İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, “Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin hakkı, hukuku, inancı, kültürü devletimizin güvencesi altındadır. Devletimizin kapısı da, gönlü de milletimizin her bir ferdine her daim açıktır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da huzuru büyüterek, güveni tahkim ederek, kardeşliği güçlendirerek, her vatandaşımızın gönlüne dokunarak inşa edeceğiz” dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Nevşehir Valisi Hüseyin Kök, Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Belgin Uygur, CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, MHP Genel Başkan Yardımcısı Yaşar Yıldırım, MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, BBP Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Boztuğ, Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Anadolu İrfanı Dernekler Federasyonu Başkanı Haydar Şahin ve Horasan Erenler Dernekler Federasyonu Başkanı Erdem Cömert, Hacıbektaş ilçesi Horasan Erenleri Dergahı Cem Evi’nde düzenlenen ‘Muharrem Ayı oruç açma ve lokma paylaşımı’ programına katıldı.
İnsanın İç Alemine Döndüğü Müstesna Bir Vakittir
Programdaki konuşmasında Muharrem ayının önemine vurgu yapan Bakan Çiftçi, “Mah-ı Muharrem’in hüzünlü, vakur ve manevi ikliminde; hakk’a niyetle tuttuğumuz oruçlarımızı açmak, lokmamızı paylaşmak, duamızı birleştirmek ve gönüllerimizi aynı muhabbet halkasında buluşturmak üzere bir aradayız. Cenab-ı Hak tuttuğumuz oruçları ve ettiğimiz duaları kabul eylesin. Soframıza bereket, gönüllerimize muhabbet, birliğimize kuvvet ihsan eylesin. Muharrem, insanın iç alemine döndüğü, nefsin hesaba çekildiği, vicdanın derinleştiği müstesna bir vakittir” ifadelerini kullandı.
Anadolu’nun Mayası Bu Muhabbetle Tutulmuştur
“Kerbela ise asırlardır sönmeyen bir hakikat meşalesi, şehadetin manasının bütün ihtişamıyla tecelli ettiği bir ibret menzilidir” diyen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, şunları söyleri:
“Fırat’ın kıyısında susuz bırakılan, iki cihan serveri efendimizin gözünün nuru, cennet gençlerinin efendisi Hazreti Hüseyin Efendimiz ve 72 yaranı; asırlardır sönmeyen bir duruşu, tükenmeyen bir izzeti ve hak uğruna ödenen en yüce bedelin şerefini bizlere miras bırakmıştır. O gün Kerbela’da bedenler susuz kalmış; fakat hakikat susmamıştır. İzzet ve şehadet göklere yükselmiştir. Kerbela’yı anmak; Hazreti Hüseyin’in yolunu anlamaktır. O yol, mazlumun yanında durma yoludur, hakkı üstün tutma yoludur. O yol, insan onurunu koruma, adaleti yaşatma ve zulme rıza göstermeme yoludur. Bu milletin gönül dünyası Ehl-i Beyt muhabbetiyle yoğrulmuştur. Hz. Ali Efendimizin ilmi ve cesareti, Hz. Fatıma annemizin iffeti ve merhameti, Hz. Hasan Efendimizin sükûneti ve vakarı, Hz. Hüseyin Efendimizin izzetli direnişi, ashab-ı kiramın faziletli duruşu, milletimizin ruh köklerinde derin bir yere sahiptir. Anadolu’nun mayası da bu muhabbetle tutulmuştur.”
Aynı Vatana Muhabbetle Bağlı Kardeşlerin Yurdudur
Burada yakılan çerağın bu millete merhameti gösterdiğini de belirten Bakan Çiftçi, “Horasan’dan gelen erenler; bu topraklara kılıçtan önce gönül, hükümden önce hikmet, sözden önce edep taşımıştır. Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli’nin nefesi, Yunus Emre’nin gönlüyle; Hz. Mevlana’nın muhabbeti, Pir Sultan’ın sedasıyla; erenlerin çerağı, bu milletin irfanıyla buluşmuştur. Bu sebeple Hacı Bektaş diyarı, gönül terbiyesinin, insan sevgisinin, edebin, erkanın ve kardeşliğin adıdır. Burada yakılan çerağ, asırlardır bu millete yolu, yordamı, merhameti ve muhabbeti göstermektedir. Bu aziz vatan; Alevi’siyle, Sünni’siyle, Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Çerkez’iyle, aynı gök kubbenin altında kader birliği yapmış büyük bir milletin yurdudur. Aynı acıya gözyaşı döken, aynı duaya amin diyen, aynı bayrağın gölgesinde istikbale yürüyen, aynı vatana muhabbetle bağlı kardeşlerin yurdudur” diye konuştu.
