21 Ekim 2026, Çarşamba
  • Giriş
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Yazı Gönder
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
Haberton
Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster

Ana Sayfa - Politika - Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan’dan iktidara sert sözler: “Şehirleri sel, belediyeleri rüşvet basmış!”

Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan’dan iktidara sert sözler: “Şehirleri sel, belediyeleri rüşvet basmış!”

Haberton - Haberton
21 Ekim 2026
- Politika
Okuma Süresi:16 dakikalık okuma
A A
0
Saadet Partisi lideri Mahmut Arıkan'dan iktidara sert sözler: “Şehirleri sel, belediyeleri rüşvet basmış!”
Facebook'da PaylaşX'de PaylaşLinkedin'de PaylaşWhatsapp'da Paylaş

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan TBMM’de gerçekleştirilen grup toplantısında konuştu.

“Mekke Savunma Anlaşması” konusundaki uyarı ve endişelerini dile getiren Arıkan “Mekke anlaşması: kardeşliğe gölge düşürmemeli!” dedi. İstanbul’da yaşanan sel felaketine değinen Saadet Partisi Genel Başkanı, iktidarı “Hangi dereyi ıslah edeceklerini değil, hangi belediye başkanını transfer edeceklerinin hesabını yapıyorlar” diyerek eleştirdi. Fon vurgununa da değinen Mahmut Arıkan, “O listenin başına da “fon terör örgütü” yazmayı unutmayacaksınız!” diyerek iktidarın soruşturmaya ilişkin tutumuna tepki gösterdi.

Mahmut Arıkan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şu şeklide;

“MEKKE ANLAŞMASI: KARDEŞLİĞE GÖLGE DÜŞÜRMEMELİ!”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne dün sunulan “Mekke Anlaşması” ile başlamak istiyorum. Öncelikle şunu ifade etmek isterim: Saadet Partisi olarak, İslam ülkelerinin her alanda ve her zeminde bir araya gelmesi; en büyük hayalimiz, en önemli hedefimizdir. Zira İslam coğrafyası; Batı’nın yol haritalarıyla değil, kendi öz kaynaklarıyla, kendi aklıyla ve kendi dayanışmasıyla ayağa kalkacaktır. Dolayısıyla, aklı başında hiç kimse, İslam ülkelerinin bir araya gelmesinden rahatsızlık duymaz.

Ancak! Burada çok önemli bir ayrım var. İslam ülkelerinin bir araya gelmesi başka şeydir, İslam ülkelerinin, birbirine karşı bir araya getirilmesi bambaşka bir şeydir! İslam dünyasında yeni çatışma hatları ve cepheleri açacak, yeni gerilimler, yeni kırılmalar üretecek hiçbir adım atmamalıyız. Bir Müslüman ülkenin güvenliğini sağlamak adına başka bir Müslüman ülkenin güvenliği tehlikeye atılıyorsa, bunun adı dayanışma değil, yeni bir ayrışmadır. Biz böyle bir ayrışmanın parçası olmayız! Bir Müslüman ülkenin güvenliğini, başka bir Müslüman ülkenin güvensizliği üzerine inşa etmeyi kabul edemeyiz!

Bu bölgenin önceliği, birbirine karşı değil Siyonizm’e karşı bir cephe oluşturmak olmalıdır! Bizim ölçümüz budur. Anlaşmanın kamuoyuna yansıyan 16 maddelik metnini inceledik. Görüyoruz ki; bu metin bir iş birliği anlaşması değil, bir yükümlülük anlaşmasıdır. Anlaşmanın ikinci maddesi, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının, bütün taraflara yapılmış sayılacağını söylüyor.

Şimdi soruyorum: Altıncı madde kapsamındaki konuşlandırmalar için TBMM’den izin alınacak mıdır? Anlaşma yürürlüğe girmemişken 5 Ekim Riyad kararının hukuki dayanağı nedir? Bu karar kapsamında görevlendirme yapılmış mıdır? Üçüncü ve dördüncü maddelerdeki “mutabık kalınan faaliyetler” ve “ortak değerlendirmeler” hangi usulle kararlaştırılacaktır? Yılda iki kez toplanan bir Komite, kriz anında karar mercii olabilir mi?

Değerli arkadaşlar, mevcut bölgesel gelişmelerle birlikte değerlendirdiğimizde, bu anlaşmanın coğrafyamızın geleceği adına umudumuzu değil, endişemizi artırdığını ifade etmek zorundayız. Şu iyi bilinsin ki: Mekke’nin adını taşıyan bir anlaşma, Mekke’nin temsil ettiği kardeşliğe gölge düşürmemelidir!”

