Yeni Parti Grup Başkanvekili Murat Emir, 4 Kasım 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlediği basın toplantısında ekonomi politikaları, emeklilerin yaşadığı geçim sıkıntısı, yargı kararları ve yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri değerlendirdi.
Enflasyon hedeflerinin tutturulamadığını savunan Emir, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi politikalarını eleştirerek milyonlarca vatandaşın yüksek hayat pahalılığı karşısında zor durumda olduğunu söyledi.
Emir, yatırım fonları soruşturmasına ilişkin açıklamalarında ise kamu kurumlarındaki denetim mekanizmalarının yeterince işlemediğini öne sürerek soruşturmanın bütün bağlantılarının ortaya çıkarılması gerektiğini ifade etti.
“Şimşek politikaları duvara dayandı”
Açıklamasına ekonomideki gelişmeleri değerlendirerek başlayan Murat Emir, son enflasyon verilerinin mevcut ekonomi politikalarının başarısızlığını ortaya koyduğunu savundu.
Emir, “Enflasyon rakamları ile birlikte ekonominin çöktüğü ve Şimşek politikalarının, dolayısıyla saray politikalarının duvara dayandığı ve memleketi nasıl bir felakete sürüklediği iyice ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
İktidarın dar gelirli vatandaşların sorunlarına yeterince çözüm üretmediğini ileri süren Emir, işçiler, asgari ücretliler, işsizler ve emeklilerin hayat pahalılığı karşısında zorlandığını söyledi.
Emekli maaşları üzerinden iktidara eleştiri
Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde emeklilere verilen vaatlerin yerine getirilmediğini savunan Emir, 2023 yılında emeklilere 8 bin liralık seyyanen zam ve Bağ-Kur sigortalıları için 7 bin 200 prim günü düzenlemesi sözü verildiğini hatırlattı.
Aradan geçen zamana rağmen söz konusu vaatlerin hayata geçirilmediğini ileri süren Emir, en düşük emekli maaşının 23 bin 522 lira olduğunu belirtti.
Emeklilerin açlık sınırının altında gelirle yaşamaya çalıştığını söyleyen Emir, “Emeklilerimizi 23 bin 522 lira maaşa mahkûm eden, yani açlık sınırının oldukça altına mahkûm eden bir siyasi iktidar var” dedi.
Emir, emeklilerin ekonomik koşullarının seçim sandığında iktidara yönelik tepkiye dönüşeceğini savundu.
“Neredeyse 5 milyon emekli kök maaşa mahkûm”
Emeklilik sisteminde uygulanan kök maaş düzenlemesini de eleştiren Murat Emir, emekli aylıklarının taban tutarlarda yoğunlaştığını ileri sürdü.
Türkiye’deki yaklaşık 16,5 milyon emekliden 5 milyona yakınının kök maaş uygulamasının etkisi altında olduğunu belirten Emir, bu durumun emekliler arasında gelir adaletsizliğini artırdığını savundu.
Emir, “Maaşları yukarı çekin, yukarıda buluşturun. Emeklilikte adalet olsun. Emekli de insanlık onuruna yakışır ve emeğinin karşılığı bir maaş alsın dedikçe onlar ortalama emekli maaşını aşağı çektiler ve en dipte buluşturdular” ifadelerini kullandı.
Mevcut uygulamaların devam etmesi durumunda daha fazla emeklinin düşük aylıklara mahkûm olacağını ileri süren Emir, iktidar değişikliğinde emeklilerin ekonomik koşullarını iyileştireceklerini söyledi.
Selahattin Demirtaş açıklaması: “Bunun adı rehine siyasetidir”
Murat Emir, basın toplantısında eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu da gündeme taşıdı.
Demirtaş’ın yaklaşık 10 yıldır cezaevinde bulunduğunu hatırlatan Emir, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanması gerektiğini vurguladı.
