Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, TBMM’de 20’nci Dönem Mersin Milletvekili Yusuf Fevzi Arıcı’nın cenaze törenine katıldı.
Özel, törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, kurultay için delegelerin imza toplama sürecinin sorulması üzerine, “Değerli arkadaşlar iyi bir hafta diliyorum hepinize. Bugün daha önceden de Parti Sözümüzün duyurduğu gibi Olağanüstü Kurultay ile ilgili imza toplama süreci başlatıldı. Sabah saat 08.00’i birkaç dakika geçe ilk imza Kayseri delegemizden geldi, ‘Siftahı Kayseri’den, bereketi Allah’tan’ notuyla. Geçen kurultayda karşımızda yer alan, bize oy vermeyen, Kayseri’de bize sert muhalefet eden bir arkadaşımız, bir büyüğümüz, bir sembolik imza olarak ‘Bu sürece, seçilmişlere saygı duyan ve kurultay iradesine hakaret içeren bu haksız darbeye hep birlikte direnmek gerekir’ diyen Kayseri delegemizden geldi. Ardından Rize’nin tüm imzaları 10 dakika sonra tamamlandı. Hızlı bir şekilde tüm Türkiye’den imzalar alınıyor” dedi. Özel, şunları söyledi:
“PARTİNİN TARAFINDA OLAN BİR TUTUMDUR”
“Henüz biz vermedik, milletvekillerimizle henüz imza verme sürecine biz girmedik. Önce örgütümüzün imzalarını toplayacağız. Birkaç gün içinde, herhalde hızlı bir şekilde ki daha önce de delege iki kez daha imza vermiş, gelmiş, geçerli oyların tümüyle Genel Başkanı’nın ve Genel Başkanı’nın anahtar listesinin arkasında durarak zorlu süreçte mücadele ve dayanışma mesajı vermişti. Bugün verilen imzalar da partide bir taraf olmayı değil, hep birlikte partinin tarafında olmayı önceleyen bir tutumdur. Çok kıymetlidir. Ben bütün delege arkadaşlarımıza teşekkür ederim.”
“PARTİMİZİ, ÜLKEYİ ÇOK YARALIYOR”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, “Kaç imza gerekiyor? Hesap yaptınız mı, Bin 134 deniliyor?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Bu söylediğiniz rakamın yarısına ihtiyaç var. İşte 550’nin biraz üzerinde bir imzaya ihtiyaç olduğunu söylüyor arkadaşlar. Bu rakam çok hızlı şekilde toplanır tabii ama olabilecek en yüksek imza sayısı ile birlikte biz bu kurultay ile ilgili ama çok da gecikmeden bir an önce de başvurumuzu yaparak ilerlemek istiyoruz. Çünkü şu anda Türkiye’ye sandığı getirmiş olan partinin kendi içinde bir sandık sonucu olmaksızın yönetilmesi doğru değil. Partimizi çok yaralıyor, ülkeyi çok yaralıyor. Sokaktaki yoğun tepkinin, öfkeye varan tepkinin bir olumsuzluğa evrilmesi; siyasete, siyaset kurumuna karşı bir olumsuzluğa evrilmesinden korkarız. Onun için çağrıları bir kez daha tekrarlıyoruz. Birincisi, hiçbir seçilmişin ve hiçbir üyemizin partiden istifa etmesini doğru bulmayız. O tepki istifalarını durdurmak istedik ve bu çağrılarımızı yeniledik. Ne belediye başkanı ne milletvekiline ne belediye meclis üyesi ne il genel meclis üyesi… Bir kez bu çok önemli. Ayrıca şunu söyleyeyim. Hafta sonu, pazar günü yapılacak yerel seçimler var. Bu yerel seçimlerde üç beldeye cuma günü öğlen, akşam ve cumartesi öğlen olmak üzere oralara gidip Gümüşhane’de, Tokat’ta ve Ürgüp’te belde belediyelerimizin seçimleri ile ilgili partilerimizi oy vermeye teşvik edeceğim. Sebebi şudur. Şöyle bir duygu var. ‘Şimdi biz burada oy verirsek, seçilirsek sanki butlandan sonra parti bir başarı elde etmiş gibi görünür’ korkusuyla sandığı protesto etmek, gitmemek gibi hiç beklemediğimiz, hiç istemediğimiz bir refleks yükseliyor orada. Oraya gidip herkesi sandığa sahip çıkmaya ve partisi için oy kullanmaya davet edeceğiz. Buradan da söylüyorum. Pazar günü yapılacak olan seçimlerde bu süreçte ne hissetmiş olurlarsa olsunlar hem tüm Cumhuriyet Halk Partililer hem Cumhuriyet Halk Partisi ile dayanışma göstermek isteyen herkesi beldelerinde yapılacak seçimlerde sandık başına gitmeye ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy kullanmaya davet ediyoruz. ‘Efendim biz tepki gösteririz, oy kullanmayız. Seçimde varsın, bir belediye az kazanalım ama bu başarı, bu hukuksuzluğa yazmasın’ çok tehlikeli bir söylem. Herkes gidecek, partimize sahip çıkacak. Biz partimizdeyiz, partimizin arkasındayız. Pazar günkü seçimde iki eli kanda olanın sandığa gidip oy kullanmaya davet ediyorum.”