“DERE YATAĞINA AVM YAPARSANIZ SELDEN, FAY HATTINA REZİDANS DİKERSENİZ DEPREMDEN ŞİKÂYET EDEMEZSİNİZ”

“Geçtiğimiz hafta gözbebeğimiz İstanbul büyük bir sel felaketi yaşadı. Öncelikle yitirdiğimiz canlara Allah’tan rahmet diliyorum, maddi zarara uğrayan tüm İstanbullulara geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu süreçte haber metinleri genellikle şöyle yazıldı: “İstanbul’da etkili olan şiddetli yağış, çok sayıda su baskınına, taşkına, heyelana, ulaşım aksaklığına ve can kaybına yol açtı.” Biz haber metinlerinde geçen bu okumanın doğru bir okuma olmadığını düşünüyoruz. Üstüne basa basa söylüyoruz; yağışın şiddeti, yaşanan felaketin tek başına açıklaması değildir. Yağışın miktarı meteorolojik bir olgudur! Bunun; can kayıplarına, su baskınlarına ve büyük maddi zarara dönüşmesinde şehrin ne kadar dirençli bir hale getirildiği belirleyicidir. Yaşanan felaketin hazırlayıcısı; dere yatağına yapılaşmadır, artan beton yoğunluğudur, yağmur suyunun toprağa sızacağı alan bırakılmamasıdır. Dolayısıyla; İstanbul’daki ağır yıkımı “500 yılda bir gelen felaket” mazeretiyle açıklamak, mühendislik bilimini ve şehir planlamasını reddetmek anlamına gelir. Dere yatağına AVM yaparsanız selden, fay hattına rezidans dikerseniz depremden şikâyet edemezsiniz.”

“KRİZ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL, İKLİMİ DEĞİŞTİRME POLİTİKALARIDIR”

“Bugün yaşadıklarımız “iklim değişikliği” ile izah edilemez… Problem “İklim değişikliği” değil “iklimi değiştirme politikaları”dır. Nedir bunlar? Dere yataklarını imara açmaktır, su havzalarını yok etmektir, her karış toprağın üzerini betonla örtmektir. Dolayısıyla; İstanbul’da olup bitene “doğal afet” demek, “iklim değişikliği” demek İstanbul’a ihanet etmeye devam etmektir. Nasıl ki; Japonya bilimin rehberliğinde devasa depremlerle, Hollanda deniz seviyesinin altında, suyla güven içinde yaşamayı başardıysa; biz de dirençli şehirler inşa ederek “felaketlere” mahkûm olmamalıyız. Bunun yolu da -öyle- karmaşık teorilerden, ışıklı lansmanlardan değil, aklın ve bilimin somut adımlarından geçer:

Ne yapacağız;

  • Toprağı Betonun Esaretinden Kurtaracağız
  • Suyun Yolunu, Suya Bırakacağız
  • Kanalizasyon ile Yağmur Suyunu Ayıracağız
  • Nokta Atışı Erken Uyarı ve Güvenlik Sistemi Kuracağız”

“HANGİ DEREYİ ISLAH EDECEKLERİNİ DEĞİL, HANGİ BELEDİYE BAŞKANINI TRANSFER EDECEKLERİNİN HESABINI YAPIYORLAR”

“İstanbul’umuzun yağışa hazır olmadığını gördük… İstanbul’umuzun pandemiye hazır olmadığını da gördük… İstanbul’umuzun depreme de hazır olmadığını biliyoruz… Ancak deprem de yağmur da bir doğa olayıdır… Felaket bunları bildiğimiz halde hesaba katmamakla olur! Şimdi; milyonlarca insanımızın canı, malı risk altındayken; insan sormadan edemiyor: Bu ülkeyi yönetenlerin asıl gündemi nedir? İktidarın gündeminde ne var diye bakıyorsunuz: Muhalefet partilerinden nasıl milletvekili transfer ederiz? Seçimlerde alamadığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni nasıl alırız? Fon meselesinin üzerini nasıl kapatırız? Yazıktır, günahtır! İktidar sahipleri; İstanbul’da belediyeleri nasıl geri alırız konusuna harcadıkları enerjinin, mesainin yarısını “İstanbul’u afete nasıl hazırlarız?” sorusuna harcasaydı, Türkiye bugün bu felaketleri yaşamazdı!

