Hepimize küçükken öğrettiler: Doğru yoldan sapma

Author: Hasan Ali Çölük

Published:

Last Modified:

Hepimize küçükken öğrettiler: “Doğru yoldan sapma. ”Peki ya o yol yanlışsa? Ya da daha da kötüsü, sana doğru diye dayatılan yol, aslında başkasının güvenli patikasıysa?

Hayatın dümdüz çizildiği haritalara aldananların hikâyesi hep benzer biter. Mezuniyet, iş, evlilik, emeklilik… Yoldan çıkmadan tamamlanmış bir ömür. Ne var ki bu öyküde çoğu zaman “yaşam” eksik kalır. Çünkü bazı hayatlar, yanlış yollarda anlam kazanır. Bazı insanlar, yanlış yola saptığında kendine rastlar.

Yanlış Yolda Karşılaşılanlar

Bir gün üniversite sınavında barajı geçemeyen genç, yıllar sonra bestelediği şarkılarla milyonlara umut olur. Bir başkası işten kovulur, sonra kendi şirketini kurar. Kimi büyük şehirde boğulur, küçük bir kasabada nefes almayı öğrenir. Hep “başarısızlık” gibi görünen bu sapmalar, aslında hayatın insana sunduğu beklenmedik öğretmenlerdir.

Edebiyat buna şahittir. Franz Kafka bir sigorta memuruydu, yazarlığı “mesai dışı sapkınlığı”ydı. Van Gogh’un tabloları yaşarken kıymet görmedi; “yanlış meslek” seçmişti belki. Bugün her biri dünya mirası. Demek ki bazen yanlış yerde olmak, geleceğe imza atmaktır.

Toplumun Doğru Sandığı Yollar

Toplum, rotayı sabit tutmak ister. Çünkü yön değiştiren biri, herkesin haritasını sorgulatır. “Memur ol, düzenli maaş al,” denir. “Ev al, çocuk yap, krediye gir ama istikrar olsun.”
Oysa bu reçetelerin çoğu, bireyin değil sistemin iyiliği içindir. Yanlış yoldan döneni alkışlarlar. Ama o yolda kalıp kendi patikasını çizenleri, önce küçümser, sonra merak eder, sonra belki taklit eder.

Mesela; şehirden köye dönüp domates yetiştiren biri önce “işsiz” sayılır. Sonra o domates, şehirde manav tezgâhında 40 liraya satılınca aynı kişi “girişimci” olur. Hâlbuki o kişi hiçbir zaman yol değiştirmemiştir. Sadece “başkalarının yolu”ndan çıkmıştır.

Kendi Yolunun Bedeli

Elbette bu kolay değil. Yanlış yolda olmak, yalnızlığa da çıkar. Anlaşılmamaya, dışlanmaya, eleştiriye. Ama ne gariptir ki, insan tam da burada kendini tanır. Sürüden ayrılanı kurt yer derler. Oysa bazen sürüden ayrılmayanlar, kendilerini yiyip bitirir.
Sistemin doğrusu herkese uymak zorunda değil. Herkesin haritası kendi ayağına göre çizilmeli.

Kendi yanlışına sahip çıkan bir insan, başkasının doğrusuna mahkûm yaşamaz. Ve bu başlı başına bir özgürlüktür. Belki de “yanlış” sandığın, sadece yeni bir yoldur. Daha önce kimsenin yürümemiş olduğu…

Bir Uçurumun Kenarında Fikir Doğar

Doğrular güvenlidir ama nadiren yaratıcıdır. Yanlışlar ise risklidir ama bazen devrimcidir.
Bir filozof yanılırken düşünür. Bir sanatçı düşerken görür. Bir yazar bocalarken kelimeleri bulur.
Terslikler, itirazlar, sapmalar… Hepsi insanlığın yürüyen merdiveni gibidir. Yukarı çıkanların çoğu düz basamakta gider. Ama bir adım yan atan, yeni katın kapısını aralar.

Tersi, bazen düzünden daha doğrudur. Çünkü düşünmeyi, sorgulamayı, hissetmeyi mecbur bırakır.

Sonuç: Yanlış Sandığın, Belki de Seni Kurtarandır

Yanlış yolda olmak korkutucudur, çünkü bilinmezdir. Ama bilinmezlik bazen rehberliktir. Ezberlenmiş doğruların içinde kaybolmak yerine, şaşırmayı göze alanlar içindir gerçek yolculuk.

O yüzden bu yazıyı okuyan biri olarak sana bir çağrı bırakayım:
Bir gün herkes doğru yoldayken, sen biraz sapmayı dene.
Belki yanlış yoldasındır.
Ama belki de sonunda doğru kendinsindir.