Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depremin ardından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgedeki fay sistemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Üşümezsoy, depremin yalnızca Afyonkarahisar çevresiyle sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini savunarak Denizli, Burdur ve Afyonkarahisar’ı kapsayan tektonik yapıya dikkat çekti.
Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde meydana gelen deprem, bölgedeki aktif fayları yeniden gündeme taşıdı.
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre saat 03.23’te kaydedilen depremin büyüklüğü 4,1, derinliği ise 7,02 kilometre olarak açıklandı.
Depremin ardından Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un bölgenin jeolojik yapısına ilişkin değerlendirmeleri kamuoyuna yansıdı.
ŞENER ÜŞÜMEZSOY ÜÇ İLİ İŞARET ETTİ
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Dinar’da meydana gelen sarsıntıyı Denizli, Burdur ve Afyonkarahisar çevresindeki fay sistemleri üzerinden değerlendirdi.
Üşümezsoy’a göre söz konusu depremin meydana geldiği tektonik yapı, yalnızca il sınırları üzerinden ele alınamayacak kadar geniş bir alanı kapsıyor.
Depremin Denizli-Afyon doğrultusundaki fay sistemiyle bağlantılı olduğunu savunan Üşümezsoy, bu bölgedeki yer kabuğu hareketlerinin birlikte incelenmesi gerektiğini belirtti.
DENİZLİ-AFYON FAY SİSTEMİNE DİKKAT ÇEKTİ
Üşümezsoy, değerlendirmesinde Denizli çevresinde yer alan Buldan, Karahayıt, Pamukkale ve Honaz bölgelerindeki fay hatlarının jeolojik ilişkilerine değindi.
Söz konusu fayların farklı doğrultularda uzanan kollarının Denizli’den Afyonkarahisar yönüne devam ettiğini ifade etti.
Dinar’da kaydedilen 4,1 büyüklüğündeki depremi bu sistemin bir parçası olarak yorumladı.
Bu değerlendirme, Üşümezsoy’un bölgedeki fayların yapısına ilişkin bilimsel görüşünü yansıtıyor.
HONAZ VE ÇİVRİL ÇEVRESİNDEKİ FAYLARI ANLATTI
Şener Üşümezsoy’un açıklamalarında Honaz ve Çivril çevresindeki fay sistemleri de yer aldı.
Üşümezsoy, Denizli yakınlarında uzanan bazı fay kollarının yön değiştirerek Afyonkarahisar istikametine doğru devam ettiğini anlattı.
Bölgedeki fayların birbirinden tamamen bağımsız yapılar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Dinar depreminin bu geniş tektonik yapı içerisinde meydana geldiğini ileri sürdü.
BURDUR GÖLÜ ÇEVRESİNDEKİ JEOLOJİK YAPIYA DİKKAT ÇEKTİ
Üşümezsoy, bölgenin jeolojik yapısını değerlendirirken Burdur Gölü çevresindeki çöküntü alanlarını da ele aldı.
Batı Anadolu’da yer kabuğunun genişlemesiyle ilişkili faylanma hareketlerinin, bölgedeki çöküntü havzalarının oluşmasında etkili olduğunu belirtti.
Bu kapsamda Denizli, Burdur ve Afyonkarahisar arasındaki tektonik bağlantıların araştırılmasının önemine değindi.
ŞENER ÜŞÜMEZSOY BÜYÜK DEPREM UYARISI MI YAPTI?
Üşümezsoy’un kamuoyuna yansıyan son değerlendirmeleri, Dinar’da meydana gelen 4,1 büyüklüğündeki depremin fay sistemiyle ilişkisine odaklanıyor.
Açıklamalarında belirli bir tarihte daha büyük bir deprem meydana geleceğine ilişkin doğrulanmış bir tahmin bulunmuyor.
Bu nedenle değerlendirmelerin yeni ve büyük bir depremin kesin olarak yaşanacağı şeklinde yorumlanması doğru değil.
Deprem tehlikesi, fayların özellikleri, geçmiş sismik hareketlilik ve bilimsel çalışmaların birlikte değerlendirilmesiyle ele alınıyor.
DEPREM ÖNCEDEN TAHMİN EDİLEBİLİR Mİ?
Günümüzde depremlerin meydana geleceği gün, saat, konum ve büyüklüğü kesin olarak önceden belirlenemiyor.
Bilimsel çalışmalar, belirli bölgelerdeki deprem tehlikesinin ve uzun dönemli olasılıkların değerlendirilmesine imkân sağlıyor.
Ancak bu çalışmalar, tek bir depremin tam olarak ne zaman gerçekleşeceğini ortaya koymuyor.
DİNAR DEPREMİNİN ARDINDAN SON DURUM
Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde kaydedilen 4,1 büyüklüğündeki deprem, Batı Anadolu’daki fay sistemlerine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un Denizli, Burdur ve Afyonkarahisar çevresine ilişkin açıklamaları ise depremin jeolojik bağlantılarının değerlendirilmesine odaklandı.
Bölgedeki sismik hareketlilik, AFAD ve ilgili bilimsel kuruluşların ölçümleri üzerinden takip ediliyor.
Deprem riskine yönelik değerlendirmelerde, tek bir açıklamadan hareketle kesin sonuç çıkarılmaması ve yetkili kurumların verilerinin dikkate alınması önem taşıyor.