Hangi dereyi ıslah edeceklerini değil, hangi belediye başkanını transfer edeceklerinin hesabını yapıyorlar. Şunu unutmayın; belediye başkanının rozetini değiştirmekle şehrin altyapısı değiştiremezsiniz! Allah Aşkına! Siyasi hırslarınız, 16 milyon İstanbullunun canından daha mı kıymetlidir? Sandıkta kaybettiğiniz belediyeleri, idari ve hukuki oyunlarla geri alma telaşınız, olası bir İstanbul depreminden daha mı acil?

Milletimizin gündemi rant ve kayyum hesapları değil; güvenli ve huzurlu bir gelecektir. İstanbul’u; kumpasların ve rant hırslarının arenası yapmaktan vazgeçin! Devletin ve milletin imkanlarını, siyasi intikam aparatı olarak değil; altyapıyı güçlendirmek için, kentsel dönüşümü tamamlamak için ve insanımızı yaşatmak için seferber edin.”

“ŞEHİRLERİ SEL, BELEDİYELERİ RÜŞVET BASMIŞ!”

“Türkiye’de yerel yönetimler büyük bir çürüme içerisinde… Bugün taraf fark etmeksizin belediye başkanlarının, imar müdürlerinin, belediye bürokratlarının aldığı rüşvetleri konuşuyoruz. Görüyoruz ki; şehirleri sel, belediyeleri rüşvet basmış… Rüşvet, bu topraklarda yeni bir şey değil… Eski Türkiye’de rüşvete “çorba parası” denirdi. At bir çorba parası denirdi, miktarı o kadardı. İktidarın yeni Türkiye’sine bakıyoruz: Her kutudan, bir daire; her kasadan, bir yalı parası çıkıyor! Artık kasalar da yetmiyor; rüşvet paralarını saklamak için ev kiralanıyor arkadaşlar, ev! Nereden, nereye! Vatandaş başını sokacak ev bulamıyor; bunlar parasını sığdıracak ev arıyor! Biz Allah’ın izniyle, ayakkabı kutusundan; ayakkabı, baklava kutusundan; baklava çıkan bir Türkiye inşa edeceğiz! Hüküm açık ve net: Rüşvet alan da veren de melundur.”

“SORUNUN KAYNAĞI OLANLAR, SORUNU ÇÖZEMEZLER!”

“Gündemin önemli bir diğer başlığı: Fon vurgunu. Biliyorsunuz, kanun üzerine görüşmeler gerçekleştiriliyor. Elbette, mağdur olan vatandaşlarımızın zararlarının karşılanması için bir düzenleme şart. Ancak teklifin içeriğine baktığımızda görüyoruz ki; yine bataklığı kurutmak yerine sinek avlanmaya çalışılıyor! Birincisi; önümüzdeki teklif, mağdurun parasına güvence vermiyor! “Bir milyon liraya kadar ara ödeme” deniliyor. Dikkat edin; bu, garanti edilmiş bir ödeme değil! Kaynak bulunursa ödenecek! O da en fazla bir milyon lira! Peki; vatandaş, parasının kalanını ne zaman alacak? Zararının ne kadarı karşılanacak? Belli değil! Bu arada; ara ödemede enflasyon farkı da yok. Vatandaşın birikimi önce fonlarda eriyor, şimdi de -maalesef- bekleme sırasında değer kaybediyor. Yani vatandaş bir kez vurgunculardan, bir kez de devletin gecikmesinden sopa yiyor! İkincisi; fonların tasfiyesi, değerlemesi, satışı ve yatırımcılara yapılacak ödemeler konusunda SPK’ya geniş yetkiler veriliyor. Yahu, iyi de arkadaşlar! Biz zaten bu noktaya SPK hiçbir şey yapmadığı veya siyasi baskılardan bir şey yapamadığı için gelmedik mi? Şimdi siz, bu sabıkalı kuruma daha fazla yetki vererek bu meseleyi çözmeye çalışıyorsunuz. Hep söylüyoruz: Sorunun kaynağı olanlar, sorunu çözemezler!”

“O LİSTENİN BAŞINA DA “FON TERÖR ÖRGÜTÜ” YAZMAYI UNUTMAYACAKSINIZ!”