Kardeşlik Hukukumuzu Ve Toplumsal Huzurumuzu Güçlendiren Bir İradeyle Yoluna Devam Etmektedir
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde toplumsal huzuru güçlendiren bir irade ile Türkiye’nin yoluna devam ettiğini de söyleyen Mustafa Çiftçi,şöyle devam etti:
“Muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye; inanç hürriyetini, kültürel zenginliklerimizi, kardeşlik hukukumuzu ve toplumsal huzurumuzu güçlendiren bir iradeyle yoluna devam etmektedir. Bu topraklarda yaşayan her bir kardeşimizin hakkı, hukuku, inancı, kültürü devletimizin güvencesi altındadır. Devletimizin kapısı da gönlü de milletimizin her bir ferdine her daim açıktır. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da huzuru büyüterek, güveni tahkim ederek, kardeşliği güçlendirerek, her vatandaşımızın gönlüne dokunarak inşa edeceğiz.”
Her Bir Vatandaşımızın İnancını Özgürce Yaşadığı Türkiye İçin Azimle Çalışıyoruz
Vatandaşların kendisini güvende hissettiği bir Türkiye için çalıştıklarını da aktaran Bakan Çiftçi, “Bizler de İçişleri Bakanlığı olarak; sizlerin huzuru ve güvenliği için görevimizin başındayız. Her bir vatandaşımızın inancını özgürce yaşadığı, kendisini güvende hissettiği ve geleceğe umutla baktığı bir Türkiye için azim ve kararlılıkla çalışıyoruz. Bizler bin yıldır bu topraklarda birbirimizin yarasını sardık. Yolda kalana yoldaş, garibe umut, yetime kardeş, mazluma sığınak olduk. Sen-ben demeden 'Biz' dedik. Ayrılığı büyüten sözlerden uzak durduk. Muhabbeti büyüten sofralarda buluştuk. Bu akşam da aynı ruhla cem olduk. Kerbela’nın yasıyla mahzunuz; Hazreti Hüseyin’in hak mücadelesinden aldığımız ilhamla vakuruz. Acımızı paylaşıyor, duamızı çoğaltıyor, kardeşliğimizi geleceğe taşıyoruz” dedi.











Bakan Tekin: Sayın Bahçeli'ye Gösterdiği Vefa İçin Şükranlarımı Sunuyorum
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Horasan Erenleri Dergahı Cem Evi’nde düzenlenen ‘Muharrem Ayı oruç açma ve lokma paylaşımı’ programında yaptığı konuşmada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye arazisini bağışladığı için teşekkür ederek, “Geçtiğimiz yıl açılışında bulunduğumuz dergaha, bugün aynı lokmayı bölüşmek ve orucumuzu birlikte açmak üzere yeniden gelmiş olmaktan memnuniyet duyuyorum. Hacıbektaş’ın asırlardır gönülleri ısıtan o sıcaklığını, Horasan Erenleri Dergâhı Cemevimizin çatısı altında bir kez daha hissettiren rabbime sonsuz hamdolsun. Bu anlamlı programı düzenleyen Türkiye Uzlaşı ve Toplumsal Kalkınma Vakfımıza ve emeği geçen herkese yürekten teşekkür ediyorum. Hacıbektaş’taki arazisini bağışlayarak mekanın vücut bulmasına vesile olan Sayın Devlet Bahçeli’ye de gösterdiği vefa için şükranlarımı sunuyorum” dedi.
