Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 7 işçinin hayatını kaybettiği kozmetik fabrikası yangınıyla ilgili 16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, 3’üncü gününde de devam etti.
Duruşmada, patlamada yaralanan Gülhan Bendi (40), “Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal, ‘Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler, 500 bin istedi ancak yaptırmadı” dedi.
Dilovası ilçesi Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi’ndeki bir kozmetik fabrikasında, 8 Kasım’da saat 09.00 sıralarında yangın çıktı. Yangında Şengül Yılmaz (55), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17), Cansu Esetoğlu (16), Esma Gikan (65), Hanım Gülek (65) ve Tuncay Yıldız (48) hayatını kaybetti. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan 11 şüpheliden şirket sahibi Kurtuluş Oransal, şirket yetkilileri İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör, ‘Olası kastla öldürme’ suçlamasıyla, Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü, ‘Suçluyu kayırma’ suçlamasıyla tutuklandı. Şüphelilerden G.B., H.E., Ö.A. ve G.D, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
30 Kasım’da tutuklu bulunduğu cezaevinde kalp krizi geçiren ve Kocaeli Şehir Hastanesi’ne kaldırılan fabrika sahibi Kurtuluş Oransal, hayatını kaybetti.
4 Sanığa ‘Olası Kast’tan, 8 Sanık İçin ‘Bilinçli Taksir’den Ceza İstendi
Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 91 sayfalık iddianamede; İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında ‘Olası kastla öldürme’ suçundan 7’şer kez müebbet, ‘Nitelikli mala zarar verme’ suçundan 3’er kez 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianamede ayrıca Ünal Arslan, Muhammet Dayıoğlu, Seyfullah Çelik, Caner Özgür Yıldırım, Özcan Yıldırım, Özkan Yıldırım Ü. Ç., ve G.D. hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis istenirken, Ali Osman Akat, Onay Yürüklü, Ö.A. ve A.B.’nin ise ‘Suçluyu kayırma’ suçundan 5’er yıla kadar hapsi talep edildi. İddianame, Gebze 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.
Üçüncü Oturum Bugün Görüldü
16 sanığın yargılandığı davanın ilk duruşması, önceki gün Gebze Adliyesi’ndeki salonun yetersiz olması nedeniyle Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde yer alan 250 kişilik salonda görülmeye başlandı. İlk duruşma bugün de devam etti. Sanıklardan Ü.Ç. ve A.B.’nin firari olması nedeniyle 14 sanık duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşma geniş güvenlik önlemleriyle başlarken, salona sanıkların yanı sıra müşteki ve mağdur yakınları ile taraf avukatları da alındı.
Ailem Benimle Görüşmeyi Kesti
‘Suçluyu kayırma’ suçundan tutuklu sanık Onay Yürüklü (38), ilk kez dinlendi. Yürüklü, “Ali Osman Akat bana, ‘Orası yeğenlerimin babasının fabrikası’ dedi ve can güvenliklerinin olmadığını söyledi. Ben de vicdanen bu durumu kabul etmeyeceğimi söyledim. Ailem bu davayla anıldığım için benimle görüşmeyi kesti. Bile isteye bu durumun içine girmedim. Fabrikanın yandığı ve fabrikanın sahibi olduğu sonradan bilgisi geldi. Can güvenliğinden buraya geldiklerini söylemelerine rağmen duruma tepki gösterdim. Ali Osman Akat, bana ‘Emniyetle irtibat halindeyim, başlarında dur, bir yere dağılmasınlar’ dedi. Şahısları ben ihbar edip ben yakalattım. Böyle bir dosyayla yargılanmanın utancı içerisindeyim” diye konuştu.
Kendi İrademle İhbar Ettim
Yürüklü, “Ali Osman Akat, ‘Rahat olsunlar, kaçmasınlar, her türlü gücümüz var’ dedi. Onları rahatlatma konusunda konuşmamı istedi. Ali Osman Akat, kesinlikle ‘Emniyete ihbar et’ demedi. Ben kendi irademle ihbar ettim.
Olayı öğrendikten 3-4 saat sonra ihbarda bulundum. Polise konum atmama rağmen internetim olmadığı için iletişim kopukluğumuz oldu, kesinlikle oyalamadım” dedi.