“Durumu kontrol altına aldık diyenlere sesleniyorum: Siz her şey “kontrol altında” diyorsunuz, ancak uluslararası yatırımcı hâlâ güvence arıyor! Siz “üstümüze düşeni yaptık, yapıyoruz” diyorsunuz; aynı gün MSCI’ın açıklaması gündeme bomba gibi düşüyor… Bu vurgunun bedelini yalnızca fon mağdurları ödemiyor… Borsanın tamamı ödüyor, dürüst şirketler ödüyor, Türkiye ekonomisi ödüyor! Tüm bunlardan sonra muhalefeti ekonomiyi terörize etmekle suçluyorsunuz… Ekonomiyi terörize edenleri arayanlar o meşhur listeye bakacaklar! orada aradıklarını bulacaklardır. O listenin başına da “Fon Terör Örgütü” yazmayı unutmayacaksınız! Milletin birikimini hedef alan bu yapının, siyasi ayağı başta olmak üzere tüm ayaklarını ortaya çıkaracaksınız… Hiç kusura bakmayın! Fon vurgununda gazetecilere fatura kestiniz, bürokratlara fatura kestiniz, şirketlere fatura kestiniz, kurumlara fatura kestiniz, mağdurlara bile fatura kestiniz; ama iş siyasi ayağa gelince listeyi sumen altı ettiniz! Bu işin siyasi ayağını, lordlar kamarasını açıklayacaksınız, sorumluların yargılanmasının önünü açacaksınız! Kontrol sizdeyse, sorumluluk da sizdedir!”

“ASIL MESELE, İNSANI BOZAN DÜZENİN KENDİSİDİR!”

“Yaşanan son fon krizi; ülkemizdeki düzenin tepeden tırnağa ne kadar bozuk olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi… Artık şu gerçeği görmek zorundayız: Tezgâh eğriyse o tezgâhtan düzgün ürün çıkmaz! Ak Parti iktidarında; yalnızca ekonomik, siyasi ve ahlaki sorunlar üreten değil, aynı zamanda insanı öğüten, insanı dönüştüren bir düzen inşaa edilmiştir.

Bu düzenin çarklarına; yüksek ideallere sahip bir siyasetçi ya da bürokrat olarak giriyorsunuz; bir süre sonra sistemin çarkları arasında öğütüldükten sonra, fon vurgunlarına, kul hakkına ve kamu hakkına bulaşmış bir insan olarak çıkabiliyorsunuz… Bu düzenin çarklarına; toplumun örnek gösterdiği bir gazeteci olarak giriyorsunuz; bir süre sonra uyuşturucu kullanan, uyuşturucu partileri düzenleyen bir gazeteci olarak çıkabiliyorsunuz. Bu düzenin çarklarına; eğitim sistemine, tertemiz bir Anadolu evladı olarak giriyorsunuz; bir süre sonra öğretmenlerine ve arkadaşlarına silahlı saldırılar düzenleyebilen bir genç olarak çıkabiliyorsunuz. Görüldüğü gibi mesele yalnızca insanların bozulması değildir. Asıl mesele, insanı bozan düzenin kendisidir! Bu nedenle, artık şahısları değiştirmekle, koltuklarda oturan isimleri yenilemekle sorunların çözülemeyeceğini anlamak zorundayız. Çünkü bozuk bir düzeni; sağcılar da yönetse, solcular da yönetse, dindarlar da yönetse, düzenin işleyişi değişmediği sürece benzer sonuçlar ortaya çıkacaktır. Tek tek bütün insanları düzeltmek mümkün değildir. Ancak insanı doğru davranmaya yönlendiren, yanlış yapmasını zorlaştıran, kötülüğe teşebbüs ettiğinde, karşısında güçlü bir denetim ve yaptırım mekanizması bulmasını sağlayan adil bir düzen kurmak mümkündür. İşte bu nedenle; biz yalnızca insanları değiştirmeyi değil, insanı öğüten bu bozuk düzeni değiştirmeyi teklif ediyoruz! Şunu biliyoruz ki, düzen değişmeden hiçbir şey köklü biçimde değişmez!”

“2027 BÜTÇE TEKLİFİNDE 3 TRİLYON 868 MİLYAR TL BÜTÇE AÇIĞI VAR”

“Önümüzdeki günlerin önemli gündem maddelerinden biri de bütçe. Bugün Sayın Cevdet Yılmaz’ın sunumuyla bütçe görüşmeleri başlayacak. İktidar kanadı; yine rakamlar anlatacak, hedefler sıralayacak… Biz ise; rakamların vatandaşımızın hayatındaki karşılığına bakacağız. Onlar tabloların ne kadar büyüdüğünü anlatırken biz milletimizin sofrasının neden küçüldüğünü soracağız. Çünkü bütçe, bir iktidarın; nasıl yönettiğini, kime yük taşıttığını, kimi koruduğunu, neyi öncelediğini gösteren tercih belgesidir.