AİHM’in Demirtaş hakkında 2018, 2020 ve 2025 yıllarında kararlar verdiğini belirten Emir, tutukluluk sürecinin siyasi amaçlarla sürdürüldüğünü savundu.
Emir, “Demirtaş’ın hâlâ içeride olmasının sebebinin ‘Seni başkan yaptırmayacağız’ diye Erdoğan’a meydan okuması olduğunu” ileri sürerek yargı süreçlerinin siyasi rekabeti etkilediğini iddia etti.
Demirtaş’ın cezaevinde tutulmasını eleştiren Emir, “Bunun adı rehine siyasetidir. Birilerini rehine tutuyorlar. Önümüzdeki süreçle ilgili siyasi projelerini gerçekleştirmek üzere adeta satranç oynar gibi taşlarla oynama gayretindeler” dedi.
“AYM ve AİHM kararlarına eksiksiz uyulmalı”
Türkiye’de yürütülen barış ve demokratikleşme çalışmalarına da değinen Murat Emir, toplumsal barışın kalıcı şekilde sağlanmasının önemli olduğunu söyledi.
Süreç kapsamında hazırlanan komisyon raporunun yedinci bölümünde Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyulmasının öngörüldüğünü belirten Emir, bu konuda siyasi partiler arasında uzlaşma sağlandığını ifade etti.
Emir, “Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına eksiksiz uyulacak dedik” ifadelerini kullandı.
Yargı kararlarının bağlayıcılığına dikkat çeken Emir, Demirtaş’ın tutukluluğunun devam etmesini eleştirerek demokratikleşme sürecinin somut adımlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.
Ekrem İmamoğlu’nun tutukluluğuna da değindi
Murat Emir, Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğu ile Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde tutulması arasında siyasi açıdan benzerlik bulunduğunu savundu.
Her iki sürecin de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi rakiplerine yönelik uygulamalarıyla bağlantılı olduğunu ileri süren Emir, muhalefet üzerindeki yargı baskısının sona ermesi gerektiğini belirtti.
Emir, Türkiye’de seçmen iradesinin özgür şekilde ortaya çıkmasının önemine dikkat çekerek demokratik rekabetin korunması çağrısında bulundu.
Fon soruşturması için “Yüzyılın soygunu” ifadesini kullandı
Konuşmasının önemli bir bölümünü yatırım fonlarına ilişkin soruşturmaya ayıran Murat Emir, sermaye piyasalarında yaşanan gelişmeleri “yüzyılın soygunu” olarak nitelendirdi.
Fon krizi nedeniyle Türkiye ekonomisinde çok büyük bir kayıp yaşandığını savunan Emir, toplam ekonomik zararın 200 milyar dolar civarında olduğunu ileri sürdü.
Söz konusu rakamın yalnızca doğrudan fon mağduriyetlerinden oluşmadığını, borsa ve diğer finansal piyasalardaki kayıpların da hesaplamaya dahil edildiğini ifade etti.
Emir, soruşturmanın başlangıcında sınırlı bir olay olarak değerlendirilen işlemlerin daha sonra organize bir suç yapılanması çerçevesinde ele alınmaya başlandığını söyledi.
“Adalet Bakanı organize suç örgütü tespit edildiğini söyledi”
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarına değinen Emir, finans bürokrasisinde de sorumluluğu bulunan kişilerin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin önemine dikkat çekti.
Emir, soruşturmanın yalnızca fon yöneticileri ve finans piyasasındaki aktörlerle sınırlı kalmaması gerektiğini savundu.
İktidar temsilcilerinin başlangıçta olayın kapsamının sınırlı olduğunu belirttiklerini ileri süren Emir, Adalet Bakanı’nın daha sonra organize bir suç yapılanmasından söz ettiğini hatırlattı.
Emir, “Daha üç gün öncesine kadar birileri, iktidardan birileri çok kısıtlı derken Adalet Bakanı organize bir suç örgütü var ve bürokrasi de bunun içerisinde dedi” ifadelerini kullandı.