Ev Tuttuğum İçin Yargılanmaktan Utanıyorum
Başka bir suçtan hükümlü olan ve ‘Suçluyu kayırma’ suçundan yargılanan Ömer Aktan (46) da suçlamaları reddetti. Aktan, “Arkadaşıma ev tuttuğum için yargılanmaktan utanıyorum. Olay günü beni saat 13.30 gibi Onay aradı. Onay ile ailecek tanışırız, başka cezaevinde kaldık beraber. Bana, ‘Senin orada kiralık ev var, hala ilanda duruyor mu?’ dedi. Öğrendim ve sonrasında durduğunu söyledim. 15-16 gün kiralamak istediklerini söylemeleri üzerine ev sahibini aradım, o da bana günlük kiralamayacağını söyledi. Bunun üzerine başka bir ev olduğunu söyledim ve ona yöneldik. 15 bin TL’ye anlaştılar ancak ev sahibine 5 bin TL verdiler. Yarın 10 bin TL daha vereceklerini söylediler. Sonrasında biz oradan ayrıldık. Kiralanan ev turistik olan bir yerdi” diye konuştu.
Olaydan 1 Hafta Önce Elektrikte Sıkıntı Vardı
Patlamada yaralı kurtulan ve tedavisinin ardından taburcu edilen Gülhan Bendi (40) ise olaydan 1 hafta önce elektrik tesisatında sıkıntılar başladığını ve şalterlerin sürekli attığını söyledi. Yaklaşık 5 yıldır Ravive Kozmetik’te çalıştığını söyleyen Bendi, “Olaydan 1 hafta önce elektrikte sıkıntı vardı. Tuncay Yıldız fişi taktıktan sonra patlama oldu. Ben çıktım ama diğerleri çıkamadı. Çıktığımda ben de yanıyordum; sesleri de duyuyordum. Fabrika saniyeler içinde tutuştu. Kurtuluş Bey de yoldan geri dönmüş” dedi.
1 Hafta Boyunca Şalter Attı
Kurtuluş Oransal’ın kendilerine, “Hafta sonu gelin, yetişmesi gereken ürünler var” dediğini de aktaran Bendi, bazı markalara ait ürünlerin o gün yapılacağını belirterek, “Shauran üretimini de yapıyorduk, yapılmıyordu söylemleri yalandır. Biz Sheliq paketlemesine gidiyorduk hatta Ataşehir’deki ofiste bizi görmedikleri, tanımadıkları iddiası yalandır. Olay günü Tuncay Yıldız, Defacto’nun karışımını yaptı, biz de dolumunu yapacaktık. Alana ürünü Tuncay getirdi. Aynı zamanda krem yapıyordu. Yaklaşık bir hafta boyunca şalter atıyordu ama bir problem olmuyordu, aynı zamanda elektrik faturası da geliyordu” diye konuştu.
Oransal Bana Para Teklif Etti
Tutuklu sanık Aleyna Oransal’ın iş yerine hiç gitmediği yönündeki savunmasını da yalanlayan Bendi, “Aleyna Oransal fabrikaya gelmediğini söylüyor ancak geldi, hatta işimiz yoğun olduğu zaman yardımcı da oldu. Çağatay ve Gökberk Güngör de ofise geliyordu” dedi.
Kurtuluş Oransal’ın kendisine para teklif ettiğini de söyleyen Bendi, “Kurtuluş Oransal bana nezarethanede, ‘Gülhan başını kaldır, bana bak. İşçilerin Sgk’lı olduğu söyle’ diyerek bana para teklif etti. Ben de 3 gün nezarethanede kaldım. Çok merak ediyorum, babaları yaşasaydı suçu yine babalarının üzerine atabilecekler miydi” diye konuştu.
Zabıtalar Çaylarını İçip Gidiyordu
Tekirdağ’dan ürünler geldiğini, dolumunu tesiste yaptıklarını da belirten Bendi, “Altay Ali Oransal ve İsmail Oransal yeni yere geliyordu. Bazen çalışıyor, müşteri de getiriyorlardı. Daha çok Altay müşterilerle görüşüyordu. Yangın merdiveni için 300 bin TL istediler, Kurtuluş Oransal, ‘Çok para’ dedi. İkinci kez gelenler, 500 bin istedi ancak yaptırmadı. Fabrikaya hiçbir resmi kurum denetime gelmedi. Bize iş güvenliği eğitimi verilmedi. Sadece zabıta geliyordu, çaylarını içip gidiyorlardı. Koku ve çöplerle ilgili çevreden şikayet geliyordu. Kurtuluş Oransal, Kartepe’ye taşınmak istemişti, o da tehlikenin farkındaydı, gelen zabıtalar parfüm alıp gidiyordu” dedi.
