9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, “Güvenli Gıdaya Erişim: Herkesin Hakkı, Herkesin Sorumluluğu” sloganıyla İstanbul’da başladı. 11 ülkeden yaklaşık 400 bilim insanı, uzman ve sektör temsilcisini bir araya getiren kongrede, gıda güvenliği, yapay zekâ destekli risk analizleri, gıda üretiminde sürdürülebilirlik ve bilim dışı sağlık iddialarının yol açtığı bilgi kirliliği ele alınıyor.
Gıda güvenliğinde dünyadaki son gelişmelerin, bilimsel risklerin ve yeni teknolojilerin değerlendirildiği 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, 5 Kasım 2026 tarihinde İstanbul’da başladı. İki gün sürecek organizasyonda, güvenli gıdaya erişimin toplum sağlığı, ekonomik kalkınma ve uluslararası ticaret açısından önemi tartışılıyor.
Gıda Güvenliği Derneği koordinatörlüğünde, Uluslararası Gıda Koruma Birliği (IAFP) iş birliği ve Tarım ve Orman Bakanlığının desteğiyle düzenlenen kongre, İstanbul Grand Cevahir Hotel & Convention Center’da gerçekleştiriliyor.
İki yılda bir düzenlenen kongrede, 12 oturum kapsamında 65 uzman sözlü sunum, 34 uzman ise poster sunumu yapacak. Türkiye’nin farklı bölgelerinden ve yurt dışından gelen katılımcılar, gıda güvenliğinin geleceğine ilişkin bilimsel çalışmaları paylaşacak.
Bakanlıktan gıda üretimi ve güvenliği vurgusu
Kongrenin açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kodeks ve Yem Mevzuatı Daire Başkanı Selim Kaplan, gıdanın küresel ölçekte giderek daha stratejik bir güç haline geldiğine dikkat çekti.
Gıdanın uluslararası ilişkilerde ekonomik ve siyasi bir baskı aracı olarak kullanılabildiğini belirten Kaplan, ülkelerin üretim kapasitelerini korumasının ve geliştirmesinin önemini vurguladı.
Türkiye’nin kendi nüfusunun gıda ihtiyacını karşılayabilen ve yaklaşık 200 ülkeye ihracat gerçekleştiren bir ülke olduğunu ifade eden Kaplan, güçlü üretim altyapısı, gelişmiş gıda sanayisi ve kapsamlı mevzuatın bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi.
Kaplan, gıda güvenliğinin yalnızca kamu kurumlarının denetimleriyle sağlanamayacağını belirterek üreticiler, sektör temsilcileri ve tüketicilerin ortak sorumluluk taşıdığını dile getirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığının gıda okuryazarlığını geliştirmeye yönelik çalışmalara öncelik verdiğini kaydeden Kaplan, tüketicilerin güvenilir bilgiye ulaşmasının önemine işaret etti.
Güvenli olmayan gıdalar milyonlarca kişiyi etkiliyor
Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Filis Gergerli, güvenli gıdaya erişimin yalnızca bir halk sağlığı meselesi olmadığını, ekonomik kalkınma ve uluslararası ticaret üzerinde de doğrudan etkili olduğunu belirtti.
Gergerli, Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) 2026 yılında yayımladığı küresel tahminlere atıfta bulunarak 2021 yılında güvenli olmayan gıdaların dünya genelinde yaklaşık 866 milyon hastalık vakasına ve 1,52 milyon ölüme neden olduğunu aktardı.
Aynı dönemde gıda kaynaklı hastalıkların yol açtığı üretkenlik kaybının, satın alma gücü farklılıkları dikkate alındığında yaklaşık 647 milyar dolara ulaştığını ifade etti.
Gıda güvenliğine yapılacak yatırımların toplum sağlığının korunması ve ekonomik kayıpların azaltılması açısından önemli olduğunu vurgulayan Gergerli, şu ifadeleri kullandı:
“Gıda güvenliği, ülkelerin kalkınma ve gelişim yolculuğunun ayrılmaz parçasıdır. Sağlığı korur; ekonomik dayanıklılığı, üretimde sürekliliği ve uluslararası ticarette güveni güçlendirir.”
Yapay zekâ gıda güvenliğinde yeni bir dönem başlatıyor
Kongre Başkanı Dr. Samim Saner, gıda güvenliğinde geleneksel kontrol yöntemlerinin yanı sıra yapay zekâ ve gelişmiş veri analitiğinden yararlanılması gerektiğini belirtti.
Gıda üretim tesislerinde büyük miktarda veri toplandığını ancak bu verilerin etkili biçimde değerlendirilmesinin kritik önem taşıdığını ifade eden Saner, yapay zekâ destekli sistemlerin olası risklerin erken belirlenmesine katkı sağlayabileceğini söyledi.
Özellikle üretim süreçlerindeki değişimlerin izlenmesi, risklerin önceden tahmin edilmesi ve gıda güvenliği standartlarının korunmasında yeni teknolojilerin öneminin arttığına dikkat çekti.