Bu açıklamaların iktidarın kendi içerisinde farklı değerlendirmelerde bulunduğunu gösterdiğini savundu.
Cumhurbaşkanlığı’nda oluşturulan fon kuruluna ilişkin iddia
Murat Emir, Cumhurbaşkanlığı bünyesinde fon mağduriyetlerini araştırmak ve çözüm üretmek amacıyla oluşturulduğunu belirttiği kurula ilişkin de iddialarda bulundu.
Emir, söz konusu çalışmalara dahil edilen bazı kişilerin daha sonra görevden alındığını veya haklarında adli tedbirler uygulandığını ileri sürdü.
Bu durumu denetim sisteminin işleyişi açısından eleştiren Emir, “İşte sizin denetiminiz” ifadelerini kullandı.
Fon soruşturmasının kamu yönetimi içerisindeki bağlantılarının da araştırılması gerektiğini belirtti.
Fon mağdurlarına yapılan ödemeleri eleştirdi
Fon mağdurlarına yönelik ödeme sürecine değinen Emir, başlangıçta 1 milyon liraya kadar ana para ödemesi yapılacağı yönünde açıklamalar bulunduğunu hatırlattı.
Ancak uygulamada ödeme tutarlarının vaat edilen seviyelere ulaşmadığını savunan Emir, küçük yatırımcıların bir bölümünün 250 bin ile 300 bin lira arasında ödeme alabildiğini öne sürdü.
Fon mağdurlarının paralarının önemli bir kısmına hâlâ ulaşamadığını söyleyen Emir, ödemelerde kullanılan kaynakların açıklanması gerektiğini ifade etti.
Emir, bir hesapta 19 milyar lira biriktiğinin açıklandığını, ilk aşamada ise yaklaşık 29 milyar liralık ödeme yapıldığını ileri sürerek aradaki farkın hangi kaynaktan karşılandığını sordu.
“Kalan parayı nereden ödediniz? Kim ödedi? 86 milyonun sırtına mı yıktınız?” ifadeleriyle hükümete seslenen Emir, ödeme sürecinin mali boyutunun şeffaf biçimde ortaya konulmasını istedi.
Fon soruşturmasında medya ayağı iddiası
Basın toplantısında fon soruşturmasının medya boyutunu da gündeme getiren Murat Emir, Adalet Bakanı’nın açıklamalarında medya bağlantılarına işaret ettiğini belirtti.
Bazı gazetecilerin, internet yayıncılarının ve medya kuruluşlarının finansal süreçlerde yönlendirme amacıyla kullanıldığını ileri süren Emir, soruşturmanın bu bağlantıları da kapsaması gerektiğini savundu.
Emir, Adalet Bakanı’nın açıklamalarına farklı medya gruplarının farklı düzeylerde yer verdiğini öne sürerek bunun iktidar içerisindeki görüş ayrılıklarını yansıttığını iddia etti.
Yeni Şafak gazetesinin açıklamaları manşetine taşıdığını, Sabah grubunun ise aynı ölçüde yer vermediğini savunan Emir, “Bir siyasi iktidarda bundan daha açık çatırdama olabilir mi? Bundan daha büyük iç kavga belirtisi olabilir mi?” dedi.
Taha Çakmak ve finans bürokrasisine ilişkin iddialar
Murat Emir, fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerinde Taha Çakmak’ın adını da gündeme getirdi.
Çakmak hakkında rüşvet ve fon finansmanına ilişkin ciddi iddialarda bulunan Emir, Türkiye Sigorta üzerinden bazı fonlara aktarıldığını ileri sürdüğü kaynakların araştırılmasını istedi.
Emir, konuşmasında 25 milyar liralık bir tutardan söz ederek “Taha Çakmak’ı kimler koruyor? Taha Çakmak konuşursa kimlerin başı gidecek?” sorularını yöneltti.