‘Çok Büyük Acı Yaşadık’
Kocaeli’de 7 kişinin hayatını kaybettiği fabrika yangının duruşmasında müştekilerin dinlenmesine devam edildi. Fabrika işçilerinden Keriman Miskin yaklaşık 4 yıldır tesiste çalıştığını, bazı dönemlerde işi bırakıp yeniden başladığını belirterek olay günü yaşananları anlattı. Çalışırken patlama olduğunu belirten Miskin, “O sırada Tuncay Yıldız yanıyordu ve dışarı çıktık. Geriye baktığımda arkadaşlarımı göremedim. Çok büyük acı yaşadık” ifadelerini kullandı.
Kendisini işe Kurtuluş Oransal’ın aldığını belirten Miskin, mutfakta görevli olduğunu ancak her işi yaptığını belirterek, “Eski fabrikada kolonya ve parfüm dolumu yapılıyordu, ürünleri firma gönderiyordu. Emir ve talimatları Kurtuluş Oransal veriyordu. İsmail ve Altay Ali Oransal, eski fabrikaya geliyorlardı ama sadece babalarıyla görüşüyorlardı” dedi.
Zabıtalara Hediye Veriliyordu
İsmail ve Altay Ali Oransal'ın fabrikanın yeni yerine ürün getirip götürdüğünü de ifade eden Miskin, Aleyna Oransal’ı fabrikada bir kez gördüğünü, çalışmak için değil öylesine geldiğini belirterek, “Yeni fabrikada 'sheliq' kremleri üretiliyordu. Yeni yerde İsmail ve Altay Ali bize emir vermiyordu. Eski yerde 'shauran' parfümü üretiliyordu ama yeni yerde üretilip üretilmediğini bilmiyorum” dedi.
İş güvenliği eğitimi almadıklarını, koruyucu ekipman ve malzeme verilmediğini de söyleyen Miskin, “Zabıtalar geliyordu, Kurtuluş Oransal ile görüşüp gidiyorlardı. En son grup halinde gelmişlerdi. Zabıtalara hediye veriliyordu. Hiç iş güvenliği ve uzmanı gelmedi” diye konuştu. Miskin, fabrikada çalışma şartlarından dolayı tartıştıkları Kurtuluş Oransal'ın "Böyle kabul edin" dediğini ve kendilerine kızdığını da anlattı. Sigortasız çalıştığını da söyleyen Miskin, sigorta denetimi olacağı zaman sigortasız çalışanların gönderildiğini, bazı zamanlarda çocuk ve göçmen işçi çalıştırıldığını da sözlerine ekledi.
Üzerime Doğru Ateş Topu Geldiğini Gördüm
Fabrika çalışanlarından Ayten Aras da duruşmada dinlendi. Pandemiden beri Ravive Kozmetik’te çalıştığını belirten Aras, “Tuncay Yıldız’ın parfüm hazırladığı saat 09.10 sıralarında patlama oldu. Başımı kaldırdığımda üzerime doğru bir ateş topu geldiğini gördüm. Daha sonra kendi imkanlarımla dışarı çıktım” dedi.
Pisliğin İçinde Yemek Yiyorduk
İş yerinde talimatları Kurtuluş Oransal’dan aldıklarını belirten Aras, “İsmail ve Altay Ali çok geliyordu. Gökberk de geliyordu. Sigortam yoktu. Sigorta yapılmasını çok istedim. Sigorta yapacağını söyleyerek kimliğimi istedi ancak yapmadı. Yemek, çay yoktu. Yemeği evden getiriyorduk, pisliğin içinde yemek yiyorduk” diye konuştu.
Kızımın Bir Kefeni Olmadı
Müştekilerin ardından olayda hayatını kaybedenlerin yakınları dinlendi. Yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir'in (15) annesi Altun Taşdemir, kızının 1 yıldır çalıştığını, 11-12 bin lira maaş aldığını, sigortasının olmadığını belirtti. Eşinin kanser hastası olduğu için kızının okumak istemediğini de söyleyen Taşdemir, “Kızım çalışmak için gitti ama cesedini çıkardım. Gülhan ve Kurtuluş oradaydı. Gülhan'ı tanıyordum, kızımı işe almalarını istedim. Bunun üzerine Kurtuluş Oransal 'Yarın gelip başlasın.' dedi. Tuğba Taşdemir ve Cansu Esatoğlu kızımın kuzenleriydi. Kızımın kefeni olmadı hakim bey. İçimiz yanıyor. Olaydan sonra babası kendini toparlayamadı, sürekli hastanelerdeyiz” dedi.
