Üç harfli koca mevzu

Author: Esma Öztürk

Published:

Last Modified:

Sen çekip gideceksin belki buralardan ve ben yüreğimde her yere taşıyacağım seni. Ne değişecek yerin, ne de sarsılacak gönlümde ki bu sevdan.

Aşkı vazgeçilmez kılan da bu değil midir? Onunla yatmak, onunla kalkmak, uykunda bile onu düşünmektir aşk. Bazen de her yeri terk etmektir, ancak gittiğin yerde bile onu bulmak istemektir. Aşktan kaçılmaz ki, günlünde taşıdığı şeyden nasıl kaçar insan? Sevmek dokunmaktır, hissetmektir aşk, öpmek, koklamaktır. Lakin onu gönlüne koyandır ki, sınıyor sizi. Mesafelerle, kişilerle, bir sınav veriyor ki bildiği vardır evvela. O vakittir katlanacaksınız. O aşkı, öksüz kalmış bir yavru gibi sarıp sarmalayacaksınız. Çünkü ayrılıklarda sevdaya dahildir. Sevdiğin yanında yok iken bile sevgisini hissetmektir. İçimize ektiğinde Rabbim bu sevgiyi, onu sulamak, büyütmek, yeşertmektir aşk. Seçebileceğimiz bir şey değil ki bu aşk. Aşk, ah o aşk yok mu, aşk…

İnsan bilmediği şeyle nasıl savaşabilir  ki, öğrenmeye çalışırken de içine düşüveririz bu deryanın. Nasıl anlatılır ki? Dört yapraklı bir yonca varmışta, tek ben bulmuşum gibi. Denizin en dalgasızı, güneşin en güzel doğuşu… Aşk bu, bir çok duygu gibi tarif edilemiyor. Kamburuna bıçağını saplıyor, sen ellerinin güzelliğine dalıyorsun, nefes alabildiğine şükür ediyorsun adeta. Zeki Müren bile en güzel şarkısını size yazmış da, Ferhat ile Şirin’e gölge ediyormuşsunuz gibi. Acısını bile boynunuza hak görmektir aşk. Dününüz o, bugününüz o, yarınınız o olsun istemektir. Evet aptalca belki, o zaman aşk aptallıktır da. Masallar da olur o, derler büyüklerimiz. O vakit, bizlerde masallardayız demektir. Bu dünya sınavdan ibaret de derler, lakin ben takılmışım bir suale, ne çözebilmişim, ne de atlayabiliyorum. Tek temennim, yanlış yapmamak. Öyle bir sınav ki bu, sonu ceza mıdır, ödül müdür bilinmez… Yüreğin yangın yeridir de, sevdiğinin elinden bir bardak su içtiğine şükür edermişsin gibi.

Gibiler, misaller, belkiler, sözcükler, kelimeler, betimlemeler… Hangi biri yeter ki, o gülen gözleri anlatmaya, sevdanın dizginlerini tutmaya, aşkı dizelere dökmeye. Hangi şairin gücüdür yetmiş ki, bizler ne gevelesek sonu o yeşimlere çıkıyor. Dalgalanır bu sular, durulur da yine ona akar pınarların. Ah sevgili, bir sevdadır ki yer edinmişsin gönlümde. Mahşer yeridir ki kalbim, sen de tunç gibi parıldarsın gönlümde. Nereye baksam seni görürüm. Ne düşünsem ya sana çıkar, ya da senden gidemez. Aşk denilen nimettir ki insan bulduğuna şükür edemeden, kaybetmemek için Mevla’ya avucunu dökerken buluyor kendini. Seni izliyorum, seni uyuyorum, seni yürüyorum, seni geziyorum. Bir ben, benim içimde bir sen. Şimdi de seni yazıyorum. Bir de, üç harfli koca bir mevzuyu…