Ülkenin nasıl yönetildiğine bakalım? 2027 bütçe teklifinde 3 trilyon 868 milyar TL bütçe açığı var… Daha en başta -bismillah- açıkla başlıyoruz. Düşünün bir işletmeniz var: -her yıl ama her yıl- gelirinden fazlasını harcıyor. Açığı kapatmak için borçlanıyor. Sonra o borcun faizini ödemek için yeniden borçlanıyor. Böyle sürüp gidiyor… Burada bir yönetimden bahsedemezsiniz? Burada ancak bir savruluştan bahsedebilirsiniz!

Peki bu iktidar yükü kime taşıtıyor? Bakınız, 2027’de, 2026’ya göre 6,5 trilyon lira daha fazla tahmini vergi geliri bekleniyor. Yine KDV ve ÖTV’den gelecek tutar yaklaşık 11 trilyon liraya ulaşıyor. Bizim için önemli olan; bu bütçe döneminde peşinde olacağımız şey, bu artışın hangi gelir gruplarından toplandığıdır… Vergi yükünün, ödeme gücüne göre nasıl dağıldığıdır… Topladığınız her verginin arkasında; bir insanın emeği, alın teri, vazgeçmek zorunda kaldığı bir ihtiyacı vardır. İşte bu yüzden o parayı harcarken de o insanlara karşı sorumluluğunuz var!

Peki iktidar bu bütçede kimi koruyor? En önemli sorumuz bu! Faiz ödeneği %45 artarak 3,975 trilyona ulaşıyor; bu artış, toplam gider artış hızının da üzerinde bir artış. Bu bütçe; en büyük gider kalemiyle kimi koruyormuş: Tabii ki faiz baronlarını, tabi ki küresel lobileri…

Peki bu bütçe nereden kısıyor? Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele programından kısıyor! Aile yılında, Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi programından kısıyor! Bu ülkenin en önemli problemi bağımlılıkken, bu bütçede Bağımlılıkla Mücadele programının payı azalıyor. Çocuklarımızın Korunması ve Gelişiminin Sağlanması programından, Gençlik programından kısıyor! Bu ülkede 8 milyon engelli vatandaşımız varken, Engellilerin Toplumsal Hayata Katılımı ve Özel Eğitim programından kısıyor. Temel Eğitim programından, Yükseköğretim programında ciddi kesintiler görüyoruz! Daha bunlar gibi, vatandaşı ilgilendiren birçok programın payı, bu bütçede azalmış.”

“ÇİFTÇİNİN AĞZININ TADI KALMADI!”

“Geçtiğimiz hafta şeker pancarının alım fiyatı açıklandı. Ama görüyoruz ki; Ne şeker pancarının tadı kaldı, ne de çiftçinin ağzının tadı kaldı! Şeker pancarının ton başına alım fiyatı, 3 bin 720 lira olarak ilan edildi. Hissedileni geçtik, açıklanan enflasyon %30’lardayken pancara verilen artış %20’de kaldı.

Şimdi iktidara soruyorum: Siz bu ülkede çiftçinin mazotunu, gübresini, elektriğini, sulama maliyetini %20 mi artırdınız da pancara %20 artış verdiniz? Bugün pancar üreticisi, 1 kilo pancar satacak, bir sakız bile almayacak. Çiftçi haklı… Çiftçi perişan… Türkiye’nin her yerinden isyanlarını, intizarlarını duyuyoruz. Çünkü; tohumu, gübreyi, mazotu, sulama elektriğini cebinden ödedi; havanın bozduğu yerlerde tarlasını iki kez ekti.

Kanun -NET- “Kooperatifler; şeker pancarının fiyatı belirlenirken, etkili olmalıdır” diyor. Ancak, Pancar Kooperatiflerini dinleyen yok… 31 Şeker kooperatifinden bir tanesi bile bu durumdan memnun değil. Ama bu da yetmez! Fiyat belirlenirken; çiftçiler de söz sahibi olmadır. Şimdi onların seslerini duyurmak, dertlerini çözmek bizim işimiz! Çiftçilerimizin makul talepleri çok yerinde taleplerdir!

