CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, “BES ile yaratılmak istenen düzen şudur: Emekçiye başının çaresine bak, biz sana bir gelecek sunamayız deniyor” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, Cumhurbaşkanı kararıyla Bireysel Emeklilik Sistemi’ne (BES) verilen devlet katkısının yüzde 30’dan yüzde 20’ye düşürülmesine sert tepki gösterdi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu tepkisini şu sözlerle dile getirdi;
Cumhurbaşkanı Fermanıyla, bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan kararla Bireysel Emeklilik Sistemi’ne ilişkin devlet katkısı oranı %30’dan %20’ye çekilmesi, sosyal devlet anlayışından öte; AKP’nin hayatı piyasalaştırma mantığının, pazarlama halidir. Rakam ortada, karar ortada. On puanlık bu düşüş, kamusal emekliliği güçlendirme iradesi taşımıyor; aksine bireysel birikimi pazarlama diliyle parlatma çabasını büyütüyor.
Ülkemizde Otomatik Katılım Sistemi dahil yaklaşık 18 Milyon yurttaşımızın, bu sistemde olduğu belirtiliyor. Çalışırken ödedikleri prim yetmediği gibi; birde insanlarımızın gelecek güvenceleri olmadığı için bu sistemde oldukları tartışma götürmez gerçektir. Devlet, yurttaşına karşı asli sosyal güvenlik sorumluluğunu yerine getirmek yerine, oran düşürüp bunu “teşvik” başlığıyla sunuyor. Sosyal hak, kampanya metnine; emeklilik güvencesi, satış argümanına dönüştürülüyor. Devletin görevi rakam indirip vitrin kurmak değildir; emekliliği hak olmaktan çıkaran bu zihniyete itirazımız tam da buradan başlıyor.
Bugün Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sistemi adı altında pazarlanan şey bir tasarruf modeli gibi sunuluyor; gerçekte ise kamusal emekliliğin adım adım budanmasını örten bir düzenektir bu. Devletin yurttaşına karşı yerine getirmesi gereken en temel sosyal güvenlik sorumluluğu geri itiliyor; bunun yerine emekçilere “ikinci bir emeklilik vaadi” parlatılıp satılıyor. Bu yaklaşım kabul edilemez.
Emeklilik, insanın piyasa dalgalarına bırakılacağı bir alan olamaz. Emeklilik, primini ödeyen yurttaş ile sosyal devlet arasındaki tarihsel sözleşmedir. İnsanlar yıllarca alın teri döker, prim öder, bu ülkenin çarklarını çevirir; karşılığında bekledikleri şey finansal ürünler, fonlar, risk tabloları değildir. Bekledikleri şey, insan onuruna yakışır bir emeklilik güvencesidir.
Bugün Akp hükümeti, bu tarihsel sözleşmeyi zayıflatıyor. Emeklilik sistemini iyice çürütmek istiyor. Kamusal emekliliği güçlendirmek yerine sistemi yıpratıyor; ardından da bir pazarlamacı edasıyla BES’i “cazip teklif” gibi vitrine koyuyor.
“Katkıyı artırdık”,
“Caymazsan bonus verdik”,
“Türk lirasıyla yatır, devlet eklesin”
dili; sosyal devletin dili gibi gösteriliyor.
Oysa bu dil, satış dilidir.
Bu yaklaşımın arkasındaki zihniyet çok açık: Çünkü Akp İktidarı, ülkeyi yönetimiyor ve asli sorumluluğunu, yurttaşın omuzlarına yıkıyor. Emekli, hak sahibi yurttaş olarak görülmüyor; maliyet kalemi gibi ele alınıyor. Sosyal güvenlik “yük” diye kodlanıyor; emeklilik hakkı daraltılacak bir başlık gibi tasarlanıyor. Yaşamın kendisi piyasaya bağlanıyor; çalışma hayatı gibi emeklilik de finansallaştırılıyor. Risk emekçinin sırtına yıkılıyor; birikim sermaye kanallarına akıtılıyor.
Kaybeden belli, kazanan belli.
Biz buna razı gelmeyiz.
Çünkü emeklilik lütuf değildir.
Emeklilik sadaka değildir.
Emeklilik fon performansına bağlanan bir piyasa ürünü değildir.
Emeklilik, yıllarca ödenen primlerin karşılığı olan kamusal bir haktır. Emeklilik, insan ömrüne yaraşır bir geçim güvencesidir.
BES ile yaratılmak istenen düzen şudur: Emekçiye “başının çaresine bak, biz sana bir gelecek sunamayız” deniyor. Devlet kendi asli görevini geri çekiyor; bu görevi piyasa aktörlerine devrediyor. Bu bir ilerleme hikâyesi anlatısı gibi pazarlanıyor; gerçekte ise sosyal devletin çöküşüdür. Akp, bu çöküşün mimarıdır ve ülkemizin çalışma hayatına, geçim gerçeğine bir çözüm bulamadığı için; insanların kendi kaderlerine terk edildiği bir emeklilik sistemi dayatmaktadır.
Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, emekliliği fiilen ortadan kaldırmaya çalışan bu anlayışın karşısındayız. Kamusal emekliliği güçlendirmeden; prim–aylık dengesini adil hale getirmeden, gelirde-vergide adaleti sağlamadan; en düşük emekli gelirini insanca yaşam düzeyine taşımadan sunulan her “parlak paket” bir aldatmaca ve bir tuzak olduğunu söylemeye devam edeceğiz.
Biz bu tuzaklara düşmeyeceğiz. Yıllarca ülkesine hizmet etmiş ve emeklilik hakkı elde etmiş emeklilerimizi, ülkesine yük gören zihniyete teslim olmayacağız.
Partimiz açısından bireysel emeklilik sistemine devlet katkısı verilmesi doğru bir yönelim sayılmaz; kamu kaynağının adresi fon sistemi yerine kamusal emekliliğin omurgası olan SGK olmalıdır ve katkı varsa, buraya yönelmelidir. TES tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde BES üzerinden yapılan bu düzenleme, sosyal güvenliği güçlendirme amacı taşımayan başka hesapların devrede olduğu kuşkusunu büyütmekte; emeklilik hakkının yeniden pazarlık alanına çekildiğini göstermektedir.
Sosyal devleti pazarlık konusu yapan anlayışa izin vermeyeceğiz.
Emeklilik, piyasada satılan bir vaat değildir.
Emeklilik, bu ülkenin emekçilerine karşı asli borcudur.