Türkiye Sigorta’nın da fon işlemleri nedeniyle 16,3 milyar liralık kayba uğradığını ileri süren Emir, finansal denetim mekanizmalarının bu süreçteki rolünün açıklığa kavuşturulması gerektiğini savundu.
Konuşmasında bazı kamu görevlileri arasındaki mesleki ve akademik ilişkilere de dikkat çeken Emir, denetim kurumlarının bağımsızlığı konusunda soru işaretleri bulunduğunu ifade etti.
“456 bin fon yatırımcısı mağdur”
Fon soruşturmasının toplumsal etkilerine ilişkin rakamlar paylaşan Murat Emir, 456 bin yatırımcının doğrudan fon işlemleri nedeniyle mağduriyet yaşadığını ileri sürdü.
Mağdur yatırımcıların ev, araç, eğitim ve sağlık ihtiyaçları için biriktirdikleri paraları kaybettiklerini ifade eden Emir, ekonomik kayıpların çok sayıda ailenin yaşamını doğrudan etkilediğini söyledi.
Borsadaki değer kayıplarının da dikkate alınması gerektiğini belirten Emir, yaklaşık 7 milyon yatırımcının piyasalardaki gelişmelerden etkilendiğini savundu.
“Şirketlerin piyasa değerinde 8 trilyon liralık düşüş var”
Murat Emir, sermaye piyasalarında yaşandığını öne sürdüğü ekonomik kayıplara ilişkin değerlendirmelerini rakamlarla sürdürdü.
Borsada işlem gören şirketlerin toplam piyasa değerinde yaklaşık 8 trilyon liralık düşüş yaşandığını ileri süren Emir, para piyasası fonlarından da 551 milyar liralık çıkış gerçekleştiğini iddia etti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası rezervlerinde yaklaşık 20 milyar dolarlık azalma olduğunu savunan Emir, bütün bu gelişmelerin Türkiye ekonomisindeki kırılganlığı artırdığını söyledi.
Yatırımcıların harcamalarını azalttığını ve ekonomik durgunluğun derinleştiğini ileri süren Emir, fon krizinin yalnızca finans piyasalarıyla sınırlı kalmadığını savundu.
“Fon krizinin altında 86 milyon mağdur edildi”
Basın toplantısının son bölümünde ekonomi yönetimine yönelik eleştirilerini sürdüren Emir, yatırım fonları soruşturmasının bütün yönleriyle açıklığa kavuşturulması gerektiğini ifade etti.
Denetim kurumlarının işleyişini, finans bürokrasisini ve siyasi sorumlulukları gündeme getiren Emir, mevcut yönetim anlayışının ekonomik sorunlara çözüm üretemediğini savundu.
Emir, “Sonuç olarak hep birlikte kaybediyoruz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Çürümüş bir siyasi iktidar ve bu siyasi iktidarın koltuğunu koruma çabasından başka yapacak hiçbir şeyi kalmamış ve bu fon krizinin altında kendisi ezilirken maalesef 86 milyonu da mağdur etmiş durumda.”
İl olması önerilen ilçeler hakkında konuştu
Murat Emir, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin bazı ilçelerin il yapılmasına yönelik önerisinin sorulması üzerine Emir, bu tür gündemlerin seçim dönemlerinde sıklıkla ortaya çıktığını söyledi.
Bazı ilçelerin nüfus ve gelişmişlik bakımından il olmayı hak ettiğini belirten Emir, kararların siyasi propaganda amacıyla değil, kamu yönetiminin gerçek ihtiyaçlarına göre alınması gerektiğini vurguladı.
Emir, “Bunun bir seçim propaganda malzemesi olmaktan öte, gerçekten beşerî yönetimin gerçekçi, rasyonel ihtiyaçlarına göre akıllıca yapılması çok daha doğru olur” ifadeleriyle basın toplantısını tamamladı.