Pancar fiyatı en az enflasyon oranında revize edilmelidir. Tarımsal fiyatlar, ekimden önce, maliyete dayalı ve herkesin görebileceği bir formülle ilan edilmelidir. Biriken stok için bir eritme planı yapılmalıdır, ihtiyaç olmadıkça şeker ithalatına izin verilmemelidir. Nişasta bazlı şeker ve tatlandırıcı ithalatı sıkı denetlenmelidir. Kamu fabrikalarının satışları şeffaf ve rekabetçi olmalı, Rekabet Kurumu şeker piyasasını derhal incelemelidir.

Bu sektörü plansızlığa, Tarım Bakanlığının insafına bırakmak, üreticiyi topraktan koparmak demektir. Bugün çiftçiye vermediğiniz parayı, yarın ithalata vermek zorunda kalırsınız! Bu da Türkiye için stratejik bir hatadır.”

“İKLİM ZİRVESİ İÇİN TARIM ARAZİSİNİ OTOPARK YAPTILAR”

“İklim değişikliklerini ve iklim değiştirme politikalarını konuştuğumuz bu günlerde, ülkemiz önemli bir programa ev sahipliği yapacak. Türkiye; 9-20 Kasım’da Antalya’da COP31’de, Otuz Birinci Taraflar Konferansında konuklarını ağırlayacak. Antalya’mız yoğun bir şekilde bu zirveye hazırlanıyor. Hazırlık kapsamında ne yapıldı derseniz, ilk yaptıkları işi söyleyelim. Sözde iklim değişikliği ile mücadele ediliyor… Sözde karbon emisyonunu azaltmayı düşünüyorlar… Sözde karbon yataklarına ihtiyaçları var… Sözde fosil yakıtlardan çıkacaklar… Antalya Aksu’da ilk yaptıkları iş; EXPO alanının karşısındaki 300 dönümlük “tarım arazisini” dolgu ve asfalt ile otopark haline getirmek oldu. Şaka gibi ama gerçek: 300 dönüm tarım arazisini otopark yaptılar! NATO zirvesinde yoksulluğu brandalarla örterek itibar arayan iktidarın; İklim Zirvesine de toprağı asfaltla kapatarak hazırlanması bizler için hiç şaşırtıcı olmadı!

Ankara’da yapılan NATO zirvesi -nasıl ki- barış ve güvenlik adı altında ABD ve İsrail’in çıkarları için askeri bir yeniden örgütlenmeyse, Antalya’da yapılacak olan COP-31 de iklim değişikliği ile mücadele adı altında kapitalist sömürü sistemini devam ettirmenin başka bir ayağıdır. Sömürüyü yeşile boyamaktan başka bir şey değildir!

Antalya’da dünyayı en çok kirletenler oturup konuşacaklar: Ne konuşacaklar -güya-; fosil yakıtlarının sınırlandırılması, karbon vergisi, temiz enerji, vesaire vesaire… Bunların hepsi pansuman tedbirdir. Teşhis koyup tedaviye geçmek yerine hastaya makyaj yaparak iyileşeceğini vaat etmektir.

Buradan, tarihe not düşmek adına, bu çağın tüm tanıklarına sesleniyoruz: Bir: İklim krizi ve doğa tahribatı, kapitalist dünya düzeninin sonucudur. İki: Bu sömürü sistemine, ekolojik yağma ve talana tepki gösteren tüm yerel, ulusal ve uluslararası direniş hareketleri birbirleriyle temaslarını artırmalı, örgütlenmeli, ortaklaşmalıdır. Ve mutlaka, bu mücadele kapitalist sömürü sistemine karşı bir mücadeleye dönüştürülmelidir. Üç: Sömürüsüz, savaşsız, barış içinde bir dünya, tüm canlıların hakkını gözeten bir dünya ancak adil bir ekonomik düzen ile mümkündür.”

“RUM TARAFINI ANTALYA’YA HANGİ SIFATLA DAVET ETTİNİZ?”

“COP31 ile ilgili önemli bir gelişme de var: Zirve’ye Güney Kıbrıs Rum Yönetimi liderinin de katılacağı açıklandı. Malumunuz, Avrupa Birliği, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ni, bütün adanın temsilcisiymiş gibi “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanıyor. Biz bu anlayışı reddediyor, dünyaya “KKTC’yi tanıyın” çağrısı yapıyoruz. Şimdi soruyoruz: Rum liderini Antalya’ya hangi sıfatla davet ettiniz? Davetiyesinde ne yazıyor? Masasına hangi unvan konulacak? Kıbrıs Türk halkının eşit egemenliğini o masada kim temsil edecek?