Baba Vedat Taşdemir ise kızı çalışırken hastanede tedavi gördüğünü belirterek, “Ben hastanedeyken bayramda maaşlarını vermediler. Dilovası'ndan İzmit'e hastaneye geldi, orada bayram harçlığını verdim. Mahkemeden adalet bekliyorum” dedi.
‘Ölümü Hak Etmedi’
Yangında hayatını kaybeden Tuğba Taşdemir'in (17) annesi Saliha Taşdemir kızını sağ verdiğini ancak ölüsünü aldığını belirterek, “Çocuklarımın hakkını yediler. Maddi imkansızlıklardan dolayı çalışmak zorunda kaldılar. Sigortalarını yapacaklarını söyleyerek sürekli oyaladılar. 18 yaşındaydı, ölümü hak etmedi. Ölüm Allah’tan gelir ancak buna onlar sebep oldu. Sonuna kadar şikayetçiyim. Acımızın bir nebze olsun azalması için suçluların en ağır cezayı almasını istiyoruz” diye konuştu. Baba Şahin Taşdemir ise çocuklarının birbirine sarılarak öldüğünü belirterek, “Çocuğumu torbaya koydum getirdim. Tuğba 4 yıldır çalışıyordu. Biz paketleme işi olarak gönderdik. Kimyasal olduğunu bilmiyorduk” dedi.
Kasıtlı Olarak Cinayet İşlediniz
Olayda hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu'nun (15) annesi Filiz Esetoğlu, kızının kötü çalışma şartlarından bahsettiğini, zorla mesai yaptırıldığını belirterek, “Kızım kömür oldu. Kötü çalışma şartlarından bahsediyordu. Mesaiye kalmazsa işten çıkartılacağı yönünde tehdit ediyorlardı. Sigortası yoktu, şikayetçiyim” dedi. Baba İbrahim Esetoğlu da şikayetçi olduğunu belirterek, “Para hırsı ile çocuklarımızın hayatını aldılar. Çalıştıkları yer mayın tarlası gibiydi. Oturup yemek yiyecek yerleri bile yoktu.
Bu kasıtlı bir cinayet. Yangın merdiveni, iş güvenliği uzmanı ve ekipmanı yok. Hangi vicdanla kendinizi savunuyorsunuz? Kasıtlı olarak cinayet işlediniz.
Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum. Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar. Babaları ile ortaktılar" dedi.
Doktorlar Yaşatmak İçin Çok Çabaladı
Tuncay Yıldız'ın eşi İlknur Yıldız ise eşinin 2024 yılının Temmuz ayından beri Kurtuluş Oransal’ın yanında çalıştığını, eşi ve Oransal'ın, Düzce'de aynı fabrikada çalıştıkları dönemde tanıştığını belirtti. Yıldız, “Bunlara finansal desteği veren Ali Osman’dır. Kurtuluş başta olmak üzere herkesten şikayetçiyim” dedi. Yangının ardından eşinin hastane sürecini de anlatan Yıldız, "Eşimi yoğun bakımda gördüğümde tanıyamadım. Doktorlar yaşatmak için çok çabaladı” diye konuştu.
Yıldız ayrıca, dava başlamadan bir süre önce tutuklu sanık Ali Osman Akat'ın kardeşinin kendileriyle iletişim kurmak istediğini ama görüşmek istemediklerini söyledi.
Kimse Öldüğünü Söylemedi
Yangında ölen işçilerden Şengül Yılmaz'ın (59) kızı Emine Nur Aldeniz, evinin fabrikaya yakın olduğunu belirterek, “Hastane hastane annemi aradım, kimse öldüğünü söylemedi. Allah kimseye annesini o şekilde göstermesin. Annemin yanan kemikleri sayılıyordu. Kremlerin arkasında Tekirdağ’daki adresler yer alıyordu" dedi.
Eşi Salih Yılmaz da sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.
Yemek, Sigorta, İş Güvenliği Yoktu
Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut ise 2023 yılında yaklaşık 1 ay tesiste çalıştığını, kendilerine hiçbir koruyucu ekipman verilmediğini belirtti. Bulut, “Sağlıksız koşullar yüzünden işi bıraktım. Ravive’deki parfüm dolum makinelerinin üstünde İsmail Oransal’ın adı yazıyordu. Kurtuluş, insanlara hakaret ederek iş yaptırıyordu. Yemek, sigorta, iş güveliği yoktu. Asgari ücret 18 bin liraydı, maaşımı almaya gittiğimde elime 9 bin 500 lira verdiler. Sebebini sorduğumda kesinti yaptıklarını söylediler. Bu nedenle işten ayrıldım” dedi.