Sevinçlerinde Ve Hüzünlerinde Yanlarında Bulunmaya Özen Gösterdim
Göreve geldiği günden bu yanan her kapıyı kendi kapısı bildiğini dile getiren Bakan Tekin, “Aziz canlar, göreve geldiğim günden bu yana Alevî-Bektaşi kardeşlerimin beni çağırdığı her kapıyı kendi kapım bildim. Mübarek günlerinde, sevinçlerinde ve hüzünlerinde yanlarında bulunmaya, aynı sofraya oturmaya, sözlerine ve taleplerine gönül açıklığıyla kulak vermeye olağanüstü bir özen gösterdim. Bu akşam da muharrem ayının bereketi bizi aynı sofrada buluşturdu. Malumunuz her Muharrem bizi yüzyıllar öncesine, Kerbela’nın o kavurucu çölüne götürür. Oraya her dönüşümüzde kendi çağımızın vicdanıyla yüzleşir, hakkın ve haksızlığın hala aynı keskinlikle karşı karşıya durduğunu yeniden idrak etmeye çalışırız. Hazret-i İmam Cafer-i Sadık’ın asırlar öncesinden bize emanet ettiği o hikmetli sözü 'Her yer Kerbelâ, her gün Aşura' hala kulaklarımızda çınlar. Doğrusu bu hakikatin insanı her devirde aynı imtihanın eşiğine getirdiğine inanıyorum. Çünkü hak ile batılın hesaplaşması, tarihin bir köşesinde kapanmış bir dava olmaktan çıkmış, hiç şüphesiz kıyamete kadar sürecek ebedi bir duruşa dönüşmüştür” ifadelerini kullandı.
Müfredatımızı Medeniyetimizin Ahlak Kaynaklarıyla Buluşturacak Şekilde Zenginleştiriyoruz
En büyük kitabın insanın kendisi olduğunu söyleyen Bakan Tekin, şöyle devam etti:
“Bir irfan, eğitimi bir malumat aktarımı olmaktan çıkarıp insanı kemale erdiren bir yola dönüştürür. Tabii bugün maarif derken muradımız da bu köklü anlayışı çağımızın diline ve usulüne tercüme etmektir. Nitekim o tercümenin bugünkü adı, Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizdir. Bakanlık olarak yürüttüğümüz bu model, kadim irfanı çağın pedagojisiyle buluşturan bir üst çerçeve olarak yol gösteriyor.
Bu doğrultuda müfredatımızı, evlatlarımızı kendi medeniyetimizin ahlak kaynaklarıyla ve hikmet birikimiyle yeniden buluşturacak şekilde zenginleştiriyoruz. Bütün gayemiz, çocuklarımızın kendi köklerinden beslenerek, ait olduğu irfanı tanıyarak ve özümseyerek geleceğe yürümesidir. Esasında bu gayeyi, yürüttüğümüz bütün eğitim politikalarının da merkezine yerleştirdik. Şöyle ki, bir çocuğumuzun hangi şehirde doğduğu, hangi inancı taşıdığı, hangi kökenden geldiği yahut ailesinin imkanının ne olduğu, onun eğitim hakkının önünde bir engele dönüşmesin diye yoğun bir çaba içerisindeyiz."
İstedik Ki Bir Evladımız Kendi İnancını Da, Kardeşinin İnancını Da Doğru Ve Özgür Biçimde Öğrensin
Kapsayıcı eğitimi ve fırsat eşitliğini attıkları her adımın ölçüsü haline getirdiklerini anlatan Tekin, şunları söyledi:
“Köyündeki okula ulaşamayan çocuğumuzun yolunu kısalttık, imkanı dar ailelerimizin yükünü hafiflettik, engelli evlatlarımızı eğitimin tam merkezine aldık. Aynı hassasiyetle bir başka meseleye, çocuklarımızın bu ülkenin bütün renklerini doğru kaynağından tanıyabilmesine de eğildik. Bu maksatla din kültürü ve ahlak bilgisi derslerini, Alevîlik ve Bektaşilik dahil bu coğrafyanın inançlarına hakkaniyetle ve sahih bilgiyle yer veren bir anlayışla yeniden kurguladık. İstedik ki bir evladımız kendi inancını da, kardeşinin inancını da doğru ve özgür biçimde öğrensin. Zira, insan tanımadığından ürker, tanıdıkça o ürküntünün yerini hürmet alır; işte ötekileştirmenin önüne çekilebilecek en sağlam set, erken yaşta atılan bu tanıma ve anlama zeminidir. Seçmeli dersler arasına 'Klasik Ahlak Metinleri' dersini de yerleştirdik. Bu dersin muhtevasının büyük oranda ilmiyle, adaletiyle ve cömertliğiyle bütün bir İslam ahlakına kaynaklık etmiş Hazreti Ali Efendimiz’in irfanından besleniyor. Bu akşam Ehl-i Beyt muhabbetiyle bir araya gelmiş bizler için, o yüce mirasın çocuklarımızın gönlüne bir ahlak tohumu olarak ekiliyor olması ayrıca kıymetlidir.”