Hiç kimse Birleşmiş Milletleri, şunu bunu bahane etmesin! Madem Birleşmiş Milletler diyorsunuz; o zaman Birleşmiş Milletler önce, Kıbrıs’ta uygulanmayan anlaşmaların, yerine getirilmeyen taahhütlerin hesabını sorsun! Allah aşkına; bugüne kadar Yunanistan, ev sahipliği yaptığı hangi uluslararası toplantıya Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni davet etti? Yunanistan ve Rum yönetimi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni yok sayarken, Güney Kıbrıs Rum liderine kırmızı halı sermemiz hangi akılla, hangi gerekçeyle açıklanır? Arkadaşlar! Kıbrıs davası, kürsüde savunulup, protokol masasında unutulacak bir dava değildir! Şehitlerimizin emaneti, kırmızı halıların altında bırakılamaz!”

“GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR!”

“Maalesef bugün ülkemizde gazetecilik yapmak, bir kamu hizmeti değil, adeta bir cesaret testi haline dönüşmüştür. Sık sık basın meslek örgütlerinin temsilcileriyle ve gazeteci arkadaşlarımızla bir araya geliyoruz. Hepsinin ortak feryadı aynı. Artık gazeteci arkadaşlarımız, nefes alamadıklarını söylüyorlar. Gazetecilerin yazdıkları, hatta yazmadıkları haberler yüzünden gözaltına alınması, ev hapsine mahkûm edilmesi; ekranların karartılması, medya kuruluşlarına kayyım atanması kabul edilemez.

Basın ve siyaset, millet adına denetim yapan iki vazgeçilmez unsurdur. Basının susturulduğu bir ülkede denetim olmaz, şeffaflık kalmaz; gazeteci soramazsa iktidar sahipleri hesap vermez. Türkiye; farklı sesleriyle, farklı renkleriyle, farklı düşünceleriyle güzeldir. Tek tip habercilik, tek tip gazetecilik ve tek sesli bir medya düzeni; bu ülkeye ve bu millete yapılacak en büyük haksızlıktır!

Bu doğrultuda, basın meslek örgütlerinin 24 Ekim Cumartesi günü başta Ankara, İstanbul, İzmir olmak üzere Türkiye genelinde düzenleyecekleri ortak eylem ve basın açıklamalarını son derece kıymetli buluyorum. Saadet Partisi olarak; milletimizin haber alma hakkına ve basın özgürlüğüne sahip çıkan bu haklı itirazın yanında olduğumuzu ifade etmek istiyorum. “Gazetecilik suç değildir!”

PaylaşTweetPaylaşGönder
Önceki Haber

YENİ Parti’nin adı değişecek mi tartışması bitti! AYM kararının ardından Özgür Özel’den ilk açıklama

Sonraki Haber

Rusya: ABD’ye dizel taşıyan ilk tanker yarın yola çıkacak

Haberton

Haberton

Son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, spor ve ekonomideki gelişmeler, yerel ve dünya haberleri haberton.com'da. Haberton, sizin için tonla haber! Türkiye’de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşabileceğiniz yeni mecranız.

İlgili Haberler

Müsavat Dervişoğlu'ndan TBMM'de sert açıklamalar: “Türkiye'de üretim değil, yağma ekonomisi var!”
Politika

Müsavat Dervişoğlu’ndan “tövbe fonu” çıkışı: “Türkiye’de üretim değil, yağma ekonomisi var!”

21 Ekim 2026
Bakan Memişoğlu, Katar Halk Sağlığı Bakanı Mansur bin İbrahim Al Mahmud ile görüştü
Politika

Bakan Memişoğlu, Katar Halk Sağlığı Bakanı Mansur bin İbrahim Al Mahmud ile görüştü

21 Ekim 2026
Seul'de Dünya Biyo zirvesi: Bakan Memişoğlu'ndan Korece selam ve adil erişim çağrısı
Politika

Seul’de Dünya Biyo zirvesi: Bakan Memişoğlu’ndan Korece selam ve adil erişim çağrısı

21 Ekim 2026
Emine Erdoğan Dünya Zirvesi'nde konuştu: "Bizim nazarımızda çocuk, insanlığın kalbidir"
Politika

Emine Erdoğan Dünya Zirvesi’nde konuştu: “Bizim nazarımızda çocuk, insanlığın kalbidir”

21 Ekim 2026
Bakan Uraloğlu: Tanzanya'ya 100 yük vagonu ihraç edeceğiz
Politika

Türkiye’den Afrika’ya demir yolu ihracatı! TÜRASAŞ üretimi 100 yerli yük vagonu Tanzanya’ya gönderilecek

