Değerli okurlar, can okurlar… Geçen gün çocukluğumun geçtiği o tozlu ama altın değerindeki günlere doğru zihnimde nizami bir sefere çıktım.
Şimdiki çocuklara bakıyorum da ellerinde tabletler, bilgisayarlar… Ah be can okurlar, bizim zamanımızda plastik oyuncak bile lükstü! Bizim oyuncağımız topraktı, tahtaydı, ceplerimizi dolduran renk renk misketlerdi. Ama en büyük zenginliğimiz, en sadık oyun arkadaşlarımız kimdi biliyor musunuz? Mahallenin dört ayaklı canları, yani köpeklerimiz ve kedilerimizdi!
Bizim çeteyi unutmak mümkün mü? Bir yanda Kangal heybetli, mert ve delikanlı köpeğimiz Johnny, diğer yanda fırça gibi bembeyaz tüyüyle bacak kadar ama yüreği koca bir dünya olan Fino Bulut!
Johnny önde, Bulut yanında, biz arkada… Lalegül 5. Sokak’tan bir çıkardık, hemen altımızdaki SGK bloklarına doğru yürürdük. Niye mi? E diğer mahallenin çocuklarına azıcık “cafa satacağız”, caka satacağız ya! Yanımızda Johnny ile Bulut varken sanırsın arkamızda özel harekat taburu var! SGK bloklarını geçip oradan Çamlıca Mahallesi’ne, Yumurta Tepe’nin oralara kadar turlardık. Korku yok, tasa yok; mertlik var, dostluk var!
Bir de sokağımıza bir Pamuk Şekerci Dede gelirdi ki, evlere şenlik! Arabasını çeke çeke gelir, o meşhur manisini öyle bir patlatırdı ki sokaktaki bütün çocuklar etrafına toplanırdı:
“Eskişehir unundan, yeni çıktı fırından! Yiyen pişman, yemeyen pişman!”
Ula pamuk şekerci dedem, pamuk şekerin unla, fırınla ne alakası var! Ama o mani öyle tatlı söylenirdi ki, harçlığı denkleştiren hemen koşar, şekeri kapardı. Yiyen de mutlu olurdu, harçlığı olmayana da dedemiz çaktırmadan bir parça ikram ederdi, kimse pişman kalmazdı!
Demem o ki değerli can okurlarım… Bilye yuvarladığımız o topraklar, Johnny ile Bulut’un peşinde koştuğumuz o Yumurta Tepe yolları bize insanlığı, komşuluğu ve doğadaki her cana hürmet etmeyi öğretti. Kanuna, nizama, kurallara saygıyı da; o pamuk şekerci dedenin helalinden kazandığı tebessümde gördük.
Demem o ki can okurlarım; zaman akar geçer, binalar büyür, sokaklar değişir; ama Johnny’nin sadakati, Bulut’un neşesi ve o eski Lalegül günlerinin sıcaklığı gönlümüzde daima yaşar.
Haber ton com’un çok kıymetli okurlarına Demet’ten, Lalegül’den, Beşevler’den kucak dolusu selamlar! Çayınız demli, misketiniz bol, çocukluk neşenizi sakladığınız yüreğiniz daima huzurlu olsun!













