Boşanma sadece iki yetişkinin yollarını ayırması değildir. O evin içinde büyüyen, olup biteni anlamlandırmaya çalışan bir çocuk da vardır.
Bazen büyükler kendi aralarındaki sorunlara o kadar odaklanıyor ki çocuğun bu süreçte neler hissettiğini gözden kaçırabiliyor. Oysa çocuklar söylenenleri anlamasalar bile evdeki gerginliği, değişen ses tonlarını, azalan sevgiyi ve huzursuzluğu hissederler.
Bir çocuğa boşanmayı anlatırken önemli olan anne ve babanın neden ayrıldığından çok, çocuğun kendini ne kadar güvende hissettiğidir. Acaba benim yüzümden mi ayrılıyorlar diye düşünebilir. Artık beni sevmeyecekler mi, bir daha babamı görebilecek miyim ya da annem yanımda olmayacak mı diye kaygılanabilir.
Bu yüzden çocuğa anlatılması gereken en önemli şeylerden biri şu: Bu karar seninle ilgili değil. Senin hiçbir suçun yok. Anne ve baban ayrı evlerde yaşasa da senin anne ve baban olmaya devam edecekler ve seni sevmekten vazgeçmeyecekler. Elbette her çocuk bu süreci aynı şekilde yaşamaz. Kimi içine kapanır, kimi öfkelenir, kimi daha fazla ilgi ister, kimi de hiçbir şey olmamış gibi davranır. Her davranışın altında farklı bir duygu olabilir.
Burada anne babalara düşen görev çocuğun duygularını susturmak değil, onları anlamaya çalışmaktır. Çocuğu taraf seçmeye zorlamamak, diğer ebeveyni kötülememek ve onu yetişkinlerin sorunlarının ortasında bırakmamak çok kıymetlidir. Çünkü bir evlilik sona erebilir ama çocuğun anne ve babasına duyduğu ihtiyaç sona ermez.
Bir çocuğun ihtiyacı anne ve babasının mutlaka aynı evde yaşaması değil, hangi evde olursa olsun sevildiğini, güvende olduğunu ve bu ayrılığın sorumlusu olmadığını bilmektir.
Unutmayalım ki; çocuklar boşanmanın kararını vermez ama bu kararın sonuçlarını kendi dünyalarında yaşamaya devam ederler.