21 Ekim 2026
Bakan Yaşar Güler, Katar Savunma Bakanı Al Sani ile görüştü
Politika

Bakan Yaşar Güler, Katar Savunma Bakanı Al Sani ile görüştü

21 Ekim 2026
Sonraki Haber
Rusya: ABD'ye dizel taşıyan ilk tanker yarın yola çıkacak

Rusya: ABD'ye dizel taşıyan ilk tanker yarın yola çıkacak

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

En Güncel Haberler

Müsavat Dervişoğlu'ndan TBMM'de sert açıklamalar: “Türkiye'de üretim değil, yağma ekonomisi var!”
Politika

Müsavat Dervişoğlu’ndan “tövbe fonu” çıkışı: “Türkiye’de üretim değil, yağma ekonomisi var!”

21 Ekim 2026
Altay deplasmanda seri istiyor
Spor Haberleri

Altay deplasmanda seri istiyor

21 Ekim 2026
Artvin’in ödüllü ‘Butko’ zeytininde hasat başladı
Yerel Haberler

Artvin’in ödüllü ‘Butko’ zeytininde hasat başladı

21 Ekim 2026

Günün Popüler Haberleri

  • Tümü
  • Sağlık Haberleri
  • Kültür ve Sanat
Yaşam

Polisin ‘Heimlich’ manevrası sürücünün hayatını kurtardı

21 Ekim 2026
Yaşam

Ataları Afrika’dan geldi, vatanları İzmir oldu

21 Ekim 2026
Yaşam

Ameliyata hazırlanırken 2 kez kalbi durdu, bypassla hayata tutundu

21 Ekim 2026
Yaşam

Değişim elçisi gençler, Antalya’dan COP31 Başkanlığı’na sesleniyor

21 Ekim 2026
Önceki Sonraki
Haberton

Haberton

Sizin için tonla haber!

Türkiye'de tarafsız bir medya, vatandaşın haber alma hakkı çerçevesinde gerçek haberleri takip edebileceğiniz, tonlarca habere ulaşın!

Son Dakika

Milli Savunma Bakanı Güler, Doha Büyükelçiliği'ni ziyaret etti

Milli Savunma Bakanı Güler, Doha Büyükelçiliği’ni ziyaret etti

- Haberton
21 Ekim 2026

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Katar temasları kapsamında Türkiye'nin Doha Büyükelçiliği'ni ziyaret etti. Milli Savunma Bakanlığı'nın sanal medya hesabından yapılan...

Türk Çevre Mevzuatında kirleten Öder İlkesi: Çevreyi kirleten kim, hangi bedeli ödüyor?

Sürekli yorgunluk ve unutkanlık yaşıyorsanız dikkat! Nedeni iyot eksikliği olabilir

Avrupa’da protesto dalgası büyüyor! Fransa’da sokağa çıkma yasakları, binlerce gözaltı: 7 ülkede neler oluyor?

Sonbahar mutfağında sağlıklı beslenmenin sırrı: Bal kabağı ve kök sebzelerle hazırlanan 7 nefis tarif

Güncel Haber

Müsavat Dervişoğlu'ndan TBMM'de sert açıklamalar: “Türkiye'de üretim değil, yağma ekonomisi var!”

Müsavat Dervişoğlu’ndan “tövbe fonu” çıkışı: “Türkiye’de üretim değil, yağma ekonomisi var!”

21 Ekim 2026
Altay deplasmanda seri istiyor

Altay deplasmanda seri istiyor

21 Ekim 2026
  • Hakkımızda
  • Yayın İlkeleri
  • İletişim
  • Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası
  • Güvenlik Politikası

© 2026 Haberton

Tekrar Hoş Geldiniz!

Aşağıda hesabınıza giriş yapın

Şifrenizi mi unuttunuz?

Şifrenizi alın

Şifrenizi sıfırlamak için kullanıcı adınızı veya e-posta adresinizi girin lütfen.

Giriş Yap

Yeni Çalma Listesi Ekle

Sonuç Yok
Tüm Sonuçları Göster
  • Öne Çıkanlar
  • Özel Haber
  • Gündem
  • Politika
  • Dış Haberler
  • İş Dünyası
  • Kültür & Sanat
  • Sağlık
  • Yaşam
  • Yerel
  • Spor
  • Yazarlarımız

© 2026 Haberton