Hiç Denetim Yapılmıyordu
Yangında ölen işçilerden Hanım Gülek'in (52) kızı Dilek Gülek, Ravive Kozmetik'in eski ve yeni fabrikasında belirli sürelerle çalıştığını, İsmail ve Altay Ali Oransal'ı her iki fabrikada da gördüğünü belirtti. Fabrikada herhangi bir iş güvenliği önlemi olmadığını söyleyen Gülek, "Kurtuluş Oransal üretim alanında sigara içiyordu, izmaritini yere atıyordu. Çalıştığım sürede hiç denetim yapıldığını görmedim. Zabıtaların geldiğini görüyordum ama hiç denetim yapılmıyordu.
İşten ayrılmak isteyen herkese 'Sana sigorta yapacağız' diyerek kandırıyorlardı. Çalışanlar maaşlarını elden alıyordu” dedi.
Yoğun Alevler Nedeniyle Yaklaşamadık
Duruşmada, olayda yaşamını yitirenlerin yakınlarının dinlenmesinin ardından tanık ifadelerine geçildi. Mahkemede ifade veren tanıklardan C.D., evinin patlamanın meydana geldiği fabrikaya yaklaşık 6-7 metre mesafede bulunduğunu belirtti. Patlama günü saat 08.45 sıralarında büyük bir gürültü duyduğunu anlatan C.D., bazı fabrika çalışanlarını tanıdığını ifade ederek, “İçeride insanların olduğu söylendi ancak yoğun alevler nedeniyle yaklaşamadık. Polis ekipleri gelene kadar kimsenin içeri girmemesi için bekledik. Müdahale etme şansımız olmadı” diye konuştu.
Oto Tamircisi İfade Verdi
Tanık E.A., oto tamircisi olduğunu ve firari sanık A.B.’yi çocukluktan tanıdığını belirtti. A.B.’nin kendisini arayarak bir aracın arızasına bakmasını istediğini, kısa süre sonra polislerin gelmesiyle olay yerinden ayrıldığını anlatan E.A., aracın yanan fabrika sahiplerine ait olduğunu sonradan öğrendiğini ifade etti.
Elektrik Tesisatına İlişkin Beyan
Tanık A.Ç. ise fabrikanın üst katı henüz boşken makineler için elektrik panosu kurduğunu ve kablolama yaptığını söyledi. Alt kattaki ana panoda topraklama hattı bulunduğunu belirtti.
İmzalar Bana Ait Değil
Yangından yaklaşık bir hafta önce ön muhasebeci olarak işe başladığını ifade eden G.Ş.S., olay günü hafta sonu mesaisi için geldiğini, kapıda çalışanlardan biriyle konuşurken bir işçinin Ibc tankıyla geçtiğini ve kısa süre sonra patlamanın meydana geldiğini söyledi. Kendisine gösterilen ruhsat başvuru formundaki imzaların kendisine ait olmadığını da dile getirdi.
Alevler İçinde Koşarak Geldi
Tanık H.E. ise yangından birkaç ay önce işe başladığını, olay günü normalde çalışma olmamasına rağmen sonradan karar değişikliğiyle fabrikaya gittiklerini anlattı. Patlama anında bir işçinin alevler içinde koşarak geldiğini gördüğünü belirten H.E., müdahale ederek alevleri söndürmeye çalıştıklarını ve ardından itfaiye ile sağlık ekiplerine haber verdiklerini söyledi.
Uzmandan ‘Kusur Yok’ Görüşü
Mahkeme heyeti, iş güvenliği uzmanının da tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Uzman, olayın yaşandığı adres ile sistemde kayıtlı adresin farklı olduğunu belirterek, ilgili sorumlunun kusurlu olmadığı yönünde görüş bildirdi.
Merdiven Ve Asansör Yaptırılmamış
Bir diğer tanık ise fabrika sahibinin kendisinden yangın merdiveni ve yük asansörü yapımı için fiyat aldığını ancak maliyet nedeniyle bu işin yapılmadığını söyledi. Duruşmaya, tanık ifadelerinin ardından saat 11.30’a kadar ara verildi.