“HUKUKÇULAR ‘KURULTAYA ENGEL DEĞİL’ AÇIKLAMASI YAPTI”
Özel, “Delegeden imza toplandıktan sonra Kemal Kılıçdaroğlu’nun önüne gidecek. Tüzükte de ‘Genel Başkan kurultayı çağırır’ yazıyor. Bu durumda tedbir kararı ile gidilmeme durumu olur mu?” sorusu üzerine şöyle konuştu:
“Arkadaşlar bu konu kamu hukukunun konusu biliyorsunuz. Türkiye’deki çok önemli kamu hukukçuları, tedbirin asla kurultaya gidilmesine engel olmadığına dair ortak bir metinde imza toplamışlar. Bugün bana haber verdiler. Çok güçlü bir metin. İsimlerini sizin de bildiğiniz çok ünlü hukukçular hem de siyasi görüşleri ne olursa olsun diyorlar ki ‘Tedbir kurultaya engel değildir. Hatta aslında bir an önce kurultay yapılmasının dışında bir görevi de yoktur tedbirle gelenlerin. Çağrı heyeti hükmündedir.’ Hele hele delegenin imzalarının ki burada Anayasa Mahkemesi kararı var. Delege karar verdiyse Olağanüstü Kurultaya, olağan kurultay takvimini bile kesebiliyor. Eskiden kestirmiyordu. Anayasa Mahkemesi ‘Yarıdan bir fazlası ne istiyorsa onu yapar’ dedi. O yüzden herhalde artık ‘Genel Başkan bunu yapar’ diyorsa ve Kemal Bey ‘Ben şu anda Genel Başkanlık yetkisi kullanıyorum’ diyorsa bu amir hükme uyacak. Yok, o yapsın; buna engel olmaya çalışan örneğin saray yargısı varsa onu bir görürüz. Ama bütün kamu hukukçuları çok net bu konuda. Ümit ediyorum ki orada artık bir tereddüt yaşamadan gereğini yapar. Partinin bu krizden kendi gayretiyle çıkmasının önünde bir engel teşkil etmez.”
“GRUP TOPLANTIMIZ İLAN EDİLDİĞİ GİBİ YARIN YAPILACAK”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun geçtiğimiz hafta Meclis Başkanlığına grup toplantısı konusunda verdiği dilekçenin sorulması üzerine ise şöyle konuştu:
“Arkadaşlar daha önce de ifade etmiştik. Meclis grup iç yönetmeliğimiz çok açık. ‘Grup başkanlığında herhangi bir boşalma olduğunda, ilk kapalı grup toplantısında derhal yeni Grup Başkanı seçilir’ diyor. ‘Yenisi seçilene kadar eskisi devam eder’ kuralı bir başka maddede var. Ben zaten mevcut Genel Başkan’ken Grup Başkanlığı görevini sürdürüyordum. Son seçilmiş Grup Başkanı da benim, üç yıl öncesinde seçilmiş. Bunun bir boşalma olarak yorumlanma ihtimaline karşı da usulüne uygun bir kapalı grup toplantısı tertip edilmişti. O toplantıda, ‘İlk toplantıda seçilir’ hükmü gereğince 96 arkadaşımızın 95’inin oyuyla ve 15 arkadaşımızın da dilekçeleriyle bildirmesiyle 110 arkadaşımızın açık desteğiyle seçildik. Burada Meclis Başkanlığına bu yollandı. Meclis Başkanlığı da durumu inceleyerek seçimi tescil etti. Hatta genel merkezin başvurusunu da değerlendirdi. İkisini birden uygulamaya koydu. Benim Genel Başkan unvanımı kaldırdılar sitelerinden. Çünkü genel merkeze buraya o kararı yollamıştı. Grup Başkanı unvanımı da bu siteye işlediler tekrar. Burada herhangi bir tereddüt yok. Onun dışında bize gelmiş herhangi bir olumsuzluk da yok, olmaz da zaten. Bir de Cumhuriyet Halk Partisi grubu burada, milletvekilleri… Grup kendiliğinden meclis çalışmaları sürerken bile sözlü çağrıyla da grup toplantısı yapabilir. Her zaman yapabilir. Saat 13.30’da sizlerin de ilgi gösterdiği açık grup toplantımız da ilan edildiği gibi yarın yapılacak.”
