Avrupa’nın Ukraynalı ve Suriyeli mültecilere bakışı
Author: Nur Torun
Published:
Last Modified:
Avrupa ülkelerinin Ukraynalı ve Suriyeli mültecilere bakışı!… Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’yı işgal etmesiyle beraber, 2. Dünya savaşından bu yana Avrupa’nın gördüğü en konvansiyonel askeri operasyon gerçekleştiriliyor.
İşgal başladığından bu yana Avrupa ülkeleri Ukraynalı göçmenler için ılımlı ve kucaklayıcı bir tutum izlemiştir. Bu tavır ve tutum Suriyeli mülteciler tarafından oldukça eleştirilmiş olup kendilerine böyle davranılmadığını ve “çifte standart” uygulandığını söylemektedirler.
Avrupa ülkelerin bir hafta içinde binlerce Ukraynalıyı ülkelerine alışını izleyen ve hala kampta yaşayan üç çocuklu bir Suriye vatandaş sitemini şöyle belirtti:

“Biz Suriyeli mülteciler hala çadırlarda, karın altında ölümle karşı karşıya kalırken ve kimse bize bakmıyorken neden tüm Ukraynalılar daha iyi karşılandı diye merak ediyoruz”
Reuters’in araştırmasına göre pek çok aktivist ve mülteci tarafından Suriye ve Ukrayna mülteci krizinde meydana gelen tepkimeler karşılaştırılmaktadır. Eleştirmenlerin bir kısmı kötü hava koşullarında günlerce yürüyen, tehlikeli deniz yollarında hayatlarını kaybedenleri hatırlamaktadırlar.
Avrupa ülkeleri Ukraynalı mülteciler için şimdiden oturma, çalışma izinleri ve sosyal yardım paketleri ayarlamaya başlamıştır. Suriye veya diğer ülke mültecilerine karşı çekimser duran Avrupa ülkelerinin Ukrayna için hızlı aksiyon aldığını görmekteyiz.
2021 ile beraber Suriye’deki 10 yıllık savaştan Almanya 500.000 almakla beraber AB toplamda bir milyona yakın mülteci kabul etmiştir.
SURİYE VE UKRAYNA MÜLTECİLERİ FARKLILIKLARI AÇISINDAN GELEN YORUMLAR
BULGARİSTAN
Çarpıcı açıklamalardan birini Bulgaristan Başbakanı olan Kiril Petkov Ukraynalı mültecileri “eğitimli, vasıflı ve akıllı” olarak niteleyerek “ Burada alışık olmadığımız ve ne yapacağımızı bilmediğimiz geçmişi belirsiz insanların yer aldığı mülteci dalgası yok” diyerek ülkesinin mültecilere bakışını belirtmiştir. Ellerinden gelen her yardımı yapacağını söyleyen Petkov “Bunlar, havalimanı bombalanan ve yoğun ateş altında bulunan Avrupalılar” ifadesini kullanmıştır.
Bulgaristan geçen yıl 3 bin 800 kişilik mülteci başvurusunda bulunan Suriye vatandaşlarından sadece 850 tanesine mülteci statüsü vermiştir.
POLONYA – MACARİSTAN
Göçmenlere karşı tutumları hep sert olan Polonya ve Macaristan Ukraynalılara kapılarını açıyor. Afrikalı ve Ortadoğulu mültecileri kabul etmemesiyle AB içerisinde eleştirilere maruz kalan Polonya bu sefer Ukraynalılara kapılarını açacaklarını duyurdu. Şu an ki verilere göre 3,5 milyon Ukraynalının ülkeyi terk ettiği ve bunun 2 milyondan fazlasının Polonya’da olduğu bilinmektedir.
Yine aynı şekilde Afrikalı ve Ortadoğulu Gelen mülteciler için güney sınırına duvar ören Macaristan bu defa, gıda, giysi, geçici konaklama ve ulaşım olanağı sağlayacaklarını açıklamıştır.
Bunu bir nedeninin Ukrayna’da çok sayıda Macar kökenli insan olması bu olay için önemli faktördür
Batı basınında yer alan Ukrayna’da olan krizin, Suriye, Irak, Afganistan örneklerinden farklı olması ve Avrupalıların Ukraynalıları daha kendinden hissetme yorumları oldukça eleştirilmiştir.
Ürdün ve Lübnan’da yaşayan Suriyeli mülteciler kendilerini Ukraynalı mültecilerle karşılaştırırken, Arap ülkelerinin de sorumluluklarını yerine getirmediklerini belirtiyor.

BATI ÜLKELERİNİN SURİYELİ MÜLTECİLERE TUTUM VE TAVIRLARININ FARKLI OLMASININ NEDENİ NEDİR?
11 Eylül ile başlayan olumsuz İslam, Müslüman algısı, İŞİD bağlamlı katliamlar ve Paris saldırılarıyla beraber oldukça olumsuz ve biçimsel bir hal aldı.
Bunun yanı sıra Batı’da İslamofobiya, sağ yükselişi ve kültürel kimlik farklılıklarla beraber mülteci krizlerini etkiledi.
Suriye, Irak, Afganistan mülteci örneklerini ve Batı’nın tavır ve tutumları göz önüne aldığımızda bunların göz ardı edilemeyeceği açık ve nettir. Suriye, Irak, Afganistan mülteci örneklerini ve Batı’nın tavır ve tutumları göz önüne aldığımızda bunların göz ardı edilemeyeceği açık ve nettir. Mali destek koşullarıyla 2016 yılında Suriyeli mültecilerin çoğunun Türkiye’ye gelmesi istenmiştir. Bu durumun görünen yüzü olarak değerlendirebiliriz. Türkiye’de bugün 3,7 milyon Suriyeli mülteci bulunmaktadır.
Kendi yönetimleri tarafından yaşam tehlikesi altında olan bu insanların yaşamak için girdiği bu zorlu süreçte Batı tarafından kendi kaderlerine bırakıldıklarını söyleyebiliriz. FRONTEX sınırlarından geri itilen Suriyeli mülteciler buna verilebilecek örneklerdendir. Bu durumdan kaynaklı olarak göçmen kadınlar, çocuklar ve erkekler insan tüccarlarının eline tüm maddiyatını , umudunu bırakmak zorunda kalmışlardır. Sonucunda pek azı düşledikleri yere varmıştır.
Sorunları ele alıp çözmek istediğimiz zaman İslamofobinin bir gerçek değil korkuya inanmanın ideolojik kavramı olduğunun altını ivedilikle çizmek gerekmektedir.
Batı’da bu durum yüzünden yaşanan mülteci sorunları ve sayısı milyonları aşan mülteci dramlarının çözülmesi için küresel adalet, eşitlik ve paylaşım bileşenleri tekrar kurulmalıdır.
Konuya artık Medeniyetler Çatışması veya İslamofobya olarak bakmak yerine sosyo-ekonomik ve politik olarak analiz edilmesi ve anlaşılmak istenmesi gerekmektedir.