Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Evlatlarımızı ekranların insafına terk etmemeliyiz. Gençlerimizin ruh dünyası, algoritmaların merhametine bırakılmamalı. Aile kurumu özlenirken, arkadaşlık hukuku bozulurken, dijital mecralar çocuklarımızın zihnini ve kalbini kuşatırken eski alışkanlıklarımızla yol yürüyemeyiz" dedi.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Konya'da Selçuklu Kongre Merkezi'nde düzenlenen İmam Hatip Okulları Büyük Türkiye Şöleni'ne katıldı. Burada konuşan Bakan Tekin, imam hatip okullarının önemini ve 28 Şubat 1997’de yaşanan süreci anlattı. Bakan Tekin, çocukların dünyasının hızla değiştiğini belirterek, "Çocuklarımızın dünyası bizim alışageldiğimiz dünyanın maalesef çok ötesinde bir yerde duruyor ve çok hızlı değişiyor. Dün okul kapılarında evlatlarımızın yolunu kesen anlayış, bugün başka kılıklara girerek çocuklarımızın kalbine, zihnine, aile bağlarına, arkadaşlık ilişkilerine sızmaya çalışıyor. İmanımıza, ailemize, ahlakımıza, gençliğimize yönelik saldırılar artık kimi zaman masum bir eğlenceye görüntüsüyle, kimi zaman kısa bir videoyla, kimi zaman elektronik bir oyunla, kimi zaman sosyal medyada viral olan bir akımla karşımıza çıkıyor. Dijital mecralar, algoritmalar, akran baskısı, siber zorbalık, yalnızlığı derinleştiren sanal ilişkiler, şiddeti sıradanlaştıran içerikler ve aile bağlarındaki zayıflama artık eğitim meselemizin tam odağında yer alıyor. Bizler, biraz önce bahsettiğim mücadele geleneğinden gelen sizler olarak bunlar karşısında sessiz ve seyirci kalamayız, kalmamalıyız. Evlatlarımızı ekranların insafına terk etmemeliyiz. Gençlerimizin ruh dünyası, algoritmaların merhametine bırakılmamalı. Aile kurumu özlenirken, arkadaşlık hukuku bozulurken, dijital mecralar çocuklarımızın zihnini ve kalbini kuşatırken eski alışkanlıklarımızla yol yürüyemeyiz" dedi.
Tabloyu Bütün Boyutlarıyla Görüyor, Ele Alıyoruz
Bu sorunların ortak sahiplenme ile aşılabileceğini ifade eden Tekin, "Son dönemde yaşadığımız acı hadiseler hepimizin yüreğini dağladı. Bu hadiseler, bize bir kez daha gösterdi ki; ders başarısını takip etmek elbette mühimdir. Fakat öğrencinin öfkesini, içine kapanmasının, arkadaş çevresinin dijital dünyadaki izlerini, ailesiyle kurduğu bağı okulda kendisinin nasıl hissettiğini de aynı hassasiyetle gözetmek, takip etmek zorundayız. Bir evladımız sessizce uzaklaşıyorsa, mutlaka fark edeceğiz. Bir gencimizin kalbinde öfke büyüyorsa, mutlaka takip edip, izleyeceğiz. Bir öğrencimiz kendini yalnız hissediyorsa, ona mutlaka ulaşacağız. Bu yükü tek başına okula bırakmadan, bu yükü tek başına aileye bırakmadan, bu yükü tek başına öğretmene, rehberlik servisine ya da fiziki güvenlik tedbirlerine bırakmadan hep beraber ilgileneceğiz. Bakanlık olarak biz bu tabloyu bütün boyutlarıyla görüyor ve ele alıyoruz" diye konuştu.
Ortak Sahiplenme İle Sorunları Aşacağız
Bakan Tekin, "Rehberlik hizmetlerimizi daha da güçlendirmeye çaba sarf ediyoruz. Okul, aile bağını takip etmek için 2,5 yıldır çok yoğun bir çaba içerisindeyiz. Öğretmenlerimizin yanında daha güçlü bir biçimde durmayı, topluma da ailelere de sivil toplum örgütlerine de kamu otoritelerine ısrarlı bir biçimde tavsiye ediyoruz ve bunu gerçekleştireceğiz. Sosyal, kültürel, sportif ve sanatsal faaliyetleri evlatlarımızın hayatında daha etkili ve daha görünür hale getireceğiz. Fakat bu mücadelede sahada, okulda, evde, mahallede, sivil toplumda, dayanışmada, aynı ruhla sahiplenecek paydaşlara açık davetimiz var. Okul yöneticimizin feraseti, öğretmenimizin dikkati, ailemizin ilgisi, mezunumuzun vefası, sivil toplumumuzun emeği ve camiamızın ortak sahiplenmesi ile bu sorunları aşabileceğiz. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'miz, bugün önümüzde duran bu ağır mesuliyeti, hakikatli bir eğitim seferberliğine dönüştürecek güçlü bir zemin sunmaktadır. Bugün biraz önce söylediğim eleştirileri yapanlar, bundan yaklaşık 2 yıl önce Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile bu bahsettiğim eksikliklere dikkat çeken bizleri eleştiriyorlardı. Yerden yere vuruyorlardı. Ama bugün bunun ne kadar büyük bir ihtiyacı olduğunu hep beraber görmüş olduk" dedi.