Saner, “Artık yalnızca gerçekleşmiş sorunları tespit eden değil, henüz ortaya çıkmamış sorunları öngörebilen gıda güvenliği sistemlerine ihtiyacımız var” dedi.
Gıda güvenliğinde yaklaşımın değişmesi gerektiğini vurgulayan Saner, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünün sorusu, ‘Ürünümüz güvenli mi?’ idi. Yarının sorusu ise, ‘Ürünümüzün güvenliğini tehdit edebilecek değişimi ne kadar erken fark edebiliyoruz?’ olacak.”
Gıda ve sağlık konusunda yanlış bilgilere dikkat çekildi
Kongrenin öne çıkan gündem başlıklarından biri de gıda ve sağlık ilişkisine yönelik bilimsel dayanağı bulunmayan iddialar oldu.
Özellikle sosyal medya platformlarında bazı gıdaların tamamen zararlı, bazılarının ise mucizevi özelliklere sahip ürünler olarak tanıtılması, tüketicilerin doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmasını zorlaştırıyor.
Kongre Bilimsel Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. Barbaros Özer, kongre öncesinde yaptığı değerlendirmede, gıda ve sağlık ilişkisinin giderek bir algı yönetimi aracına dönüştüğüne dikkat çekti.
Bilimsel kanıtlardan uzak açıklamaların tüketicilerin beslenme tercihlerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Özer, doğru bilginin topluma ulaştırılmasının önemini vurguladı.
Kongre kapsamında düzenlenecek “Topluma Dayatılan Gıda-Sağlık İlişkisi” panelinde, gıda ve beslenme konusunda kamuoyuna sunulan iddiaların bilimsel temelleri değerlendirilecek.
Dr. Samim Saner’in moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panelde Prof. Dr. Ali Esat Karakaya, Prof. Dr. Taner Damcı, Prof. Dr. Barbaros Özer, Prof. Dr. Murat Baş, Prof. Dr. Elgiz Yılmaz Altuntaş ve Levent Küçük bir araya gelecek.
Panelde, gıda konusunda yaşanan bilgi kirliliği ve tüketicilere doğru bilginin ulaştırılmasında farklı disiplinlerin sorumlulukları ele alınacak.
Uluslararası iş birliği ve bilimsel bilgi paylaşımı öne çıktı
Uluslararası Gıda Koruma Birliği (IAFP) Başkanı Dr. Manan Sharma da kongrenin açılışında uluslararası bilimsel iş birliğinin önemine dikkat çekti.
Dünya genelinde 4 bin 500’den fazla gıda güvenliği profesyonelini bir araya getiren IAFP’nin eğitim programları, bilimsel yayınlar ve mesleki iş birlikleri aracılığıyla gıda güvenliğine katkı sunduğunu belirtti.
Sharma, gıda kaynaklı risklerin önlenmesinde bilimsel bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi gerektiğini ifade ederek Gıda Güvenliği Derneği ile yürütülen iş birliğinin önemini vurguladı.
Yeme deneyiminde duyuların etkisi ele alındı
Kongrenin açılış konferansında Oxford Üniversitesi’nden Prof. Charles Spence, yeme deneyiminin duyularla ilişkisini inceleyen gastrofizik alanındaki bilimsel çalışmalarını katılımcılarla paylaştı.
Lezzet algısının yalnızca tat alma duyusuyla sınırlı olmadığını belirten Spence, görme, koku, işitme ve çevresel faktörlerin insanların yeme deneyimini nasıl etkilediğini anlattı.
Sunumda, tüketicilerin yiyecekleri değerlendirme biçiminde duyusal faktörlerin rolü bilimsel araştırmalar çerçevesinde ele alındı.
Gıda güvenliğinin geleceğinde yeni teknolojiler ve riskler tartışılacak
İki gün sürecek kongrede gıda tedarik zincirinin güvenilirliği, bilimsel risk değerlendirmeleri, mevzuat ve denetim süreçleri ile dijital teknolojilerin sunduğu yeni olanaklar değerlendirilecek.
Yapay zekâ destekli erken uyarı sistemleri, üretim süreçlerinde veri analitiği, izlenebilirlik uygulamaları ve yeni risklerin önceden belirlenmesi de programın önemli başlıkları arasında bulunuyor.
Kongre kapsamında bilim insanları, kamu kurumları, sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşları, gıda güvenliğinin geliştirilmesine yönelik güncel yaklaşımları ve çözüm önerilerini paylaşacak.
“Güvenli Gıdaya Erişim: Herkesin Hakkı, Herkesin Sorumluluğu” sloganıyla düzenlenen kongre, güvenli gıda üretiminin ve tüketiminin bilimsel bilgi, teknolojik gelişmeler ve toplumsal iş birliğiyle güçlendirilmesi gerektiğini gündeme taşıyor.
