“BUNDAN ÖNCE DEFALARCA YAPILDI”
Özel, parti tüzüğünde yer alan ‘Grup başkanı Genel Başkan’a bağlı’ ifadesinden kaynaklı olarak ‘Genel Başkan bir çağrı yapmadığı sürece toplanamaz’ gibi bir argüman öne sürülüyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?” sorusuna, “Bundan önce defalarca Grup Başkanının veya grup yönetim kurulunun çağrısıyla ya da çağrı beklemeksizin rutin toplantılarla bu işler hep yapılmıştır. Ayrıca esasen işin yapısı ve ruhu gereğince Meclis’te grupta dokunulmazlık kapsamında değerlendirilen konuşmalardır bunlar. Bu milletvekillerine özgü konuşmalardır. Normalde Grup Başkanı gruptaki konuşmayı yapar. Genel Başkan’ın Grup Başkanı olmadığı durumda Genel Başkan grup toplantısını onurlandırırsa Grup Başkanı tarafından kürsüye davet edilir, kürsü kendisine teklif edilir. Bu Genel Başkanların milletvekili olmadığı gibi saray rejiminin getirdiği ve kötü düzenlemelerden kaynaklanan bir mesele. Ama geçmişte de zaman zaman örneğin partinin başına milletvekili olmayan birisi Genel Başkan olmuştur ve grup başkanlığı seçiminde bazen ki SHP’de olmuştur, kurultayda yarışan iki kişiden birisi Genel Başkan seçilmiştir ama grupta diğeri Grup Başkanı seçilmiştir. Parlamento bunların hepsinin deneyimlenmiş olduğu bir yerdir. Parlamento tarihi bilinmeden, geçmiş yaşanmışlıklar bilinmeden ve bu konudaki parlamentonun daha önce aldığı kararlar bilinmeden… Bu kararlar hep seçilmiş Grup Başkanı lehine olmuştur. Bu tip yaklaşımlar maalesef bu birikimlerden yoksun bir heyetin şu anda, bundan Kemal Bey’i kastetmiyorum, genel merkezde bulunuyor olması ve Meclis tecrübelerinin hiç olmaması ile olanların da Meclis’te devamlılık problemlerinin olmasından dolayı Meclis’i hiç bilmeyenlerin yaptığı açıklamalar. Siz o yüzden bunu mesleğiniz, göreviniz gereği tekrarladınız. Soruyu küçümsediğimden değil ama kaynak yeterli donanıma sahip değil” diye yanıt verdi.
“PARLAMENTO ÇATISI ALTINDA BUNLARI KONUŞMAYI ZUL SAYARIM”
Cumhuriyet Halk Partisi lideri Özgür Özel, ‘Yaşananlar, devlet içindeki yapıların müdahalesi olabilir, değerlendirmesi var. Diyalog kapısının aralanması mümkün mü’ sorusu üzerine şunları söyledi:
“Sorunun bir kısmıyla ilgili, derin devlete meşruiyet tanımlayan ve Tom Barrack’ın tarif ettiği bir rejimi tarifleyen ve orada bir göreve talep açan yaklaşımı, tarihi olarak bir talihsizlik. Tarihi bir talihsizlik olarak ifade etmem lazım. Tom Barrack tarif ediyor bunu. Monarşi tarif ediyorlar. Batıcıların, milliyetçilerin ve İslamcıların Cumhuriyet kurulmadan önceki ittifakı diye de bir başka tarifin de peşinden gidiyor. Tarihi bir talihsizlik. CHP’ye yapılanın bir devlet darbesi olduğunu söylüyor ve derin devlete bir önem ve bir kutsiyet atfediyor. Parlamento çatısı altında bunları konuşmayı zul sayarım.”
















