 46 vilayetimizde 199 kez ziyarette bulunmuş, 119 kez miting yapmış ve 150’nin üzerinde kez kalabalıklara konuşmuş birisi olarak bu yılı 2024’ünde fevkinde bir mücadele ve seçim yılı olarak değerlendiriyoruz. Var gücümüzle bu sıkıntıları dile getirmek üzere sahalarda olacağız.”
“BİZİM MÜCADELEMİZ EKMEK MÜCADELESİ”
“Hem durumun hakkında ne düşündüklerini, hem de bundan sonraki süreçle ilgili düşüncelerini almak üzere ziyaret ettik. Çok da verimli bir görüşme oldu Sayın Başkan’la. Bundan sonraki süreçte de doğrularda birleşeceğiz. Sonuçta biraz önce yukarı çıkarken merdivende muhteşem bir fotoğraf var. İki pencereden pencereye, sanıyorum Filistin’de çekilmiş bir fotoğraf. İki kadın bir ekmeği paylaşıyorlar. Bizim mücadelemiz ekmek mücadelesi. Biz bu işin siyaset tarafındayız. Sayın Başkan sendika tarafında. Annelerin gözyaşıyla, işçilerin alın terinin rengi olmaz. Bunun değerini çok iyi bilmek lazım. Bunun için de hep birlikte doğrularda birleşmeye devam edeceğiz. Ben nazik kabulleri için, ev sahiplikleri için bir kez daha Mahmut Arslan Başkanım şahsında HAK-İŞ Konfederasyonu‘na teşekkür ediyorum. Saygılar sunuyorum.”












